oğlumun tatlişkoları

şu şirinlere bir bakınnn....
çınarın kuzenleri ve ela bebeği...
hepsi birbirinden güzel....
en büyüğü ceren ablası...(cerene ankaradaki berfin ismini kullanıyor, berfinede ceren. henüz nedenini anlamış değiliz...)
amerikadaki kuzenleri lara ve selin....çok özledik...bu sene gelemediler. nasıl büyümüşler...
çınar'ın geçen yıl resimlerine bakıyorum da ne kadar değişmiş. çok zayıflamış. çocukların o bebekliklerindeki tombulluklardan eser kalmıyor. git gide babasına benziyor:)))
elayı'da taşımaya çalışıyor büyüdük de...
Devamını Okuyun...

hoş mekanlardan...

İncek kahvaltılarla meşhur oldu. yıllar önce gözlemecileriyle başlamıştı. Halen de var gözlemeciler, Dayının yeri en popüleriydi. Ama şimdilerde çok alternatifli, her türlü yemek bulabileceğiniz bir yer oldu. epey kalabalık oluyor hafta sonları...birkaç örnek vermek istiyorum...karışık resimlerini koyuyorum...(resimlerin altına isimlerini yazmayı henüz başaramadım.)
Cafe Green Gold mesela hoşşş. Sıkça gittiğimiz güzel bir mekan…Yeşillik olması çekici kılıyor tabii. Minderler üzerinde bütün bir haftanın yorgunluğunu atabilirsiniz.özellikle çocuklu aileler için ideal yerler var. Geniş, çocuklar rahatça bol bol koşturabilirler…
yonca bistro var...
çardak restaurant...
Geçen gazetede de İncek’te Nüveparkı anlatıyordu. İçinde epey hayvan varmış, bir nevi hayvanat bahçesiymiş. Yemekleri de lezzetliymiş…siteden resimlerini görüyorsunuz. http://www.nuvepark.com/
Eskişehir yolunda Çadır Kebap’ta yemekler güzeldi. Mekan şık ve kaliteli… http://www.cadirkebap.com/Default.asp?id=1

Devamını Okuyun...

güzel bir müze...

Kaç senedir Çengelhan-Rahmi Koç Müzesine gitmek istiyordum. Ve gerçekten gidilmesi gereken bir mekanmış. Farklı, modern, şık…. tarihin geçmişin içinde geziyor gibisiniz…Kale'de...
gittiğimde minyatür evler sergisi vardı. inanılmazdı, çok güzel minyatür her ülkenin tarihini, kültürünü yansıtan minyatür evler yapmışlar...dalıp gidiyorsunuz...nasıl minik minik o detaylarla uğraşmışlar inanamazsınız.
“Rahmi M. Koç Müzesi, dünyada eşine ender rastlanan minyatür sanatını Türkiye’deki sanatseverlerle ilk kez buluşturdu. Minyatür sanatının günümüzdeki tek aktif temsilcisi Henry Kupjack’ın ‘Minyatür Oda’ları, Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergileniyor. 20 minik oda sergilendi. Sergide 1770′lere ait Amerika’nın üçüncü başkanı Thomas Jefferson’ın çalışma ve yatak odasının minyatürü, 1940′lı yıllara ait Wintergarden Tiyatrosu’nun sahne arkasının minyatürü de bulunuyor.” Detaylı bilgi için;
Müzede her şey süperdi. Bayıldım. Gez gez bitmiyor. İlk bilgisayarlar, ilk daktilolar, eski çocuk arabaları, oyuncaklar, denizcilik malzemeleri vs. her telden farklı konseptler var.
Ayrıca çok şık restoranı var. Tarihi bir ortamda yemek yemek hoş olabilir…
Ankara’da benim gibi bir şey yok diyenlere özellikle duyurulur var da çok dağınık demek ki…keşfetmek önemli.
Devamını Okuyun...

festivalden...

Karadeniz iklimine dönüşen Ankara…sevineyimmi bilemiyorum. Yağmur berekettir hem de her yer yemyeşil hala. Ama artık dışarıda güneşlenmek istiyorum. Her gün de yağmur atıştırması biraz hoş olmuyor…ayrıca çok bunaltıcı sıcaklara da devam…
Maalesef bu yazılarımın birçoğu Haziran’dan kalma. Çocuklar için yaz okulu ilanını yine de hatırlatmak isterim. UMAG yaz okulu başlamış ve bir sürü etkinlik var. Ama çoktan başlamıştır herhalde. çocuklar için yaz okulları, havuzlar çok alternatifli var...
Ayrıca CEPA AVM ve ANKAMALL AVM önünde ufak lunaparklar açılmış. herşey var. atlı karınca, çarpışan araba, hızlı tren(mini)....çok zevkli ve güzel. çocuklara göre...akşamları serin serin tavsiye edilir.   
Haziranın 2. haftası Gölbaşı’nda festival vardı. Çok hoştu. Özellikle sanat sokağı görülmeye değerdi. Çınar çok beğendi. Jonglör grubu, canlı dinletiler, pamdomim, ateş püskürten adam, yabancı dans ekipleri göl kenarında kendimi Ankara’da değil de sayfiye yerinde hissettirdi. Göl üsütünde ufak maket motor yarışları, yelken yarışları da vardı. Kıraç konseri de çok güzeldi…..Geç oldu üzgünüm ama seneye kaçırmayın diye yazıyorum. Özellikle Mogan gölü ve çevresi denizi andırıyor. bolca festivalden resim koyuyorum...
Ankara’da da güzel hoş şeyler oluyor tabii. çok yer var. Maalesef eskisi kadar gezemiyorum. Yoğunluk ve yorgunluk. Keşke farklı gördüğünüz, gezdiğiniz, keşfettiğiniz mekanları özellikle çocuklarla ilgili olabilir buradan bizimle paylaşsanız…çok ister ve sevinirim….

Devamını Okuyun...

kreşten...

Yaz okulumuz başladı. Hatta epey oldu. Hele şu aralar herkes tatilde kreş bile boş sayılır. Çınarlarda sürekli geziyorlar. Birgün at çiftliği, birgün piknik derken yaz da bitecek böyle.
At binmeye gitmişler nasıl da tatlı görünüyor. Atın adı da prensesmiş. Sürekli söyledi durdu.
“Dün de kızlar prenses olur ben olmam değil mi” diyordu.
Sınıfında Mehmet diye bir arkadaşı var…ne Mehmetmiş. Bir gün elini ısırdı ama epey şiddetli. İzi halen duruyor. Şimdi de hafta sonu yine onu şikayet ediyor. Benim bentenimi alıyor istiyor geri vermiyor. Benim her şeyimi istiyor.
Dışarıda yemek yiyoruz. Yan masamıza 3 tane genç kız geldi. Allahım bizimki kafasını çevirip çevirip duruyorrr utandı mı ne gülüyo, garip hareketler yapıyor… çok tatlılar çok güzel bir dönemi.
sakıza bayılıyor, takılıyor arada “sakız istiyorum” diye.
Birde dondurmaaaaaaaaaya. Sabah kalkar kalkmaz “kıtır kıtır dondurma istiyorum” diyor. Yoksa beğenmiyor. Muhtemelen magnumlara öyle diyor tam anlayamadım ama.
Devamını Okuyun...

Konuşmalarından…

Aşkım büyüyor… Aman allahım hatta kocaman olmuş…Son bir aydır epey değişti.  
2 yaş sendromunu yeni mi yaşıyoruz yoksa bu başka bir şey mi bilemiyorum. Ama çok zor bir dönem…inat da inat…hergün ya da gün aşırı ağlama krizlerine giriyoruz. Hiç söz dinlemiyor. Yapma dediğini inadına yapıyor. Mız mız, şımarık, çok yaramaz yani. Mesela buzdolabının tutma yerine tutunup tırmanıyor üstünde…ya da yataktan atlıyor. Kafa göz gidecek diye korkuyorum… tırmanıyor  atlıyor "uçuyom" diyor.
doktorumuz çok isabetli. süper. tüm söyledikleri tutuyor. Bu krizlerden de bahsetmişti ben yok öyle bir şey demiştim olacak merak etme demişti. Evcilik bayılır demişti o da tuttu. en azından önceden bildiğim şeyleri yaşamak beni biraz rahatlatıyor dönemsel olduğunu düşünüyorum.
evcilik oynuyoruz. bayılıyor o anne, baba oluyor biz çınarın yerine geçiyoruz.
"Evcilik oynayalım sen çınar ol ben anne…..yavrucummmmmmm…"
“yavrucum…oğlum…kokma ben varım. Ben korurum seni…hadi sen uyu…"
"Kuzucum…bebegimmmm…..gel seni uyutayım. Eğğğ eğğğğ eğğğğ uyusun da büyüsün" yapıp ayaklarında sallıyor beni….
Evde oyun oynamaktan dışarı bile çıkmak istemiyor…bütün işi gücü bıraktık tek işimiz evcilik oynamak....
Anneci inanılmaz. Tüm erkek çocuklar böylemi çınar ayrı bir düşkünmü bilemiyorum. banyoya bile giremiyom. "Yanımda kal" diyor başka bir şey demiyor. Geçen banyodan çıkana kadar ağladı annemi istiyorum diye. (Bazen çok bunalıyorum.) tabii bir taraftan da severken öldürüyor. sürekli canımı acıtıyor. bana "yeme, uyuma" diyor.
"Seni eşkıya seni"….(ben bazen öyle diyorum ona) sizin aynanız çocuğunuz. Taklidinizi de yapıyor."ben senin taklitini yapıyom” deyip gülüyor. Ne söylersen aynısını söylüyor.
"Biz bir ailemiyiz?aile ne? Anne baba çınarrrrr……"
Anneanne ve babaanneni arayalım çok özlemişler sesini duymak istiyorlar diyorum. "Anneanne, babaanne ağlar. Aramayayım" diyor….
Kendini bebeklerle kıyaslama “bebekler yapamaz” iki lafın biri bu….ne yapsa kıyaslıyor...
Bazen de tam tersi “ben bebek oldum” diyor. "agu agu" diye konuşuyor nasıl güzel bebek taklidi yapıyor. Bu da evcilik gibi bir şey herhalde.
Masal anlatması süperrrrrrr…"bir varmış bir yokmuşşş..ayının birinin uykusu gelmemiş.."çok şirin…
Aralarda tekerleme ve şarkılar söylüyoruz. “Duma duma dummm…” “Mini bir kus konmustu……”
“Babam ve ben” filmindeki çocuğun konuşması gibi bazen… çok şirinnnnnnnn
Bazen de büyük adam gibi oğlum…“ben düşünememiştim”, "yanlıslıkla oldu", "cok yaşa", “gecmis olsun”, “özüdilerim”
bir de kabalığımız devam ediyor. "gelermisin, alarmısın?"
15.07.2010 akşam üzeri evdeyiz, tutturdu. “Ela bebek istiyorum. Doğur hemen. Ben bakarım”…oyuncak bebekle oynayalım adı ela olsun. “Hayır ben canlı istiyorum. Hemen çıkar karnından”:)) nasıl ağlıyor çok ciddi yaniii. Tutturdu yine. Şu inadı, takılması yokmu illa dediği olacak…
Bıcır bıcır konuşuyoruz artık susmuyoruz. Ama o kadar tatlıki zaten susmasını isteyen yok. Bilmiş bilmiş konuşmaları yokmu? Bazen büyük adam gibi. Bazen tam çocuk gibi…
bilmediği birşey yok gibi, bazen inanamıyorum. şimdiki çocuklar gerçekten büyümüş de küçülmüş.
Devamını Okuyun...

Oto koltuğu hakkında bilinmeyenler….

Taksilere çocuk koltuğu ne zaman gelecek?
1 Haziran’da başlayan yeni uygulama, çocuklarımızı ne kadar koruyabilecek?Avrupa ve ABD’de taksilerde ve şehirlerarası otobüslerde de çocuk oto koltuğu zorunlu. Peki Türkiye’de?
Geçtiğimiz haziran ayı başından itibaren Türkiye'de özel otomobiller, taksi, otobüs, tren gibi toplu ulaşım araçlarında çocuk oto koltuğu zorunluluğu getirildi. Ama dinleyen kim? Taksiciler Odası "Oto koltuğu imkansız" derken, Türkiye Otobüsçüler Federasyonu 0-6 yaş çocuğa nasıl koltuk satacağının derdinde. Yeni yapılan bir araştırmaya göre ebeveynlerin yüzde 28'i çocuk oto koltuğunun ne olduğunu bile bilmiyor...
Peki, ebeveynler ne kadar hassas davranıyor bu konuda? Mesela takside çocuk oto koltuğu isteyen olmuyor mu? Bu soruyu İstanbul'daki en büyük taksi duraklarından Atatürk Havalimanı Taksi Durağı'nın şefi Erol Beyazıt'a sordum, cevabı netti: "Hiç olmadı."
Kazalarda çocuk ölümü yüzde 40
* Almanya'da çocuk oto koltuğu kullanım oranı yüzde 94, Amerika'da ise yüzde 99.
* Avrupa Birliği kuralları gereği taksi, tren, otobüs gibi toplu ulaşım araçlarında çocuk oto koltuğu bulundurmak zorunlu.
* Türkiye İstatistik Enstitüsü (TİE) 2009 rakamlarına göre, Türk insanının yüzde 28'i çocuk oto koltuğunun ne olduğunu bilmiyor. Bilenlerin yüzde 54'ü kullanmak istemiyor, yüzde 30'u ise "çocuk istiyor diye" ön koltukta oturmasına izin veriyor. Karayolu yolculuklarında çocukların yüzde 80′inin seyahat güvenliği sağlanmıyor.
* Türkiye'de kazaya bağlı ölümlerde 0-9 yaş arasındaki çocukların yüzde 46'sı oto koltuğu kullanılmaması sebebiyle yaşamını yitiriyor. Avrupa'da kazalarda çocuk ölümü yüzde 2 iken, Türkiye'de bu oran yüzde 40′ı buluyor.
Hangi yaşa hangi koltuk
0-12 aylık (0-9 kg): Bebekler için yapılmış olan ana kucağı modeli tercih edilmeli. Arka koltuğa, bebeğin yüzü arka cama bakacak şekilde monte ediliyor.
4 yaşına kadar (10-18 kg): Hareketli çocuk oto koltukları kullanılmalı. Çocuk, yüzü arka cama bakacak şekilde seyahat etmeli.
4-12 arasında (15-36 kg arası): Çocuk, boy ve kilo olarak hareketli koltukları kullanamaz. Henüz emniyet kemeri de kullanmaya hazır olmadığından, yükseltici koltuklar tercih edilmeli.
daha fazlası için aşağıdaki linke bakabilirsiniz....
http://ekonomi.haberturk.com/otomotiv/haber/533340-taksilere-cocuk-koltugu-ne-zaman-gelecek
Devamını Okuyun...

SÜPERRRRR ANNELERRRRRRRRR


AHLATLIBEL’deyiz….ÇOK HOŞ…anneler ve çocukları. Tam bir güzellik… süper tatlı bebekler...3'ü kız. bilmem artık:))) (tabii benim haylaz oğlum  sırtıma çıktı ve görünmüyor.resim çekilmek zor onunla) ela bebeği nasıl seviyor zaten. onu görmeye gittik.
çınarın kız hayranlığı da başladı. kız kavramını, cinsiyet farklılığını farketmiş durumda. sınıflarında bir kız var merve adı da. geçen gün bana "merve kızı anlat" dedi. "çokkk kızzzz" mış o.güldüm çaktırmadan. çok kız nasıl oluyorsa artık...kızların kız olduğunu vurguluyor sürekli. farklı olduğunumu anlatmaya mı çalışıyor bilemiyorum.
12 Haziran 2010'da çok özel bir gün. oğlum ilk kez bir kıza aşık mı oldu anlamadık ama hayranlık duydu diyebiliriz. gerçi ben göremedim. annem ve babasıyla eve çıkarken asansörde 11-12 yaşlarında çok güzel bir kıza rastlamışlar. çınar gitmiş kızın ellerini tutmuş öyle hayran hayran dikmiş gözlerini hiç ayırmadan ona bakmış öylece birkaç dakika. hipnoz olmuş gibiymiş. biraz utanmış da. çok gülmüşler...görmek isterdim...
geçende internetten amerikadaki kuzenleriyle konuşuyoruz. çınar Lara için bize döndü "çok kızlar onlar" demez mi? selin lara kardeşler onları öyle iki kız görünce demek ki...arkasından da "ben kızları severim" dedi:)))))
Devamını Okuyun...

yeni oyuncaklarımız

Alanya’da birgün Çınar babaannesiyle dışarı gezmeye çıktı ve elinde küçük toplarla döndü. Böyle ufak toplar. Bu ne oğlum… bakugan dedi. anlayamıyorum da adını duymamışımki hiç. kırtasiyede görmüş tutturmuş alalım diye. Topları atıp savaşşşşş diye bağırıyor vallahi şaşırıp kaldım. Şok oldum. Sonra öğrendik ki tv’de çıkıyormuş, çizgi film kahramanıymış. Ve aynen Çınarın yaptığı gibi yapıyor. çok dikkatliler...Bu çizgi film veren kanalları da pek açmıyoruz ama nerede görüp öğreniyorsa. caliou açıyorum ama artık pek ilgisini çekmiyor zaten izlemiyor. Sonra benten saati istiyorum diye tutturdu. o da ne dedik. ….oğlum erken mi büyüdü ne??? Saatin üstüne vurup ona da savaş diye bağrıyor. Kaç gün tutturdu başka saatler için. kırk modeli varmış. Ve bize tam 3 tane farklı modelde aldırdı. Halen oynuyor bayılıyor. tabii ben farkettim ki biz sahtelerini almışız. birde nasıl pahalı orjinalleri varmış. DN&R görünce anladım.
Velhasıl bütün çizgi film kahramanlarının hepsini teker teker öğrenmeye başladık. Bakalım sıra neye gelecek…
Devamını Okuyun...

sinema keyfimiz

Oğlumla sinemaya gittik. Süper zevkli. Onun büyümesi birşeyler paylaşmak SÜPERRRRRRR…
Bu aralar çocuk filmleri geliyor sürekli. Önce shrek vardı ona gittik birlikte. Güzel eğlendik, izledik.
Şimdilerde oyuncak hikayesi var. CD’lerini alıp izlemiştik. Ama üç boyutluları pek sevmiyor Çınar. gözlük rahatsız ediyor genelde yarım bırakıp çıkıyoruz. En iyisi küçük çocuklarda normal filmlere gitmek.
Bu arada çim kafa aldık ve yetiştirdik. saçları nasıl çıktı çok komikti…eskiden yaptıklarımız bu kadar gür değildi::))

Devamını Okuyun...

alanya


Alanya bu sefer bana çok iyi geldi, hem dinlendim hem eğlendim. Belki de çok yorgun olduğumdan. Ne yapıp edip ortam değiştirmek lazım. Deniz kenarında yaşamak güzel. Yürüme mesafelerinde bir yerde yaşamak güzel.
Emre aydın konseri vardı. Deniz kenarındaydı. Gençlerin çoğu kumsalda konseri dinledi. Öyle hoşuma gitti ki. Açık hava, deniz mehtap. Büyük şehirlerde yaşamdna ne çok kaçırdığımı her tatile gittiğimde hissederim. Nefes almayı unutuyor gibiyiz. İş-ev arası kurulu makine gibiyiz. Aralara da serpiştirilmiş gezmeler…ama hayat doğa demek. Dimçayına gittik mesela. Doğanın içine…
İnsan gerçek bir makine gibi. Neye kurarsan onu yapıyor. Mesela sürekli çalışmaya programlanınca artık tatil falan yapmak bile istemiyorsun. Tatile gidince öyle otelde yatınca dinlenmek fazlaca tembelce gelebiliyor. Tabii alışınca da tatil dönüşü çalışmak zor geliyor. Ya da sürekli evde durunca evden dışarı çıkmak istememek gibi. Ne yaparsan ona alışıyorsun ve zincirlerini kırmak istesen de zor oluyor.
Alanya da yapacak çok şey var. Eğlence var. Yaşayan hareketli bir dünya var. Geceleri her yer tıklım tıklım. Resimdeki manzarada kahvaltı etmek çok hoş. Ya da motorla gezmek…
Ayrıca bu gittiğimizde Çınarsız 1 gün tatil yaptık, biraz nefes alalım demiştik ama benim oğlumsuz içime sinmedi. Güzel olan her şeyi onunla yaşamak istiyorum. Yanımdayken de beni öyle yoruyor ki bana çok düştü bu aralar. Siyam ikizi gibi yapşık haldeyiz. Öyle alışmışız ki ne onunla ne onsuz olmuyor. İyi ki var oğluşum varsın yapışık olalım…
Devamını Okuyun...

hastalanma..

19 haziranda Oğluşum çok kötü hasta oldu. Beni çok korkuttu. Kusmayla başladı şikayetleri. Acile gittik. Salgınmış, birkaç çocuk daha geldi. Serum verdiler. Sabaha ishalde olduk. Biraz toparlayınca eve döndük. Ama gece yine başladı. Kusma, ishal. Hiçbirşey yemiyor zaten, halsiz. Başka hastanenin aciline gittik bu sefer. Onlarda serum takıp içine ilaç verdiler. Sonra çınar bir tuhaf oldu. Çocuk yerinde duramıyor karnım ağrıyor diye ağlamaya başladı. Sonra bir baktım yüzü şişmeye kırmızı olmaya beyaz lekeler oluşmaya başladı. Meğerse ilaç alerji reaksiyon vermiş, dokunmuş. Hemen çıkardılar her şeyi. Ama ben nasıl kötü oldum. Onu o halde görünce ömrümden ömür gitti. yanlış ilaçmı verdiler ne yaptılar oğluma diye diye bir ağlama krizi geçirdim. Böyle anlarda hiç serinkanlı olamıyorum. Ama olmak lazım biliyorum da. Doktor olan kaynım telefondan beni sakinleştirmeye çalıştı yoksa ikna olmuyordum. Çünkü Çınara hemen arkasından başka iğne yaptılar sonra çocuğumun gözü kapandı. Meğerse uyku verirmiş sabaha kadar uyur normal dediler. Tabii ben o gözünü açana kadar başında bekledim. Ne zor hastalık işi. bir hemşire bir doktorun ellerinde hayatımız. Ne yapıp ne verdiklerini bilmiyoruz. Öyle korkunç, garip şeyler duyup, okuyoruz ki kimseye güvenemiyorsun. Özel en iyi hastane birde burası. Allah kimseyi düşürmesin.
Çocuk hastalığı başka bir şeye benzemiyor. O hastalandımı tüm hayat alt üst oluyor. Arkasından ertesi gün tüm aile kusmaya başladık. İshal olduk. Neyse virütük bir şeymiş. Mahvolduk yani ailece. geçen ay epey salgındı. hala ishal kusma büyüklerde bile duyuyorum. aman dikkat. sulara vs.
En önemli husus şu. Alerji yapan ilaçlar çok önemli. Yani çocuğunuza dokunan. Tespit ettim ben mesela artık onları hiç vermeyeceğiz.
Çınar bu arada çok zayıfladı tabii… ishal olunca çınar ne olduğunu anlayamadı. Sürekli kabız olan oğluşum kaka yaptığını anlayamadı bile…bir şey oluyor diyor.
Annelik ne zor imiş…o gün inanılmaz bir şey olduğunu gördüm. Öyle fena oldum ki hiçbir şey tarif etmeye yetmez. Çocuğunu kaybedenlerin nasıl büyük bir acı yaşadıklarını hissedebiliyorum ve sabır diliyorum…Allah kimsenin başına da vermesin…
ya da ben ne kadar dayanıksızım mı desem. ama duygusal, titiz, hassas insanlar için zor…her konuda rahat insanların işi iyi. İşini çok umursamayan, temizliği önemsemeyen ,pimpirikli ve evhamlı olmayan, çocuğunun ne olacağı nasıl büyüyeceğini kendine dert etmeyen, en önemlisi başına bir şey geldiğinde serinkanlı olabilen, çocukla ilgilenmek gibi bir derdi olmayan, ayrılık-ölüm gibi takıntıları olmayan yapıya sahipsen süperrrrrrrr…zaten böyle titizlenince her şey gelip seni buluyor.
Devamını Okuyun...

Çocuğunuzla tatile çıkarken…

TATİLE ÇIKMADAN ALINACAKLAR:
1. Mayo (mümkünse 2-3 adet, ıslanınca değiştirip kurusunu giydirdim ben)
2. Deniz havlusu
3. Terlik yada açık deniz ayakkabıları (terlik ayaktan çıktığı için ikincisini tercih ettim)
4. Kolluk ve simit (ben ikisini de aldım)
5. Kova-kürek oyun takımı
6. Güneş kremi
7. Nemlendirici krem
8. Şapka(en az 2 adet, biri ıslanıp kirlenirse alternatif olmalı)
9. Bolca tişört ve şort
10. Güneş gözlüğü












İhtiyaçlarımızı aldık ve doğru tatile çıktık.
Tatiller en çok da çocuklar için değilmi? denizin tadını çıkaran, eğlenen, her istekleri olan, şehir hayatından uzak, açık havada koşturan, oynayan ve özlem gideren onlar. Benim tatil anlayışım değişti ama çınar için bol kumlu ve deniz olan tatilleri tercih ediyoruz. Çınar neler yaptı neler…kaydıraklı havuzlara bayıldı tabii. Dalgalı denizi çok sevdi. Kumlarla oynadı. Çarpışan arabalara bindi, trombolinde zıpladı, parklarda oynadı da oynadı. BOooool dondurma yedi halen devam yemeye….sürekli çıplaktık bundan da acayip keyif aldı. Özetle süper iyi geldi, mutlu oldu. Şimdi sürekli tekrar tatile gidelim diyor başka bir şey demiyor.
Devamını Okuyun...

babalar günümüz

Çınarın 2010 babalar günü anneler günü gibi çok özel oldu. Gerçi babalar gününde hastaydık…..hatta alanyaya tatile gidecektik ama maalesef ertelemek zorunda kaldık o hafta. büyükbabasıyla 3 kuşak kutlayacaktık ama kısmet olmadı.
Kreşte çok özel hediyeler hazırladı çınar bize. Onun elinden ilk hediyelerimizi aldık. İnsan çocuğundan ne bekler ki… bir öpücük yetiyor zaten…
Babasına araba çerçeveli resim, boyalı kravat, kitap ayıracı ve resmini yapıp hazırlamış oğluşum…
Bana da gülün yanında çizdiği resmimi, beni anlatan bir yazı ve beni sevdiğini söylediği bir cd vermişti.
Oğluşum 2,5 yaşında bunları yapmış bize. Çocuklar dünyanın en güzel yaratıkları. Çınar olduğundan beri çocuklara olan sevgim ayrı bir arttı. Hepsi çok güzel, masum…
herkese böylesi güzellikleri yaşaması dileğiyle...
tüm babalarında geçmiş babalar gününü kutluyorum bu arada. babaların da hakkı ödenmez...
Devamını Okuyun...

tuvalet alışkanlığı

ÇOCUK EMEK İSTER.......Çocuk büyütmek zor zor.... Bir süreci bitiyor başka bir süreç başlıyor. Şimdi de TUVALET ALIŞKANLIĞI edinme dönemimiz. Sürekli çişim geldi diyor ve wc’deyiz. Bazen ilgi çekmek, oyun olsun diyemi yapıyor diye düşünüyorum ama bakıyorum da her defasında yapıyor. Ters bir şey söylemekten de kaçınıyorum şevki kırılmasın diye. Özetle uğraşınız hiç bitmiyor. Hatta büyüdükçe zorlaşıyor diyebilirim. Çok bilmiş, her şeyden anlayan bir insan olmaya devam ettikçe sorunlarımız da aynı oranda artacak korkarım.
İlk zamanlar bu iş de zor. Geceleri bağlasammı, oyun alanına bırakırken ne olacak gibi soruların sonuçlarında bir bezi takıp bir çıkarır hale gelmiş bulunuyorum. Çocuğun da normal olarak kafası karışıyor. Evdeyken soruyor bana bezim varmı altımda::)) bu konuda ısrarcı olmamak kendisinin istemesi, hazır olması çok önemli. Tekrar hatırlatayım istedim…
İşallah kabızlık sorunumuzu tuvalet alışkanlığı ile haledeceğiz. Beslenme kabızlıkta çok önemli . Ve ben zorla yemek yedirmiyorum ama bazen hatamı yapıyorum diye düşünmüyor değilim. Beslenmesine gereken özeni göstermiyorum mu acaba? Sebze yemediği için kendimi suçlu hissediyorum. Ama Allahtan etrafta kimle konuşsam bu yaşlarda pek sebzeyle aralarının iyi olmadığı söyleniyor. Bende teselli buluyorum:)))
Devamını Okuyun...

fotoğrafçılık...

Aylardır çınarın tek bir resmini bastıramadığımı hatta cd’ye kaydedemediğimi, hatta evde buzdolabının üstüne dizemediğimi fark ediyorum…Aynen uzun bir zamandır siteme yazı yazamadığım gibi. çınarla ilgili yazmayı en sona bıraktım onunla ilgili yazacak o kadar çok şey var ki. Çınarın doğduğundan beri ay ay fotoğraflarını bastırıyorum. güzel bir albüm oluşturacağım. her ne kadar dijital makineler çıktıysa da resim yaptırmak, onları saklamak benim için çok daha özel ve gerekli.
Fotoğraf çekmek benim için çok önemli. Hep çok sevmişimdir. çok özel bir iş olduğunu düşünüyorum. hepimiz fotoğraf çekiyoruz ama profesyoneller ayrı çekiyorlar. o detaylar yok mu?Kursuna gitmek profeyonelce bu işi yapmak çok istemişimdir. Özellikle doğa fotoğrafçılığı. Kenyaya fotoğraf çekimine gidiyorlar ne hoş. Bu aralar moda zaten (daha önce de değinmiştim) Yaşım ilerledikçe doğaya düşkünlüğümde artıyor. Bu aralar Ankara’da işim gereği çok özel profesyonel fotoğrafçılarla görüşüyorum. Özellikle kurs düşünenlere aşağıdaki adrese bir bakmalarını öneririm. http://www.dijitalakademi.com/
dijital makinam bozuldu. ve yenilere bakıyorum. en iyisi sony mi bilmiyorum ama yeni modelleri güzel ve şık. bir sürü marka ve çeşit var. önemli olan gece çekimimin iyi olması bence. kendime ufak bir laptop aldım, yanınızda taşınması kolaylardan, hafif olanlardan...çok şık şeyler çıkıyor hergün....
Ama eski fotoğraflara baktıkça artık içimin burkulduğunuda söyleyebilirim. Zamanın akıp gidiyor…
kendimin bu konuda biraz fazla ilgim olduğumu düşünürken yabancıları görünce normal olduğumu anladım. Yabancılarda bu fotoğraf işine çok meraklı….otellerde ya da alanya’nın içinde gün batımında sahilde ya da parklarda bir sürü fotoğrafçı görebilirsiniz. Turistler süslenip, hazırlanıp özel fotoğraflar çektirmeye geliyorlar. Çok ilginçti, özel artistik dediğimiz pozlar verip bizim türk fotoğrafçılara da çektiriyorlar. Yani ayrı bir sektör orada.
Kendimi bu gittiğimde alanyada yabancı hissettim. Birgün akşamüzeri mağazalara bakayım dedim ve yalnız gezdim de etrafımda herkes yabancıydı. İlginçti. Kendi ülkemde kendimi yalnız hissettim. Hiç Türkçe konuşan yok. Tipler farklı. Rus mu almanmı emin değilim ama hep aynı tip çocuklar. Hepsi aynı format. Özellikle kızlar zayıflar… masum, güzel bir yüz ve sarı perçemli uzun saçları var….ve en önemlisi hiç ağlamıyorlar….. bu ağlama, sakinlik olayının biraz genetik olduğuna inanıyorum artık. Bu kadar farklı yetiştiriyor olamayız……
Devamını Okuyun...

oto koltuğu zorunlu oldu

1 Haziran 2010'da yürürlüğe giren yeni yasa kapsamında güvenli yolculuk için ve çocuk ölümlerini azaltmak amacıyla araçlarda, çocuk oto koltuğu zorunlu hale geldi. Pek çok anne baba duymuştur zaten.
Her gün yeni yasalar çıkıyor. Mesela motorlu araçlarda hızları da 90’dan 110’a çıkartmışlar.

Çocuk eşyaları satan mağazalar başta olmak üzere artık marketlerde de bulunan koltuklar kırkdokuz liradan, binbeşyüz liraya varan fiyatlarda satılıyor. Oto koltuklarının %90’ını dışarıdan geliyor, Türkiyede üretici yok nerdeyse. Bu bir handikap.
Gazetede okuduğum bir yazıda başka bir handikap. beni çok şaşırttı. 600bin liralık arabaya binenler bile en ucuz çocuk oto koltuğu alıyorlarmış. Nasıl bir mantık, bilinçsizlik anlamıyorum. Bu kadar pahalı arabaya bin ama çocuğun, koltuk önemli olmasın. ya da ona vereceğin para gözüne gelsin. önemli, hassas konularda neden bu kadar rahat ve duyarsızız. Yurtdışında katiyen yasak eltimler Amerika’da asla olmadan arabaya binmiyorlar. Cezası çok yüksekmiş. Sorumluluğu da çok fazla. Ama zaten biz sorumluluğu fazla sevmeyen bir milletiz.
Daha çocuklu arabalarda pek kimsede göremedim ama çok önemli. biz alırken gerçekten kalitesine, fonksiyonlarına (sağlamlık, güvenlik vs.) çok inceledik. en iyi markalar bildiğim kadarıyla britax-römer ve maxi-cosi. biz römer almıştık. Mutlaka taktırın derim. ihmale gelmez.....
Devamını Okuyun...

Öneri web adresleri

İnternetten alışveriş yapıyor musunuz?
http://www.yazarx.com/FYasamMagazin/damla-celiktaban/11-07-2010/opera-daha-once-neredeydi-/246729.aspx
hamile köşe yazarı damla çeliktaban bu sıcaklarda evden çıkmaya üşeniyorsanız ya da benim gibi koca bir göbekten başka bir şey taşımamanız gerekiyorsa şu sitelere mutlaka bakın diyor:
www.burcinindenemeleri.com,
Bende buraya son aldığım doğal sabun ve kremlerin adresini de eklemek istiyorum. kullananlar çok memnun kalmışlar. bende özellikle lekeler için denemek istedim. adresi: www.morethansoap.com
Ta-tu-ta dediğimiz ekolojik çiftliklere bir göz atın. Benim favorilerim. Ayrıca taş ya da ahşap evlerden olan butik otellerde çok hoşuma gidiyor. Her şey dahil beş yıldızlı oteller out yani….
http://www.bugday.org/tatuta/
http://www.yerlim.com/
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika amway ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hazan hediye hobi holiday hotel inat indianapolis instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lansman lasvegas madalyonet magnet maket makyaj manzara masa süslemesi masaj masal mekan mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia olumlama omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje restoran roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları sonbahar soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm westfield wishlist yaprak yaşamdan yavaşyaşam yedigöller yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.