Çocukların bitmeyen sendromları…

            Nil 3, Çınar 7 yaşında. Ve sorunlarımız var tabii. Bir bakayım bu yaşın özelliklerinde neler var neler yok dedim ki demez olaydım. Her iki yaşta da sendrom varmış meğerse. Bende bu yüzden hafiften delleniyormuşum bu aralar. Daha 2 yaşı yeni atlatmıştık. Hani okula başlayınca rahatlayacaktık derken kendimi burada yazıp dertleşirken buldum yine. Her yaşta sendrom var herhalde. Böyle üniversiteye kadar gider.
            Tabii bu iki yaşda da çocuğum olması da ayrı bir şans benim için:)) Kardeş yaş farkı 3-4 yaş iyi diyenlere inanmayın. En az 5-6 yaş ara verin ki tahammül, sabır gücünüz tekrar yerine gelsin. Hele kavgaları yok mu???geçen blogcu anne de kardeş kavgaları ile ilgili çok hoş bir yazı yazmış. Hem okudum hem güldüm. Biz anneler hepimiz aynı şeyleri yaşıyoruz.
http://blogcuanne.com/2012/12/10/kardes-kavgasi-kurallari/
            2 bunalımlı çocukla, sakin bir anne nasıl olunabilir kiJtabii bu işin şakası. Bunalım diye yazdığı için ben de kullandım. Bana göre dönemsel yaş özellikleri.İkisi de ayrı tellerden çalıyor, rahat, umursamaz bir tavır içindeler.. Kolay geçmese de büyüyorlar ve geçiyor bu zamanlarda diye teselli bulmaktan başka çare yok şimdilik.

3-4 YAŞ BİRİNCİ BUNALIM, 6-7 YAŞ İKİNCİ BUNALIM dönemiymiş…biraz daha irdeledim ve epey bir şey çıktı. En önemlisi bu dönemleri rahat atlatmak. Yoksa ileride bunların sıkıntıları daha ağır olabiliyormuş.  

“Birinci bunalım dönemi(3 yaş) sürekliydi (kesintisizdi), ikinci bunalım dönemi (7 yaş) de süreklidir (ke­sintisizdir). Yani çocuk bu krizden çıkana kadar kriz durmaksızın devam eder. Oysa bundan sonra görülecek olan kriz dönemi sürekli değildir, iyileşme, nüksetme saf­halarını gösterir. Bir ve ikinci bunalım dönemleri kısadır, ortalama olarak ikişer yıl diyebiliriz. Buna karşılık üçüncü bunalım dönemi 10-13 yıl sürecektir. (Ergenlik Dönemi)”

İşte bu son dönem (üçüncü-ergenlik) ne yapacağız onu merak etmiyorum:)), anı yaşayalım en iyisi…
bazı alıntılar yaparak yazdım. Daha detaylı bilgileri web adresinden edinebilirsiniz.
Her evrede çocuk büyütürken 5 kural olan; SEVGİ, TOLERANS, OTORİTE, SABIR, İNANMA gereklidir ve unutmamak gerekir.

3-4 yaş özellikleri
“Bu döneme, "Özgürlüğe karşı birin­ci atılım", "Birinci kaprisler çağı", "Egosantrik dönem", "3 yaş bunalım dönemi" gibi isimlerde verilmektedir. Çocuk, ego'sunu, yani benliğini bu dönemde keşfeder. Bu keşif iyi olamaz, başarılı atlatılamazsa, halkın egoist dediği, bencil bir tipin ortaya çıkması çok doğaldır. Ortaya çıkan daha sonra giderilebilmesi ancak uzman yardımlarıyla o devrede veya daha sonraki ay ve yıllarda derinlemesine çalı­şılarak mümkün olabilmektedir.” 

Nille yaşadıklarımız:

  • ·         Dediğini yaptırma isteği…hem de anında
  • ·         Ağlayarak, mız mız  her şeyi isteme…
  • ·         Hep ilginin onda olması. Yoksa telefon bile konuşturmuyor…
  • ·         Kıyafet, ayakkabı vs. seçme…Mesela elbiseden başka bişey giymeme, kendi seçtiklerinde ısrar etme. Öyle önüne iki seçenek falan koymayla olmuyor. Onları yana atıyor kendi benim giyme dediğimi inatla istiyor.
  • ·         İnanılmaz inat. Her şeye hayır demesi. Ne söylersek tersini isteme….

6-7 yaş özellikleri
"Hürriyete karşı ikinci atılım", "Yedi yaş bunalım dönemi", "İkinci kaprisler dönemi", "Sosyal benliği keşfetme aşaması"dır.  Bu dönemde çocuk sosyal benliğini keşfeder. Ben kimim, etrafımdaki bireyler kimdir, benimle onlar arasındaki mesafe nedir? Çocuk bu devrede sosyal bir varlık olarak toplum içerisindeki yerini alma krizi içerisindedir. İnsanın adaptasyonu için bu da önemli bir evredir. Bireyin sosyal ve asosyal bir tutum ve davranışa yönelmesi, iyi, yeterli ve dengeli insanî münasebetler becerisi kazanabilmesi isteniliyorsa bu ikinci kriz dönemini, sosyal benliği keşfetme yıllarını ailenin iyi değerlendirmesi ve çocuğunu uygun yönlendirebilmesi gereklidir.
İkinci kaprisler döneminde çocuk kendini çeviren so­mut dünyaya hükmetmek sevdasındadır. Sahip oldukları her şey onlar için değerlidir bu nedenle bazen sevdiklerini kaybetmek, evlerini kaybetmek veya sahip olduklarını yitirmek gibi düşünceler içine dalarak ciddi endişe yaşarlar.
Okul çağına gelen çocukların kemikleri sertleşmeye başladığından ve kemikleşme için fosfor ve kalsiyum mineralleri gerektiğinden kalsiyum yönünden zengin beslenmeye ihtiyaç duyarlar. Kemik gelişimi 20 yaşına kadar sürer."


Çınar’ında 6 aydır bacaklarında ağrıları oluyor. Sanırım kemikler uzadıkça ağrı yapıyor…
Çınar’la yaşadıklarımız:

  • ·         Ders çalışma, özellikle boyama yapmak ve yazı yazmak istememesi
  •              Kitap okumaması
  • ·         Kendi kafasına göre kararlar vermesi ve bizi dinlemeyip yapmak istemesi
  • ·         Sorumluluklarını yerine getirmeme, oyuncak toplama, kıyafetlerini kaldırma, dişlerini fırçalama, saatinde uyuma vb.
              Umarım arada bir nefes almaya zamanımız olur. Bir daha ki sendrom ne olur birkaç ay ara ver. Daha bunu atlatamadık. Arka arkaya sendromlar yaşayınca haliyle biz ebeveynler de yoruluyor. Birileri de bize yardım etse değil mi??? Ne yaparlarsa yapsınlar onlar canımız, herşeyimiz...çabuk büyüyorlar zaten...sağlıkları iyi olsun da biz anneler başka birşey istemeyiz...
-->
Devamını Okuyun...

saat bolluğu...

Her yer saat....Kol-duvar hangisini isterseniz...Tam bana göre...
Bir saat delisi olarak evimin her odasında saatlerim ve kolumda da farklı saatlerim hep olmuştur. Gerçekten çok seviyorum. Saate bakmadan saat geçiremem diyenlerdenim. Birgün kolumda olmasa unutsam kendimde bir boşluk, eksiklik hissediyorum.

Bir yere gidince de biraz oturduktan sonra hemen gözüm duvarlarda saat arar. Cafe- ev- işyeri hiç fark etmez. Bence her yerde olmalı. Gerçi artık Ankara’da her kavşakta koca koca saatlerimiz var artık:))hiç sıkıntı çekmiyoruz...

Bir saat kolik olarak nerdeyse bütün mağazalarda saat görüyorum artık. Dekorasyon, tekstil, zuccaciye gibi birçok mağazada duvar saatleri çeşit çeşit. Eskiden bu kadar bol çeşit yoktu. Büyük, küçük, rengarenk, eskitme çok moda….çok hoşuma gidiyor. Ama artık evde takacak oda, yer kalmadı:))






Kol saati de aynı durumda. Giyim mağazalarında bile var. Ama tabii çeşit çeşit, çok farklı modelleri daha çok aksesuar mağazalarında bulabiliyorsunuz. Ben de saatleri gördükçe kendimi çok zor tutuyorum. Kol saatlerinde de fiyatlar çok ucuzdan başlayıp uçuk rakamlara kadar çıkabiliyor. Bir de orijinal saatlerin taklitleri var tabii…  
Ben daha çok büyük, hafif, seramik kayışlı ve rose olanları beğeniyorum. Özellikle beyaz yazın favorim. Beyazla rose karışımı çok yakışıyor. Saatçilerde tek bir saatten üç dört çeşit üretme imkanın olan saatlerde satılıyor. Tek saatle birkaç model…Saatine değişik renkte kayışlar ve üst tarafı çıkarılıp farklı tasarımlarda taşlı, çizgili modeller gibi takılan aparat veriyorlar. Böylece birkaç çeşit saat yaratabiliyorsun. Hatta biri abiye, diğeri spor model olabiliyor. Sıkıldıkça veya kıyafetine göre ayarlıyorsun. çok hoş değil mi ince düşünülmüş, tam biz kadınlara göre...
Bu yıl saatin yanında rengarenk farklı bilezik ve bileklikler takmak da moda. zaten artık saat bir ihtiyaçtan çok aksesuar olmuş durumda. bu benim çok hoşuma gidiyor tabii. Kendi saatini tasarlayabileceğin site bile var…http://www.saatiniyarat.com/
herkese bol saatli zamanlar diliyorum....






Devamını Okuyun...

10 dakikada Lazanya

Benim çok sevdiğim yemeklerden biridir lazanya. Yapması da zor bilinir. Malzemeler hazır olunca çok pratik bir yemek oluyor. Kavrulmuş kıymam genelde dolapta olur. İçine koyacağımız başamel sosu yapmak da pek zor değil. Ben genelde hazır alıp sütle muhallebi gibi yapıyorum. Lazanyayı da yarım paket kullanıyorum çünkü çok kalın sevmiyorum. Bir de son zamanlarda aldığım lazanya kaynatmadan direk konabilen lazanya. Öyle olunca çabuk oluyor. Eskiden kaynar suda haşlayıp öyle yapardım. Akşamları pratik bir yemek olarak çalışanlara önerilir.
Malzemeler:
Yarım paket lazanya (çeşitlerini büyük marketlerde bulabilirsiniz)
250 gr kıyma 
1 paket başamel sos
Biraz kaşar peynir…
Gerçekten 10 dakika da yaptım. Hatta üzerindeki kaşar peynirini bile rendeleyecek vaktim olmadı dilimleyip koydum.
Yapılışı:

Kıymanızı yağ, baharat, domates püresi gibi sevdiğiniz şeyleri katarak kavurun. isterseniz soğan, biber, sarmısak vs. konabilir. Başamel sosu da sütle pişirin. Borcamı yağlanıp, önce başamel sos döktüm. Üstüne lazanya dizdim, 2-3 kattan sonra araya kıyma sosu koydum. Kıyma sosu iki kere tekrarladım. En üste de başamel sosdan sonra kaşar peyniri dilimleyip koydum. İsterseniz kaşar peyniri aralara da koyabilirsiniz. 180 derece fırında 20-30 dakika arasında oluyor. Ne kadar kızarmış sevdiğinize bağlı…
Tüm yemeklerde malzeme ne kadar bol olursa o kadar lezzetli olur. Burada da başamel sos , kıyma ve kaşar bol olursa daha lezzetli olacaktır.
Afiyet olsun…. 




-->
Devamını Okuyun...

dövme...


dövme yaptırmak hiç bu kadar moda olmamıştı sanki...benim de çok isteyip bir türlü cesaret edemediğim birşey...acı eşiğim çok düşük olduğundan dayanamayacağım veya enfeksiyon kapar mıyım gibi korkularım var. 
şimdi bütün sanatçılar, ünlüler de var gibi..özellikle yazın mayolarla, açık kıyafetlerle görünür oldu. yurtdışında eskiden beri vardı ama ülkemizde son yıllarda yayılır oldu. 
benim en çok el ve ayak bileğine ve biraz uzantısı olan yerlerde hoşuma gidiyor. çok zarif duruyor. Şık, güzel dövmeler var. renkli, siyah, üç boyutlu, büyük, küçük çeşit çeşit....gerçi ben öyle büyük değil de küçük mesela çocuklarımın baş harflerini yazdırabilirim. cesaretimi toplarsam yaptıracağım...
dövme artık ekol haline gelmiş durumda. instagram da inanılmaz sırf dövme fotoları paylaşan çok kişi var. beğendiklerimden bir demet:
-->
















Devamını Okuyun...

alış-verişden...indirimden...

Sanırım bu aralar,  ağustos ayında en revanşda olan şeylerin başında indirim geliyor. Yaz indirimleri, son indirimler. Sonbaharı getiren mağazalar bile var. Siz de seneye yazın ihtiyaçlarını %70’lere varan indirimlerden kaçırmayın!...tabii internetten alışverişte ayrı…mağaza gibi bir sürü sitede internette var sizi bekleyen. 
Bazı arkadaşlarım hiç gezmeden yorulmadan internetle oturdukları yerde alışverişlerini halediyor, özeniyorum doğrusu. Ama bana zor biraz…yorgunlukta olsa zor da olsa,  ben gezmeliyim, görmeliyim, dokunmalıyım. Alışveriş benim için bu demek…
İnternetten kıyafet alışveriş cesaretini de henüz kazanabilmiş değilim. Çünkü bedenim çok değişiklik gösteriyor. Hem kıyafette hem ayakkabı da kalıplara göre değişiyor.  Özellikle ünlü markaların ayakkabıları çok hoşuma gidiyor, hem de çok indirimli oluyor ama ya olmazsa diyerek alamadım henüz. Daha yüzeysel, ev için bir şeyler alıyorum. Ayrıca internetten alışveriş beni çok tatmin etmiyor. Göründüğü gibi gelmiyor ürünler. Bir bakıyorsunuz çanta küçücük çıkıyor veya başka bir ürün. Henüz internetten alışverişlerinde umduğunu bulan biri değilim. Hep bir şüphe oluyor, birde garantisi yok, sahtemi anlayamıyorsun…
Çocuklara bir sonraki yaz için indirimden birşeyler almak mantıklı geliyordu ama bu sene onu da yapamadım. çünkü geçen sene öyle yaptığım pantolonların boyları kısa geldi, kullanamadık. yani fazla uzamışız. belki tişört, şort gibi daha esnek şeyler düşünülebilir. Bildiğiniz markaların orjinal internet sitelerinden çocuklara yönelik alış veriş bana daha mantıklı geliyor...
Aliexpress’den Türkiye’de bulamadığım bir şey aldım geldi. Gerçi o da beklediğimden küçük çıktı ama yurtdışından pahalı gelme olayı yok en azından…taaa Çin’den geliyor iyi tarafı…çok farklı ürünler bulabiliyorsunuz….
Bir ara orijinal kozmetik satan strawberry’den alışveriş yapıyordum. O Türkiye’de ilk açılan sitelerdendi. Markalar uygun fiyataydı. Şimdi siteler o kadar çoğaldı ki. Free shop’lardan ucuz oldukları kesin. Artık duty free’ler eskisi  gibi ucuz değil, çok pahalı. Türkiye'deki ünlü parfümeri mağazalarından bile. Bazen aynı ürün burada daha ucuz olabiliyor hatta.
Kendine özel tişört yaptırmak çok kolay artık…Avm’lerde genelde baskıcılar var. Özel bir hediye yaptırmak için de seçenek olabilir. Gidip internetten beğendiğiniz sanatçı, doğa, sanat vs. resim seçip, gösteriyorsunuz. Tişörtün rengini seçip, resmin boyutunu da söyleyip bastırmak üzere sipariş veriyorsunuz ve 1 saat sonra alıyorsunuz. Harika oluyor. İsterseniz çocuğunuzun resmini, ailenizin fotoğrafını da koydurabilirsiniz. Fiyatı da uygun…
Üç boyutlu tişörtlerde aynı mantık…ama çok feci  görünenler var:))
Ayrıca şu özellikle son indirim dönemi  ürünlerin kalitesinin hep düşürüldüğü söylenmekte. Ben de katılıyorum doğrusu. Çok ünlü markalar bile artık çok çabuk eskiyor. Tüyleniyor, yamuluyor,bozuyor özetle. Zaten son zamana kalınca çeşit de çok azalıyor. Ama en azından kalite azalmasın değil mi?
Aile boyu herkese bol ve ucuz  alış-verişler…
-->
Devamını Okuyun...

2014 yazımızdan...

Bu yazın kıştan pek farkı yok bizim için. Çünkü biz çalışıyoruz. Çocuklarda bunun ceremesini çekiyorlar. Tatil kısa, 15 gündü. Sabah çil yavrusu gibi hepimiz dağılıp akşam tekrar evde buluşuyoruz…Kızımı kreşe, oğlumu yaz okuluna, kendimizi de işe atıyoruz. Akşamları  evimizin parkı hareketli oluyor. Hafta içleri tüm çocuklar hava serinleyince dışarı dökülüyorlar, evler sıcak olduğundan bizlerde inip bahçe sohbeti yapıyoruz. Keyifli geçiyor. Akşamları  hava çok güzel oluyor ne sıcak ne soğuk… Hafta sonları herkes brunch, yeşil alanlar, havuz falan dağılıyor bir taraflara…Ve bir yaz daha böyle bitiyor. 
Bu yaz benim için en  önemli hamle 15 gün önce başladığım diyet ve spor. Bakalım kaç kilo vereceğim. Sanırım yaz başında yapmam gerekeni  geç de olsa şimdi başladım. Benim anladığım ve gördüğüm az yiyeceksin. herşeyden azar azar...yemeğe düşkün olmayacaksın, sadece karın tokluğuna. öyle damak tadı, leziz falan deyip girişince gelsin yağlar oluyor malesef...
Bu yaz çocukların ve benim  favorilerim: 
Okuduğum  kitap:   Yaz; Kürşat Başar,  Çınar’ın favorisi yaz ödevleri:)) 
Sevdiğim şarkı:  “Bu şarkı kalbimin sahibine”; İrem Derici. Çok dilime dolandı…. 
Çınar’da LMFAO - Sexy and I Know It şarkısına takmış durumda. Klibi çok kötü. Zaten yabancı kliplerin cinsellik ve seks içerikli halleri beni sinir ediyor. Çocuklarda izliyor bunları. Sonra oradaki gibi hareketler yapıyorlar. Kötü örnekler. Nasıl olduysa youtube’dan görmüş. Yoksa tv’de açmıyoruz ama. Engel olamıyorsunuz bir şekilde karşılarına çıkıyor. Hele yorumu o kadar komikti ki. (mayolarının içine su balonu koymuşlar anne:))) Ne diyeyim çocuk haklı.
Sevdiğim yiyecek: Dondurma… çocuklar günde en az iki kere yiyiyor…
Beğendiğim mekanlar: Açıkhavada yeşillikler içinde bahçeli mekanlar … Ahlatlıbel en rahatı…Veya İncekteki  bahçeler, büyük parklar (Dikmen vadisi gibi)….
Yapmaktan keyif aldığım şey: Yazı yazmak, akşam balkonda oturup Ankara’yı seyretmek…
Çocuklar içinde parka inmek sanırım.
Bu mevsimde en çok kaçtığım şey:  Güneş….Yüz lekeleri  su yüzüne çıkıveriyor hemen. Bol güneş koruma kullanıyorum…cildimin gündüzleri vazgeçilmezleri, bio-oil, pure beauty bb krem ve  güneş koruma kremim…Güneş yakıcı ve sıcak...çocuklarda rahatsız oluyorlar...  
Önem verdiğim :  Manikür-pedikür…Bu mevsimde bakımlı olmak bir o kadar daha önemli…nilin ojeleri yaza damgasını vurdu. Hergün değiştiriyoruz. Hem de iki üç renk birden sürüyoruz öyle beğeniyor hanımefendi. Ben organik yazan, zararsız, hamilelerin, çocukların kullanabileceği china glaze marka ojeyi tercih  ediyorum.  
En çok yaptığım:   İşe gitmek ve çocuklarla parka gitmek ...
Annelikle ilgili unutamadıklarım:* Emzirme: Kadın memesinin mucizevi görevi olduğunu fark etmem.
*Çirkin ördek yavrularının sonradan güzelleştikleri…İkisi de mucize gibi…unutulmuyor… 
Farkındalığım: 40 yaşında birgün geldiği ve kaçınılmaz olduğunu anlamak…çocuklarımla sağlıklı ve mutlu bir yaşam istiyorum… Onları iyi yetiştirmek de en büyük görevim…
yaşam sonsuz değil…yaşadığınız günü kavrayın…hepimiz anı kavrayalım ve tadını çıkartalım…
-->
Devamını Okuyun...

Yoksa sizin evde yemek seçen biri mi var?



Çocuğunuzu her şeyden çok sevdiğinizi biliyoruz. Sizin için hayattaki en önemli şey, büyüme çağındaki çocuğunuzun iyi beslenmesi ve dolayısıyla gelişimini en iyi şekilde tamamlayabilmesi. Bunun için de, çocuğunuzun düzenli olarak, birçok gıdadan yemesini istiyorsunuz. Haklısınız... Ama bazı şeyler zaman alır.

Çocukluk ve okul öncesi dönemde, iştahsızlık ve yemek seçme, çok sık rastlanan bir durumdur. Türkiye’de 10 yaş altı her 3 çocuktan 1’i yemek seçiyor¹. Hemen panik yapmadan önce, çocuğunuzun yemek seçen bir çocuk olup olmadığını anlamak için, testimize katılmaya ne dersiniz?

http://vitasure.com.tr/cocugum-yemek-seciyor/yemek-secen-cocuk-testi²

Yemek seçme ile baş etmenin en önemli yolu, ebeveynlerin yeme düzeni kurması, çocuğun aile sofrasının bir parçası olmasını sağlaması ve çocuğa kendi yeme alışkanlıkları ile örnek olmalarından geçer. Ebeveynler doğal yiyecekler ile dengeli bir beslenme alışkanlığı oluşturmayı başarırlarsa, en mutlu sofraların da temeli atılmış olur.

Tabi bütün bu davranışlar, zamanla şekillenir. Bu sürede, çocuğun beslenmesinin eksik kalmadığından emin olmamız da gerekir. Beslenmesi, protein, karbonhidrat ve yağ gibi makro besinler ile vitamin, mineral gibi mikro besinleri dengeli ve içeriği çocuğun ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilmiş besin takviyeleri ile desteklenmelidir. Tüm bunlar gözünüzü korkutmasın, besin takviyeleri de lezzetiyle sizi şaşırtabilir.

İşte bu süreçte, sizi VitaSure ile tanışmanızın tam zamanı! VitaSure, tam ve dengeli beslenmeye destek olmak için özel olarak geliştirilmiş, takviye edici gıdadır. Vitaminler, balık yağları gibi takviyeler sadece mikro besinleri ve esansiyel yağ asitleri desteklerken, VitaSure bunlara ek olarak, protein, karbonhidrat ve yağ gibi büyümenin yapı taşları olan makro besinleri de içerir. Vanilya ve çikolata aromalı çeşitleri ile farklı lezzetler sunar.

Çocuğunuz doğru beslenme alışkanlığı kazanana dek, sağlıklı büyümesine ve zihinsel gelişimine yardımcı olmak için lezzetli yardımcınız VitaSure, hep yanınızda.

http://vitasure.com.tr/


1.IPSOS 2011, 1-10 yaş arası çocukları olan 815 anne ile 12 şehirde Türkiye temsili örneklemle yapılmış Anne Araştırma Sonuçları.


2.Kerzner B. Clinical investigation of feeding difficulties in young children: a practical approach. Clin Pediatr 2009 48:960  


Bir boomads advertorial içeriğidir.

-->
Devamını Okuyun...

Kıbrıs tatilinden güzel tatlar….güzel lezzetler…

Bayramda güzel bir Kıbrıs tatili geçirdik. Şansımıza havalarda, denizde mükemmeldi. Kıbrıs denizinin üstüne tanımam zaten. Pırıl pırıl, denizin içi görülür, tertemizdir. Hergün farklı bir koya gittik, denizin tadını çıkardık.
Tabii sadece denizin değil yemenin de tadını çıkardık. Bir yeri keşfetmek için otelden ziyade ev, arkadaş ziyareti daha iyi oluyor. Özellikle yöresel lezzet ve tadları almak için en güzeli ev gerçekten. Bizi çok iyi ağırlayan ve güzel bir tatil geçirmemize vesile olan kadim dostum ve ailesine çok teşekkür ediyorum. Kum, deniz ve güneşin yanında bolca da yerel lezzetlerden tatdık. Hem sağlıklı hem de lezzetli ve doğal olan beslenmeyi çok sevdim. Keşke şehirlerde de böylesi  beslenebilsek…Çocuklarında bahçeli bir ev, deniz, meyve-sebze toplama derken çok hoşlarına gitti bu tatil. 
Yediğimiz ve meşhur olan yerel  lezzetlerden yazmak istedim: 
Yemekler;  
pullez
kolokas
Kolokas bitkisi ve yemeği; Alanya ve Gazipaşa’da gölevez deniyor bu bitkiye. Ben oradan biliyorum. Kışın bolca yediğim faydalı bir sebze. Patatese benziyor tadı ve şekli. Patates gibi etli yemeği yapılıyor.

Pullez sebzesi de yine patatese benzeyen ama daha çok kızartması yapılan bir sebze.

Kıbrıs Patatesi;  tatilimize damgayı  vurdu. O kadar lezzetli, güzel patatesi varki Çınar bayıldı. Ve hergün ev yapımı, ince ince dilimler, özel kızarmış patates sipariş etti ve teyzesi de ona yaptı, yedi.

Molehiya bitkisi ve yemeği; Ispanağa benzer bir sebze. Yemeği yapılıyor.
molehiya


Şeftali kebabı;  Kıbrıs’a özel. Şeftali ile bir ilgisi yok. Yapan kişinin adı Şef Ali imiş. İsmi zamanla Şeftali olmuş. Koyun gömlek denen, koyunun zar gibi iç derisine sarılmış köfte diyebiliriz…mangalda yaptık ve çok güzel yedik…
şeftali kebabı






Humus’ta;  Akdenizde meşhur bir mezedir. Kıbrıs’ta da öyleydi. Her gittiğimiz yerde yemeğin yanında nohutla yapılan humus ikram ediliyordu.

Zeytinyağlılar;

İç börülceyi; zeytinyağına koymuşlar çok lezzetli.
Çiçek dolması; Balkabağının çiçeklerinden yapılan dolma. Farklı bir lezzet.

Tatlılar;
Ceviz macunu, Cevizler tam olmadan yapılıyor. Zor, zahmetli bir iş. Ama sonuç mükemmel lezzet.
Turunç macunu, turunç reçeli gibi…  

Sini katmeri; Yediğim en hafif şerbetli tatlılardandı. Balla yapılmış, çok güzeldi.
Meyveler;
Babutsa, bahçede yetişen, çok dikenli bir meyve. Ayıklaması zor, hatta yemesi de. Çekirdeklerini çiğnemeden yutuyorsunuz. Ama tadı güzel. Zahmetli bir meyve olduğundan mı  bilemiyorum çok şifalıymış.  
İncir'de, patates kadar tatilimizdeki en önemli lezzetdi. Bahçede dalından koparıp, sabah akşam tatlı incirleri yiyip, doyduk doğrusu.
Pekan cevizi çok lezzetli. İncecik kabukları var. Şekli bizim cevizlere göre daha ince, uzun…
Hellim peyniri, Zeytin ve zeytinyağı, Üzümünü atlamadan geçmek istemiyorum. Kıbrıs'la özdeşleşmiş ürünler. Akdeniz’de zaten herkes kendi zeytinini, doğal ve çok lezzetlisini yer genelde. Alanya ve Gazipaşa’da da böyle. 
Kıbrıs üzümü de nerdeyse erik kadardır. Kocaman, kırmızı kırmızı. Lezzetli, tatlı…
Bunlardan bazılarını Türkiye’de bulmak artık mümkün. Mesela ceviz macununu. Kıbrıs’a giderseniz bu lezzetleri tadmanızı öneririm. 
-->
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.