ecocity

Her şeyin başına eco koyunca tamam oluyor sanki. bir Çinli sunuşunda zamanımızda ECO'lar EGO olmuş dedi. Ne doğru değil mi? kimsenin ekoyu düşündüğü yok herkes kendi egosunu tatmin peşinde. Bildiğimiz ekosistem, ekoloji kavramlarının eko’su alınmış ve şehir, bina, planlama, yapı, kent gibi kavramların başına konmuş, etiket olmuş.
Yani gündem ekoşehir, ekobina, ekoplanlama. Birde bunların içlerini doldurabilsek. sırf isimde kalmasa, kelimelere çok takılmasak.
Sorunlar biliniyor, ortak. Küresel ısınma, iklim değişiklikleri, gdo, karbon salınımları, enerji tasarrufları…özetle doğanın dengesinin bozulması.
otomobillere bağımlı şehirler ve otomobil merkezli gelişimler. arabasız şehirler yaşamlar yaratılmalı dendi durdu. Otomobil büyük kirletici arkasından bir sürü şeyi de tetikliyor tabii. ama sadece bu değil ki. İsveç 2020 için petrolden kurtulma projeleri yapıyormuş. Ev-iş-okul üçgeni yürüme ya da bisikletle gitme mesafesinde olmalı dendi ama büyükşehirlerde bu neredeyse imkansız değil mi?
ana konumuz "doğaya dönüş, doğal kaynakları nasıl kullanalım?koruma-kullanma dengesi nasıl oluşturalım" dı"Rüzgardan, güneşten, yağmur sularınından yararlanalım, kullanalım. Bunların bize elektrik, su, enerji, yakıt olarak geri dönüşümü yapalım" dendi.
Yeşil, yeşil, yeşil. O kadar önemli ki. yeşil çatılardan bahsedildi. Benim oldum olası çok hoşuma gitmiştir. Her evin çatısının bahçe olduğunu düşünsenize. Yukarıdan bakınca çok hoş görünür. Her yer yemyeşil olur.
Konferansın doğa ayağı eksikti biraz. Yani canlıların, hayvanların, bitkilerin, endemik türlerin, nesli tükenenlerin bu konferansın neresinde olduğu, ekoşehir yaparken onlar için ne yapılması gerektiği spesifik olarak söylenmedi hiç. sürdürülebilirlik nasıl sağlanacaktı?
Ağırlıkla dünyadaki çevre sorunları ve bunlara çözüm olarak da arabasız şehirler yaratmak, enerji verimliliği yüksek binalar yapmak ve yeşil çatılar oluşturmaktan sürekli bahsedildi.
Açıkçası ben çok tatmin olmadım. Dünya ölçeğinde belli stratejik kararlarla sonra da ülke ölçeğinde bölgesel planlarla başlamalıydı her şey. Yani ben genelden özele inerdim. Çünkü birtakım yasa, yönetmelik, yaptırımlar olmadığı sürece bir şeyleri değiştirmek çok zor. Bu konferansta da tam tersi bina ölçeğinde takılıp kaldık. Yani binalar %100 enerji tasarruflu olsalar, çöp, su vs. geridönüşümü yapılsa, yeşil çatısı da olsa sorunlar bitecek mi? Hadi arabada kullanmayalım ya da en azından hibritleri kullanalım.
Ne kadar sürede açılan ozon tabakası eskiye döner, iklimler düzelir, nesli tükenen canlılar geri gelebilir ki?tabii neresinden başlanırsa ya da ne yapılırsa iyidir diyorum ama öyle bir düzen var ki kaynaklar tükenip birileri para kazanamaz hale gelince bunlara dönüşüm olabilir diye düşünüyorum. Tabii o zaman da yapılacak bir şeyler kalırsa. Yokolmanın telaşına kapılmaya başlamışız. En çok da çocuklarımız için endişeleniyorum. Umarım gerçek ekoların oluştuğu şehirlerde yaşayan, egoların arkada kaldığı günleri biz olmasak da çocuklarımız görür. Ve umarım bu resimlerdeki gibi yemyeşil yaşam alanlarımız olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder