safra kesesi ameliyatım

2 ay önce birden bire midemde şişkinlik ve gaz sıkıntısı yaşamaya başladım. Ama bu sıkıntı gittikçe arttı. Karnımda ağrıya da neden oluyordu. Azcık bir şey yediğimde patlayacak gibi oluyordum. Bir ayda 3-4 kere atak denilen (sonradan öğrendim) durumu yaşamışım. Yani 2-3 gün sancı ağrı çektim. Özellikle ağrım sağ tarafımda belimin üstünde oluyordu.  Dedim mideme bir şeyler oldu artık doktora gitmeliyim. Doktora gidince endoskopi ve ultrason verdi. Ultrasonu anlamamıştım neden verdi diye. Sonradan çok önemli olduğunu fark ettim tabii. Midede reflü, ülser başlangıcı, iltihap vs. bir sürü şey çıkmıştı ama daha da önemlisi ultrasonda safra kesemde taş çıkmıştı. Çok kötü olan buydu. Eğer ilaçlar şikayetlerimi geçirmez ve ağrılarım devam ederse anlayacağız ki safra kesem bu şikayetleri yapıyor. Yani bu şikayetler mideden de kaynaklanıyor olabilir safra kesesinden de. İkisi de yapabilirmiş. Yaklaşık 1 ay daha dayandım bekledim baktık ki şikayetler azalmıyor bunun nedeni safra kesesi kararı verdi doktorumuz. Yediklerinizde çok önemli bu arada. Atak geçirmemek için  yağlı yiyecekler, yumurta ve çikolata yasak zaten. Ameliyattan sonra da vücudun alışma dönemi yaklaşık 6 hafta daha devam ediyorsunuz bu diyete. Sonra hayat normale dönecek işallah….
Safra kesesi, karaciğerde üretilen safrayı depolayan ve yemeklerden sonra yağ sindirimi için safrayı barsaklara boşaltan bir organdır. Alınınca onun görevini karaciğer üstleniyormuş.
Safra kesesinde taş neler mi yapıyor. Safra kesesi taşları, özellikle yemek sonrası hazımsızlık, bulantı, karın ağrısı, şişkinlik, geğirme gibi şikâyetlere yol açar.  Şiddetli bir atak sonuçları ölümcül yerlere varabilecek şeylere neden oluyor. Sarılıkdan, apandist patlamasına ve farklı tehlikeli bir sürü  kadar. Ve bu durum bir uçakta veya yurtdışında da olabilir denilince ve şikayetlerim de devam edince ameliyat kararı verdim.
 Ameliyat kapalı yöntem olan laparoskopiyle yapılıyor genelde. Genel anestezi ile karın ve 3 yerden minik delikler açılıp safra kesenin tamamı alınıyor. Yani sadece taş alınmıyor. Neyse ameliyat oldum ilk gün epey gaz sancısıyla birlikte ağrım oldu. Ertesi gün eve çıktığımda da delik bölgelerin içleri sanki yara gibi acıyordu. 5. Gün itibarıyla artık ağrılarım epey azaldı. En azından hazırlıksız bir anda ve yerde böyle bir acil durum yaşamayacağım için huzurluyum. Tabii mide rahatsızlıklarımında geçeceğini umuyorum…
http://www.anadolusaglik.org/tr/saglik-rehberi/saglik-rehberi/haberler/yagli-yemeklerden-sonra-siddetlenen-agri-safra-kesesi-tasi-belirtisi
İnternette ameliyat fotolarını görünce tam kendimi şişlenmiş gibi hissettim doğrusu:))



Herkese 2016'da sağlıklı günler diliyorum. Ve sağlığımızın kıymetini bilmemiz dileğiyle…
Devamını Okuyun...

2015'den hatırladıklarım

Bu sene okuduğum kitaptan, izlediğim diziden sinemadan, keşfettiğim şarkılardan, gittiğim konserlerden vs. aklıma gelen ve keyif aldığım güzelliklerden bahsetmek istiyorum:
·         Kitap: Fi, Çi, Pi….. Çok popüler olmasından dolayı merak ettim,  aldım, okudum ve çok beğendim.  Anlamlarına gelince;  “Fi’ kelimesi, ateş , ihtiras , güzellik anlamına geliyor . İkinci roman ‘Çi’, suyun buz hali, yaşam enerjisi.. ‘Pi’nin anlamıysa topraktan başını uzatan filiz, yani hayat demek…
Kusursuz güzellik-yaşam enerjisi ve hayat üçlüsü.içimize dönüp bakmamız ve yaşam amacımızı belirlememiz açısından güzel bir roman...
·         Yeni şarkıcılar ve şarkıları: Buray “İstersen”, “Sen sevda mısın?”, Hüsnü Arkan “Gönül yarası “, Melihat Gülses “Günaydınım, nar çiçeğim”, Recep Aktuğ “Ah benim sevdalı başım”, Koray Avcı “Sen”….Bunları sevdim ve sıkça dinliyorum. Bu sanatçıların diğer parçaları da güzel…Mesela Recep Aktuğ bir Tanju Okan tadında...

·         Sinema: Tabii sadece animasyon ağırlıklı bir sinema dünyamız devam ediyor. O yüzden çocuklarla gidip beğendiğimiz “Minyonlar” en son da “Çılgın dostlar” filmi güzeldi…“Star wars” çılgınlığı dünyada var ama bizim evde henüz başlamadı…
·         9-10 yaş erkek çocuğunun sevdikleri: Saftirik kitabı,  Ninjago Lego oyuncak ve karakterleri… 
·         4-10 yaş kız çocuğunun sevdikleri : Karlar Ülkesi  Elsa’nın oyuncağı, kitabı, puzzle, kıyafeti…Özetle elsanın her şeyi ….Bir de mandala boyama kitap e kalemlerimizi unutmayalım. Severek keyifle boyuyor Nil…
·         Güldür güldür show  bu yılımıza en çok izlediğimiz program olarak damgayı vurdu. Hatta Ankara’ya geldiler, gittik, çok kalabalıktı, çok güldük ve eğlendik.
·         En çok izlediğim dizi ise Kiralık Aşk sanırım. Eğlenceli. Üstelik ayakkabı tasarımı ilgimi çeken ayrı bir boyutu. Elçin Sangu’yu beğeniyorum, çok hoşş…Dizilerle ilgili sıkıntım yeni başladıklarındaki senaryonun istikrarlı devam etmemesi, bozulması.  Yani dizi ilerledikçe birçoğunda kurgusunda olmayacak şeyler oluyor ve saçmalıyorlar. Ve böyle olduğu an ben dizi izlemeyi bırakıyorum. Birçok dizi böyle şu anda…
·         Emel Sayın konserine gittim ve uzun zamandır gittiğim en güzel konserdi diyebilirim. O yaşta o güzellik, zarafet ve ses. Mest olduk desem yalan olmaz. Onu çok tebrik ediyorum, uzun yıllar başarılarının devamını diliyorum…
·         Ankara’da Gordion şehrini Kral Midası bu yıl keşfettim. Polatlıya gidip o hikayeleri dinlemenizi ve o havayı solumanızı öneririm…
·          Tabii bu yıl gidip gördüğüm yeni yerlerden özellikle Mikonos  ve Santorini adaları çok etkileyiciydi.  Gemi turunu herkese öneriyorum çok keyifli…Türkiye’de de Kapadokya ve özellikle bir peri bacasının doğal halinde içinde kalmak çok etkileyiciydi.
Bu son birkaç aydan hatırladıklarım. Böyle yazınca ne çok şey yapmışım diye düşündüm. Hayat  ve mutluluk bu küçük detaylarda saklı zaten. Üstelik koca bir yılı tam anlamıyla hatırlamıyorum. Bloğun en güzel yanı bu işte. Blogger olmayı en çok da bu yüzden seviyorum. Neler yaşadığını önüne seriyor. Kaç  yıl geçmiş olduğunu görüyorsun…
Özetle eminim sizlerinde ne güzel unutulmaz anıları, güzel zamanları vardır bu sene içinde.  Sadece hatırlayın, gülümseyin ve 2015’i güzel uğurlayın.

2016 bize uğurlu gelJ
Devamını Okuyun...

avm'lerden...

Yılbaşı yaklaştıkça her avm’de etkinlikler ve çekilişler hız aldı. Yeni yıl eğlenceleri ve araba çekilişleri neredeyse hepsinde var..
One Tower Avm, Panora Avm nin karşısında yeni açıldı. Dün Hande Yener konseri vardı. Şık ve ferah olmuş. Bu civarda oturanlar için Panora’da olmayan mağazaların açılması açısından sevindirici. Mesela English home, H&M, Tepe home…Tepe home gezmeyi çok seviyorum çünkü büyük, cıvıltılı, renkli, süs eşyaları, mutfak eşyaları vs. satan mağaza yok gibi. Ve gezmekten en keyif aldığım mağaza  dekorasyon ağırlıklı mağazalardır. Ayrıca çok büyük nezih kırtasiye oyuncakçı ve arkadaş kitabevi var. Yeni açıldığı için sakin. Boş vaktiniz varsa bu iki mağazada saatler geçirebilirsiniz. Dekorasyonu çok şık keyifli mağazalar...
Ayrıca Ankamallde de Decathlon açılmış. Bazı markalar güzel. Bu mağazada onlardan sevdiklerimden…Spor için ne ararsanız uygun fiyat ve çeşitde bulabileceğiniz bir mağaza.
Meşhur yabancı markalar bir ile başlayıp neredeyse birçok avm de açılır, sayılarını arttırır oldular.
Ayrıca son açılan avm lerde dikkat ettiğim şu oldu. Artık yemek yerleri bir arada ve en üst katta olmasının yanında avm içinde farklı noktalarda birçok cafenin açılması. Bu sevindirici. Çünkü ben artık o kalabalık uğultulu ne yediğinin anlamadığın en üst katlardan çok sıkılmıştım. Birde cafelerin hepsinde çocuklar için köşeler olsa süper olacak…

Maalesef kışları avm lerden kurtuluş yok. En sevdiğimiz zamanımızı geçirdiğimiz yerler. Gerek ihtiyaçlardan gerekse size sunulan hizmetlerden dolayı vazgeçemiyoruz. 
Herkese sağlıklı ve mutlu güzel bir yıl diliyorum. 

Devamını Okuyun...

elektrik süpürgesi seçimi

 Süpürgem bozuldu ve yenisini seçmek zor oldu. Ama neyse ki birçok markadan üç markaya indirebildim. Miele, Philips, Dyson…
Süpürge alırken karar vermeniz gereken noktalar var. Nasıl bir süpürge istediğiniz ve bütçeniz. Seçenek kuru mu ıslakmı en başta. Kuruda da iki seçenek var torbalı mı hazneli mi?
Sonra anlatılanları, özelliklerini dinliyorsunuz. Emiş gücünden A sınıfı elektrik tüketimine kadar.  Ben ses olayını da süpürge de önemsiyorum. Ama her yeni özellik artan fiyat demek oluyor.  Çok az yeni özellikle yeni çıkmış bir ürün  bir önceki modeline göre epey farklı fiyatta olabiliyor. O yüzden ben en son çıkanları değil de bir önceki modelini tercih ettim. Bir de hepafiltre olayını önemsiyorum. Tek filtre yetersiz geliyor o yüzden öyle modelleri inceledim.
Ben kuru ve torbalı klasik modeli tercih ettim doğrusu. Özellikle ıslaklarda filtreleri iyi temizlemediğinizde çekim gücü bozuluyormuş. Onunla uğraşacak vaktim olmadığını düşündüğümden kuruyu tercih ettim.
Dyson fiyatı çok yüksek olduğu ve bütçemi aştığı için eledim. Diğer iki markada iyi bence.  Ben philipsi aldım. Ama miele ile birçok özelliği örtüşüyordu zaten. Fiyatları da çok yakındı.

Karar vermek zor olsa da birini alıp denemekten başka alternatif yok. Herkese iyi temizliklerJ
Devamını Okuyun...

çocuk cafeleri ve kitapçıları

Bir sokak istiyorum. Sabahtan gece yarısına kadar açık olan ve çocuklara yönelik yemek restoranları, kitapçıları bulunan...ya da her ikisi bir arada olan. Her birinde ayrı aktivite, etkinlikler olan. Her seferinde başkasına götürebileceğim. 
Bir de dekorasyonları dış cepheden itibaren böyle renkli, cıvıl cıvıl olsun istiyorum. Mesela armada hayat sokağı gibi canlı veya çocuklu sokak adlarıyla olabilir.... Güzel, şık cafeler olacak. Hatta çocuk kitapçıları, yemek menüleri olan.  Çocuk avm’si demek istemiyorum. Ama olabilir de eğer açık havalı, parklı bir avm olursa neden olmasın. Her şey daha özenli, sağlıklı olacak mesela…Hatta siz yemek yerken çocuklarınızla ilgilenen ablalar-ağbiler olsaJÜcretsiz ve her yerde…

Çok mu şey hayal edip istiyorum? Ama şimdi düşünüyorum. Çocuklarla akşamüstü gidip rahat edebildiğim cafe, restoran sayısı çok az. Alternatif az. Burası aileler yeri olacak. Gençler takılmayacak. Belki çocuk yaşlarına göre kategorize olabilir. Sanırım bu İstanbul’da da yok. Hep de gençlere ya da çocuksuz  gidilecek şık mekanlar olmasın canım. Biraz da çocuklarla gidilen, onların kaynaştığı, oynadığı, keyif alınan yerler olsun. Cafeye giriyorsun çocuklar oturmuyor ki masada. Sıkılıyor. Başlıyor masa üstünde ne varsa ellemeye, dökmeye. Zor yemek yiyorsun. Geçen gün bizle, yan masa küçük kızlarımızla uğraşmaktan helak olduk. Bardağı düşürüp kırdılar. Diğer müşteriler bebek ağlamasından, çocuklardan rahatsız oluyorlar…sonra küçük çocuklu ebeveynler dışarı çıkmak istemiyor. Hadi yazın parklar bizi kurtarıyor da kışın yer yok…o yüzden çocuklarla gitmek istemiyor. 
Allahtan bazı cafeler resim  boyama veya cd player veriyorlar. Çok hoşuma gidiyor. En azından ilgilerini çekiyor. Timboo cafe bu konuda çok başarılı. Çocuk menüleri de çok sevimli ve onlara özel. Sanırım bu yüzden de çok kalabalık. İşte böylesi cafelerin bulunduğu, çocuk yazarlarının geldiği onlara özel bir sokak… Umarım ileri bir zamanda olur. Tabii bizimkiler büyüyor da geleceklere hoş  olur. Çocuklarınızla keyifli günler geçirmeniz dileğiyle…
Devamını Okuyun...

SONBAHAR GÜZELLİKLERİ

Ben mi fark etmedim sonbaharda yaprakların böylesine güzel olduğunu yoksa bu yıl yapraklar mı farklı, çok mu???Her yer rengarenk yaprak…Geçende çıkan rüzgarla yapraklar öyle çoştu ki yerden, havadan rengarenk yapraklar uçuşuyordu. Sanki gökyüzünden kar gibi yaprak yağıyordu. Tüm şehir sarı, turuncu yaprakların içine gömülmüştü. İlk kez şehrin bu kadar yapraklara büründüğünü görüyordum. Ve ilk kez sonbaharı bu kadar çok sevdim. Bu güzel manzara fotolara, hatta dizilere bile yansıdı. Papamparça dizisinde Yedigöller civarı o kadar muhteşem görünüyordu ki. Herkesin orada olası geldi muhtemelen. Oysa şehir içinde parklarda bile aynı manzarayı yakalamak mümkündü bu sene. Önemli olan farkındalık. Etrafına iyi bakabilmek, görüp hissedebilmek güzellikleri.
Doğa nasıl da kendini göstermeye hissettirmeye çalışıyor bize. Bizse hala görmüyoruz. Güzellikler her yanımızda. Her mevsimin ayrı güzelliği var. Kış geliyor şimdi güzel bembeyaz kar manzaraları göreceğiz. İlkbaharda yine rengarenk tomurcuklanan ağaçları. Doğanın içinde hiç müdahale etmeden yaşasak o kadar güzel ki. Onunla yeşersek, yeniden canlansak sonra dökülsek sonra tekrar toparlasak…Biz ne kadar uğraşsak da zaten öyle yaşıyoruz. Biz de tabiat gibi, aynen mevsimler gibi ruhumuzda ve bedenimizde aynı değişikleri yaşıyoruz. Ve sanırsam yaşam tam da bu demek…

Devamını Okuyun...

sosyal sorumluluk projelerinden...

Ülkemizdeki derin ekonomik farklılıkları, gelir seviyesindeki adaletsizlikleri ancak birbirimize yardımlarla yenebiliriz. En azından biz vatandaşın elinden gelen bu…Bu yüzden de dezavantajlı gruplara yönelik sosyal sorumluluk projelerini, yardımları çok önemsiyorum. Kadın, çocuk, yaşlı ve engellilere yönelik her türlü proje beni mutlu ediyor. Sanırım gittikçe çoğalıyor bu projeler…

Bunlardan biri de ihtiyaç haritası projesi. Mert Fırat çok beğendiğim bir oyuncudur. Ama en çok sosyal sorumluluk projelerine verdiği önem ve destek benim ilgimi çekiyor. Bugüne kadar toplumsal birçok olayda önemli mesajlara imza attı. Şimdi de onun desteğiyle Türkiye’de ihtiyaç haritası ile ihtiyaçlar karşılanıyor. onun öncülüğünde hayata geçen projede, ihtiyaç sahipleri ile yardımseverler buluşuyor. Okul gibi birçok kurum gerekli ihtiyaçlarını bu siteye giriyorlar. Yardım etmek isteyenlerde oradan takip edip yardım edebiliyorlar. Yani ihtiyaçlıyla yardımseveri buluşturan bir ortam olmuş.      http://www.ihtiyacharitasi.org/

Bu da ayrı ve bir o kadar güzel bir sosyal sorumluluk. Nedenini şöyle anlatmışlar:
Neden mi?
Unutamadım o yüzden...
Kalemimi serçe parmağımın boyu kadar kullanmayı,
Silgimi dişlerimle koparıp arkadaşımla paylaşmayı,
Umutlarımı,
Yaşam şartlarımı
Unutmadım o yüzden !!!
 http://www.kucukarkadasim.org/

Bu aralar internet alışverişlerinde dikkatimi çeken en önemli detay alışveriş sonunda büyük ve ünlü derneklere 1 tl den başlayan bağışlar yapabilirsiniz ilanı…İstediğiniz dernek veya vakfı seçip, miktarıda seçip yardım edebiliyorsunuz…Anlamlı ve başarılı buldum…


Bu kadar uzaklara gitmeye de gerek yok tabii. Ankara şehir merkezinde Dikmen’de gecekondularda yaşayan çocuklar yalın ayak dolaşıyorlar. Üstleri başları yok. Gerçekten yardıma muhtaç insanımız çok. Özellikle çocuklara elimizi uzatmalıyız. 
Ve hayat paylaştıkça, yardım ettikçe güzelleşir...Bu güzel projelerin çoğalması ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmamız dileğiyle…
Devamını Okuyun...

Ankara’da yeni mekanlardan….

Gezmekten keyif aldığım ve yeni keşfettiğim yerleri paylaşmak istiyorum:

ANKARA ULUS HACI BAYRAM VELİ VE ÇEVRESİ,
Eski çehresi düzeldi, çok güzel oldu buralar. Restorasyona en çok ihtiyacı olan ve yakışan yer bu bölge oldu. Umarım en kısa zamanda tüm Ulusa yayılır bu görüntüler…Her yeri böylesi düzenlerler. Bence Ankara’nın turizmde temsil edilmesi gereken yer eski Ankara, kale olarak burası. Her yerde tarih var buram buram. Gizli kalmış birçok bina var. Birgün İstanbul’daki Sultanahmet meydanı ve çevresi gibi olacağını  ümit ediyorum. Ankara kalesinde de birçok yeni cafe ve dükkan açıldı. Gitmediyseniz her yazımda olduğu gibi yine tekrarlıyorum şiddetle tavsiye ederim. Ankara'da en beğendiğim, nefes alabildiğim, tarihin içinde dolaşabildiğim, kendimi iyi hissettiğim tek yer kale...







ALTINKÖY AÇIK HAVA MÜZESİ, Altındağ Belediyesinin hayata geçirdiği bir köy ve çok güzel...Yeşilliği bol bir alanda ahşaptan geleneksel Ankara evlerini nı geziyor, yemek yiyebiliyorsunuz…Ben sevdim doğa, hayvanlar, yeşillik çok hoş. Ankara için iyi bir hafta sonu alternatifi. Köy kahvaltıları, kadınların yaptığı mantı, gözleme her şey çok güzel. Ayrıca asma köprü ilginç. Yürürken hafif sallandığı için endişelenen çok varJ Burası yeni evlenen çiftlerin de fotoğraf çektirme mekanı olmuş…Gidip gezilebilecek, güzel zaman geçirilecek bir mekan olmuş….
http://www.altinkoy.tc/    Kendini şöyle anlatıyor:



"Altındağ Belediyesi, 100 yıl öncesinin köy hayatını “Altınköy” projesiyle Ankaralıların ayağına getirdi. 1930’larda, 40’larda, 50’lilerde Anadolu’nun bir köyünde ne varsa, bu köyde de hepsi var. Hatta daha fazlası var. Altınköy’ün kapısı, camisi, çamaşırhanesi, okulu, bakkalı,  köy evleri, yel ve su değirmeni, asma köprüsü, köy kahvesi köyün içindeki yerini aldı.  Ancak burası yaşayan bir açık hava müzesi. Bu yüzden de köyün özellikleri bununla sınırlı değil. Bu köyde koyunlar, kuzular, inekler, öküzler, atlar, eşekler, köpekler, kediler, kuşlar, geyikler, ceylanlar, arılar, horozlar, tavuklar da var. Bu köyde buğday tarlası, sebze, meyve tarlaları, meyve ağaçları, ahırlar, kümesler, at ve öküz arabası da var. Bu köyde süt, yoğurt, tereyağ, peynir, yumurta, un, ekmek, domates, salatalık, kara lahana, marul, roka, semizotu, ıspanak, brokoli, patlıcan, kabak, fasulye  de var. Bu köyde nalbant, kalaycı, dokumacı, demirci, değirmenci, köy bekçisi, köy muhtarı, kahveci, bakkal, seyis de var. Bu köyde 100 yıl öncesine ait eşyalar da var. Tırmık, anadut, dirgen, dibek, soku, tokaç,  havan, el değirmeni, hereni, kuşhane, iği, çotra, sarım tarağı, futun, kulaklı sandık, keşkek tokmağı, sıyırgı da var..."

















ANKARA KONAĞI, Yenimahalle de çok hoş bir mekan. Müze gibi gezilebilen, yemek yenilebilen hatta düğün yapılabilen çok fonksiyonlu bir yer. Eski Ankara kültürünü, seğmenleri ve onların eşyalarını tanıtan bir ortam da olmuş. 
“Ankara Manzarası eşliğinde ve en az beş yıldız kalitesinde verilen hizmetlerin yanı sıra Ankara Konağı, Ankara’nın tarihi ve kültürel değerlerinin tanıtıldığı bir şehir müzesi işlevi de görmektedir.
Dünya’da sadece Ankara Gölbaşı’nda yetişen “SEVGİ ÇİÇEĞİ”ni sembol olarak seçen Ankara Konağı, Ankara’nın kültürel mirasını modern yaşam çizgileri ile birleştiren seçkin bir mimariye, merkezi konuma ve geniş bir otopark alanına sahiptir. Ankara Konağı’nda yer alan Restaurantta, başta Ankara’ya özgü yemekler olmak üzere, geleneksel ve modern Türk Mutfağının pek çok lezzeti tadılabilir.” Diye kendini anlatıyor…düğün ve özel kına salonları da var. En azından bir brunch ya da Ankara yemekleri yemek için uğramanızı ve görmenizi tavsiye ederim...Ankara’nın böylesi bir alana ihtiyacı olduğunu düşünen biri olarak çok beğendim ve sevdim…
http://ankarakonagi.com/ 









 Ankara’da şehrin içinde bir KAYAK MERKEZİ
Sinpaş Altın Oranda açılan kayak pisti dört mevsim hizmet veriyormuş…Çocuklar için hafta sonları farklı bir eğlence olabilir. Kayma eğitimleri de, malzemeleri de, eğitmenleri de varmış.  





Herkese bol gezmeler.....
Devamını Okuyun...

Türkiye'de blogger olmak...

Blogger olmak çok zorlaştı…Artık çok dikkatli olmak gerekiyor. Ülkemizde gönüllü olarak yaptığınız, hiçbir karşılık beklemediğiniz işler bile karşınıza sorun olarak gelebiliyor. Ve emeğiniz karşılığı yorgunluk ve üzüntü olarak geri dönüyor size. Oysa ki tek amaç keyifli sevdiğimiz işleri yapmak ve sizlerle paylaşmak…Ben yazmayı çok sevdiğimden ve hiçbirşey beklemeden gerçekten yıllardır  en samimi duygu ve düşüncelerimle yazıyorum…
Tabii bloggerlık son 2-3 yıldır Türkiye’de fark edilmeye başlandı ve popüler oldu. Ve sayımız çok arttı.Bu kadar kalabalık bir toplulukta kimin ne amaçla yazdığını bilemiyorsunuz  ve herkes aynı kefeye konuluyor.  Ben ünlü birçok blogger gibi bu işten para kazananlardan değilim. Benim ve birçok arkadaşımın yazma nedeni paylaşmayı ve bilgilendirmeyi sevmek. Ticari bir iş yapmıyoruz yani. Ama artık adınız blogger sa yandınız…Herkes sizi bu işten para kazanıyor sanıyor.
Blogger lıkla ilgili ilk başıma gelen ve enterasan bulduğum bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Mailime bir yazı gelmiş, açtım. Bakmayabilirdim de bilmediğim maillere de pek bakmam esasında. “peopleimages.com” adresinden gelen bir yazı. “  Telifi ve satış hakları tarafımıza ait olan lisanslı bir görsel kullandığınız tespit edilmiştir. Kullanmış olduğunuz görselin faturasını rica etmekteyiz. Fatura bulunmuyor ise sonradan lisanslama (Late) bedeli üzerinden uzlaşma teklif edilmiştir. Aksi takdir de yasal işlem başlatılacaktır. Enya Ltd. Şti” yazıyor.
Fotoya baktım, tarihe baktım. 6 yıl önce daha ilk yazmaya başladığım zaman google da tarayıp hiçbir özelliği ve sakıncası olmadığını düşündüğüm fotoğrafın şimdi benden telifini istiyorlar. Sanatsal bir eser gibi de durmuyor ama. Küçücük bir foto, yoldan bir araç geliyor, bir kızında sırtı dönük otostop çekiyor. Google’da çıkıp kaydedebildiğime göre özel bir resim değildi.  Yabancı bir fotoğraf zaten. Şimdi bunu yabancı bir fotoğrafçı çekti ve Türkiye’deki firmadan bu fotolarımı kullananları bul ve parasını mı al dedi. Eminim çeken kişinin haberi bile yoktur sözkonusu fotoğrafla uğraştığımızdan.  Çok ilginç geldi doğrusu.
Firma bir site açmış, bu tespit ettiği fotoları açtığı siteye koymuş bence. Ve şimdi bizlere o fotolar bizim sitemizin, sen izinsiz kullanmışsın deyip para istiyor. Acaba kendisi o fotoyu izinli mi aldı kullanıyor. Hatta o foto üstünden para kazanmaya çalışıyor, muhtemelen fotoğrafçısının haberi yok. O fotoğrafı ben kullandıktan sonra telifli yapsalar bile beni bağlamamalı. Ben 6 yıl önce onu kullanırken böyle bir şey yoktu. Şimdi fotoları buluyorlar, sonra kullananları, sonra da bir sürü hukuki yazı ile korkutuyorlar.   
Artık kendi çekmediğim fotoğrafları da kullanmamak en doğrusu sanırım. Ne de olsa bloggerlık moda oldu. 6 yıl önce kimsenin umrunda değildi.  
En çok üzüldüğüm şeylerin başında, ülkemde zamanın çok kıymetsiz olması. Saatlerce böyle basit lüzumsuz olaylarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. İşimi gücümü bıraktım nerdeyse yarım gün bu firmayı araştırdım okudum baktım. Ve sonuç koca bir boş. Dolandırıcı bir firma. İsim adres değiştirip yıllardır bu işi yapıyormuş ve resmi şikayetler olmasına karşın devam ediyorlar. Biliniyor ama önlem yok…
Her yer dolandırıcı dolmuş. Yaşadığınız çevre dahil sanal alemde…Her yer….Sürekli kendi gardınızı almalısınız. Yani önlemleri siz alacaksınız kimseden bir şey beklemeyeceksiniz. Kızımın kreşinin önünde 5 dakika içinde aracımın camını kırıp çantamı almışlar. Ve sokakta kamera falan yok. Düşündüm de çocuklarımıza da her an her şey olabilir. Kaygılandım ve endişelendim. Maalesef böylesi üzücü olaylar hepimizin başına gelebilir.
Özellikle blogger arkadaşlarımı uyarmak istiyorum. Kullandığımız fotolara dikkat edelim ama bir o kadar da bizi dolandırmaya kalkanlara…Biz bir suç mu işliyoruz, yazarak paylaşarak…Bir an artık yazmayayım bunlarla mı uğraşıcam dedim. Dertsiz başıma dert almak gibi bir şey bu.  Sonra hayır dedim seviyorum bu işi.  Tabii o zaman vazgeçmeyelim ama dikkatli olalım. Umarım böylesi olaylarla da az muhatap oluruz ve en kısa zamanda bizleri koruyan, destek olan yasal zeminler oluşur. 
Hepimize güvenli ve daha kaliteli yaşamlar diliyorum…
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.