unutmayın!!3

Bunları Unutmayın- Ceza ve Disiplin
Kurallar ve İlkeler Koyun
Bunları bir yere yazın ve sonuçlarını da planlayın.
Daha Az Konuşun, Daha Çok İş Yapın
Önce düşünün. Bir şey söylediğiniz zaman, onu gerçekten kasdedin.
Mola
Sakinleşmek için mesafeler yaratın. Çabuk olun.
Doğal Sonuçlar
Çocuğunuzun deneyimlerle öğrenmesine izin verin. Bu öğrenmeyi, empati ile destekleyin.
Mantıksal Sonuçlar
Sonuçlar her zaman problemlerle ilgili olmalı ve kızgın duygular işe karıştırılmamalıdır.
Dikkatini Dağıtma ve Kaçınma
Bazı konularda mücadele etmeyin. Ara sıra küçük bir tatil yapın.
Davranış Beyzbolu
Bu tekniği tekrarlanan davranışlar için kullanın. Kurallar yazılı ve kesin. Üç vuruş ve oyun dışısın.
Beraber Problem Çözme
Çocuğunuzu çözüm bulma sürecine katın.
Sabır,Tekrar ve Israr
Kendinize karşı daha sabırlı olun. Değişikliklerin oluşması için zaman tanıyın.
Lütfen bunların çıktılarını alıp, duvarlarınıza asın. ve sık sık okuyup, göz gezdirip, uygulamaya çalışalım.
hafta hafta yavaş yavaş sindirerek gidelim...devamı gelecek...
Devamını Okuyun...

unutmayın!!! 2

Bunları Unutmayın- Çocuğunuzla İşbirliği
Açık ve Net Cümleler Kullanın
Çöp taşıyor. Köpek dışarı çıkmak istiyor. Kalemlerinin hepsi yerde.
Anneannenizin Kuralını Uygulayın
……….yaptıktan sonra,……….yapabilirsin.
İsteklerinizi Belirten Net İfadeler Kullanın
Lütfen…
Lütfen ayakkabılarını ve paltonu giy ve arabaya bin.
Seçenekler Sunun
Bu mu şu mu? 
Şimdi mi sonra mı?
Ben mi sen mi?
Süt mü portakal suyu mu istersin?
Ödevini şimdi mi yemekten sonra mı yapmak istersin?
Kısa İfadeler Kullanın
Kedinin suya ihtiyacı var. Önce ödev. Oyuncaklar!
Bazı nesneleri konuşturun
Yaratıcı olun. Bir kuklayı seslendiriyor gibi konuşun.
5–3–1- haydi gidiyoruz.
Kararlı olun. Gidiyoruz deyince, gidin.
Yardımcı Olacak Sorular Sorun
Şimdi ne yapacaksın? Bu nu nasıl çözebiliriz?
Sözcükleri Kâğıda Dökün
Notlar,listeler ve şekiller kullanın
Espri Gücünüzü Kullanın
Şaka yapın, şarkı söyleyin.
Kurallar ve İlkeler Koyun
Uygulayabileceğiniz anlaşılır ve basit kurallar koyun.Onları çeşitli yerlere asın.
doktorumuzun söyledikleriyle çok örtüşüyor. çok önemli ve güzel öneriler. yapabilirsek çok faydalı olacağına inanıyorum.   
Devamını Okuyun...

bebeğim...

Sitem tam anlamıyla biz oldu artık. Eskiden herkese yarayacak bilgilere ağırlık vermeye çalışıyordum. Ama şimdi iş yoğunluğu ve zaman kısıtlamamdan dolayı hızlıca çınarı ve yaptıklarımı paylaşıyorum. Çınarın ve ailemizin günlüğü gibi oldu biraz. Neyse zaten amaçlarımdan biri çınarın ilerde bakıp neler yapmışım, nasıl geçiyormuş günlerimizi görmesi. Anladım ki bu iş ekstra mesai gerektiriyor. Epey çalışmak lazım. Hafta sonumuzudan bahsetmek istiyorum.
Oğluşumun cumartesi saçlarını kestirdik. Kuaförde süperdi. Nasıl ciddi ve güzel durdu, inanamadım.
Çok haylazlıklar yapıyor bu aralar. Geçen gün kremimi açmış bütün yüzüne gözüne sürmüş,  bembeyaz krem içinde kalmış.
Pazar günü de kar diye tutturan Çınarı doyuralım diye Elmadağ’a gittik. Ama öyle kar falan pek kalmamıştı. Az da olsa en tepede bir yer bulduk ve gömüldük. Çok eğlenceliydi ama rüzgarlıydı da. Ayrıca yokuş çıkması çok zor ve yorucu. Kayması kısa ve zevkli tabii. Çınar hiç dönmek istemedi, ama epey ıslandık. Kar elbisesi alınabilir tabii. Ama ne kadar oynuyoruz ki bu sene doğru düzgün yağmadı bile. Hemen de küçülüveriyorlar zaten.
“Sen çok güzelsin” deyip yüzümü okşayan bir erkek…işte aşk bu. Güzellik bu. Bende mest durumdayım. Canım benim…sarılıyor, öpüyor. Bebekliğini unuttum bile. Çok güzel bir dönem. Sevginizin karşılığını görüyorsunuz. gerçekten oğlanlar anneye daha düşkün oluyor sanırım. ben bu durumdan çok memnunum, işallah hep sürer.bana gitme diye nasıl yalvarıyor, dizinde yatırıyor hiç ayrılmak istemiyor. nasıl garip değil mi?şimdi size yapışıyor sizsiz olamıyor ama ileride nasıl değişiyorlar. hayatın kuralı bu.
Devamını Okuyun...

ankarada güzel bir mekan...

Sevgililer gününde bankalar hediye yağmuruna tuttu. Mesela yapı kredi belli bir limite kadar harcayınca 14 şubat gece 12’ye kadar yemek hediyesi veriyordu. Bizde değerlendirdik tabii arkadaşlarla. Bu konuda bize çok malzeme oldu ve güldük. Yemek yerken çok eğlendik. Saat 12’yi geçirirmiş, unuturmuşuz deyip durduk.
Esasında sevgililer günü konseptinden daha önemlisi benim için evlilik yıldönümüzdü. Alpay’a gidecektik. Sevgililer günü konseptine çok uygun değil mi?çok severim. ama Pazar gününün azizliği vardı. Ertesi sabah iş vardı ve Alpay 11’den sonra çıkacaktı vazgeçtik. Quente diye bir retorana gittik. Pişmanda olmadık değdi, her şey çok şık ve güzeldi. Yemekler leziz, ortam ve müzikler özenle seçilmişti. Restoran fiks menü ile çalışıyor. Sistemide güzel. Biraz tuzlu da olsa değer. Sistem aynı pizzadaki gibi. Doyana kadar et burada. Süper yani. Gerçekten doyduk ete.
En çok rahatsız olduğum şeylerden biri zaten bu et konusu. Leziz, güzel et bulamıyorsunuz. Çınar bile anlıyor. Seviyor ama kötüyse yemiyor. Güya en iyisini alıyoruz ama pek iyi çıkmıyor. Çok müzdaribim bu konuda. O yüzden uzun zaman aradan sonra et yerken yüzüm güldü.
Brezilya’nın özel mutfağını Türkiye’ye taşıyan Quente, Türk damak tadına uyumlu bu kültürü var. Özellikle masa düzeni, dizaynı, sunumu çok şık. Özel peynirler ve mezeler vardı. Quente’ye özgü olan menüde size et şöleni ile beraber muska böreği, kızarmış muz gibi farklı ve hafif tatlar servis ediliyor. Havyarıda unutmayalım. Menünün en iddialı bölümünde et ve tavukta unutulmaz lezzetler var. En az 20 gün dinlendirilmiş etler özel pişirme ve sunumu ile geliyor. 2 çeşit Tavuk ve 5 çeşit Kuzu Dana eti olmak üzere toplam 7 çeşit et ikram ediliyor. okyanus tuzu ile tatlandırılarak gerçek et tadı ile servis ediliyor. Masalarda bir tarafı “ET SERVİSİNE DEVAM” anlamına gelen yeşil, diğer tarafı “ET SERVİSİ İSTEMİYORUM” anlamına gelen kırmızı plakanın yeşil tarafını çevirdiğinizde “LEZZET FIRTINASI” başlıyor. Kırmızı tarafı çevirene kadar devam eden sınırsız et servisi bize çok fazla geldi.
Yakında yemek programına başlayacağım buradan…:)) Ntv’de yayınlanan tadı damağımdaki gibi…
Devamını Okuyun...

unutmayın!!!1

ÇOCUĞUNUZLA İŞBİRLİĞİ YAPABİLME kitabından bölüm aralarında yazılan kısımları, özet de denebilir yazmak istedim. faydalı olacağını düşünüyorum. hatta kitapta bunları fotokopi çektirip, duvarlarınıza yapıştırıp sık sık okumamız öneriliyor. Yazar ELIZABETH PANTLEY. kitap çok güzel ve faydalı.  tavsiye ederim.
BUNLARI UNUTMAYIN
Başarılı Bir Ebeveynlik İçin Gerekli İpuçları
Yetkiyi Elinizde Tutun!
Çocuklarınızın size itaat etmesini bekleyin. Suçluluk duymak ve bahaneler bulmak yok.
Düşünün!
Her zaman bir planınız olsun.
Söylediğiniz Şey Kastettiğiniz Şey Olsun!
Düşünün. Uyarın. Harekete geçin. Takip edin.
Becerilerinizi Kullanın!
Amacım nedir? Bu amaca hangi becerilerimi kullanarak ulaşabilirim.
Kaçınılması Gereken Hatalar!
• Teslim olmak
• Belirsiz beklentiler
• Olumsuz davranışa göz yummak
• Tutarsızlık
Devamını Okuyun...

alışveriş eleştirisi

Birazda eleştiri yapmak istiyorum. Bu avm’ler ya da mağazalar arasındaki farklar benim sinirlerimi bozuyor.
hafta sonu Cepa avm’ye gittik. Fakat oyun yerini pahalı buldum. Panora ve 365 avm’de jeton 1,5 tl orada 2,5tl. üstelik çoğu makine 2 jetonla çalışıyor. Diğer avm’lerde 1,5 tl’ye tek jetonla bowling oynarken burada 5 tl’ye oynadık. Fark çok anlayacağınız. Aynı şey tren içinde geçerli. Diğer yerler 2 tur attırıyor bunlar 2 dak. tek tura daha fazla para alıyor.
Tepki vermeliyiz diye düşünüyorum. Bu kadar da farklar olmamalı. ama tüketim toplumunda bu mümkün değil. Kimse umursamıyor belki de.
Zaten bu bariz farklar insanın kendini enayi hissetmesine neden oluyor. Aynı durumu her sektörde yaşıyorum. Bir organik marketten 27 tl’ye Organik bal aldım aynısını metro grosmarketten 17’ye aldım. Hiç adil değil değilmi? İsim verip vermemekte tereddütlüyüm. Acaba bu pahalı yerleri yazıp biraz deşifremi etmek lazım bilemiyorum.
Mesela yemek de de aynı şeyi yaşadım. En bozulduğum şey beğenmediğim bir yemek yiyip çok para vermek. Yani hem güzel değil hem kazık derler ya. İşte burası da öyle.
Dışarıda yemek yiyeceksek evde de çok yiyemediğimiz için hem de sağlıklı olduğunu düşündüğümden hep balığı tercih ediyorum. Panora’da fisho var çok iyi, taze, güzel ve bol servisleri. Ve çok pahalıda değil. Ama aynı şeyi my fish için söyleyemeyeceğim. Pahalı ve kötü. Azcık balık koyuyorlar porsiyona gerisini otla dolduruyorlar ve lezzet sıfır. Ve pahalı. Bir kere günün balığı çok güzel dediler aldık. Hem kötüydü hem de uçuk bir rakamdı. Sanki avm’de değil de boğazda balık yiyorsunuz.
Hafta sonu alışveriş için biraz dolaştım. ucuzluk başlamış ama pek iç açıcı birşeyler yok. Bitmiş mi anlamadım. Öyle ucuzda değil. Beğendiğim şeyler hep pahalı. Özetle pek bir şey bulamadım.
Hiç alakasız yerden annemin evinin oradan çizme aldım. Heels ayakkabı var, dışarıdan geliyormuş modeller. Fena değil. Özellikle marka çantaların bire bir aynıları var. 3-5 milyarlık çantalar 300-500 milyon arası burada. Ayakakbılarda indirimdeydi. Bu sene gri moda sanırım bende takmıştım illa gri arıyordum. Hep siyah ve kahverenginden sıkıldım. Rengarenk ayakkabıları seviyorum. İlgilenirseniz turan güneş bulvarı üzerinde…
Devamını Okuyun...

kadınlara...

BİR KADIN GİTTİĞİNDE........(BEKİR COŞKUN)
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur.
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker "sarıkız".
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz.
Değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir.
Koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde...
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;
Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...
Bir anne gider...
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde...
Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz,
Annesi gitmiştir "geç kalma"nın.
Kadınlar,arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında
Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında.
Hayatınızdaki kadını yitirmemeniz kıymetini bilmeniz dileğiyle...
Devamını Okuyun...

yoga

Onca spor arasından en çok yogayı sevdim. Diğer sporlar gibi yorucu değil…diğer sporlarda sanki kendinle savaşıyorsun, kendine eziyet ediyorsun. Tabii onunda faydası var ama ben yogayla kendimi hem zihinsel hem de fiziksel iyi hissediyorum. insanı daha dingin yapıyor. Kendini daha iyi tanımaya başlıyorsun. Bedeninin anlamını.
Yoga yaparak bedenine de hakim oluyorsun. Hiç farkında olmadığın bedenine. Bedenine de bakman gerekiyor. Yoksa o da sana küsüyor, hasta oluyor bakımsızlıktan.  
Nefesin anlamını öğreniyorsun. Hiç bilmiyordum nefes tekniklerini. Ağrılara iyi geliyor. Pozitif enerjiyi alıp negatif enerjiyi atıyorsunuz. Her şeyin bir anlamı var hayatta. Hiçbirşey boşa yaratılmamış. Kullanmayı bilmek, görmek lazımı anlatıyor yoga...
Yoga’nın faydaları nelerdir?
• Güçlenme
• Duruş, esneklik ve dengenin gelişmesi
• Uzun ve güzel kaslar oluşturma
• Metabolizmanın hızlanması
• Farkındalığın ve özenliliğin artması
• Stresin azalması
• Hayat enerji ve isteğinin artması
• Yeni bir duygusal sukunet ve zihin açıklığı
• Tinsel gelişim
• Sakatlıkların ya da kronik ağrıların geçmesi
• Uykunun düzelmesi
• Kaygıların ve kas gergşnliklerinin azalması
• Alerji, astım gibi hastalıklarda semtomatik azalma, tansiyonun ve kalp atış hızının düşmesi
Çınarada öğreteceğim. Küçük yaşta kendini tanımayı, bedenin,enerjisini, pozitif olmayı….hayata nasıl başlarsan öyle devam ediyor çünkü. Olumlu bakış açısıyla başlarsa hayatta ona olumlu gelir diye düşünüyorum. Çocuklar için yogaya başlama yaşı 4’müş. çocuk yogası ile birkaç site:
http://www.yogaevim.com/cocukyogasi.html
http://www.yogamini.com/cocuk_yogasi.asp
http://www.yogasala.com/kurslar.asp
Yogada hocanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. 4 farklı mekanda farklı hocalara gittim bugüne kadar. Ama bana en iyi hissettiren, çok anlamlı kılan kişi burcu hoca oldu. Yoga yapacaksınız ehline iyi bir hocaya gitmenizi öneririm.
Devamını Okuyun...

sevgililer günü...

sevgililer gününüz kutlu olsun...
bolca sevgi ve aşk dolu günler diliyorum...
candan erçetinden herkese BAHAR şarkısının sözleri...
dinleyin derim. çok anlamlı...
Herkesin sevgisi kendi içinde saklı, keşfedin...

Sen bana müjde misin umut musun sevgili
Kim demiş geçti mevsim ufukta göründü kar
Bu kaçıncı bahar sakın sorma sevgilim
Benim yorgun gönlümde aşkının telaşı var
Bu kaçıncı bahar sakın sorma sevgili
Benim olgun gönlümde aşkının telaşı var
Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum
Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar
Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var
Tabiki ben böyle oldugum için bahar
Çünkü sana değdiğinden beri ellerim
Bütün kış dallarında tomurcuklar var
Sen bana vaat misin lütuf musun sevgili
Kim ne derse desin al beni sinene sar
Yaşanmış baharları unut gitsin sevgili
Benim gönül ülkemde bir tek senin aşkın var
Yaşanmış baharları unut gitsin sevgili
Benim yorgun gönlümde bir tek senin aşkın var
Devamını Okuyun...

ilginç

farklı ve yeni teknoloji ürünlerle ilgili mail aldım. gerçekten ilginç şeyler düşünüp, tasarlamışlar. size birkaç örnek:
 Düğmesine basın evinizi süpürsün!ECleaner….

Süper bayıldım. En kısa zamanda almak istiyorum. Amerikada eltim kullanıyordu ve çok memnundu rahat olduğunu söylüyordu. Düşünsenize odanızın kapısını kapatın, aleti açın ve o orayı süpürsün…bu minik robot temizleme süresini belirtip düğmesine bastığınızda evinizi otomatik temizliyor. Fiyatı 150 dolarmış. Asus.com adresi.
 Kiyafetleri giymeden deneyin
New York'taki Bloomingdales dükkanında yeni bir teknoloji test ediliyor. Müşteriler aynanın önüne geçip istedikleri giysinin üzerlerinde nasıl durduğunu görebiliyorlar. Kıyafet denemeyi bir ölcüde hızlandıracak bu uygulama, 3 boyutlu kıyafet görsellerini ayna benzeri bir ekrana yansıtıyor, karşısına geçenler kıyafeti giymiş gibi kendilerini görüntüleyebiliyorlar. süperrrrr.bize en büyük eziyet giyip çıkarmak değilmi?bir yaygınlaşsa ne güzel olur.
 Kadınlar için koruma ceketi
Bayanları saldırılardan korumak icin tasarlanmış bir ceket. Hemen elin altındaki kumandayla yönetilen bu ceket, kendisini tutana elektrik şoku veriyor.
 Kar topu makinesi
Kartopu yaparken elinizin donmasından mı şikayetçisiniz. Yoksa hayır, ben eldiven kullanıyorum mu diyorsunuz? Peki eldiven kullandığınızda istediğiniz gibi kar toplarını şekillendirebiliyor musunuz? Eğer hem ellerim donmasın, hem de havada istediğim gibi dağılmadan giden kar topları yapmak isterim derseniz, bu alet tam size göre. Dondurma kaşığına benzeyen bu alet, hem çok sıkı hem de çok düzgün kar topları yapmanıza imkan veriyor.
 El kullanmadan semsiye
Elinizi kullanmadan taşıyabileceğiniz bir şemsiye.
Telefon açan bitkilermi, koltuklu alışveriş sepeti, fanlı gömlek, makyaj gözlüğü daha neler neler. Ne ilginç şeyler var.
Devamını Okuyun...

teknoloji- çocuklarla ilgili…

1. Bebeğinize İpod’dan müzik dinletin.
Hamileler için geliştirilen Ritmo Sound System sayesinde anne adayı ve bebek birlikte müzik dinliyor. Ritmo, anne karnındaki bebeğe şarkı, sesli kitap dinletmek ve onunla konuşmak için tasarlanmış bir ses sistemi. Bebekle iletişime geçmek için kullanılabilen ilk cihaz. ABD’deki satış fiyatı 130 dolar. http://www.nuvo-group.com/.
2.Uçak geliyor, açın ağzınızı
Süper bir şey icat etmişler. Aç ağzını uçak geliyor biraz daha inandırıcı olmuş. Eğğ ne de olsa şimdiki çocuklar çok cin, kandırmak kolay olmuyor.
3.Büyüyen Ayakkabılar
Çocukların ayaklarının ne kadar büyüdüğü malum. Ne kadar sık ayakkabı almak gerektiği de. Inchworm isimli bir ayakkabı şirketi 3 numarayı aynı anda kapsayan bir ayakkabı yapmış.
4. Üç boyutlu film çocuk oyuncağı
Çocuklar bile artık üç boyutlu film yapabiliyor. Bu eğlenceli uygulama Arthur ve Minimoylar 2 adlı animasyon filmiyle hazırlanmış. http://minimoys.3ds.com sitesine üye olan çocuklar fotoğraf ve seslerini sisteme yükleyip kendi üç boyutlu animasyonlarını yaratıyorlar.
Devamını Okuyun...

hoşuma gidenler ve ankaradan


*Nostaljik bisikletler modaya geliyormuş. Birde bisiklet yollarımız olsa biz kullanamadık ama çocuklarımız bari bisikletlerle gezse, binebilse ne güzel olur.
*Kuş evleri; Merhamet ve estetiğin sembolü. eskiden varmış. Kuşlar beslenirmiş, çok önemsenirmiş. Medeniyet, gelişmek demek doğadan uzaklaşmakla eş mi tutulur oldu? Bir vakitler İstanbul’da ve birçok şehirde ahşap yapılarda, saçaklar altında oyma kuş kafeslerini andıran kuş evleri bulunurdu. Kuş evleri çeşit çeşit... Tıpkı biz insanların yaşadığı evler gibi. Gecekondu gibi derme çatma olanı da var, saray gibi olanı, gökdelen gibi çok katlısı da. Günümüzde değerini yitirmiş gibi olsa da bugünlerde sıkça okuyup görüyorum kuşlara değer verilmeye başlandı.
Ankara’da halen keşfetmediğim bilmediğim yerler var. Şu 3 yere çocuklarınızla da gidebilirsiniz. Ben en kısa zamanda düşünüyorum.
*Keçiören evcil hayvanlar parkı varmış… keçi evi, koyun evi, kuş evi, köpek evi, tavşan evi, kuğu evi, midilli evi ve mağara şeklinde düzenlenmiş olan akvaryum bölümünün yanı sıra bir çocuk parkı, 200 kişilik bir kapasiteye sahip kafeterya, aileler için piknik alanı ve yapay bir şelale de bulunuyormuş. Resimleri hoş görünüyor. Havalar biraz ısınınca gitmeyi düşünüyoruz.
*Keçiörendeki teleferiğe binmek istiyorum. Binenlerin hoşuna gidiyor, anlatıyorlar.
Çankaya bölgesinde ne zaman böyle aktiviteler olacak merak ediyorum doğrusu.
*Birde ulusta Ankara kalesi hanlar bölgesinde çengelhan rahmi koç müzesi açıldı birkaç sene oldu gidemedim. Müze kültürümüzü arttırmalıyız deyipte olan müzelere gitmemek hoş olmuyor tabii.
*Oyuncak kütüphanesi açılıyormuş. fikrini süper buldum. Düşünsenize kitap gibi oyuncakların da emaneten verildiğini. çocukların gelişiminde önemli olduğunu ve yoksul ailelerinde faydalı ve eğitici oyuncakları alamadığını düşününce hoşuma gitti.
Devamını Okuyun...

kullandığım malzemelerden örnekler

birkaç öneri:
verdiğiniz paraya hiç acımayacağınız ve çok kulandığım birkaç malzeme sizlere:
aklıma ilk gelenler;
*Pipetli bardağa vereceğiniz paraya sakın acımayın en iyisini alın. Çünkü benim 1 senedir en çok kullandığım malzeme. Pipetli bardağımız süperdi ama yenisini almak için arıyorum hiçbir yerde bulamadım henüz. Gerçekten dökülmemesi çok rahatlık sağlıyor.
*Ayağımıza da pantif yerine altı lastik olan kaydırmaz çorapları daha kullanışlı buluyorum. Kaç tane pantif aldık, ama ya ayağına takılıyor, düşüyor ya da çıkarıyor. Çoraplar daha kullanışlı.
*Masa-sandalye şart. Her türlü etkinliğimizi odamızda masamızın üstünde yapıyoruz. İkeadan almıştım. Tavsiye ederim.
*Bebeklere hediye özellikle 2 yaşından sonra kitap veya eğitici oyuncaklar alınmasını daha hoş buluyorum. Neden hep kıyafet hediye alınır ki çocuklarda sevinmez zaten. Özellikle kitaplar o kadar hoş ki. Bizde kitap hep böyle basit, ucuz, gösterişli bir hediye olarak görülmez. Ama yanlış tabii.
Devamını Okuyun...

banyo keyfimiz

Pazar günü uzun uzun banyo keyfi yaptık. Bayıldık çok güzeldi hiç çıkmak istemedi.
oğluşum büyümüşte artık banyosunu da kendi yapıyor. inanamadım. Sen git diyor süngeri almış başını her yerini yıkamaya çalışıyor. Alem çocuk. Köpükler, sularla oynamak, oyuncaklarla çok hoşuna gidiyor. Banyonun sonuna geldik eline maşrapıyı almış onu doldurup üstüne boşaltıyordu. Hoşuna gitti oyun oynuyordu. Bir baktım çişini yapıyor. Kaşla göz arasında onu da aldı kafasından aşağı boca etti. Çok güldüm. Tekrar yıkandık artık.
Devamını Okuyun...

çınarla hallerimiz

Yoğun bir haftasonuydu.Çınar bu haftayı anneannesinde geçirdi. Halinden de memnundu. 1 haftamızı geçirdik. Annem onu da alıp komşu komşu geziyor)) keyfi yerinde yani. Ama akşamları gittiğimde bana sitem yapmadan da durmadı. “sen beni bıakıp ise gittin, ben yalnız kaldim, hasta oldum” “ise gitme yalnız kalıyom” gibi….birde iştahlı iştahlı anlatıyor, hiç susmadan.
Neyse Cuma akşamı evimize geldik. Cumartesi doktorumuza gittik. Hafif grip olmuştuk. Bu aralar gripten iştahımız kesildi ve kabızlığımız arttı yine. Doktora gideceğiz yaparken çok acı çekiyor.
Neyse ki doktor gelişimini beğendi. Kilomuz 94,6 boyumuz 14,6 olmuş.
Doktordan sonra panorada oyun merkezine gittik, biraz oynadık orada. Oyuncakçıya girdik beğenip oyuncak getiriyor bana al diye. Başladık yani. Bir iki tanede aldık. Yanıp sönen uzun sopalardan çok hoşlanıyor bu aralar. Hamur oynamayı da çok seviyoruz.
Ordan da akşam makbule annesine(eski bakıcısı) gittik. Çok sevindi tabii. Berfin ablasıyla çok iyi anlaşıyor. Bir kudurdu oynadı. Dans edip durdular.
Pazar akşam üzeride arkadaşlarla ankamallde buluştuk. Çocuklara yönelik oyun alanı çok küçük ve yetersiz. o kadar büyük olmasına rağmen. Nasıl kalabalıktı üstelik. Sonra çınarın tuvalet krizine yakalandık. Yaklaşık 15-20 dakika bir mağazanın soyunma kabininde tıkalı kaldık. Zor bir durumdu.
Neyse özetle hareketli bir haftasonu geçirdik. bizim canımız çıksa da yorgunda olsak çınarı eğlendirmek için her şeyi yapıyoruz. Yeter ki sıkılmasın, mutlu olsun diye…ebeveynlik zor iş…
Devamını Okuyun...

tükenmişlik sendromu

Hepimiz mutlaka bir yakınımızın şunları söylediğine tanık olmuşuzdur:
"Bütün ailenin yükü omuzlarımda, iş yerine git bir sürü iş beni bekliyor, eve gel evde yapılacak işler, çocukların bakımı, evin temizliği, yemek yapmak, eşimle ilgilenmek, misafirliğe gelen komşularla ilgilenmek, tüm bunlar yetmiyormuş gibi anne ve babamla ilgilenmek hangi birine yetişeyim, tükendim artık gücüm kalmadı, kimse beni anlamıyor kimse benim halimi sormuyor, herkes kendini düşünüyorGünlük yaşam içerisinde karşılaştığımız bu cümleler tükenmişlik yaşamanın ifadeleridir. Bu cümleleri ifade eden kişinin birçok sorumlulukla karşı karşıya kaldığını görürüz. Karşı karşıya kaldığı sorumluluklar artık enerjisini tüketmeye başlamıştır. Bu durum psikoloji ve psikiyatri alanında tükenmişlik sendromu olarak adlandırılmaktadır.
Tükenmişlik sendromu; uzun süredir devam eden yüksek düzeydeki strese karşı verilen fiziksel, zihinsel ve duygusal tükenmişlik tepkisi olarak tanımlanmaktadır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere kişi bütün yönlerden kuşatılmış durumundadır, gittikçe yaşama dair yapması gereken sorumlulukları yapamaz, verilmesi gereken tepkileri veremez hale gelmiş, işlevselliği yok olmaya başlamıştır. Fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan tehlike çanları çalmaya başlamış, tükenmişlik her açıdan kişiyi kuşatmaya başlamıştır. Bu çok yönlü kuşatmanın fiziksel, zihinsel ve duygusal belirtilerine daha ayrıntılı bir biçimde bakarsak.
"Tükenmişlik sendromu en çok kadınları etkiliyor"
Genci de yaşlısı da kendini yorgun hissediyor, işe gitmek istemiyor. Sınava hazırlanan çocuklar bile bu sendromun pençesinde. Psikolog Leyla Navaro, gün geçtikçe yayılan tükenmişlik sendromunu anlattı.
Nasılsın? diye sorun çevrenizdekilere. Alacağınız "İyiyim" cevabını tamamlayan cümleler büyük olasılıkla "Ama kendimi çok yorgun hissediyorum. Bir türlü yataktan kalkamıyorum. Canım da hiçbir şey yapmak istemiyor" olacaktır. Efendim? "Kimseye sormaya gerek yok, ben de öyle hissediyorum" mu diyorsunuz? Üstelik bir türlü dinlenememekten mi yakınıyorsunuz? O zaman siz de son 10 yılda daha da artan tükenmişlik sendromuna yakalandınız demek ki... Uzman danışman psikolog Leyla Navaro, işte zamanı harcamanın yükselen değer olduğu günümüzde bu sendromun giderek daha çok görüldüğünü söylüyor.
- Son dönemlerde insanlar çok yorgun olduklarından, işe gitmek istemediklerinden bahsediyor. Bunlar neden başımıza geliyor, niye böyle hissediyoruz?
- Özellikle büyük şehirlerde yaşama bakış açımız ve yaşam tarzımız farklılaştı. İşte vakit geçirmek yükselen değer oldu, işle özdeşleşme yaşanıyor. Bu çok olumlu bir imge haline geldi. Neredeyse işle evlilik gibi... Çok hızlı tüketen ve hızlı tükenen bir değer anlayışındayız. Dolayısıyla erime, tükenme oluyor. İnsanın hem fiziksel hem zihinsel enerjisi tükeniyor.
 - Son dönemlerde daha mı sık görülüyor?
- Bu çağımızın kronik rahatsızlığı. Batı'dan gelmiş bir tarz, özellikle Amerika'dan Ne kadar uzun saatler çalışırsan, o kadar daha iyi görülüyorsun kapitalist rejimde. Bunu yükselen değer gibi gösterdikçe herkes çok koşturuyor. Maaşlar çok yüksek diye çok koşturman. Yüksek maaşı alınca zaten yorgunluktan tadını çıkaracak vakit kalmıyor.
Kişi kendini sürekli koşan bir beygir gibi görüyor
Kış ayları, güneşsiz aylar enerjiyi tüketir. Buna da mevsimsel depresyon denir. Bu güneşin uzun süre görünmediği İskandinav ülkelerinde intihara kadar varır. Dolayısıyla kışın tükenmişlik sendromuna daha çok rastlanır. Son 10 yıldır bu sendroma ülkemizde daha sık rastlıyoruz. Çünkü tamamen bireyci ve sonuca yönelik düşününce böyle oluyor. "Çok hızlı bir şekilde yetişeceğim" diyen, sonuca hızlı varmak isteyenler yakalanıyor bu duruma. Çünkü gidilecek yolun ya da sürecin keyfini, işin getireceği tadı, geliştirme sürecini dikkate almayıp sonuca yönelik olunca hayat anlam taşımıyor. Kişi kendini sürekli koşan bir beygir gibi görüyor. Sürekli koşuyor. Yaşam anlamı taşımayınca yaptığı iş, kesinlikle tükenmişlik yaşanıyor
Babanın işi eve gelince bitiyor, anneninki sürüyor
Özellikle aile büyüklerinin sorumluluğu kadınlarda oluyor. Çünkü bu sorumluluğu erkekler üstlenmiyor. Hastalık durumu ya da büyüklerin ziyareti gibi konularla hep kadınlar ilgileniyor. Dolayısıyla kadınlarda daha çok tükenmişlik oluyor. Bu sendrom ev hanımlarında çok görülüyor. Yaptıkları iş hep aynı. Ne tatilleri var, ne de terfileri. Bir de şu anda yükselen trend ev kadınlığı değil, hatta küçümseniyor. Oysa eskiden daha el üstünde tutuluyordu. Ayrıca bir maaşları ya da düzenli bir gelirleri yok. Dolayısıyla getirisi olmadığı zaman bir süre sonra tükenmişlik yaşanıyor. Uzun süre çocuk bakanlar ya da hasta ve yaşlılarla ilgilenenler de çabuk tükeniyor. Sendroma çalışan kadınlarda da çok sık rastlanılıyor. Çünkü çalışan kadınlar iki vardiya yapıyor; evinde ve işinde. Dolayısıyla dinlenmeye zamanları kalmıyor. Kendilerine ayırabildikleri zaman da çok az. Babanın işi ise eve geldiğinde bitiyor. O gazete okuyor ya da TV izliyor. Bir de babalar daha çok çocukları oyuna götürüyor. Keyif zamanı onlara kalıyor. Anneler ise disiplin uygulamak zorunda. Çocuğa ders çalıştırmak, yemek yemesini ve diş fırçalamasını sağlamak zorunda. Bu, insanı kendi evinde polis haline getiriyor. "Hadi artık" demek yorgun bir insan için daha da tüketicidir.
Ebeveynler çocuğunuza dikkat edin
Sürekli aynı işin yapıldığı işler tükenmişlik yaratıyor. Örneğin hep aynı vidayı sıkmak gibi... Rutin ve tekrar monotonluğa neden olur. Monotonluk da tükenmişliği ateşleyen etkenlerden biridir. Bu nedenle artık ABD'de otomobil fabrikalarında işçiler sürekli aynı somunu sıkmak yerine bir ekip oluşturuyor ve ekipçe bir arabayı tamamlıyor. Sendrom orta yaşın üzerinde daha sık ortaya çıkıyor. Uzun yıllar çalışıldığı için iş anlamını yitiriyor. Yenilik yok, monotonluk ve bıkkınlık var. Bu da tükenmişliğe yol açıyor. Gençlerde ve sınava hazırlanan çocuklarda da tükenmişlik yaşanıyor. Özel okul sınavlarına hazırlanan çocuklar ya da üniversiyete girmeye çalışan gençler de kesintisiz ders çalışıyor, okula gidiyor, hep bir monotonluk var. Beklentinin çok oluşu ve değişmezliği de tükenmişliğe yol açar. Böyle bir durumda ebeveynlerin çocuğunun mutlaka soluklanması gerektiğini bilmesi gerekiyor. Bunu sağlarlarsa çocuğun zihninin daha açık olabileceğini, ruhsal durumunun daha enerjik olabileceğini bilerek çocuğu rutin içinde tutmamaları, ufak aralar ve tatil olanakları tanımaları, mükemmeliyetçi olmamaları ve çocuğun çabasını takdir etmeleri gerekiyor. Çocuğun çaba göstermesi önemli. Çocuk 5 yerine 4 alırsa, anne baba ona çıkışıyor. Oysa ki çaba sarf etmiş. O çabayı görüp pekiştirmek çocuğun özgüvenini artırır. Bu yapılmazsa çocukta tükenmişliğe yol açar.http://arsiv.sabah.com.tr/2006/04/02/cp/gnc113-20060326-102.html
http://www.mcaturk.com/epsikiyatri_haber.php?epid=450 ben bu iki yazıdan alıntı yaptım. isterseniz internette bu konuda birçok yazı bulabilirsiniz.
Devamını Okuyun...

2-3 yaş döneminin zorlukları

SİNİR KRİZİ GEÇİRDİĞİ DÖNEMLERDE:
Nedensiz ise: şefkat, sarıl 2-3 dak. Ama illeki devam ederse “tatlım sen sakinleşte gel” de ve çık yanından.
Nedenli ise:hayıra yanıt olarak krize girmişse, direk çık odadan. “Ağlaman bitince gel” denir. Ya ağlayarak ya da susarak gelir. Ağlayarak gelince:”ağlaman bitince konuşacaktıkya deyip 2-3 dak. Beklenecek.bu 2-3 dakikada konuşulmayacak, göz teması kurulmayacak. Hala ağlıyorsa “aman çınar ağlayacağına sepetten 3 tane domates ver” gibi bir şey denilerek dikkati sorumlulukla dağıtılacak.
EĞER BAŞKASINA ONAYLAMADIĞIZ BİR HAREKET YAPARSA:
Mesela Vurursa;
Eğer kalabalık bir ortamdaysanız:
Kucağına oturtarak mola alın. Kısık bir sesle “kardeşe vurduğun için kalkamazsın”deyin. Bu kucaktaki süre ve yukarıda bekletme süreleri yaş ile dak çarpımı oluyor…yani çocuğunuz 3 yaşındaysa 3 dak. Beş yaşındaysa 5 dak. Gibi.
Eğer tek başına yalnızsanız ya da evdeyseniz “sandalyeye otur ve kalkma” denebilir. Oturtulup, öne doğru eğilip, ama boyunuz bu sefer onunla aynı hizaya inmeyebilir. Elini tutup saatine bak hiç konuşmadan. Yaş*1dak. Sonra düşündünmü denir? Ve hiçbirşey olmamış gibi devam edilir.
Tabii bu ceza sayılabilecek şeyleri olabildiğince az ve gerekli durumlarda uygulamak lazım. Yoksa çocuk alışırsa ciddiye almaz.
Bunları ne kadar uygulayabileceğim bilemiyorum ama çaba sarfedeceğim.
MAHRUM BIRAKARAK CEZA VERİLEBİLİR:
Bu oyuncağını kırdığın için bugün parka gitmeyeceğiz. Hiç bir zaman ya da bir daha demek yanlış olur.
Yemeğini yemediğin için bugün çikolata yiyemezsin… gibi….
Önemli notlar:
RÜŞVET YOK
YALAN YOK
VERİLEN SÖZLER MUTLAKA TUTULACAK
Özetle benim çıkardıklarım:
Söylediğinizin arkasında durun ya da duramayacağınız sözler söylemeyin. Çocuğunuz size olan güvenini kaybetmesin .
Benim anladığım insanın 0-3 yaş arası oyun ve sevgi ile ruhu besleniyor. En önemli kısım bu. Bunu sağlıklı alan bireyler hayatla daha barışık, sevecen oluyor.
Ve kelimeler bu yaşlarda çok sihirli, önemli. Yani ağzınızdan çıkanı kulağınız duyacak. Yoksa ipin ucu kaçıp gidebilir. Çok zeki ve dikkatliler.
Şu yazdıklarıma bakıyorum da insan her yaşta bunları istemez mi? Yani sevgi, ilgi, kelimeler…hepsi hayat boyu önemli değil midir? Ama işin sırrı, önemi ve hassas noktası bu. Bu çağda bunları bolca alan ve doyan çocuk hayatı boyunca bunun arayışı içine girmeyecek, daha sağlıklı ve özgüvenli bireyler olacak.
Keşke eskiden de bunlar önemsense, daha bilinçli olunsaydı… şimdi bu kadar güvensiz, kaygılı, öfkeli bireylerin sayısı bu kadar çok olmazdı.
Devamını Okuyun...

2-3 yaş kişilik özellikleri

1. Zamanı bilmez somut olun. Mesela az sonra yerine yemeğini bitirdikten sonra gibi…
2. Önce-sonra-şimdi kavramlarını öğretin….
3. Sıra beklemez. Mesela parka gittiğinde hemen salıncağa binmek ister, orada çocuk var demenizi kabullenmez.
4. Böyle durumlarda uzun uzun anlatmak yerine hemen bir sorumluluk verilebilir.
Bekçi siyah taşları toplamayı unutmuş, siyah taşları toplayalım.
Ya da olayın içine katabiliriz. Hadi gel kardeşi sallayalım gibi.
5. Mantık yoktur.
Mesela arabaların önüne atlamaması gerektiğini anlatsak da unutabilir ve atlayabilir. 
Ya da burnuna nohut sokmaması gerektiğini. O yüzden başkalarıyla ilgili hikayeler uydurulabilir. Ayşe burnuna sokmuş, doktora gitmişler, burnu şişmiş, doktor onu ordan çıkarırken ayşenin canı çık yanmış ve bir daha yapmayacağım demiş. Benim çocuğum zaten yapmaz…
Tehlikelere hazırlamak için kızım sana söylüyom gelinim sen ağla şeklinde olaylar anlatılmalı.
6. Enerjisi  çoktur. Kreş faydalı olabilir.
7. Fikir sorulmasını ve saygı duyulmasını ister.
Önceden belirli işleri ona sorabilirsiniz. Tabii cevabını bildiklerinizi ve olumlu olanları…mesela anneannene gitmek istermisin?
Lokantada tabağınızdan yemek istemez. Ona da tabak konulacak. Mama sandalyesi yok artık.
8. Seçim hakkı ister.
Bugün ne giymek istersin? 2 şık sunun. Bunu birçok şeyde yapabilirsiniz.
9. Sorumluluk ister. mesela:
 Market listesini birlikte çıkarın
 Kapıcıya çöpü çıkarsın
 Bulaşık makinesini birlikte çıkar
 Çamaşır makinesi birlikte boşalt ya da çamaşır atmaya yardım etme
 Sofra kurma, kaldırma
 İyi günler…hoşça kal…..
 Pazar alışverişini yapma
 Poşetleri yerleştirme
 Odaları birlikte toplama
 Yatağı düzeltme
 Mandalina, muz soyma
10. Abi olmak ister.
Konuşurken mutfak tezgahının üstüne çıksın.
Siz eğilin.
Ağbi olduğu yardım istenirken kullanılır. Sana ihtiyacım var, yardım edermisin?
11. Sizin haklarınızı ister
Yapmasını istemediklerinizi sizde yapmayın. Tv seyretme, çorap giyme vs.
12. Boyunuzu kıskanır.
gerektiğinde küçülün.
Devamını Okuyun...

karlı havalar

Artık çınarı takip edemiyorum. Onca şey söylerken, yaparken yazmam mümkün olmuyor. Geçen hafta çınarla ilgili bir yazı yazmıştım. Fakat yeni resmini eklemek için bekledim. Şimdide resim var yazıyı bulamadım. Sanırım yanlışlıkla silindi üzüldüm. çünkü söylediklerini notlar alıp onları aktarmıştım.
Geçen zamanın telafisi zor. Söylediklerini yaptıklarını bir daha yakalamak, hatırlamak da zor.
çınar bülbül gibi şakımaya başladı, konuşmayı aştı artık. hızlı konuşuyor, bazen anlamak gerçekten zor oluyor. ama susmuyor hiç, çok tatlı. daha tane tane konuşuyordu sökülünce hızlandı sanırım.
Aklıma gelen ve son zamanlarda kullandığımız moda kelimelerimiz:
“cok kızıyom sana” parmaklada hareket yapıyor. resimde kızarkenki yüz mimiği. kaşlar çatılıyor, çok ciddi.
haledicem meak etmehaledicem üzülme, düsünme” sonrasın da da “halettim”diyor. bu bir oyun tabii. güya babasını benden ya da beni babasından koruyor. gelip kılıcıyla şöyle bir vuruyor iş bitiyor.
“Bu benim bu nenin” s ve r'leri söyleyemiyoruz.
Geçen sene bol kar yağmıştı, çınarı çok çıkarmıştık, oynatmıştık. Ama anlamıyordu, elini bile sürmek istemiyordu. Bu sene de kar az yağıyor. Yağıp hemen güneş çıkıyor eriyor. Caliou çizgi filmde görüyor özendi sanırım. Kardan adam yapıp, kar oynuyorlar orada. Çınar da birkaç kez söylendi, anne kar yağsa oynasak diye. Biz henüz oynayamadık. Çünkü hem çok soğuk hem de iyi kar yok. Zaten akşam karanlıkta evde olunca bir tek hafta sonu kalıyor. Bakalım belki bu hafta sonuna rastlarız.
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika amway ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hazan hediye hobi holiday hotel inat indianapolis instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lansman lasvegas madalyonet magnet maket makyaj manzara masa süslemesi masaj masal mekan mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia olumlama omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje restoran roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları sonbahar soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm westfield wishlist yaprak yaşamdan yavaşyaşam yedigöller yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.