Ankara'yla ilgili bilmediklerimiz....

            Sizlerle benim çok ilgimi çeken, bugüne kadar pek bilinmeyen konuşulmayan Ankara'nın gizli hazineleri gibi bazı bilgileri paylaşmak istedim. Özellikle 3 medeniyete başkentlik yapmış olması, bu dönemlerdeki hikayeler o kadar ilgi çekici ki bir ara da bu hikayeleri paylaşmak istiyorum. Koyu renkler benim için farklı, ilgimi fazla çekenler....Ne çok bilmediğimiz  bilgi var diye düşündüm ve bunları ancak paylaşarak öğrenenebiliriz. Umarım sizlerin de ilgisini çeker........

                    ANKARA HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
            
            1.      Kurtuluş Savaşı Müzesi’nin Cumhuriyetin ilan edildiği ilk meclis binası olduğunu,

2.      Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesinin bulunduğu binanın ilk Milli Kütüphane olarak kullanıldığını,

3.      Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin1997 yılında Avrupa’da yılın müzesi seçildiğini,

4.      İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün bulunduğu hizmet binasının daha önce Ankara’nın Adliye Binası olarak kullanıldığını,

5.     Ankara Kalesi’nin altında II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından yapılan 1200 kişilik büyük bir sığınak olduğunu,

6.    1402 yılında Yıldırım Beyazıt ile Timur arasında geçen Ankara Savaşı’nın Ankara’nın Çubuk İlçesinde yapıldığını,

7.      Frig Kralı Midas’ın mezarının Ankara’nın Polatlı ilçesi  ( Gordion ) Yassıhöyük Köyü’nde bulunduğunu,

8.      Atatürk’e Ankaralılar tarafından 5 Ekim 1922 tarihinde hemşerilik beratının verildiğini,

9.      Sevgi Çiçeği’nin ( centaureatchihatcheffii) dünyada yalnızca Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde yetiştiğini,

10.  Türkiye’nin ilk çocuk kütüphanesi Ali Dayı Çocuk Kütüphanesinin Ankara’da olduğunu,

11. Türk mutasavvıf ve şairi Hacı Bayram-ı Veli’nin Ankara’nın Zül-Fadl (Solfasol) Köyü’nde doğduğunu,

12.  Yunus Emre’nin hocası Taptuk Emre’nin mezarının Nallıhan ilçesinde olduğunu,

13.  Sakarya Meydan Muharebesi’nin  23 Ağustos – 13 Eylül 1921 tarihleri arasında   Ankara’nın Polatlı ve Haymana ilçeleri sınırları içerisinde yapıldığını,

14.  23 Nisan Uluslararası Çocuk Şenliği’nin 1979 yılında ilk defa Ankara’da yapıldığını,

15.  Ankara’da ilk müzenin 1921 yılında Kale’nin Akkale olarak isimlendirilen kısmında Eti Müzesi adıyla kurulduğunu ve halen Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin Taş Eserler deposu olarak kullanıldığını,

16.  İlk Devlet Konservatuarı’nın (Musiki Muallim Mektebi - 1924) Ankara’da kurulduğunu,

17.  27 Aralık 1919’da Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Dikmen sırtlarında Seymenlerin de aralarında olduğu büyük bir topluluk tarafından karşılandığını,

18.  Tiftik Keçisi ve Ankara Keçisi olarak bilinen keçi türünün, 13. Yüzyılda Orta Asya’dan Anadolu’ya göçen Türkler tarafından Hazar Denizi’nin doğusundan Ankara’ya getirildiğini,

19.  Cumhuriyet tarihinin ilk orkestrası olan ( CSO ) Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 1924 yılında Ankara’da kurulduğunu,

20.  Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 12 Mart 1921 tarihinde kabul edilen  İstiklal Marşımızı Mehmet Akif Ersoy’un Ankara’nın Hamamönü Semtinde bulunan Tacettin Dergâhı’ndayazdığını,

21.  Anadolu’nun birçok yerinde oyun havası olarak icra edilen Misket’in Ankara’ya ait olduğunu,

22.  Türkiye’nin ilk paraşütçülük okulunun 1935 yılında Ankara’da açıldığını,

23.  Ankara Yemekleri içinde en çok tanınanlar arasında Ankara Tava ve Ankara Döneri olduğunu,

24.  Eski dönemlerde asker uğurlama, hacı karşılama ve uğurlama, gelin alayı geçidi gibi geleneklerin Ankara - Akköprü’de ( Selçuklu Dönemi - 1222 ) yapıldığını,

25.  Türkiye’nin ilk Jeoparkı’nın Ankara’nın Kızılcahamam ve Çamlıdere ilçeleri sınırları içerisinde olduğunu,

26.  Cumhuriyet Döneminin ilk barajının 1936 yılında yapılan Ankara Çubuk Barajı olduğunu,

27. Türkiye’nin en önemli işadamlarından biri olan merhum Vehbi KOÇ’un Ankaralı olduğunu,

28.  Ankara’nın 14 ilçesinin zengin Termal Su Kaynağına sahip olduğunu,

29. 1320 – 1458 yılları arasında yaşayan İslam alimi Şeyh Ali Semerkandi Türbesi’nin Ankara’nın Çamlıdere ilçesinde olduğunu,

30.  Ankara’nın Ulucanlar Semtinde bulunan ve 1565 yılında yapılan Cenabı Ahmet Paşa Camii’nin Mimar Sinan’ın eseri olduğunu,

31.  Anıtkabir Aslanlı Yoldaki 24 Aslan heykelinin 24 Oğuz Boyunu, aslanların çift olması birlik ve bütünlüğü, kedi gibi yatmalarının ise barışseverliği temsil ettiğini,
  
32.  Atatürk’ün naaşının 15 yıl boyunca Etnografya Müzesinde kaldığını, 10 Kasım 1953’de Anıtkabir’e nakledildiğini,

33. Etnografya Müzesi, Ankara Türk Ocağı ( Resim ve Heykel Müzesi ) ve Numune Hastanesinin bulunduğu alanın milli mücadele boyunca duaların yapıldığı, cephelerden gelen şehitlerimizin toprağa verildiği Namazgâh Tepesi olduğunu,

34.  Etnografya Müzesi’nin önünde yer alan Atatürk Heykelinin bir İtalyan Heykeltıraş Petro CONANİCA tarafından yapıldığını,

35. Yurtdışına kaçırılan Selçuklu Dönemi Aksaray Ulu Cami ahşap minber kapılarının yurtdışından getirilerek Etnografya Müzesi’nde sergilendiğini,

36.  Ortaya çıkış tarihi net olarak belirtilmemişse de Orta Asya’ya kadar uzanan bir Türk geleneği olan seymenlik geleneğinin halen Ankara’da sürdürülmekte olduğunu,

37.  Ankara’nın Nallıhan İlçesi’nde bulunan Sarıyar Baraj Gölü su toplama havzasının sulak alanının birçok kuş türünün bulunduğu Kuş Cenneti olarak koruma altına alındığını,

38.  Alman Bankası tarafından desteklenen Osmanlı Demiryolu İşletmesi tarafından yapılan Tren hattının ( Haydarpaşa - İzmit – Ankara - Arifiye – Adapazarı ) Ankara’ya 1892 yılında geldiğini,

39.  Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin II. Binasının Cumhuriyet Müzesi olduğunu,

40.  Mustafa Kemal Paşa’nın 36 saat 33 dakika süren Büyük Nutku’nun Cumhuriyet Müzesinde okunduğunu,

41. Boğazların Türkiye’nin egemenliğine geçişini sağlayan Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nin Cumhuriyet Müzesi binasında onaylandığını,

42.  Birinci Cihan Harbi esnasında, Şam’daki Osmanlı karargâhında dalgalanan Osmanlı Bayrağı’nın Cumhuriyet Müzesinde sergilendiğini,

43.  Ankara adının ilk önce Frigce “Ankas” (kıvrıntı), Yunanca’da “ Ankos”’ (kayalık vadi, dar boğaz) ve Latincede “Ancus” (çengel) ve Latincede yine Ankira (Ancyra-gemi çapası), Osmanlıca da Anguri (salatalık),  daha sonra değişerek Engür, Engürü, (üzüm), Angora (Ankara’dan gelen kumaş) ve en son Ankara olarak değiştiğini,

44.  İlk Türk arkeolojik kazısı olan Ahlatlıbel Kazısının, 1933’de Ankara’da Atatürk’ün isteği üzerine başladığını ( ODTÜ arazisi içerisindeki Yalıncak Köyü ile Taşpınar Köyü arasında ) ve büyük bir yapıya ait temel kalıntıların ortaya çıkarıldığını,  bu   kazıya ait buluntuların halen Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilendiğini,

45.  Roma Dönemi yazılı kaynaklarında belirtildiğine göre Miladi yılların başlarında dünya nüfusu 250 milyon iken, Ankara’nın 100 bin nüfuslu görkemli bir imparatorluk kenti olduğunu,

46.  Antik dönemde Ankara’da bir saray, senato binası, agora, bazilika, Zeus ve Asklepeion’a adanmış tapınak, kilise, rahibe manastırı vb. olduğunu,

47.  Ankara’da farklı inanışlara mensup birçok tapınağın olduğunu, bunlar içinde de en önemlisinin yazıtıyla meşhur Roma Dönemine ait AugustusTapınağı olduğunu,

48.  Roma İmparatoru Julianus’un Ankara’da kısa bir süre kalması anısına M.S 361 – 363 tarihleri arasında yapılan  ve Ankara Valiliği binası önünde bulunan  “Jülyen Sütunu”nun halk arasında “Belkıs Minaresi” olarak bilindiğini,

49.  Ankara Polatlı’da 124 adet ve Atatürk’ün anıt mezarı ile bugünkü devlet mezarlığı arasında kalan bölgede 20 adet olmak üzere yaklaşık 144 adet Tümülüs olduğunu,

50.  Ankara’da Ahi örgütlenmesi kurularak, kent ve çevresinde dericilik, sof yapımı, tahıl üretimi ve bağcılığın geliştiğini, Anadolu Selçuklularının dağılması ve kentin Osmanlılara geçmesine kadar da ekonomi yönetiminin Ahilerin elinde kaldığını ve esnaf sayısının 2300’ü geçtiğini,

51.  Ankara’nın İpek Yolu üzerinde olması nedeniyle binlerce yıl ticaret merkezi olma özelliğini koruduğunu,

52.  Ankara’nın tarih boyunca Frigler, Galatlar ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde üç defa başkent olduğunu,

53.  1920’lerde Ankara’nın ticaret merkezinin Hisar’da Atpazarı Çarşısı’nın olduğu ve bu alandaki Çengelhan, Çukurhan ve Pilavoğlu Hanı’nın büyük depolarında ticaret mallarının depolandığını,

54.  İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed Han Ankara’nın imarına ve gelişmesine önem vererek, bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin teşhir ve idari bölümünün bulunduğu iki yapı olan Mahmutpaşa Bedesteni ile Kurşunlu Han’ın bu dönemde yapıldığını,

55.  Gözleri farklı renkte ve beyaz tüylü olan Ankara kedisinin dünyaca ünlü bir kedi ırkı olduğunu, 18. yüzyılda Avrupa saraylarında çok sık rastlandığını,

56.  Uzun ve yumuşak tüyleriyle tanınan Ankara tavşanının diğer adıyla Angora tavşanının Ankara’dan tüm dünyaya yayıldığını,

57.  Sakarya Meydan Muhaberesi sırasında Atatürk’ün isteği üzerine Ankara’da bir müze kurulması fikrinin doğduğunu ve bugünkü adının Anadolu Medeniyetleri Müzesi olduğunu,

58.  Türkiye’nin ve Ankara’nın bugün de yaşayan en eski marka kolonyasının 1920 yılında “Eyüp Sabri Tuncer” ismiyle Anafartalar Caddesi’nde satıldığını,

59.  Atatürk tarafından bizzat 1946 yılında temeli atılan Ankara Üniversitesinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk üniversitesi niteliği taşıdığını,

60.  Ankara’nın 17. yüzyılda yapılmış yerleşimini gösteren gravürünün Hollanda Rijks Müzesi’nde olduğunu,

61.  Ankara’nın seçkin bale, tiyatro, opera ve halk dansları düzenlemeleri ile hareketli bir sanatsal ve kültürel yaşama sahne olduğunu, özellikle dinleyici sayısı hiç düşmeyen Flarmoni Orkestrası ile ünlü olduğunu,

62.  Uluslararası Sanat ve Müzik Festivali’nin ilk kez Ankara’da gerçekleştirildiğini,

63.  Sinema alanındaki önemli organizasyonlardan biri olan Ankara Uluslararası Film Festivali'nin 1998 yılından beri düzenlenen festival, belgesel, uzun film ve kısa film yarışmaları ile yaklaşık 17 dalda ödül dağıttığını,

64.  Türkiye’nin en uzun sokağının 2.7 km. uzunluğu ile Ankara’da bulunan Başçavuş Sokağı olduğunu,

65.  Türkiye’nin tuz ihtiyacının %40’nın, Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Şereflikoçhisar’daki Tuz Gölü’nden karşılandığını,

66.  Beypazarı’nın Selçuklular döneminde İstanbul-Bağdat yolu üzerindeki önemli bir ticaret merkezi olduğunu,

67.  Çam ağacından imal edilen kendine has görüntüsü ve yapım tekniği olan ahşap su fıçılarının esas üretim yerinin Nallıhan Dövmeci Köyü olduğunu,

68.  Anadolu’nun ipek yolu üzerinde olması sebebiyle Nallıhan’ın, ipek iğne oyalarının merkezi olduğunu ve oyalarda her türlü çiçek, sebze, meyve, yemiş ve hayvan figürlerinin günümüzde de işlenmeye devam ettiğini,

69.  Beypazarı kurusunun en önemli özelliğinin dayanıklılığını bir yıl boyunca koruyabilmesi olduğunu,

70.   Ankara’da faaliyet gösteren Eynebey, Karacabey ve Şengül hamamlarının yapılış tarihlerinin 14. ve 15. yy’ lar olduğunu ve hala hizmet verdiğini,

71.   Tarihi geçmişi Sakalar, Hunlar ve Göktürkler dönemine dayanan Mangala oyununun Polatlı ilçesinde halen oynandığını ve eğitmenlerce çocuklara öğretildiğini,

Kaynak: Ankara Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü 

Devamını Okuyun...

Erkek çocuk ve sünnet psikolojisi…

Çınar bu aralar çok gergin. Erkek çocuk yetiştirmek de anlamak da çok zormuş. Kız çocuk gibi mülaim, sıcak ve duygularını belli eden bir yapıda olmadıkları için zorlukları. Ketumlar, konuşmuyorlar. Duyguları davranışlarına yansıyor onlarda genelde kızgınlık, öfke, şiddet gibi duygular oluyor. Yaşının gereği mi, erken ergenlik mi? Bir otorite savaşı da yaşıyoruz. Sürekli ben büyüdüm, istediğimi yaparım diyor. 9 yaş küçük değil mi henüz???Yoksa çocuğumuzun büyüdüğünü biz mi anlamadık henüz???
Sünnet aile için önemli, çocuk için daha önemli bir olay. Yaptırdığınız yaşın önemini şimdi daha iyi kavrıyorum. Sünneti bebekken yaptırmak çok akıllıcaymış. Ben bu yaşa bıraktığım için çok pişman oldum. Doğunca sünnet ettirin diyorum. Çünkü belli bir yaşa gelince çocuğun üstünde etki bırakmaması mümkün değil. Birçok arkadaşım hiç ağrı sızısı olmasa bile sünnetten sonra çocuklarının organlarının küçüldüğünü, eskiye göre çirkin göründüğü gibi sebeplerle psikolojisinin etkilendiğini söyledi. 1,5 yıl geçmesine rağmen hala göstermeyenler, mutsuz olanlar var. Zaten uzun süre garip yürümelerini hiç anlatmıyorum. Hele bir de bizimki gibi ağrılı, sancılı ve sünnet sonrası iyileşme uzun sürdüyse çok kötü. Çoğu çocukta varmı yoksa etrafımdaki yakın 4 arkadaşımın da aynı şeyleri yaşaması tesadüf mü bilemiyorum. Özetle 6-10 arası yaşlarında çocuklar bu sünnetten psikolojik etkileniyorlar… Daha büyükleri bilmiyorum. Zaten 3-6 yaş arası doktorlar hiç önermiyor. Yani olay 0-2 yaş arasında yaptırmanın ideal olduğunu gösteriyor.
Sünnet mevzusu bizim için maceralı başladı. Herşeyde olduğu gibi bu bir ilkti ve biz çok yabancıydık konuya. Ailece heyecanlıydık tabii. Acıyacak mı nasıl olacak diye  düşünüyorduk. Endişeli ve kaygılıydık da. Çınarı’da yaklaşık 1 yıldır ara ara söyleyerek alıştırmaya çalışıyorduk. Ama çocuk bu neden kesilecek sorusunun cevabında hiç tatmin olamadı. Sonuçta kesilme yani. Serinkanlıydı, sakince gittik hastaneye…Ve sanırım çok korktuğumuzdan başımıza geldi. Öncelikle şimdi anladığım ve önemli bulduğum ayrıntıları paylaşmak istiyorum:
Sünnet yaptırmadan önce alınması gereken bazı kararlar var.
1.      Hangi yaşta ne zaman yaptıralım?
2.      Cerraha hastane demi yaptıralım yoksa sünnetçiye mi?
3.      Ve hangi yöntemle yaptıralım? Dikişli mi dikişsiz mi (klamp)?
4.      Düğün yapacak mıyız?
klamp
Biz 2 yıldır niyetlenmemize rağmen bu sene kısmet oldu. Hastanede yaptırma kararı almıştık hem güvenilir hem daha ekonomik diye…Yönteme gelince çok düşünmedik. Biz daha çok arkadaşlarımızı referans aldık. Sorunsuz, memnun kalan arkadaşlarımızı. Ama yanlış yapmışız. Gerçi bu işte şans biraz bence. İsmini duyduğumuz iyi bir cerraha gittik, bize gün verdi, medikalden klemp alın dedi. Arkadaşım da sünnet külodu al dedi. Her medikalcide klamp pek bulunmuyor. Neyse bulduğum da bana büyükten küçüğe deliklerin olduğu kağıt gösterdi ona göre klemp verecekmiş. Kendimi gülmemek için zor tuttum doğrusu. Sanırım bu sünnet işiyle tamamen babanın ilgilenmesi daha doğruJ))
Neyse gününde hastaneye gittik. Sünnetimiz 5 dakika sürmedi. Bir merhem sürdü, ardından iğne. İğnenin etkisini 5 dakika bekledik. Sonra Klampi taktı çevresini hemen kesti ve bitti. Ne anladık ne kanadı. İlginçti. Eve gittik 2-3 saat sonra ağrı kesicinin etkisi gidince başladı Çınar. Ağrıyor da ağrıyor. 2 gece gündüz sürdü böyle. Neyse ki 3 ve 4. Gün azaldı. 5. Gün klempi çıkartmaya gittik dr. İyi dedi. Çıkarırken de acıdı. Ama biz tamamen iyileşemedik. Çiş yapmamız problem, orasını göstermiyor, merhem sürdürmüyor. Neden yaptırdım ki deyip durdu 1 hafta. Zaten haftalarca sünnet külodu çıkmadı üstünden. Biz az çok iyileşti deyip Çınar’ı  tatile gönderdik. Deniz, tuzlu su daha iyi gelir, unutur dediler. Ama öyle olmadı. Çınarın eti kaynaşmadı iyice açıldı. Tatilde götürdüğümüz doktor “dikiş şart böyle olmaz” dedi. Ve Çınarı ameliyathaneye sokmak, ikna etmek öyle zor oldu ki, doktor amcasının ömründen 10 yıl gitti. Oğlumunda psikolojisi bozuldu tabii…Neyse dikiş atıldı ve Çınar birkaç gün hareketsiz yattı. Ve çok şükür sünnet maceramız bitti, Eylülde işallah düğününü yapacağız da.
Psikolojik etkileri hala bitmedi. Sinirli, hemen öfkelenen çocuk oldu Çınar. Ve bizi dinlemeyen. Umarım geçici bir dönemdir. Psikolog sünnet olayının çocukta travmatik olabileceğini söyledi. Tabii her çocuğun ağrı eşiği, dayanıklılığı farklı. Ama psikolojilerinde etki bırakabildiği ve ileriki yaşamında da bu etkilerin neticelerinin ortaya çıkabileceğini söyledi. O yüzden bu aralar psikolog desteği alalım dedik ama Çınar gelmediği ve istemediği için o da kaldı. Hadi hayırlısı diyorumL
Özetle siz siz olun sünnet olayını bebekken yaptırın. Ve klamp yöntemini de pek önermiyorum doğrusu en iyisi dikişli sünnet….
Oğluna sünnet yaptıracaklara acısız, ağrısız travma yaşatmadan mutlu sünnetler diliyorum….


Devamını Okuyun...

Babor Spa/Welness Merkezi (03.07.2015, Yüzüncüyıl, Ankara)

Ankara Markör Markalaştırma Ajansının biz bloggerlara verdiği destekden bahsetmek istiyorum. Gerçekten kaliteli ve güzel çalışmalar yapan bir ajans. Biz Ankaralı bloggerları bir araya toplayıp, hem tanışmamıza ve kaynaşmamıza vesile oluyor hem de bizlere güzel öneriler sunuyorlar. Eğitimler verip yol gösteriyorlar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum.
Bizleri bugüne kadar Holika, Babor gibi markaların tanıtımlarına davet ettiler.
Babor bir hem spa hem de spor merkezi.  Büyük bir SPA&Welness merkezi…
Epey büyük yüzme havuzu var. Çocuklara özel kurslar da veriyorlarmış.
Fitness var, zumba, pilates, yoga dersleri…




Ayrıca spa güzellik merkezinde masajdan zayıflamaya her türlü hizmet, özen ve güleryüzlü personelle veriliyor. Ben lifting maske yaptırdım çok memnun kaldım. Sütlü bir maskeydi cildimin tonu açıldı ve yumuşacık oldu. Yok yok güzellik merkezinde. Vücut bakımı, cilt bakımı, ozon sauna vs… Ayrıca birçok masaj çeşitleri var. Özel masaj salonlarında dinlendirici masajlarla kendinize güzellik  yapabilirsiniz….
Bakımlı ve sağlıklı olmak için Babor SPA&Welness’e uğramak lazım. Ne de olsa Spor ve güzellik hayatımızın vazgeçilmezleri ….http://www.baborclub.com/
Sağlığın vazgeçilmez bir dalı da sağlıklı beslenme. Ayrıca o gün Juju fresh markası ile tanıştık.   Sebze ve meyveleri özel makineleriyle sıkıp bizlere sağlıklı ve lezzetli içecekler sunuyorlar. Evlerinize getiriyorlar. 6 çeşit olan bu içeceklerden sadece birgün hiçbirşey yemeden içerseniz detoks yapmış ve yaklaşık 1-1,5 kilo vermiş oluyormuşsunuz…Çok güzel bence…
https://www.facebook.com/lovejujufresh?fref=ts

Babor’ a özel ilgisinden ve Markör’e de bize böylesi kaliteli merkezlerle tanıştırdığı için ayrıca teşekkür ederiz….
Devamını Okuyun...

çekiliş sonucum...

Sonuç belli oldu. Şahika Civelek'e çıktı. Kendisini kutluyorum. Şansının devamını diliyorum.

Yeni çekilişler de buluşmak üzere. Katılan herkese çok teşekkürler... 
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika amway ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lansman lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.