Pegasus'tan Müthiş Doğum Günü Sürprizi

Düşününce biz annelerin hayatta en çok heyecanlandığı ve hiçbir zaman da unutmayacağı (unutmak da istemeyeceği) an, bebeklerimizin doğum anıdır! Doğumda bebeğimin ilk defa ağlarken çıkardığı ses hâlâ kulaklarımda. :)

Doğumdan sonra yüzlerine her baktığımızda bu heyecanın onlarla birlikte hızla büyüdüğünü de hissederiz. Bu yüzdendir ki bebeklerimizin doğum günleri hem onlar hem de bizim için çok önemli! :)

Pegasus bu heyecanımızı görüp yaşadığımız bu mutluluğu daha da artırarak çocuklarımızın doğum günlerini uçaklarında kutlamaya başladı! Hem çocukları hem de bizi çok mutlu ediyor!

Tüm anne babalar bu videoyu izlemeli. :) http://youtu.be/hKi6S_iZxLM


Bir boomads advertorial içeriğidir.


-->
Devamını Okuyun...

yüreğim kan ağlıyor...

Parçalanan bedenler ve dağlanan yürekler için...Sanatçı :Adam Martinakis
ÖZGECAN için....
sanırım kelimelerin kıfayetsiz kaldığı bir durum bu. ne söylesem boş. bende bir anneyim hem kızım hem oğlum var. her ikisinin başına da herşey gelebilir. kim nasıl önleyebilir ki? sadece dualara kaldık. böylesi korkunç insanlar varken nasıl güvende olabiliriz ki? artık olumlu hiçbirşey düşünemiyorum. tek bildiğim, benim pamuklara sarıp sarmaladığım, gecemi gündüzüme kattığım, uyumadığım, kıyamadığım yavrularıma  birgün cani biri gelip paramparça yapsa ne yapardım diye 3 gündür düşünüp, kendimi özgecanın annesinin yerine koyarak kahrolduğum. sonra da koruyamadığım çocuğu neden yaptım diye hayıflanmam...özetle psikolojimizi bozdular. zaten istatistiklere baktıkça yüreğim ayrı bir ağlıyor. üstelik ben inanıyorum ki bu istatistikler  gerçeklerin onda biri değil. saklanan, gizlenen, utanılan, korkulan neler var neler. bu ülkenin kadınlarının yaraları öyle çok ve büyük ki.
Allah hepimizin yardımcısı olsun ve böylesi kötü insanlardan çocuklarımızı ve bizleri korusun...



 

bu yazılanlardan sonra kendimi savaştan çıkmış gibi yorgun, bitkin, çaresiz, üzgün, umutsuz hissediyorum. umarım bu yazılanlar değişir. umarım kadınlarımız, kızlarımız hakettiği değeri kazanır. umarım erkekler daha vicdan sahibi, sağduyulu olurlar. umarım biz kadınlar gerçekten gülümseyebiliriz....umutla yarınlara bakabiliriz....kendimizi daha güvende ve iyi hissedebiliriz birgün...

-->
Devamını Okuyun...

Parti zamanı…

Evinizde parti vereceksiniz…Doğumgünü olabilir, nişan, özel gün her şey.  Eğlence ve süslemeye dair her şey bu dükkanlarda mevcut. Ben kendim hazırlamayı seviyorum. Malzemeleri alıp süslemek, yeni şeyler üretmek çok hoşuma gidiyor. Ama isterseniz bu işi yapan firmalarda var. Eğer çok özel bir şey düşünmüyorsanız kendinizinde aşağıdaki mağazalardan faydalanıp, çok güzel partiler yapabileceğinize eminim. Özellikle de çocuklar için çocuk kahramanlı konseptli partiler keyifli oluyor.
Parti yapmak çok hareketli, özel zaman ve emek gerektiren özel durumlardır. Özellikle de doğumgünleri çok yorucu oluyor. Ama ister evde ister dışarıda olsun mekanı güzel bir hale getirmenin yolu  özel süslemelerden geçiyor. Bununla ilgili de her gün her yerde yeni mağazalar açılıyor. Bildiğim, aldığım Ankara’daki mağazalardan birkaçı: 

Parti Malzemesi satan mağazalar;

***Parti dünyası…..Ümitköy, Çayyolu ve Kentpark AVM de var.
***Chocoj…. Yıldız’da….çok güzel pasta yapım malzemeleri, kalıpları vs.  detaylı malzemelere ulaşabilirsiniz…

***Partibeta; Ulus Altındağ Belediyesinin karşısında…Burada da çeşitli çizgi film karakterlerinin masaörtüsünden tutun da bardak, süs, peçete vs. parti için gerekli tüm malzemelerini bulabilirsiniz.  
***Balonevi; Gordion AVM, Bahçelievler,  Tunalı, Çayyolu, Armada Avm ve  Yıldız’da varmış…Hepsini görmedim ama birçok yerde görüyorum artık.
***Sole parti evi; Kocatepe’de…
http://www.solepartisepeti.com/

Ayrıca özel tasarım, yazılar yazdırmak isterseniz….Birkaç tane tasarım firmasından;


Birkaç bildiğim palyaçoyu da paylaşıyorum: Palyaçolar;

***Süslü organizasyon; Armada Avm’de…   http://susluorganizasyon.com/
***http://www.cocukdiskosu.com/
Facebook’da bu adreste de pek çok ilçedeki parti evlerinin adreslere ulaşabilirsiniz…
https://www.facebook.com/search/106478736056198/places-in/109633322446882/places/intersect/

Herkese bol eğlenceli, partili günler dileğiyle.... 
-->
Devamını Okuyun...

14 Şubat Aşk için...Benim kadınlarım...

Benim kadınlarımın mutsuzluğun tek sebebi sevgisizliktir. Aşksızlıktır. İlgisizliktir. Ama bu sevgi  ve ilgi illaki karşı cinsten olmalıdır.
Böyle yüreğimizi yumuşatan biri olmalı hayatımızda…Yüzümüzü güldüren...
Bizim kadınlar sadece sevgiye muhtaçtır. Sadece sevgisizlik onları güçsüz yapar, yıpratır, üzer. Sevgi oldu mu gerisi boş.  Enerjileri tavan yapar, her türlü güçlüğün altından kalkarlar. Gülücükleriyle neşe saçarlar…
Sevgi olmayınca hayat durmuştur,  nefes alamazlar, tıkanırlar… Ölürler aşksızlıktan mutsuzluktan…
Tek ihtiyacımız bize sevgi veren biridir oysa. Sevgiyle yoğrulduğumuzda çocuk gibi masumlaşırız.  Mutluluktan ölürüz. Huzur ve sükunet kaplar içimizi. Sakin ve dinginliğimizle çevremize mutluluk veririz.
Hayatımızda bizi seven,  kalbimize dokunan bir erkek yoksa önce içimizde dalgalar, boğuşmalar, kavgalar başlar…Huzursuzluk  her  yanımızı sarar. Sonra başlar öfkeler, kendini yemeler, etrafına mutsuzluk saçmalar…
Sevgi bizim ilacımızdır.
Bizim kadınların en önemli gıdasıdır.
Ama sözde değil,  özde sevgi  isteriz. Gerçek…  Hissettirilen, dokunulan…İçimize işleyen, sözlerle bakışlarla desteklenen. Gözlerden anlaşılan. Dokunduğunda kalbinin içini titreten…
İşte bizim kadınlar gıdalarını iyi aldıklarında, ilaçlarını da üstüne takviye aldıktan sonra yumuşacık olur, yüzleri hep güler… Mışıl mışıl uyuyan bebekler gibi  sakinleşir, mutluluklarınla olduğu  her yere huzur saçarlar.
Pozitif enerji kaynağı oluveririz bize sevgi verildiğinde….Taaa gözlerimizin içinden anlaşılır…
İşte bizim kadınlar böyledir.  Sevgi arsızı belki de.
Ama en çok aşksızlığa mahkum edilmiş sonsuz yalnızlık öldürür bizi…
Kadınlarımıza bol sevgi ve aşkla dolu günler dileğiyle….
-->
Devamını Okuyun...

2014’de hayatımdaki en güzel ikili, kızım ve oğlum. Nil ve Çınar…

Annelik bir kadına verilebilecek en güzel lütuf…
Bu duygu insanın huzur, mutluluk, enerji dolmasına neden oluyor (tabii her zaman değil J).
Seviyorum onları hem de çok. Öyle güzel ve masumlar ki hiç büyümesinler istiyorum. Komikler, eğlenceliler, enerji dolular, şirinler… Evimin neşesiler…her yeri dağıtsalarda, pisletselerde onları çok seviyorum…iyi ki varlar. İyi ki doğurmuşum…
2014’de çocuklarımdan izlenimler:

Çınardan:
Oğlum akıllı, büyümek istemiyor “boyum uzasın ama büyümeyeyim” diyor.
Çınar’ın bu yıl favorisi renkli bilekliklerden yapmak.  Herkese yapıp hediye ediyor.  
2 yıldır hafta sonları basketbol kursuna gidiyoruz.
Kitap okumada bu sene Çınar’ı teşvik eden durumlar oldu ve ben bunun çok önemli olduğunu anladım. Ödül, ama okulun, öğretmenin verdiği ödül. Çocuklar için bu gerçekten motive edici.
Armada Çocuk bilim müzesinde kursa gitti. Çok güzel atölyeler var. Biz Genom ve  Adli Tıp Atölyesine 1 ay gittik. Çok beğendik. Ajan gibi hissetmiş kendini. Parmak izleri, Dna’lar falan ilginçmiş…Armada Ankara Çocuk Müzesinde diğer atölyeler:

Fransızca evde bilinmeyen yabancı dil. Gerçekten yabancı dili bilmiyorsanız çocuğunuza yardımcı olmak çok zor. Bunun komikliğini yaşadık çoğu zaman. Ama sayesinde Fransızca öğrenmeye başladık:))
Veli toplantısında öğretmenlerinin  Çınar’dan tek şikayetleri “espri yapıyor, hepimiz gülüyoruz,  ders hafiften bölünüyor ve dağılıyoruz” du.  Komik olma bu dünyada kişiye verilen özel bir lütuf  benim için. Hayata espiriyle bakabilme yeteneği. Güldürmek zor zanaat sonuçta. O yüzden oğlumun insanları güldürme, eğlendirme çabasına bayılıyorum. Umarım bu özelliği artarak gelişir ve hiç kaybetmez. Çok ince, hoş espirilere başladık bile.  Dans etmeyi, müziği ve eğlenmeyi pek sever. Doğduğundan beri keyif adamıdır oğlum.

Nil’den:
Şarkı söylemeye bayılıyor bu aralar…Bir de resim yapmaya ve boyamaya…Hamur oynama, bebekleriyle oynama…Kız çocukları kendi kendine oynayıp  idare edebiliyorlar. Ya da Nil öyle. Beni yorup üzmüyor. Birde şarkı sözü yazma olayını bir yetenek sanmıştım Çınar’da. Ama anladığım kadarıyla dönemsel bir özellikmiş. Şu aralar Nil de sürekli kendi kendine sözlerle şarkılar üretiyor. Çınarda çok yapardı. Ama devam etmedi tabii…
Köpek kedi yavrularına bayılıyor. “Ne şirin değil mi anne”,“Ne tatlı bir bebek”... Kendi çok büyümüş ya.  Bir de yapışıyor bana, öpüyor öpüyor, sarılıyor gelip koynuma giriyor. Öyle sıcak ki. O nefes gibi, yaşamın ta kendisi.
Kardeşlik, çok önemli. Hayatı paylaşma, evi paylaşma, anne babayı paylaşma durumu. Güzel olduğu kadar zor da. Onların birbirine bağlı olması ve  iyi anlaşması benim için çok önemli. Hep birbirlerine destek olsunlar istiyorum. Nil ağbisine hayran zaten. Şimdilik çok anlaşabildiklerini söyleyemeyeceğim ama ileride öyle umut ediyorum.  Benim içinde şimdi  zor zamanlar. Çoğu zaman bağırmak zorunda kalma durumu yaşıyorum. Çınar genelde Nil’i sinir etmekle meşgul oluyor,  Nil’de kız olmanın ve mızmızlığının verdiği küçüklükle basıyor yaygarayı, ağlıyor gibi yapmalar, bağırmalar…Sanırsınız ağbisi etini koparıyor.  Uyarıyorum ama dozaj arttıkça benimde sabrım tükeniyor. Herkes odasına ültimatomumla bitiveriyor o anlar.  Ama tabii sonra tekrar tekrar yaşanıyor…Hangi arkadaşımla konuşsam kardeş kavgaları var, olmayan yok gibi.
Üçümüz birlikte süper zamanlar geçirdik, geçiriyoruz da. Delice dans ediyoruz mesela. En keyifli anlarımızdan biri bu. Tabii bir de boğuşma ve komiklik yapma var. Onlara bazen komiklikler yapıyorum özellikle Nil çok gülüyor. Ağbi de zaten komik. Nil ikimize de sürekli gülüyor …
Gerçekten büyümesinler bu dönmeleri çok şirin, en güzel zamanlarımız belki de. Yanımdalar, onları üzen insanlar yok, mutlular, saflar, çünkü çocuklar…Onları mutlu etmek çok kolay…
Daha ne olsun ağzımızın tadı bozulmasın. Çocukların çocukluklarından yararlanın, onlarla eğlenin… Herkese ailesiyle, sevdikleriyle sağlıklı güzel bir sene diliyorum…
-->
Devamını Okuyun...

etkinlik ve yeniliklerden...

Biraz karma yaptım yine. Okuduklarımdan öğrendiklerimden. O kadar çok gündem hızlı ve değişken ki. Yeni yerler açılıyor, yeni sporlar, yeni  yemekler, yeni yöntemler, yeni siteler… yenilikler bitmiyor…

***İlk başta Şubat tatilinde evde ailece çocuklarla izlenebilecek en iyi 35 filme bakalım:  
http://www.sinefesto.com/anne-baba-ve-egitimciler-icin-tavsiye-edilen-35-film.html

“Uzun süredir anne-babalar, eğitimciler ve çocukla çalışanlar için tavsiye edilebilecek filmler üzerinde çalışan Pedagoji derneği tavsiye filmler listesini yayımladı. Yapılan açıklamada: “Bazen bir film, bir kitap kadar farkındalık kazandırabiliyor. Hayata bakış açımıza katkı sunabiliyor. Bu nedenle eğitici özelliği olan birçok filmi değerlendirdik ve bu listeyi hazırladık. Bu çalışma ile amacımız anne-babalara ve eğitimcilere çocuk konusunda yeni farkındalıklar sağlamaktır.”


***Şubat tatili etkinliklerini yazacaktım. Fakat zaman ve yoğunluktan yetişmedi. Ama bildiğim 1-2 aktiviteyi yinede yazıyorum,  henüz zaman geçmiş değil…Büyük etkinliklerin birçoğunun bileti de biletix de satılıyor ben oradan takip ediyorum…
1. Ankamall’de tiyatro etkinlikleri, uygulamalı inşaat etkinlikleri var. Birçok avm’de çocuklara yönelik güzel aktiviteler yapılıyor avm’lerin sayfalarından saatlerini takip edip gidilebilir.
2. 7-8 Şubatta Madagascar Show geliyor. Congresium’da…Saat 13.00 ve 16.00 olmak üzere toplam 4 gösteri ….
3. Sömestr da neden yaz okulu gibi kış okulu yok diyordum ki var olduğunu gördüm. Seneye kesin Çınarı buraya göndereceğim. İngilizce pratik yapmış olur üstelik.

***Eğlence sınır tanımıyor. Yeni moda  Odadan kaçış oyunları. Bilmece gibi. Heyecanlı ve eğlenceli…Ankara'da yeni yeni açılan farklı bir aktivite...Ankara etkinlik bu deneyimlerini paylaşmış ve çok eğlenmiş…ailecek eğlenmek için tavsiye edilir.

***Kadınlar için Callentics egzersizleri…
Mucize bir spor dalı deniliyor zormuş ama sağlık ve incelmek için idealmiş…Bu aktivite hergün düzenli bir şekilde yapıldığı takdirde tek seansı 7 saatlik klasik bir jimnastik antrenmanına veya 24 saatlik bir aerobik dans dersine eş değer oluyor. Youtube açıp oradan izleyerek yapabilirsiniz. Kadınlarımıza önerilir.

***Artık doğal ürünlere talep artıkça tüketiciye ulaşan alternatiflerde çoğalıyor. Artık çiftlikler, teyzeler doğal olan her şey popüler oluyor(İpek hanımın çiftliği gibi).  Bunları yapanların hikayeleri de çok ilginç ve güzel. Şehirde yaşarken küçük kasabalara gidip yerleşen zamanla orada doğal ürünler üretmeye başlayan ve büyüyen işletmelerle devam eden yaşamlar… Bunlardan biri de Hatice teyze ürünleri.  Eşşek sütünden yaptığı sabunlar, doğal zeytinyağları… Siteyi ziyaret etmenizi öneririm.  

https://www.haticeteyze.com/6/24/Sabunlar/Esek-Sutlu-Sabun?sayfa=2

***Çocuklar için Küçük prens kitabı çıktı ve hemen aldık. Yakında filmi de geliyormuş. Dünyanın en çok satan ve okunan kitaplarından biri. Eserde bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılmaktadır….


-->
Devamını Okuyun...

doğada tatil

Birazda kış tatillerinden yazmak istedim. Uludağ-Kartalkaya ve Ilgaz bu taraflarda bilinenlerden. Doğudaki Palandöken vs. bahsetmiyorum. Eğer profesyonel kayak düşünmezseniz  Bolu’da  kar-doğal güzellik- temiz hava bakımından çok hoş mekanlar mevcut.  Ve alternatifler çoğalmış. Çok güzel dağ evlerinde doğal hayatı sizlere sunuyorlar. Hafta sonu konaklaması veya günübirlik bile gidilebilir. Ankara’dan 2-2,5 saat civarında. Yakın yani. Biz Sakintepe’ye gittik. Gerçekten sakin ve huzur veren bir yerdi. 6-7 değişik büyüklükte dağ evi var. Kişi sayınıza göre evi kiralıyorsunuz, her türlü teçhizat hazır orada. Sadece yiyeceklerinizi kendiniz getiriyorsunuz. Ormanda yürüyüş, karda kayma, kurt köpekleriyle eğlenme ve mangal-şömine keyfilerini yaşayabilirsiniz. Biz 3 aile gittik ve çok eğlendik. Tavsiye ederim. Özellikle çocuklar bayıldı ayrılmak istemediler. 

         1.   Sakintepe


                                      




Rezervasyon için :demokan@sakintepe.com veya 0530 6403271

İnternette gezinirken  alternatif iki değişik çok hoş yerlere rastladım ve paylaşıyorum:

           2.  Hindiba Pansiyon
https://www.facebook.com/pages/Hindiba-Pansiyon/138212712940474
Rezervasyon için: bilgi@hindibapansiyon.com.tr veya 03743563138





           3. Yeşil  Masal Evleri
https://www.facebook.com/abantyesilev?fref=ts


           
           4.   Altınköy
Doğal hayattan bahsetmişken  Altındağ Belediyesinin yeni projesi Altın Köy’den de bahsetmek istedim. Yakında bolca adını duyup Ankaralılar olarak sıkça çocuklarımızı götüreceğimiz bir alan olacağını düşünüyorum. Hayalimdeki projenin yansıması gibi olmuş.  
“Çocukların köy hayatını yakından tanıma fırsatı bulacaklarını söyleyen Tiryaki “Şimdiki çocuklar sütün nasıl sağıldığını, yoğurdun neden yapıldığını bilmiyor. Çocuklar, köy hayatına tamamen uzak... Altın Köy ile bu durumu ortadan kaldıracağız. Burada çocuklar köy hayatının tüm detaylarını yakından görme imkanı bulacak ve hatta yaşayacak.” dedi. Başkan Tiryaki, bölgede bulunan camiden köy kahvesine, ahşap evlerden köy okuluna kadar her şeyin birebir gerçek olduğunu, taşınarak Ankara’ya getirildiğini ve yerleştirildiğini vurguladı.”

Güzel bir proje. Hamamönü ve arkası, Ulucanlar Cezaevi gibi mekanların Ankara’nın gezilebilir, turizmine katkı sağlayan alanları olduğunu düşünüyorum ve bu alanın da böyle olmasını umuyorum.
Çocuklarımıza doğal hayatı sunabileceğimiz bol alternatifli mekanlara kavuşmak dileğiyle…  
-->
Devamını Okuyun...

teknoloji ve çocuklar...

Çocuklarımızı ne kadar teknolojiden uzak tutmaya çalışsak da beceremiyoruz.  Özellikle erkek çocuklar için çok önemli. Çınar’ın elinden ıpad ini alınca bozulup, küsüyor. Ne kadar  zararlarını anlatsan da biraz boş gibi. Anlayamıyorlar çünkü. Bir şey olmuyor diyor. O şu anda yaşadığına bakıyor  gelecekteki etkilerini idrak etmesi zor bir çocuğun.
Durum bu kadar zorken çıkan yazıları, haberleri okudukça biz ebeveynler içinde telaş, kaygı başlıyor. İnanılmaz teknoloji bağımlısı bir toplum haline geldik. Herkesin elinde cep telefonu, tableti…gerçekten sadece biz gelişmekte olan ülkelerde mi  böyle. Tabii değil ama gelişmiş ülkeler daha bilinçli, zararlarını biliyorlar, araştırıyorlar. Aynen aşağıda anlatılanlar gibi. Silikon vadisinde çalışan bilişimciler çocuklarını teknolojiden uzak yetiştiriyormuş haberi… 


“Gelişmiş ülkelerle az gelişmiş ülkeler arasındaki fark, birinin teknoloji geliştirmesi ve diğerinin de o teknolojiyi tüketmesinden ibaret değil!
Gelişmiş ülkeler, geliştirdikleri teknolojinin, insana etkilerini araştırıp, kullanımını düzenleyici kurallar üzerinde çalışırken, az gelişmiş ülkeler, en yeni teknolojiyi kontrolsüzce tüketmeyi, bir gelişmişlik ölçüsü ve prestij unsuru olarak algılıyorlar.
Silikon vadisi devlerinin çocukları için tercih ettiği okullar, Waldrof okulları gibi, yoğun fiziksel ve kültürel aktivite yaptıran, hayatın içinden örneklerle, deneysel eğitim veren eğitim kurumları. Bu kurumların çok önemli bir özelliği, ilköğretim okullarına, bilgisayar teknolojilerini sokmamaları. Yaratıcı öykü yazma ve anlatma, müzik, dans, spor, tiyatro gibi faaliyetlerin, duygu, düşünce ve davranış gelişimi için hayati önem taşıdığını öngören bu okullar, bilgisayarın bu tür becerilerin gelişimine katkısı olmadığını, hatta çocuğu sürekli cama kilitleyip, hareketlerini sadece birkaç parmağa sınırlayarak, motor gelişimi duraklattığını söylüyorlar.
Çocukların ancak beyin ve beden gelişimleri büyük ölçüde tamamlandıktan, insan ilişkileri kurma becerileri geliştikten sonra, ileri yaşlarda bilgisayar teknolojileri ile tanıştıklarında çok zarar görmeyeceklerini, zihinlerini bilgisayarın kontrolüne kaptırmayıp, onları verimli araçlar olarak kullanabileceklerini bildiriyorlar.
Doç. Dr. Şafak Nakajima”
http://www.baknebuldum.co/teknolojiye-bakis-acinizi-degistirecek-bir-yazi-mutlaka-okuyun/

Ne mi yapmalıyız? Tabiy ki doğaya yönlenmeliyiz. Zaten bakıyorum da çocuklar en çok parkta, bahçede, futbol oynarken, bisiklet sürerken, karda kayarken, taş ve toprakla oynarken mutlular...Yani doğalı bu...Keşke kış uzun ve çok soğuk olmasa, çocuklarımızı çıkarabileceğimiz açıkhava alanlarımız çoğalsa, alternatif çok olsa da bizde onları evlere, dört duvar arasına mahkum etmesek. Zaten çocukluk da budur. Koşmak, zıplamak, oynamak, bağırmak...Biraz büyüdükten sonra isteseniz de dışarıya çıkmayacaklar ve teknolojiden uzak kalamayacaklar...Doğanın faydaları:

"Çocuklarımız artık bitkileri, böcekleri, çiftlik hayvanlarını, kurbağaları, dereleri, sadece kitaplarda ya da televizyonda görüyor, yediklerinin nereden geldiği hakkında bile bir şey bilmiyorlar. Ne yazık ki eğitim sistemimiz de kapalı mekanlarda, soyut kavramların öğretilmesine dayalı. Yeni kuşaklar için doğa giderek uzak ve soyut bir kavrama dönüşüyor. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar doğanın bizler için, özellikle de çocuklarımız için neden hava kadar, su kadar temel bir ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor. Çocuklarımızı doğadan mahrum bırakmamalıyız çünkü:


1.    Doğa çocuklarımızın fiziksel sağlığını geliştirir!
2.    Çünkü doğa çocuklarımızın duyularını güçlendirir!
3.    Çünkü doğanın birçok zihinsel ve ruhsal rahatsızlığı iyileştirme gücü vardır!
4.    Çünkü doğada olmak çocukların özgüvenini artırır!
5.    Çünkü doğa çocukların okuldaki başarısını ve uyumunu destekler!
6.    Çünkü doğa çocuklarımızın yaratıcılığını geliştirir!
7.    Çünkü doğanın da çocuklara ihtiyacı var!
  www.cocukvedoga.com"
  -->
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.