güzel projeler...

Gülben ergen benim hayalimdeki işlerden birini yapıyor şu an. Okul öncesi eğitimi Türkiye’de geliştirmeye çalışıyor. Nasıl mı anaokulları açarak. "Çocuklar gülsün" kampanyanın adı.
Çok önemli çok. daha önce birçok kez yazmıştım. Okul öncesi konusunda çok geri olduğumuzu. 1-5 yaş arası çocuk gelişiminin ileriki hayatı için çok önemli bir dönem olduğunu.
Kimin yaptığı önemli değil, sanatçı, ressam, iş kadını. Sonuçta bu çalışmaların artması önemli. Sanatçıların ünlerini şöhretlerini bu tarz işlerde kullanmalarını çok destekliyorum. Sonuçta bazı kapılar onlara daha çabuk açılıyor. Örnek olmaları çok hoş. Detaylı bilgi ve destek için bakın lütfen.
Cocuklargulsundiye.org.
Ülkerin sosyal sorumluluk projeleri de güzel. büyük firmaların da bu işlere el atması gerekli. eğitimle ilgili herkes elini taşın altına koymalı. keşke imkanım olsa yapmak istediğim çok şey var.
Birçok ilde çocukları sinema ile tanıştırıyormuş. Düşünsenize çocuğunuz 10 yaşına gelmiş hiç tiyatro sinema ne bilmiyor gitmemiş. İlk gittiğinde korkar bile karanlıktan. Önemli tabii onların hayal güçleri  ilerleyip düşünmeleri, bir adım öne gitmeleri için çok önemli. Çınar nerdeyse 1,5 yaşında ilk tiyatrosuna gitti. şimdi çok seviyor. Çocuklarımıza ulaşmalıyız. Ama sadece kendi çocuklarımıza değil. İlerde çocuklarımızın birbirleriyle aynı alanlarda buluşacağını, onlarla iç içe olacağını, yollarının kesişeceğini unutmamalıyız.
Web adresi: http://www.ulker.com.tr/haber_detay.aspx?contentid=3422
çocuğumu devlet okuluna göndermek istiyorum. Özel okula sıcak bakmıyorum ama nasıl olacak bilemiyorum. çınar 3 yıl kreşe gitmiş oradan donanımlı bir şekilde gelecek başlayacak ilkokula. Ama sınıfında kaç kişi böyle olacak? yeni başlayan, okula ilk kez gelen çocukla nasıl uyum içinde olacak? Seviyeleri nasıl bulaşacak? Bunları düşünmeye başladım şimdiden. İşte bu yüzden devletin okul öncesi eğitime el atıp, ağırlık verip, bu okulları çoğaltması lazım. Parası olan çocuğunu kreşe gönderip eğitim aldırmamalı sadece. Olmayanlarında hakkı bu.
Devamını Okuyun...

oğluma...

ADAM OLMAK
Çevrende herkes şaşırsa,
Bunu da senden bilse,
Sen aklı başında kalabilirsen eğer,
Herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır,
Hem kendine güvenirsen eğer,
Bekleyebilirsen usanmadan,
Yalanla karşılık vermezsen yalana,
Kendini evliya sanmadan
Kin tutmayabilirsen kin tutana,
Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
Yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
Ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir,
İkisine de vermeyebilirsen değer,
Söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
Kandırabilir diye safları, dert edinmezsen,
Ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
Koyulabilirsen işe yeniden,
Döküp ortaya varını yoğunu,
Bir yazı turada yitirsen bile
Yitirdiklerini dolamaksızın dile
Baştan tutabilirsen yolunu
Yüreğine, sinirine dayan diyecek
Direncinden başka bir şeyin kalmasa da,
Herkesin bırakıp gittiği noktada,
Sen dayanabilirsen tek
Herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen,
Unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken
Dost da düşman da incitmezse seni
Ne küçümser ne büyültürsen çevreni
Her saatin her dakikasına
Emeğini katarsan hakçasına
Her şeyi ile dünya önüne serilir
Üstelik oğlum, adam oldun demektir...
                        Rudyard Kipling
Devamını Okuyun...

zor bir an

Tarih: 21.04.2010
Yer: evimizde yatak odasında yatağın üstünde, ankara
Saat: 22.00 (bir nevi çınarın günlüğünü tuttuğum için çok önemli olduğunu düşünerek detaylı yazma ihtiyacı hissettim.)
Konu: yatağımızda çınarla uyumaya çalışıyorduk. çok yorgundum ve uyumak istiyordum. Tabii çınar rahat bırakırsa. sürekli oyun yapıyordu bana. Çınarda uyusun diye sırtımı dönüp yorgunluktan bitkin bedenimle sızmak üzereydim. Nerdeyse gözlerim kapanmıştı çınarada artık uyuması gerektiğini söylemiştim.
Çınar bana arkamdan sarılıp “yaşa, ölme anne” dedi. Gözlerim açıldı. Sonra yineledi “sakın ölme anne” “yaşa” dedi tekrar. arkasından “bırakma beni gitme” dedi. Öyle ısrarcı tekrarladı ki. Sanki yalvarıyordu.
En sonunda da “baba öldü” dedi. Bende hayır baban içerde deyince güldü. Çocuk işte. Belki de komiklik yapıyor, benim ilgimi çekmek istiyor. Bilmiyor ki ne kadar hassas bir şey söylediğini.
İnanamadım nerden çıkmıştı şimdi bu. Daha 2,5 yaşındasın oğlum. Bunu bilinçli söylediğine inanmak istemiyordum. Çünkü o zaman daha fazla üzülecektim. Bu yaşta bunları düşünüp konuşmasına.henüz çok miniksin nerden gelir bu cümleler, nerden duyar söylersin. Öyle ölümlü şeylerde izlettirmiyoruz ki tv'den duymuş desem.
Tabii hemen onu teselli edip sarılıp yatırdım, masal anlatıp uyuttum. “seni hiç bırakmayacağım, hiç ayrılmayacağız” dedim. Çok kötü olmuştum. Uykum kaçtı. Onu izledim epey. Gözyaşlarımı tutamadan tabii.
Ne zor birşey ölmek, bırakıp gitmek. Her zaman erken ölenin şanslı olduğunu düşünmüşümdür. Arkada kalan enkaz oluyor çünkü. Hayata tutunması çok zor oluyor tekrar. Yalnız kalıyor, alışmak çok zor geliyor.
Henüz çok erken belki. Bunları düşünmek konuşmak için. Zaten artık öyle istediğin zaman çekip gidemezsin. Sana bağımlı olan biri var. Üstelik çok küçük. İstesen de gidemezsin. başka bir şehre bile gidemezken kaldıki uzaklara kim gitmek isterki. geri döneyecekmişçesine hem de. Tam tersi o hiç yanımdan ayrılmasın, hep beraber olalım diye dua ediyorum.
Acaba böyle sözler vermeli miyiz? En azından elimde olan için verebilirim. Elimde olmayanlar için ise yapacak bir şey yok. Bu durumda ne yapılır gerçekten bilmiyorum. Tek bildiğim benim uykumu kaçırıp bana ölümü hatırlattığı. Ağladım, ölme fikri çok zor geldi. Dua ettim. En azından oğlum büyüyünceye kadar onunla birlikte olayım bana ihtiyacı var diye.
"SENİ SEVİYORUM" un minik oğlumun ağzından çıkmasının bugüne kadar en anlamlı ve güzel sevgi sözcüğü olduğunu farkediyorsun. bende onu çok seviyorum.
Ve şükrettim bana böyle bir güzellik verdiği için.
Ve bütün çocukların anneli, babalı büyümesini diledim.
Devamını Okuyun...

arayıpta bulamadıklarım

*Çınara aldığım kremlerin kokusu pek hoşuma gitmiyor. hatta hiç beğenmiyorum. bebek kokusu vardır ya hani şöyle içinize çekersiniz, çok hoşunuza gider. nerden bulucan ki demeyin. almanyadan getirmiş bir arkadaşım aynen öyle kokuyor. çınar artık büyüdü, bebek gibi kokmuyor. Ama yine de çocuk. şöyle öptüğümde mis gibi koksun istiyorum. Ülkemizdeki bütün markaları denedim. Birçoğu yabancı marka olduğu halde hoş kokmuyor. Muhtemelen "kokusuz olması daha iyi, özellikle kokusuz yapıyorlar" diyor olabilirsiniz. Ama eltimin amerikadan getirdiği ve kendi kullandığı bebek kremlerinin hepsi doğaldı ve  çok hoş kokuyordu. almanyadan  gelen bahsettiğim kremde bebek losyonu. zaten dikkat edin yabancılar hep mis gibi kokar. parfümlerimi, yumuşatıcılarımı nedir bilmiyorum. kalıcı ve hoş. insanın içini ferahlatan. ama biz o kadar para bayılıp alıyoruz hiç öyle kokmuyoruz. tabii doğal kokulardan bahsediyorum. neyse resmini gördüğümüz kremi çok beğendim. Tanıdık bulursam ısmarlayacağım tekrar. İnternette alışveriş sitesinde buldum ama kargo falan almanca anlayamadığım için cesaret edemedim. özetle hafif, sabun gibi kokular çocuklar için uygun olabilir diye düşünüyorum. tabii doğal maddeler içeren özellikleri olması kaydıyla.
http://www.germandeli.com/bebeyoungcare.html
*Çocuklara özel antibakteriyel ayakkabılar üretilmiş. “Ürünlerimiz de aynı zamanda çocuklarımızın sağlığını tehdit edecek hiç bir kimyasal madde bulunmamaktadır. Amacımız çocukların daha sağlıklı ayakkabı giyebilmesidir" diyor vicco ayakkabı sahibi. Detay için aşağıdaki sitelere bakabilirsiniz.
http://www.iha.com.tr/haber/detay.aspx?nid=116143&cid=10
vicco ayakkabının birçok şehirde satış noktası bulunuyor. Daha önce almadım ama denemeyi düşünüyorum. Hele de oğluşumun ayakları böyle hızlı büyürken. daha biri eskimeden diğerini almak zorunda kalıyoruz.
*Funky land benim ürünlerini çok beğendiğim bir marka. Çok şirin ataç, resim çerçevesi, magnetic, tabak altlığı gibi malzemeler üretiyor. eskiden paşabahçede satılıyordu ama şimdi yok. D&R store halen satılıyormu bilmiyorum ama son baktığımda orada da yoktu. adresi:
çok şık ve sevimliler. Üstelik kırılmaması, hafif olması da hoş. malzemesi çok kullanışlı.
Bu ara aradığım daha önce satın aldığım şeyleri bulamıyorum. Mesela pipetli akıtmayan bardak. Süper bir şeydi .ama sanırım artık gelmiyor türkiye’ye.
Devamını Okuyun...

2010 blog ödülleri

2 senedir düzenleniyormuş. Hiç bilgim yoktu. Gazetede okudum. Kategorilere ayırmışlar bir sürü sponsor var. Kategorilerde çok hoş.
isteyen hem başvurabiliyor hem de adaylara oy atabiliyor. Sanırım başvurular bitti. Oylamalar da 30 nisana kadar devam edecek.
Türkiyede ne çok yazabilen, çizebilen insan varmış. sözü olan. Çok hoşuma gitti. Bloglara biraz batkımda kendimi çok acemi ve eksik hissettim. Ama tabii bu ayırdığınız zamanla da ilintili biraz. Ben gerçekten bloğuma öyle özen gösterip zaman ayıramıyorum. Sadece hızlıca gördüklerimi, yaşadıklarımı, izlediklerimi ve tabii oğlum çınarı yazıyorum. Zaten sonradan okuduğumda çok hata buluyorum. Özellikle cümle düşüklüklerimi görüyorum.
Emek veren herkes bence de ödülü hak ediyor. Zevkli bir şey kesinlikle. Bence bu kadar çok olmasının nedeni de insanların kendini ifade ettiği bir alan olması. Çok güzel tasarımlar, edebi yazılar, şiirler, bilgilendirmeler vs. gördüm çok beğendim. Zaten önemli olan bir çaba içinde olmak, bir şeyleri paylaşmak. Diğerleri detay çok da önemli değil. Zaten kimse böyle bir yarışma için blog hazırlamıyordur herhalde. ben de bir blogger olarak siteyi bir ziyaret edin ve iyilere oy verin derim.
http://2010.blogodulleri.com/
Devamını Okuyun...

kareteci çınar


çınar kuzeninden kung fu panda isimli çizgi filmi almıştı. ve bayıldı sürekli izlemek istiyordu. Tabii birkaç izlemesinden sonra çok dövüş olduğundan ve etkilendiğinden sakladım.
Ama hemen kapıyor. O günden beri karateci oldu çıktı başımıza. Bayılıyor dövüşe. Erkek genleri diye bir şeymi var yoksa sadece çizgi filmin etkisimi bilmiyorum .ailede hiç bu taraflarda bezi olanda yok ama.
dün hediye gelen japon pijamalarını giydirip başına da bandayı taktık bize gösteri yaptı.
benim oğluşumda aynı filmdeki komik ve şişko panda gibi şirinmi şirin...
Devamını Okuyun...

çizgi film dünyası

Yaşadığımız hayatları yarım saat bir film şeridi gibi önünüzde görseniz tabii yaşarken, ölmeden ne hissederdiniz? genelde öldükten sonra insanların hayatlarını film çekiyorlar değil mi? Ben çok duygulanıyorum yaşanmış hayatları izlerken ya da filmleri. yaşanmışlıklar beni her zaman derin etkiliyor. Her şey çabuk bitiyor, zaman kısa…
Doğum ve ölüm. Ne kadar kardeş, yakın ve eş gibiler. Oysa bir o kadar da soğuk, uzak, farklılar değil mi?şimdi çizgi filmlerle yaşanmışlığın ne ilgisi var diye sorabilirsiniz?ama ben çizgi filmlerde bunu yaşıyorum. hatta oradaki duygusallıklar beni daha çok etkiliyor. hayvan olmalarındanmı yoksa miniklere hitap etmesinden mi bilmiyorum. 
Çocuk çizgi filmlerini anlatacağım nereden nereye geldim. “Yukarı bak”’ı her izlediğimde hep bir hüzün çöküyor. Bir de ne kadar güzel çizgi film çevirdiklerini düşünüyorum. Çınarla sürekli bunu izliyoruz yeni aldığımız filmleri yaklaşık bir iki ay sürekli izliyoruz. Bıkana kadar. Başka filmleri görmüyoruz. O kadar güzel çekmişler ki bıkmıyorsun gerçekten. Sadece çocuklara göre değil bizlerinde izlemesi hoş. Hatta “ay ne güzel. Keşke gerçek olsa da bizde ipimizi koparıp alıp başımızı hayallerimizin ülkesine gidebilsek” diye istiyor, düşünüyor insan.
Çocukların dünyası…gerçekten hayaller olmaz denen şeyler yaşanabiliyor o dünyada. Daha özgür, sınırsız, güzel, sıcak ve sevimli…hep pozitif kelimeleri çağrıştırıyor. Çınarla çizgi film izlemeye bayılıyorum. O dünyaların içinde ben bile yaşamak istiyorum. Bambi mesela. Doğa o kadar güzel ki dalıp gidiyorsun. Diyaloglar, her şey o kadar güzel, doğal ve sevimli ki. Ya da aslan kral. Baba ve oğulları. Çok Özel çok…harika animasyonlar, çekimler.
Cesur civciv, Madagascar... allahım hepsi başka alem. Artık yıllarımız bu çizgi filmlerle geçecek sanırım. Ergenliğe gelene kadar. Ama şikayetçi değilim. Kendi dünyamızdan bir anda olsa kopup çizgi film dünyasına akmak çok hoş herkese tavsiye ederim.
Devamını Okuyun...

Ankaradan… her telden…

*Hamamönünü görün derim ben en kısa zamanda gideceğim. Gazetelerde reklamını görüyorum sürekli, altındağ'da kaleye yakın sanırım. Beypazarı gibi evleri restore etmişler gidip görmeli. ankara'da gidip görülecek çok fazla alternatif olmadığını düşünürsek. Ankara’nın halen turizmde neden bu kadar geri kaldığını anlayamıyorum. Bakanlık burada, potansiyelde çok var. Olmasa bile artık bir eğlence merkezi(disneyland gibi), dev akvaryum, buz müzesi gibi yeni yerler açarak da turist çekmek mümkün. Ankara’da çok güzel tarihi ve kültürel potansiyel olduğunu da biliyorum.  ilk çağlardan kalma yerleşimlerin olduğu ankara. bir tek beypazarı kendi değerini yaratıp turistik oldu. Bakalım diğer yerleri ne zaman ve kim keşfedecek?  
*Balgatta mangalevi açılmış. Çok güzel etleri ve ekonomik. Çok kalabalık. Sıra bekleyebilirsiniz bile. Kaliteli yerler her zaman fark ediliyor…

*Yerli malı dizisi süperrr…evli ve çocuklu’yu izlerdik eskiden. Ondan uyarlanmış. Tabii tam bir türk versiyonu olmuş, oyuncularıyla çok da hoş olmuş.biraz fazla abartılıda olsa komik.
*Oyuncak kütüphanesi projesi başlatılıyormuş ne hoş değil mi? Ankarada da gerekli böyle bir şey. Oyuncağı olmayan bir sürü çocuk var. Oyuncaklar çocukların dünyası. Her çocuğun hakkı. Umarım sonuçları çok başarılı olur. Çınarın kullanmadığımız tüm eşyalarını ben zaten etrafımda kim varsa dağıttım elden ele dolaşıyor eşyalarımız. Herkes yararlansın istiyorum. birkaç ay kullanıp sonra kaldırılıyor verilen paralara da yazık ama ihtiyaç olunca yinede alınıyor. bu yüzden en iyisi yardımlaşma. kullanılmış 2. el bebek eşyaları satan bir mağazada var ankarada. daha öncede yazmıştım. ben gidip bakamadım ama birlik mahallesinde diye biliyorum. belki yararlanabilir.
*Tasarti.com’a tasarımlarınızı gönderin…kendi tasarımınız yapıp bastırabilirsiniz.
*Çınar alem çocuk. Geçen otoparka giriyoruz para kesen adama bir şey deyip duruyor. Sonra anladık ki “yakışıklı” diyormuş. Daha neler neler(artık not alamadığımdan unutuyorum). Tabii kendi telaffuzuyla dinlemek lazım. Çok güldük. Okulunu da seviyor gitmek istiyor ve ben buna çok mutlu oluyorum.
*Bu aralar öyle yoğunum ki en çok kitap okuyamayışıma ve siteme bir şeyler yazamayışıma hayıflanıyorum. Zamanla yarışıyorum. Üstelik yazma semineri programına kayıt oldum, başlayacağım. Kendimi bu konuda geliştirmem gerektiğini düşünerek yazıldım. tabii nasıl yetişeceğimi bende merak ediyorum. artık genç olmadığım kesin enerjim ve gücüm bitiyor. ne çok şey yapmak istiyorum ama birşeylere öncelik verip tercih yapmalıyım bunuda biliyorum. benim gibi olanlara kolaylıklar diliyorum.
Devamını Okuyun...

öneri kitap...

Hafta sonu gazetede yeşil anneler yeşil bebekler başlıklı bir yazı vardı. Esasında bir kitap tanıtımıydı. Habertürkde damla çeliktabanın köşe yazılarını kaçırmıyorum. Özellikle çevreci tutumu hoşuma gidiyor. Yenilikleri anlatıyor. Yazılarından örnekleri aşağıdaki adresten takip edebilirsiniz.
kitaba gelelim. yazılanları aktarıyorum.  
"Sağlıklı bebek yetiştirme rehberi gebelik, emzirme ve bebek bakımında çevre dostu doğal çözümler"kitabın adı.
Hamilelik sürecinde çevreci olmak mümkünmü?kullan-at bezlerin doğaya zararı varmı?...gibi gidiyor.Sebze ve meyvelerdeki; deterjanlardaki; mobilyalardaki kimyasallardan, GDO'lardan çocuklarımızı nasıl korumalıyız?
Şimdilerde biliyorsunuz bebek yetiştirmede en yeni akım doğal ebeveynlik... Akımın temsilcileri her ne kadar 'az teknoloji bol dokunma' prensibini öne sürse de bu trendin izinde yeni bir sektörün güçlendiğini de görmek gerek.İşte bebeğin anne rahmine düştüğü andan itibaren en doğal yöntemlerle yetiştirilmesini esas alan bir kitap var artık raflarda...
Amerika’nın sevilen Pediyatri Uzmanı Dr. Alan Greene imzalı kitap, gebelik, emzirme ve bebek bakımında çevre dostu doğal çözümler sunuyor.Anne babalar bebeğin karnını tok, altını kuru tutmaktan çok daha farklı konular hakkında bilgi sahibi olmak zorunda günümüzde. Artık sebze ve meyvelerimizde, mobilyalarımızda, temizlik ürünlerimizde hatta bebeğimizin pişik problemi için kullandığımız kremde bile zararlı kimyasallar, nanopartiküller, genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar var.
İşte Dr. Greene’in çözüm önerileri; kimyasallardan sakınırken kullanabileceğimiz doğal, temiz alternatifleri de sıralıyor. Bebek bakımı için doğal yağlar, çevreci bebek bezleri, organik yiyecek ve giyecekler gibi piyasada bulabileceğiniz yüzlerce ürün hakkında bilgi veriyor. Kitapta yer alan konu başlıklarından bazıları şöyle: Gebelikte beslenme, doğum yöntemleri, bebek odası hazırlığı, emziren annelerin beslenmesi, emzirme, bebek beslenmesi, hassas bebek cildine bakım, bebek rahatsızlıklarında doğal tedaviler, ev temizlik ürünlerine ekolojik alternatifler, oyuncaklar.
Ben mesela şu anda bile çınarın altını silerken endişeliyim. Islak mendillerin etkisini düşünüyorum. Doğal değiller sonuçta. Ve biz silip kapatıyoruz ve ben bundan çok rahatsız oluyorum. Pamuk, su ve yıkamayla da baş etmek çok zor. Her yer de her an bu imkanları bulmak da zor. İlk zamanlar yenidoğan için sulu ıslak mendiller vardı onu kullanıyordum şimdi yine ona döndüm.
Mantık doğru. Dünyamız için iyi olan her şey çocuklar içinde iyi oluyor…..
Devamını Okuyun...

çok güzel....

*En Uzak Mesafe
"En Uzak mesafe
ne Afrika'dır Ne Çin,
Ne Hindistan,Ne Seyyareler,
Ne yıldızlar geceleri ışılldayan...
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan"
*"... Sevgi emekmiş,Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş..."
CAN YÜCEL
ne kadar doğru değil mi? çok seviyorum beğeniyorum can yüceli. gerçekten yazdıkça yazmış .öyle içten öyle insanı anlatıyor ki…birbirini anlamayan insanlarla dolu çevremiz...
 favori şairim…tabii bir Ahmet arifi, nazım hikmeti, Atilla ilhanı, Orhan veliyi de unutamam. Hele yaş otuzbeş ile Cahit Sıtkı tarancıyı….
"...Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana"
Ataol BEHRAMOĞLU
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika amway ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lansman lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.