ÇOCUK NE YAŞIYORSA ONU ÖĞRENİR

Eğer bir çocuk, sürekli eleştirilmişse, kınama ve ayıplamayı öğrenir.
Eğer bir çocuk, kin ortamında büyümüşse, kavga etmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk, alay edilip aşağılanmışsa, sıkılıp utanmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk, sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse, kendini suçlamayı öğrenir.
Eğer bir çocuk, hoşgörü ile yetiştirilmişse, sabırlı olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk, desteklenip yüreklendirilmişse, kendine güven duymayı öğrenir.
Eğer bir çocuk, övülmüş ve beğenilmişse, takdir etmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk, hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse, adil olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk, güven ortamı içinde yetiştirilmişse, inançlı olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk, kabul ve onay görmüşse, kendini sevmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk, aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse, bu dünyada mutlu olmayı öğrenir. NOLTE
daha önce de benzerini yazmıştım ama dergide görünce yine çok hoşuma gitti.
"Biyolojik savaşlarda ölmez bir çocuk, asıl sevgisiz kalınca ölür. lütfen onlara değer verelim, ilgilenelim, sağlıklı bireyler yetiştirelim.
Ve "Git başımdan çocuk!"tan sonra binip giderler uçan halılarına çocuklar." bu da çok hoş...
"19 Kasım’ın Dünya Çocuk İstismarını Önleme Günü olduğunu biliyor muydunuz? Ülkemizde cinsel istismar mağduru çocukların yüzde 83’ünün kız olduğunu biliyor muydunuz? Peki istismar açısından en çok risk taşıyan yaş grubunun 0-4 arası olduğunu biliyor muydunuz?19 Kasım’da, kamu kuruluşları, akademik çevreler ve sivil toplumun biraraya geleceği Çocuk İstismarını Önleme Sempozyumu ve birçok etkinlik, seminer düzenlenmekte."
bende böyle başlayan yazıyı dün habertürk gazetesinde okudum. bizler de bu konulara çok duyarlı olmalıyız. hepimizin çocukları var ve bunlar bize uzak gibi görünse de her an başımıza gelebilir. bilinçli olmalı, çocuklarımızı eğitmeliyiz. doktorum ve başka programlarda, tv ve dergilerde sıkça izlediğim anlatılan da bu. çocuklarımıza anlatmak, uyarmak, dikkatli olmalarını sağlamak.  henüz çok küçük ve masumlar...neyse ki artık bu konunun öneminin farkına varılıyor, konuşuluyor tartışılıyor. sağlıklı toplum nesil demek çocuklarımızın ilk önce ruh sağlıklarını ve bedenlerini korumak demek...
anne baba olunca en önemli ve birinci işimiz çocuklarımızı iyi yetiştirmek bence.
çocuklarımızla mutlu dünyalar yaratmak ve yaşamak dileğiyle.
Devamını Okuyun...

28 HARFTE ÇOCUK EĞİTİMİ

mailime gelen hoşuma giden çocuk eğitimiyle ilgili yazıyı koymak istedim.
Çocuğunuza;

A- Akıl Vermeyin
B- Başkalarına Benzemesini Beklemeyin
C- Ciddiye Alın
Ç- Çimlere Basmasını Sağlayın
D- Denemesine İzin Verin
E- Empati Kurun
F- Fikrini Sorun
G- Gurur Duyduğunuzu Söyleyin
H- Hayallerini Sorun
I- Israrcı Olmayın
İ- İnatlaşmayın
J- Jest Yapın
K- Kucaklayın
L- "Lütfen" Li Konuşun
M- Model Olun
N- Ne İstediğini Sorun
O- Oyun Oynayın
Ö- Özür Dileyin
P- Paylaşın
R- Rica Edin
S- Sorumluluk Verin
Ş- Şans Verin
T- Tutarlı Olun
U- Utandırmayın
Ü- Üzüntülerini Paylaşın
V- Vakit Ayırın
Y- Yüreklendirin
Z- Zevklerini Öğrenin
sağlıklı, mutlu ve ailesine vatanına hayırlı çocuklar yetiştirmemiz dileğiyle...
Devamını Okuyun...

Son günlerde takip ettiklerim….

Böylesi yoğun bir tempoda bile en azından kitap, dergi, cd, tiyatro, sinema, spor, tv’de dizi, yarışma vs. gibi hayatın içinden takiplerimi bırakmamaya çalışıyorum. Çünkü hayat böylesi ufak güzel detaylarda saklı. Yoksa her şey rutin iş-ev arası sürüp gidiyor.
KIRMIZI dergisi güzel bir kadın dergisi. Çok hoş bir kadın dayanışması üstelik…isteyen herkes belli bir ücret karşılığında dergiye ortak olabiliyor. 7 bölümden oluşuyor. Düzenli biri olarak dergilerin bu şekilde kategori edilmesi hoşuma gitti. Mesela en çok ilgimi çeken bölümlere önce bakıp okuyorum. Kariyer ve anne-çocuk favorim…sonra şehir tabii… en çok girişimci kadınların hayat hikayeleri ilgimi çekiyor. Birde yaptıkları işler. Çok farklı projeler, fikirler var ve çok hoş…onları okuyunca heyecanlanıyorum, gururlanıyorumn ve ümitleniyorum. Daha güzel günler bizi bekliyor, her şey güzel olacak diye düşünüyorum. Dergiye bir bakın derim…
SEZEN AKSU’NUN cd’sini arabamda sürekli dinliyorum. Bir şarkısına takıldım. Hafif nostaljik gibi.”her telden” ismi…süperrrrrrrr…. Öyle bir geçer ki zaman filminin müziklerini andırıyor.
Her Telden
Çok zamandan beri eski dostlar
Birbirini aramaz oldu
Aramıza hayat girdi
Yıllar bize yaramaz oldu
Ağlarım, ağlarım geceler boyunca
Anılar dalga dalga sahilime vurunca
Bir selâm gelince selâ verilince
Ağlarım “Arkadaş” şarkısını duyunca
Bir yanağı okşayan kader
Diğerine bin tokat vurdu
Bildiğim kadar değilmiş meğer
Dünya bize hep oyun kurdu.
AJDA PEKKAN’IN şarkıları da çok hoş. Son “Arada sırada” ve “yine tek” şarkıları güzel...M’ün “yaşın 19”şarkısıda süper... bakıyorum da ne varsa eskilerde var.
ELİF - PAULO COELHO kitabına başladım….ne de olsa adımın kitabı…Bir gün yalnız ve boş kalırsam yapmak istediğim şey bir odaya kapanıp aylarca kitap okumak ve yazmak. En çok özlediğim şey kitap okumak. yazmayı neyse ki az ve kısa da olsa bir şekilde bloğum sayesinde yapıyorum.
Sağlık için ve doğumdan sonra kiloları atmak için Spor…B-FİT SPOR Ankara’da epey bir ilçede bayilik açtı. Sadece kadınlara özel spor salonu…hoş, rahat ve en önemlisi kısa…çok zamanınızı almıyor. Günde yarım saatinizi ayırarak spor yapabiliyorsunuz. http://www.b-fit.com.tr 
Ayrıca size yeni duyduğum ama çok beğenilen mbt ayakkabıdan bahsedeyim. “MBT (Masai Barefoot Technology),günün her saati giyilebilecek dünyanın ilk fizyolojik ayakkabısı. Çok sayıda kası çalıştırarak vücudu şekillendiriyor, patentli tasarımı sayesinde, düzenli olarak giyildiğinde eklemler ve sırt üzerindeki baskıyı gideriyor, Özellikle günlük hayatta çok yürüyen ve ayakta duran insanların hayatını kolaylaştırıyor….”şeklinde devam ediyor. Fakat çok pahalı ama yine de problemi olanlara önerilebilir.
ayrıca çocuklara yönelik ankara’daki aktivite ve etkinlikleri takip ediyorum…bunları da yazacağım.
Sizlere sağlıklı, bol aktiviteli ve eğlenceli günler geçirmeniz dileğiyle…
Devamını Okuyun...

FIRSAT SİTELERİ….

Fırsat siteleri çoğaldı ve çok yayıldı. Benim de her sabah mailimde görüp baktığım bir alan oldu. Sık sık da kullanıyorum iyi yönleri de var kötü de tabii…ama özünde güzel bir fikir bence…bu fikri bulup ilk türkiye'de hayata geçiren kadınla röportaj vardı dergide gördüm okudum. Çok hoşuma gitti genç, enerjik hoş bir kadın…yeni, yaratıcı herşeyi seviyorum.  
Ama bilgisi olmayanlar için kısaca bu siteleri özetlemek isterim.
Hangi ilde oturuyorsanız ilinizdeki birçok sektörün yaptığı indirimlerden yararlanmanızı sağlayan web siteleri var. İsteyen başvuran firmalar tanıtımlarını yapmak amacıyla promosyon gibi indirim uyguluyorlar (güzellik, sağlık, yeme-içme, konaklama, tatil, konser vs.). Bu indirim belli saat aralığında oluyor. Ve siz hoşunuza giden ya da ihtiyacınız olduğunu düşündüğünüz fırsattan alarak yararlanıyorsunuz. Tabii beğendiğiniz bir fırsatı birkaç saat sonra bulamayabilirsiniz, ben de birkaç kez oldu. Aldığınız fırsatı (indirim kuponunuzu) belli bir süre içinde kullanmanız gerekmekte yoksa yanabiliyor. Daha detaylı bilgi için siteleri ziyaret etmenizi öneririm.
Ben aldığım, memnun kalıp kalmadığım fırsatlar hakkında yorum yapan web sitesi olsun istiyorum. Yapılan yorumları da okumak ve fırsattan yararlanıp yararlanmayacağıma ona göre karar vermek istiyorum. Kategorilerine göre ayrılıp, herkes gittiği mekanlar hakkında memnuniyet ya da şikayetini belirten mesajlar yazsa. Özetle yemek bölümüne girip, restoranın ismini yazıp o restoran hakkında yorumları okuyup sonra alıp almamaya karar vermek istiyorum. Yani iyi mi kötü mü bilemiyorsunuz tabii. Hem bu indirim sağlayan firmaların da gelen müşteriye ucuz diye farklı muamele yapmasını önleyerek, biraz daha özenli olmalarını sağlayabilir diye düşünüyorum.
Ayrıca bir önerim de özel hastanelerden de katılım istiyorum. Mesela checkup vs. indirimli olsa iyi olur değil mi?
Çok farklı yaratıcı ilanlar görüyorum. logolucikolata.com ilgimi çekmişti mesela. Fotoğraflarınızdan kitap, magnet ya da karikatür tablo yapılması gibi farklı fırsatlarda vardı.
Ben yeme-içmeden pek hoşlanmadım, aldığım fırsatları beğenmedim. Ayrıcalıklı davranıldığını gördüm yani özenmiyorlar bu da hoş değil tabii. bir de kozmo disk, biosera krem, horlama aparatları gibi medikal satılan ürünlerden aldım memnun kalmadım. yani reklam yapılanlardan farklı ürünmü gönderiliyor yoksa farklı firmalardan mı anlayamadım. kozmo disk için aradığım da sahte olduğunu söylediler. gerçek firma öyle bir kampanya yapmamış mesela.  
Ama kuaför, spor, konser, cilt bakımı gibi fırsatlar hoşuma gitti. En çok ilgilendiklerim bu sektörler oluyor artık. Çocuklara yönelik de kurslar, etkinliklerde var…hatta özel kreşler var indirim yapan. Takip etmek lazım…
İki önemli hatırlatmam olacak sizlere…kuzenimim yaşadığı sıkıntıları yaşıyor olabilirsiniz düşüncesiyle yazmak istedim. aldığınız ve memnun kalmadığınız fırsatları iptal ettirip geri iade yaptırabiliyorsunuz. Tabii her konuda olmayabilir yemek de mesela. Ama onda da şikayetinizi bildirebilirsiniz. ben aldığım yoga ve diksiyon kurslarını saat ve günleri uymadığı için birkaç gün içinde arayıp iptal ettirdim.
İkincisi de aldığınız fırsatları ve onlarla ilgili son kullanma tarihi gibi bilgilere de aldığınız sitenin üyelik bölümünden ulaşıp takibini yapabiliyorsunuz. Bu önemli ve kullanışlı oluyor. Yoksa unutma ya da kodlarını kaybetme şansınız olabilir.
kadınlara bol alış-verişli günler :) dileğiyle...
Devamını Okuyun...

MUCİZENİN ADI BEBEK


Benim mucizemin adı Nil BEBEK…Umarım adı gibi uzun,sağlıklı bir ömür sürer…
Mucize anne karnında başlıyor. Her anı önemli bir dönem. Ve Aylar sonra doğunca da devam ediyor. Çirkin, yüzügözü şiş, buruşuk bir şey çıkıyor ortaya. O çirkin, minik oyuncak gibi bebekten dünya güzeline doğru dönüşüm başlıyor. Çok tuhaf ilginç geliyor ama bizzat görüp yaşıyorsunuz. İnsan nasıl bu kadar değişiyor. Ve aylar sonra karşınızda muhteşem bir şey çıkıyor. Her şeyiyle güzel konuşması, gülmesi, mimikleri, elleri ayakları….
Doğduğu zaman Nil bebeğin elleri, ayakları minnacık…kırış kırış büzüş büzüştü. Her yeri soyuluyordu. Gözlerini azar azar açıyordu. 25-40 cm görüyordu ancak… beni görüp gülümsedikçe inanamıyordum.
Onun ilk ağlama sesini duyup ona kavuşmak en güzel anlardan biri. Artık yanımda. Canıyla, kanıyla her şeyiyle. Kime benzediği hep merak edilir ya doğunca bu merak maalesef gitmiyor. Çünkü o halde hiçbirşeye benzemediği için birkaç ay daha sabretmek gerekiyor. Çocuk demek sabır demek. Emek demek. Beklemek beklemek…
Sağlıklı olsunlar da zaman da hızla akıp geçiyor. Oğlum 4 yaşını bitirdi. Büyüyorlar hem de çok çabuk…
Bir isteğim var. Bebek ve emzirme mucizesini güzel bir yazarın dilinden okumak istiyorum. Mesela Elif Şafaktan. Neden bebeklerini, anneliği anlatmıyor ki. Lohusalığı anlatmıştı. Bu büyük aşkı, çocuklarını edebiyatçı diliyle yazmasını isterim. Ne de olsa bizler yazar değiliz, bazen kelimeleri bulmakta zorlanıyorum. yetersiz kalıyorum. Tabii hızlı hızlı acele acele yazdığımı düşününce bu kaçınılmaz oluyor.
Anne çocuk aşkını güzel bir yazardan okumak VE herkesin yanıbaşındaki mucizeleri görmeleri dileğiyle….
Devamını Okuyun...

İKİNCİ ÇOCUK

Çınar büyüdü 5 yaşına geldi zamanda su gibi geçti gitti…bebekliğini bile uzun zaman olmamasına rağmen unutuyor insan. Artık arkadaş gibiyiz istekleri var söylüyor, sohbet ediyoruz. Ve inanılmaz bir şekilde sanki ben 4 yıl öncesine dönmüş nile çınara yaptığım şeyleri yapıyorum. Yani sanki nil çınar… o günlere dönmüş gibi oldum. Ama bakıyorum çınar o kadar büyümüş ki bu başka bir bebek. İşte diyorum her şeyi unutup tekrar başa dönmek bu ve zaman akıp geçiyor yaşlanıyoruz… Anılar akıp gidiyor çoğu zaman gözlerimin önünden…yıllar çocukluğum, gençliğim, üniversite yıllarım. Sanki rüya gibi hepsi.
oğlum olmuş, büyümüş o da ilgi bekleyen bir çocuk…ben kendim çocuktum derken artık 2 çocuklu oldum diyorum. Bana muhtaç ilgi ve sevgi bekleyen iki çocuk. Artık elif yok. Ben bir anneyim. Kişi anne olunca artık ismi-kimliği değişiyor. En azından çocukları büyüyene kadar. Arada da olsa o günleri özlüyorum ama çocuklarıma bakınca da iyi ki yapmışım diyorum. onlar mutluluk kaynağım. Hayat onlarla güzel. Her yaşın güzelliği de bu sanırım.
İşe başlamış olmak hem iyi hem kötü. Aklım evde onu çok özlüyorum henüz çok minik. Ama bir taraftan yazmayı, işimi farklı ortamları özlemişim iyi geliyor….yani bol artı eksili bir durum. Neyse ki kızım emin ellerde anneannesi bakıyor. Çalışan kadın için çocuk gerçekten zor. İkinciyi yaptığıma inanamıyorum bazen. Çınarla baş edemezken. Desteğiniz olmadan anne, yardımcı kadın ya da eş gibi 2 çocuklu hayat zor…Tabii bu durumda en dezavantajlı oğlum çınar oldu. Yani annesiyle az vakit geçirir oldu. Çünkü artık biri daha var. Çınar da daha küçük her ne kadar kıyamasam da şartlar ortada. Hepimiz yeni düzene alıştık sayılır. Ama zor oldu 6 ay da ancak.
İlk çocuğu yapınca ikincisini de herkes düşünüp aklından geçiriyordur. Beklenmedik kazalar(???) sonucu olmasa birçok kimse birinci çocuk tecrübelerinden sonra 2. veya 3. çocuğu düşünmüyor. Ya da istiyor ama başka düşüncelerle engelliyor. gerçi zaman tüm zorluklarla geçen yılları, herşeyi unutturuyor etrafımda 10-15 yıl aradan sonra ikinciyi yapan da azımsanmayacak kadar çok.
“Yalnız kalmasın kardeşi olsun en azından ileride birbirlerine destek olurlar…”düşüncesi en önemlisi. Ama sonra mantık devreye giriyor. Şu sorulara takılıp kalıyoruz.
* Madden ikisine bakabilir miyim?aynı imkanları ikisine sağlayabilir miyim?ya da ikinci olursa ilkinin hakları ikiye bölünecek… Çocukları iyi şartlarda yetiştirme isteği. İyi eğitim, yüksek yaşam kalitesi gibi…
* Bu dünyaya (savaşlar, küresel ısınma, kuraklık, deprem, fakirlik vs.)bir çocuk yeter. İkincisi fazla….hele de ülkemizde ekonomik anlamda güvencelerimiz az ve önümüzü geleceğimizi göremezken...
* Her şeyi sil baştan yaşamak çok zor. Şimdi doğum, lohusalık, bebek, ilk aylar… Tekrar bakıcı arama… ilk bebeğin ilk günleri hatırlanınca korkmak tekrar yaşamak istememek…
*Yeni bir sorumluluk, yeni bir birey, çocuk yetiştirmek…bakmak-büyütmek kolay değil.
*İlk çocuğunuza karşı suçluluk. Ona ayıracağım zaman, ilgi her şey azalacak…
*İkinciyi ilki kadar sevemem düşüncesi de aklımıza geliyor...
*Zaten tek çocuklu çalışan bir kadın olmak yeterince zorken ikinciyle nasıl olabilir? Nasıl bir düzen kurarım?eş, ev, iş ve 2 çocuk……böyle bir beşgenin ortasında kadın...
Tek bir tane olumlu düşünceye karşın bir sürü olumsuz tez…ama her şeye rağmen oluyor işte. Belki düşüncelerin ağırlığına bakmak lazım. Yani tek olumlu bütün olumsuzlardan daha üstün ve önemli olabilir. Yani sayı değil nicelik önemli. Ve gerçekten ilk çocuğun zorlukları, bütün olumsuz düşünceler siliniyor. bu yüzden de ikinci hatta üçüncü çocuklar yapılıyor…herkese dilediği kadar çocuk sahibi olması dileğiyle…
Devamını Okuyun...

HIZLA GEÇEN 8 AY

Hayat inanılmaz bir şekilde değişiyor. Zaman yine hızla akıp gidiyor. Bir bakıyorsunuz evinizde ailenizlesiniz ertesi gün Amerika da dünyanın öbür ucunda işde ya da tatilde. Başka insanlarla, başka uğraşlarla. Artık uzaklık-zaman-sınır kavramları yokoluyor. Ve bu kadar hızlı bir dünyada benim de 8 ayım çok hızlı geçti, hayatım değişti. 1 çocuktan 2 çocukluya, ev nüfusumuz 3’den 5’e çıktı. İşimi de değiştirdim. Kızım Nil kısmetiyle geldi…artık çınarın istediği gibi kalabalık bir aile olduk.
Tabii ikinci çocuğun handikaplarını fazlasıyla yaşadım. Ve ilk aylar yine zor geçti. lohusalığın yoğunluğu ve yorgunluğunu halen atamadım. En zoru da çınarın nile alışma aşaması idi. Gerçi bu alışma dönemi tüm aile fertlerini etkiliyor. Bebeği de tabii. O da dünyaya alışmaya çalışıyor. Nedense ben ikinci çocuk da rahat olma durumunu yaşayamadım. Bu kolik(gaz) 3 ay bizi çok yordu. Kız çocuklarında çok görülmez deselerde ben iki çocuğumda da yaşadım. Üstelik Kızım gece uyumayan bir bebek. O da ayrı bir zorluktu.
Ama şimdi bakıyorum da her zamanki gibi zaman çabuk geçmiş. Kızım 7 aylık olmuş…çınar 5 yaşına girmiş…inanılmaz her şey…
siz de dönüp bir yaşamınıza bakın eğer çocuklu bir aileyseniz aynı mucizeleri, hayatınızın ne kadar değiştiğini göreceksiniz. Eğer bekar ya da evli ama çocuğunuz yoksa sizde bu günleri yaşayacaksanız emin olun. Hayatınıza çocuklarınız dahil olduğunda zamanın nasıl hızla akıp gittiğine şahit olup dönüp baktığınızda inanamayacaksınız. Sanki onlar hep varmış siz çocuk ya da genç olmamış gibi hissedeceksiniz. İnsan gençliğini bir rüya gibi uzaklarda hatırlıyor. Artık kendiniz ikinci plana düşüyor çocuklarınızın etrafında bir dünya yaşamaya başlıyorsunuz. Her şey onlar için oluyor. Zorlukları olsa da keyifli bir dönem...
İlk günler çınarı ihmal etme durumum vardı. Kendimi kötü hissediyordum. çınarın yerini kimse dolduramaz hissi vardı. Ama şimdi yok böyle bir şey. Oğluma halen aşığım çok seviyorum ama kızım çok minik olduğundan ona kıyamıyorum. Onu içime sokasım geliyor. Çınar bebekken de böyleydi. büyümesinler hep yanımda kalsınlar istiyorum.
Yani bebekler ayrı seviliyor, o kokuları, hareketleri, mimikleri…bir gülüşleri ömre bedel. hepsi birer melek...
Allah isteyen herkese çocuk versin…çocuklar ailenin neşesi…öyle güzeller ki… masumlar, dünyadan bir haberler…gerçek bir güzellik ve onlarla yaşamak gerçek mutluluk. ….
herkese böylesi güzel mutluluklar yaşaması dileğiyle…
Devamını Okuyun...

EMZİRME AŞKI

7 aydır emzirirken bu muhteşem anları yazmayı hayal ettim. Anlatmalıydım paylaşmalıydım çok güzeldi çünkü. Anne olduğumu daha iyi anladığım anlardandı . Emziren anneler bilir bunun nasıl bir aşk olduğunu. Başka aşklara benzemez bir mucize gibidir. Ufacık bir şeyi sizin beslemeniz ve gözünüzün önünde gün ve gün büyümesi. Karnında büyütüyorken şimdi de dışarıda büyütmek…İnsana ayrı bir tatmin yaşatıyor.
En zor büyüyen şey insan yavrusuymuş gerçekten öyle. Annelik aşkı ilk emzirme ile başlıyor. Karşılıklı bir aşk bu. Her defasında tabii uyukladığım haller dışında onu seyretmek fevkalede güzeldi. Hareketleri hem sevimli hem komik…insanın tekrar içine sokası geliyor yavrusunu. Bir kapışı ve sokuluşu var memeye. Acıkmış belli. Ya da keyif aldığı tek şey belki de. Emerkenki hareketleri, arada kafasını ağaçkakan gibi gömüp çıkarması... sanki annesinin teninin kokusunu içine çekercesine. nasıl bizler onların kokularına bayılıyorsak onlar da bizimkine belki de. nefes alış verişi, sesleri öyle inanılmaz ki. Karşılıklı bir keyif şöleni bu. Ve o anları ömür boyu unutmamak için hafızama kazımak için izliyorum hiç gözlerimi ayırmadan. Bir kadın için bence dünyanın en güzel şeyi. Doyunca da kafayı dışarı çeviriyor sonra tekrar bir emip tekrar dışarı bakıyor. Komik de…Yakalayışı, sokuluşu….anlatılmaz yaşanır gerçekten…çok özel anlar. Süper güzel anılar… unutamayacağım….. hafızamın en derinliklerine kazıdığım….
İkinci kere anne olmama rağmen oğlum hiç emmediği için bu mutluluğu tadamamıştım. tabii ilk aylarda göğüs yaralarımdan ve kızımın kolikliğinden emzirmenin keyfine varamadım. Ne zaman ki ikimizde kendimize geldik tahriben 3 ayın sonunda oldu bu ancak keyfine varabildik. Son 3-4 aydır bu keyfi yaşıyorum. Her şeye rağmen acılarımı çoktan unuttum sadece keyfi kaldı. O yüzden vazgeçmeyin diyebilirim. Ama düşünüyorum da çınarı emzirmek için neler yapıp aylarca uğraştığımı ve yine de başarılı olamadığımı. İkimizde ağlıyorduk. O biberoncuydu. Nil de memeci. nil biberonu almıyor hiç istemedi. İlk doğduğu günler ikisine de hastanede biberonla mama takviyesi yapmak zorunda kaldık ama çınar eve döndüğümüzde biberon için ağlıyordu. nil de böyle bir şey olmadı. Özetle her şey çocukta bitiyor. Emziremeyen anneler çok üzülmesin. Her şey oluruna varıyor çünkü ne kadar üzülüp, çaba da sarfetseniz bazı şeylerin önüne geçilemiyor. Bunu kendimde yaşadığım için söylüyorum. Yani bebekten bebeğe değişiyor. ekim ayında emzirme haftası kutlanıyor ve gönülden destekliyorum çok güzel bir etkinlik...
Büyük bir aşk bu. Öyle büyük bir aşk ki…hiç bitmeyen, hayat boyu süren…ilk zamanlar sanırım karşılıklı çünkü bebeğiniz de size aşık size muhtaç ayrılamıyor sizi istiyor. Ama büyüdükçe onların aşkı başka taraflara gidiyor ama annenin hep aynı kalıyor.
Allahıma sonsuz şükürler. Sonra da kızıma teşekkürler bana bu zevki yaşattığı için. Beni böyle güzel emdiği için… aramızda müthiş bir bağ yarattığı için…
Bütün kadınlara özellikle de annelere unutulmayacak bu muazzam anı yaşamaları dileğiyle….
Devamını Okuyun...

AYLAR SONRA MERHABA BLOĞUM

Bloguma ve herkese merhaba. Çok uzun bir ara oldu ve çok özledim. yazmayı anlatmayı...Sanki bloğum da benim bebeğim gibi. Ne de olsa emek ve vakit harcıyorum. buradan paylaşıyorum. Benim için değerli, seviyorum. alışkanlık yapıyor.
Ve aylar sonra bloğuma yeni bir üyeyle katılıyorum. Kızım nil… sayesinde bana yazacak çok şey çıktı. Bu kadar ara vermek istemiyordum ama kolay olmadı. An ve an hissettiklerimi paylaşmak istiyordum ama olmadı. Ya uyumayı ya yazmayı tercih edecektim. Ama uyumak kızıma daha iyi bakmam için şarttı. Halen düzenimiz oturmamış durumda. öyle uykusuz geçiyor günler ama tek farkla işe başladım. Öğle aralarımı yazmaya ayırdım.
Birkaç ay önce bloglar kapatıldığında çok üzüldüm. Çünkü her blogger sitesi için emek harcar. En azından zaman ayırıp bir uğraş veriyor. Yazıyor, araştırıyor…ve artık yazmasam mı diye düşündüğüm oldu. Ama bu böyle verilecek bir karar değil maalesef. Çünkü içinizde yazma aşkı varsa ve paylaşmayı seviyorsanız kendinizi tutamıyorsunuz. Sizinle aynı duyguları yaşayan hisseden insanlar olması size enerji ve mutluluk veriyor. Ve tabiy ki kaldığım yerden devam ediyorum. Yazmak benim için bir terapi, rahatlama biçimi. Herkes kendine keyif alabileceği kendini mutlu eden bir uğraş bulmalı ve kimselere aldırmadan bunu yapmalı…
üstelik bugün  özel bir gün...11.11.11 hele saat 11.11 geçe de olursa. yana yana bu kadar 11 birkaç yüzyılda olabilecek bir durummuş ve bizler bugünü de gördük...
sevdiğiniz uğraşları yapmanız dileğiyle…
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika amway ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hazan hediye hobi holiday hotel inat indianapolis instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lansman lasvegas madalyonet magnet maket makyaj manzara masa süslemesi masaj masal mekan mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia olumlama omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje restoran roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları sonbahar soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm westfield wishlist yaprak yaşamdan yavaşyaşam yedigöller yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.