ankara kalesinden görüntüler....

sonunda kalede birkaç fotoğraf çekebildim....hepsi çok özel yerler...burası sadece pirinçhan ve eski ankara cafe...ankara manzarası da süper...daha güzel birçok yer var. keşfetmenizi öneririm...















-->
Devamını Okuyun...

Makarnanın birbir çeşidi….ve Noudle…


çocukların en sevdiği yemeklerin başında gelir makarna. Onu da daha besleyici  hale getirmek biz anneler düşer.
Artık klasik uzun ömürlü, kurutulmuş makarna değil de taze makarnalar moda. Daha doğrusu faydalı ve güzel…
Taze makarna ne kadar İtalyanlara özgü gibi görünse de esasında bizim mantıdan pek farkı yok. Biz sadece  kıymalısını yapıyoruz. Oysaki içine her şey konabilir. Peynir, ıspanak vs. Taze makarnalarda en bilinen isimler,
dolgulu ürünlerde RAVİOLİ, TORTELLİNİ, dolgusuz ürünlerde LAZANYA vb'dir.
Ben bunların Türkçe karşılığı olduğunu düşünüyorum. Yani bazı yöresel tatlarda yazdığım gibi mantıyı peynirli, ıspanaklı vs. yapıyorlar ve isimleri var. Yani bu kültür bizde de var. Ama yaygın değil.
Ben lazanyayı çok severim mesela…evde çocuklara sıkça yapıyorum. Seviyorlar. makarnayı soslu yapmayı tercih ediyorum.
Sanırım makarna konusunda biraz daha bilinçlenmemiz ve daha çok tüketmemiz gerekiyor.
Noudle makarnası da güzel. çin makarnası diğer adı sanırım. Bu adı ilk kez çınarla kung fu panda filmini izlerken duymuştum. Gerçi daha önce çin lokantalarına gitmişliğim vardı, makarnası da yedim.  severim soslarını, lezzetlerini. Tatlı-ekşilerini….ama unutmuşum doğrusu. noudle makarnaya bu aralar epey alıştık ve severek yiyoruz. Marketten alıyorum 5 dakikada haşlanıyor zaten.  Biz en çok kuşbaşı  tavuklu ve sebzeli karışık olanını seviyoruz. Ama evde hangi sebze varsa olabilir. soğan, havuç, mısır, brokoli, kabak vs... Hepsini tavada biraz kavurup, soya sosu eklediniz mi tamamdır. Zaten noudle üstünde tarifi var. İsterseniz nişastada biraz koyabilirsiniz. Hem kolay ve pratik.
Makarna, tavuk kanat gibi yiyeceklere en çok yakışan sos soya sosu. Bizim çocuklar bayılıyor. 


-->
Devamını Okuyun...

çocuklarda öğrenme stilleri

Son günlerde gazete ve dergilerde sürekli okuduğum bir konu. Bazı şeyler zamanla daha iyi anlaşılıyor. Eskiden böyle şeyler yoktu. şimdi bilgiye ulaşmak kolay ve daha bilinçli, meraklı ebeveynleriz.
Ama okudukça öğrenme stilleriyle ilgili kendimde de böyle olduğu için çok doğru buldum.  Mesela ben asla müzikle ders çalışamazdım. Sessiz, sakin bir ortam olması gerekiyordu. dikkatim dağılırdı. herkes farklı.  

Sanırım en basit tanımıyla öğrenme çeşitlerini  görerek, duyarak, dokunarak şeklinde söyleyebiliriz.

Bu konu bana daha önce değindiğim çoklu zeka çeşitlerini çağrıştırdı. Onda da aynı yöntem izleniyordu. Çocuğunuzun neye yatkın olduğunu, hangi zekasının daha önde olduğunu ve ona göre yönlendirmek gerektiğini  anlatıyordu.

Çocuklarda öğrenme stilleri ;"Bazı çocuklar yere yatarak, bazıları müzik eşliğinde, bazıları masa başında çalışır ama aileler bu çalışma şekillerini beğenmez ve müdahale eder. Her çocuğun kendine göre bir çalışma şekli vardır’’
http://www.hurriyetaile.com/cocukla-yasam/okul-donemi/herkesin-ogrenme-stili-farkli_6839.html

Bilfen okulları bu konuyu çok önemseyen okullardan biri. Dünyada  Uluslar arası öğrenme stilleri ağı varmış.  ona üyeymiş…bu konuda çok hoş görseller internette var. bazıları;

http://www.hthayat.com/cocuklu-hayat/okul-zamani/egitim-uzmanlarindan-tavsiyeler/haber/1000456-cocugunuzun-ogrenme-stilini-bulun

Biz bilinçli anne babalar bunları takip edip, öğreniyoruz, çocuklarımızda dikkat edip önemsiyoruz. Önemli olan bilmeyen ebeveynlere ulaşmak, onlara anlatmak sanırım…ve çocuklarımızı zeka, kişilik ve yetenekleri doğrultusunda eğitmek, yönlendirmek…
-->
Devamını Okuyun...

Matematiği sevdirmek….

Çocuklara matematiği küçük yaşlarda sevdirmek ve öğretmek...
Matematik zordur denir, ama sanırım sevene hiç zor gelmiyordur. tam tersi bulmaca gibi eğlenceli bir hal alabilir. matematiği farklı yöntemlerle öğretme yollarıyla karşılaşıyorum sık sık.zeka gelişimine katkıda bulunmak için sürekli yeni kurslar açılıyor.
Ben matematiği çok severdim hala da öyledir. Zaten seven çok sever sevmeyen hiç sevmez gibi bir kural vardır. Küçük yaşta sevmesi, ileride zorlanmaması için  önemli. yetenek sizsiniz yarışmasında çocukların nasıl ezberden büyük rakamları çarpıp böldüğünü görünce şaşırdık hepimiz. herşeyi özel tekniğiyle öğrenmek  mümkün şimdi.
İnternette biraz bakınca birçok siteye ulaştım.
http://www.tiamo.com.tr/
yukarıdaki siteleri bulunan kursları Ankara’da sık sık görmeye başladım. Her ilçede açılıyor sanırım.


hatta evimizin önüne aşağıdaki ilk iki sıradaki menar ve mega mental aritmetik olarak iki merkez açıldı. buralar ayrıca etüt merkezi, ingilizce kursu gibi farklı alanlarda da hizmet veriyor.
http://www.megaaritmetik.com/default.asp
http://menar.com.tr/index.php
http://www.gizlizeka.com/
mailime gelen bir adresi sizinle paylaşıyorum…belki ilginizi çekebilir. Matematik ve akıl oyunları atölyesi:
biz bu aralar satrança merak saldık. Çok güzel bir oyun gerçekten. Dikkat ve zeka gerektiren. Hızlı  düşünce yetisini de geliştiriyordur. Hele yenince çok mutlu oluyor çınar…Öneririm…
-->
Devamını Okuyun...

ÖPÜCÜK HASTALIĞI / EBV VİRÜSÜ


Sağlık, doktor bloğu  gibi oldu üst üste yazılarım. Ama bu ara bizde hastanelerden çıkamadığımız için epey bilgilendik. Hastalıkları bilmemizin ebeveynler olarak çok önemli olduğunu düşünüyorum ve bilgilendirmek istiyorum. Çünkü ne kadar bilgili olursak o kadar rahat olabiliriz. Diğer türlü benim gibi şoka girip, perişan olma ihtimali de var.
2 aydır doktorlardan duyduğumuz şey EBV VİRÜSÜ 

“Epstei Bar Virüsüne akılı virüste denirmiş. Virüs bağışıklık sisteminin antikor üremesini durdurur. Böylece virüs onlarca yıl vücutta kalabilir ve sürekli bağışılık ssitemini zorladığından bağışıklık sistemi aşırı zayıflar ve bu nedenle problemsiz yok edilebilecek bakteri, virüs ve mantarlar sürekli çoğalır ve yayılır. bu virüsün kronik yorğunluk sendromuna sebep olduğunu tespit edilmiştir. Virüs tükrükle yayılır ve bulaştıktan 1-2 ay sonra önce bademcikler ve yutak bademcikleri, ateşlenme, boğaz ağrısı ve yutkunma rahatsızlıkları görülür.” şeklinde yazıyor bir sitede. Muhtemelen okullarda çocuklarımızın en çok maruz kaldığı bir mikrop…Doktorlar bu virüsü hepimizin geçirdiğini herkeste farklı bir organını tetiklediğini söylediler. Yani boğazda, böbrekte, beyinde  vb….bazı  griplerimizin altında bu virüs olabilir yani.
Öpücük hastalığı yani infeksiyöz mononükleoz (İM), daha çok çocuk ve genç erişkinlerde rastlanan; boğaz ağrısı ve lenf bezlerinde büyüme ile kendini gösteren bir hastalıktır. Ebstein Barr virüsü (EBV) tarafından oluşturulan enfeksiyon, tükürük ve boğaz salgısıyla çıkarılır, yakın temasla (öpücük), kan yolu ile veya enfeksiyonlu eşyalarla kişiden kişiye geçer. Yakın temasla sık bulaştığı için "öpüşme hastalığı" olarak da adlandırılır.
şöyle küçük ve önemli bir notu da eklemek istedim.
Enfeksiyonlara virüsler veya bakteriler neden olur. Virüslerin neden olduğu enfeksiyonlara viral enfeksiyon, bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlara bakteriyel enfeksiyon denir. Hastalık sırasında antibiyotik kullanımı ise hastalığın viral veya bakteriyel oluşuna göre değişir. Viral enfeksiyonlarda antibiyotik işe yaramaz…yani antibiyotikler bakterileri öldürüyor ama virüsleri etkilemiyor….virüslerin yaptığı enfeksiyonlar grip, suçiçeği vb. gibiymiş. Bakterilerin yaptığı ise idrar yolu iltihabı, bademcik iltihabı gibi….. Bazen viral enfeksiyonların üzerine bakteriyel enfeksiyon binebilirmiş de….
Ben hastalıkları uzun uzun yazmak yerine adreslerine yönlendirmeyi tercih ediyorum. Çünkü doktor olmadığım için yanlış ifadeler kullanmaktan çekiniyorum. Zaten benim yazdıklarım sadece bilgilendirme amaçlı. Çocuğunuz hasta olursa tabiy ki ilk yapılacak şey doktora götürmek…zaten daha önceki yazımda da belirttiğim gibi hastalıkların belirtileri birbirine yakın,  teşhisi zor. Tetkikler yapılmadan doğru teşhisi koymak nerdeyse mümkün değil….doktorlarımız iyi ki var, onlara çok şey borçluyuz....
Herkesin sağlıklı bir  bahar geçirmesi dileğiyle…  

-->
Devamını Okuyun...

HSP HASTALIĞI


Ateş, kusma ile başlayan sonra karın ağrısı ve bacaklarda döküntülerle devam eden bir durum…hastalıkları ayırmak o kadar zor ki. Hepsinin başlangıcı aynı olabiliyor. Belirtileri çok benzer. Mesela kırmızı döküntü birçok hastalık da benzer. Bizim belirtilerimiz HSP hastalığına uyuyordu. Ama her çocuk da farklı tabii, vücut reaksiyonları da farklı. Bizim ki sonradan anlaşıldı ki kırmızı döküntülerimiz  ateşten kaynaklıymış.   
Ben sizlere HSP Hastalığından bahsetmek istiyorum.  doktor değiliz ama çocuklarımız sayesinde bir sürü yeni şeyler öğreniyoruz. Ve sanırım onlar büyüyene kadar bu öğrenme süreci bitmeyecek.
İyi ki internet var. Olmasa ne yapardık bilemedim. Benim için çağın buluşu. Dünya, tıp, eğitim her şey elinizin altında. Doktorlar hiç bilmediğimiz  hastalık isimlerini telaffuz ettiklerinde hemen telefonlarımızdan arayıp okumaya başlıyoruz. En azından tedavisi olup olmadığını öğreniyoruz. Cahilliğimiz gidiyor. Çok açıklayıcı, doğru siteler var.
en açıklayıcı bilgiyi burada buldum. HSP Hastalığı   çocukluk çağında en sık görülen damar iltihabıdır (vaskülit)
"....En belirgin özelliği  karakteristik deri döküntüsüdür. Döküntüler genellikle küçük, kirmizi, toplu igne basi gibi, deriden hafif kabarik, bazen de kurdesen tarzindadir.  Vücuttaki kırmızı döküntülere purpura diyorlarmış. Üstelik ilkbahar aylarında daha sık görülürmüş. Karın ağrısı, idrar ve gaita kan gelmesi gibi belirtileri de olurmuş. 5-15 yaş arası çocuklarda görülüyormuş daha çok".... Zaten 5 yaşından küçük çocuklar hasta olmasınlar onlar henüz çok minikler…
Neyse ki biz değilmişiz. Ama bu hastalığı da öğrenmiş olduk. 
Umarım yakalanan varsa çabuk atlatır. Herkese hastalıksız günler diliyorum….
Devamını Okuyun...

duyulmamış çocuk hastalıkları


Tarih 6 nisan. 1 nisan geçti yani. Ama bana kötü bir şaka yapıldı. Oğlumdan sonra  kızıma da önce menenjit  olabilir dediler…sonra hsp hastalığı dediler…. Ve bugün 8 nisan boğaz enfeksiyonu denildi.
Bir anne için en zor durum bu. Benim ömrümden ömür  gitti. Zaten ufacık birşey, heryerini delip deştiler. Damarlarını bile bulamıyorlar, arayıp durdular, hatta ararken zedelediler… bir anne için arka arkaya iki çocuğunun hastalanması fazla. Kaldıramıyor. Daha birinin ki bitmemişken….
Hiç duymadığımız bilmediğimiz hastalıklar öğreniyoruz. Artık çok yaygın bilinen eski hastalıkların yerini farklı hastalıklar aldı. Suçiçeği, kızamık falan basit kalıyor. En azından onların aşıları var korunuluyor. Ya bilmediklerimiz,  birden karşılaştıklarımız. Hayatımızı alt üst eden. Ama tıp teknolojisine ve doktorlara çok şey borçluyuz. Onlar olmasa nasıl geçer bu hastalıklar. En azından çaresi olan, tıp lugatında bulunan fakat fazla yaygın olmayan ve halk tarafından bilinmeyen hastalıklar bunlar. 
Oğlum ebv virüsünün beyinde tutulumu sonucu adem hastalığı oldu. Adem hastalığı  beyin  iltihabı….
Kızımda da yine ebv virüsün böbreklerde tutulumu sonucu hsp hastalığı dediler. HSP hastalığı damar iltihabı demek….
İkisinin ortak yönü ebv virüsünün tetiklemesi ve kortizonla tedavisi….tabii başlangıç şikayetleri de aynı sayılır. Karın ağrısı, ateş…
Nasıl bir çağda yaşıyoruz bu hastalıklar ne hiç anlayabilmiş değilim. Neden? Genetik birşey yok, biz bu hastalıkları ne duyduk ne gördük. Şaşkın ve yorgunuz. Nasıl bir virüs bu kadar ağır hastalıklara neden oluyor? Ve çocuklarım bunlara yakalanıyor???
Neyse ki  böyle düşünürken, nilin antibiyotikle dirilmesi ve boğazdan kaynaklı denmesi ve diğer tüm tektiklerinin temiz çıkması yüzümü güldürüyor. En kötüsü bu hastalıklarının nedenlerinin bilinmiyor olması.
Çocuklarımıza neler oluyor bilemiyorum. Aciller başta olmak üzere tüm hastaneler dolu, kalabalık…en çok da nefes alamıyor diye, yani alerjik reaksiyonlar için gelenlerle.  Anne-babalar perişan…ayrıca soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları vb. var tabii.
Çocuk büyütmenin en zor tarafı hastalıkları. Çocuğu hasta olmayan yoktur sanırım. Ateşini düşüremeyince çaresizce hastaneye koşmayan. Biz ebeveynlere de yorgunluk ve üzüntü kalıyor tabii… Allah çaresiz hastalık vermesin diye dua ediyorum.
Yaz gelsede hastalıklar azalsa, çocuklarımız açık havalarda nefes alsa değil mi?… 















-->
Devamını Okuyun...

MENİNGOKOK AŞISI


Bu aralar menenjit  salgını var. Üstelik hiç olmadığı kadar. Aile hekimimiz "bunca yıldır hiç görmediğim kadar" dedi. Öğrendiğim bilgiler;
“Meningokoksik Menenjit hastalığına karşı aşılamadır. Hac ve umre için Mekke'yi ziyaret eden hacılar için Suudi Arabistan tarafından istenen bir koşuldur; ayrıca Hacdan dönen hacılar için de bazı ülkeler tarafından istenir. Bu aşı sadece  hac ve umreye gidenlere  yapılıyormuş.
Hastalık en sık Kış ve İlkbahar ayları boyunca izlenirmiş.
Menenjit kuşağı olarak adlandırılan ve Senegal’den Sudan’a kadar uzanan en fazla etkilenen bölge olmakla beraber, bulaşıcılığının çok yüksek olması nedeniyle yakın bölgelere de yayılıyormuş”
Orta Doğu, Arabistan da bundan dolayı etkileniyor demek ki. Zaten uzaklara gitmeye gerek yok. Geçen yaz Ankara’nın göbeğinde Lozan parkı Afgan mültecilerle doluydu. Bakımsız, hastalıklı çocuklarla iç içe yaşadığımız düşünülürse salgın hastalıklar çoğalıyor. Bugüne kadar hep batıdan gelen hastalıklara karşı önlem almışız ve aşı takvimi ona göre oluşturulmuş. Bu göçmen hareketleri, o bölgelerden ziyarete gelenler arttığı sürece bu hastalıklar gelecek bence. Biz arkadaşlarla hemen bu aşıyı yaptırmaya karar verdik.    
Menenjit  aşısı 5’li karma aşının içindeki menenjitten farklı olan bir aşıymış. Bunu en iyi aşağıdaki adres açıklamış. Ziyaret edip okumanızı öneririm.
bol sağlıklı günler....

-->
Devamını Okuyun...

İLK HAYAT'IM

Bebeğinizle geçirdiğiniz her an çok önemlidir; özellikle de "ilk anları" hayat boyu unutulmaz. İlk bakışı, ilk adımları, ilk kelimesi bir ömre bedeldir. Peki, bebeğinizin ilk’lerinden oluşan bir video yapmak ister misiniz?

Hayat Su, Bebeğimle Hayat Facebook sayfasında bu özel anları unutulmaz kılmak ve sevdiklerinizle paylaşabilmeniz için İlk Hayatım video uygulaması hazırlamış.



Bebeğinizin fotoğraflarını uygulamaya yükleyerek çok sevimli  bir video hazırlayabilirsiniz. Bebeğinizle hazırladığınız videoyu da sevdiklerinizle Facebook, Twitter ve E-posta yoluyla paylaşarak onun ilk anlarını ölümsüzleştirebilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

-->
Devamını Okuyun...

kalenin değeri...

Ankara kalesinin ve içindeki güzelliklerin, zenginliklerin tanıtımını bir an önce yapıp, hak ettiği değeri kazandırmalıyız. O kadar hoş mekanlar var ki. Ankara’da yaşayan ya da ziyarete gelen herkesin görmesini, gezmesini istiyorum. Gizli, keşfedilmemiş hazine gibiler. Bir gün buranında aynı Beyoğlu gibi kalabalık ve cıvıl cıvıl olacağına da inanıyorum. İstanbul'da Beyoğlu nasılsa Ankara'da da kalenin de öyle olabilecek potansiyeli var.
Ahiler antikacılar çarşısındaki şirin dükkanları görün. El emeği, göz nuru yapılan işleri….tam turistik buralar. Tanıtım lazım. Şu resimdeki yastıklara bakın…ben buralara gidince kendimi kaybediyorum. Adeta tarih kokusunu alıyorum. Kendimi ankara’da değil de turistik çok farklı bir yere, tatile gitmiş gibi hissediyorum. Özel yerler kendini iyi hissettiriyor. Nasıl boğaza ya da beyoğlu’na gidince kendinizi iyi hissederseniz burası da öyle.
Cafeler çeşit çeşit. Modern, otantik…içinde resim galerileri, sergileri olanlar var. Teraslarından tüm Ankara’yı görenler…çok keyifli mekanlar…konakları ve fasıl eğlencelerinin yeri de ayrı. Hanların içinde  veya çevresinde değişik mekanlar. Mesela pirinçhanın karşısındaki eski Eski Ankara cafe otantik.ankara manzaralı terası harika.
Kirit cafe çok hoş. Hem yemekleri hem de mekanın içi. sergilerde olabiliyor zaman zaman…
ankara döneri, meşhur köftecisi de var. üstelik ekonomik bu mekanlar...belki de en kısa zamanda kale rehberi hazırlanmalı. çünkü epey mekan ve farklı yerler var.   
internette bu cafeleri gösteren, güzel fotoğraflar bulamıyorum ve her defasında gidince çekeceğim deyip unutuyorum. Birgün özellikle sırf fotoğraf çekmeye gidip, bu güzellikleri sizinle buradan paylaşacağım. Bulabildiklerim:
-->
Devamını Okuyun...

Çocuklarda zaman ve para yönetimi…


İki önemli kavram…Zaman  ve para yönetimi…
Bunların daha çocukken kazanıldığını ve öğretilmesi gerektiğini herhalde bilinçli bir şekilde bilen aile azdır. Ama çok önemli olduğu  ve  çocukluktan itibaren öğretilmesi gerekli alışkanlıklar olduğu uzmanlarca söyleniyor. Çünkü küçükken öğrenirlerse ileri ki yaşlarında onlara birçok avantaj sağlarmış. Bilmeyenler de ise birçok sıkıntı yaşanabiliyormuş… bence de doğru çocuklarımızı hayata daha küçükken hazırlamak lazım.
Gerçi düşünüyorum da farkında olmadan bir şekilde veriyoruz bu kavramları. Mesela zaman yönetimi herhalde en iyi ödev yapmayla kazanılıyordur. Daha doğrusu bir düzen ve programla. mesela evdeki programımız...önce ödev, sonra yemek, sonra tv izlemek gibi kavramlarla…
Para yönetimini de harçlıklarla öğretiyoruz farkında olmadan. Artık günlük, haftalık nasıl bir sistem geliştirdiyseniz ona göre çocuğunuz parayı kullanmayı, saklamayı, biriktirmeyi küçükten öğrenmeye başlıyor.
Konuyla ilgili iki güzel yazı…faydalı olduğunu düşünüyorum….
-->
Devamını Okuyun...

Duvarımızdaki ülkeler…

Duvarımız deyince ilk anda facebook duvarı artık akıllara geliyor değil mi?Ama bu gerçek duvar.Herkesin evindeki kendince süslediği, kendinden bir şeyler kattığı duvarlar. Geçen gün tablo gibi duvar kağıdı gördüm değinmeden geçemeyeceğim. Çok güzel olmuştu. Sanki deniz kenarında yaşıyormuşsunuz hissi uyandırdı bende. Aşağıdaki resimler duvar kağıtlarına örnek....











Herkes kendine göre evinde, işyerinde sevdiği şeylerle kendini anlatıyor bir anlamda. Ben de gezilen yerlerden hatıra olsun diye alınan ve evlerimizi süsleyen eşyalardan bahsedeceğim.
Her ülkenin kimliği, dokusu, evleri ayrı…Hatta her şehrin farklı kimliği var….Ve bunları yansıtan simgeleri....
Zaten gidilen ülkelerden magnet alınıyor. Orayı anımsatacak, önemli ögelerinin vurgulandığı magnetler. Hem şık hem de en ekonomik olduğu için sanırım ilk tercih. Hediye içinde en uygunu. Sonra bunları buzdolabının üstünde biriktirerek, dünyayı gözlerimizin önüne sermek mi desem, yoksa magnetlerin şirinliğimi bilemedim artık. Çok hoşumuza gidiyor.
Bir tanıdığımda duvarlarını gittiği ülkelerden aldığı, oraya ait evlerle süslemiş ve çok şirin olmuş. Hepsi birbirinden güzel biblolar…Gerçek evlerin bire bir minyatürleri.  




Ayrıca özel maketler yaptırıyor. Muhteşem maketler, canlı, gerçek gibi. Minyatür evler….yetenek ve yaratıcılığın sonu yok ya bunları yapan kişilerde öyle çok başarılılar…
Bu sitenin adı hayal atölyesi. Hayal ettiklerinizi yapan bir atölye..hepsi birbirinden güzel, minik, çok emek harcanmış evler....çok hoş örnekler aşağıda…

-->
Devamını Okuyun...

kardeş sıcaklığı


 Bu aralar en güzel resimlerimi çekiyorum. Çünkü iki kuzucuğum böyle sımsıkı, sıcacık kardeş yakınlığı yaşıyor. Kardeşliğin en güzel yanı sanırım küçükken ki bu kareler, paylaşımlar. Birlikte sarılıp, uyumalar. Öyle güzel ve saflar ki. Onları izlerken hayat boyu öyle bağlı ve sıkı ilişkileri olsun, hep birbirilerine destek olsunlar, sevsinler diye dua ediyorum.
Kardeşlik gerçekten özel bir duygu. Bir evi paylaşıp, hayatının en önemli dönemini birlikte geçiriyorsun. Ne çok şey yaşayıp, paylaşıyorsun.
Ama zaman çok acımasız. Büyüdükçe ayrılıklar, uzaklaşmalar olabiliyor. İş hayatı, yoğunluklar, zamansızlık, uzaklıklar koparıveriyor o geçmişteki yakınlığı, samimiyeti. Ancak fotoğraflara baktığında veya bayram, doğumgünü gibi özel günlerde bir araya gelip yadettiğinde anımsatıyor ve gülümsetiyor o günler sizi. Özlem duyuyorsunuz. Kardeşiniz gerçekten sizin ilk ve en yakın arkadaşınız. Ömür boyu süren bir yolculuk, vazgeçilemeyen. Candan, kandan.
Muhteşem yüzyılda çok sevdiğim ve etkilendiğim sahnelerden biri süleymanın oğlu Mustafaya söylediği “senin böyle büyümen beni gururlandırıyor. Ama sen büyüdükçe masumiyetimiz kayboluyor” sözüydü….. çocukken her şey daha masumca ve saf. Ne yazık ki büyüdükçe gerçekten kayboluyor….   
Umarım bu tüketim toplumu çocuklarımızı, sevgilerini de tüketmez ve çocukken ki o saf ve karşılıksız duyguları ömür boyu yaşarlar….ve kardeşler birbirine hep küçükken ki gibi
Safça birbirlerine bağlı olurlar…

-->

Devamını Okuyun...

EMİTT Fuarından renkli görüntüler....


24-27 ocakta İstanbul Tüyap’ta uluslar arası turizm fuarına katıldım. Çok renkliydi. 
Turizm çağımızın en önemli olgularından biri…artık turizmde bizde önemli ülkelerden biri konumundayız.
Çok eğlenceliydi. Rengarenk, tüm ülkeler showlarıyla kendilerini tanıtmaya çalışıyorlar. Rekabetin güzel yüzü bence turizm. Globalleşmenin en güzel yönü de böyle kaynaşıp, tüm dünyanın bir araya toplanması. Fuarları bilen, gidip gören eminim bir daha kaçırmıyordur. Çünkü güzel bir geçirmenin garantili yolu. Sanki dünya ayağına gelmiş gibi. Bir yanda samba rüzgarı, bir yanda Arjantin tangosu, bir yanda Anadolu ateşi….ne istersen ona takılabilirsin. Türkiye’ninde nerdeyse tüm illeri vardı. Türkiye haritasını da görebiliyorsun. Lezzetlerinden tadıp, kültürlerini izleyebiliyorsun. Yöresel gelenek, görenekleri görme, yerel lezzetleri tadmak için ortak bir zemin alanı fuarlar.
İstanbul’da Emittte çok güzeldi. Her ülke, şehir öyle güzel standlar kurmuş ki hayran oluyorsunuz. En çok da yabancı ülkelerin Türkçe bastırdıkları broşürler hoşuma gitti. Yani artık Türkiye’de de bir potansiyel olduğunun farkına varmaları ilginçti. bizi de tanıyıp, ülkelerine çağırıyorlar…çok hoştu.
çok değişik etkinlikler vardı. mesela isminizi Singapur standında Malayca yazıp çerçeveleyip size hediye ediyorlardı. ya da Nallıhan ipeklerinin kozalardan nasıl yapıldığını uygulamalı gösteriyorlardı. çok ilginç detaylar vardı...tabii yiyecek, içecek ikramlarını ve tanıtım çanta ve broşürlerini saymıyorum...
Seneye kaçırmayın derim…   

-->






Devamını Okuyun...

Elektronikteki beyaz şıklık

Beyaz seviyorum. Her yerde, her şeyde. Artık teknolojide de beyaz hakim. Sanırım bir ferahlık, sadelik ve
asilliği var…şık ve güzel bence…üstelik beyazı her şeyle kombine etmek çok kolay.



benim favorim beyaz. Şimdi cep telefonlarında, ıpad, lap top, lg led tv, tabletler, bilgisayarlar…her yerde beyaz şıklık hakim. Dayanıklı ev eşyalarında hayatımızda uzun zamandır beyaz var. Ama ben biraz daha parlak, lake beyazı seviyorum…
Mobilya, mutfak da da azımsanmayacak kadar çok ve moda…tabii arabayı da atlamamam lazım….


Beyaz gibi güzel günler geçirmemiz dileğiyle….
->
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.