Bedenlerimizle barışık yaşama...

Geçen gün gazetede okuduğum bir yazı çok ilgimi çekti ve Amerika aklıma geldi. İnsan profili, insanların rahatlığı, özgüvenleri…Bedenleriyle barışık rahat ve mutlu olmaları. Çevre veya kimse umurlarında değil. Kendileri için yaşıyorlar. Neler neler gördüm çok şaşırdım. Selülitli, büyük popolu, büyük memeli, her yeri çatlaklı, kilolu, göğüsleri dışarıda, yarı çıplak  gördüm de gördüm. Saçları acayip renk ve modelde olanlar… Ama bir kişi bir kişiye dönüp bakmıyor. Ben bakıyordum bir tek herhalde. Çünkü alışık değilim, yabancıyım, birtakım önyargılarla büyütülmüşüm. Farklı geliyordu. Tabii sonra utanıyordumJ

Gazetede” benim bedenim olumlamam” yazısını görünce bu görüntüler gözümün önüne geldi. Sanırım kadınların bu durumlarını Amerika yıllar yıllar önce haletmiş. Gerçi orada cinsiyet ayırımı da yok. Sadece kadınların değil tüm yaşayanların desek daha doğru olacak. Dış görünüşle kimse ilgilenmiyor çünkü. Ben gerçekten her anlamda gerçek özgürlüğü orada hissettim desem sanırım abartı olmaz.  

O ‘ideal’ beden öldü yaşasın beden olumlama


Gazeteden;

….“Bu kavram, bedeninle ilgili tüm dışarıdan müdahaleleri reddetme özgürlüğü veriyor. Bedenimizi algılama biçimimiz, toplumsal bakışla şekilleniyor. Kıllarım mı çıkmış, göbeğim mi var, kemiklerim mi sayılıyor, saçlarıma ak mı düşmüş; hepsini sayabiliriz.

Şişmanlar, zayıflar, lekeliler, vitiligolular, akneliler, selülitliler, engelliler, translar... Özetle bedensel özellikleri, yönelimleri veya tercihleri üzerinden tanımlananlar... Hepimize sürekli dayatılan ‘ideal’ algısına karşı çıkmanın vakti gelmedi mi? Dünya bunu tartışıyor, ‘body positivity’ kavramının peşinden koşuyor. Türkiye’de ‘beden olumlama’ hareketini yaygınlaştırmaya çalışan dört kadınla meselenin özüne indik.”……….
Bizde dış görünüşe göre ötekileştirme, ayrıştırma çok var. Toplum olarak dışlıyoruz hatta farklı olanları sevmiyor istemiyoruz. Bu kıyafetiyle Türkiyede olsa kadına kesin saldırırlardı dediğim çok durum oldu. Ne yazık yani. Bizim daha çok yolumuz var gibi görünüyor. 

Bu resimler çok hoşuma gitti paylaşmak istedim. Daha özgür günlere...


Devamını Okuyun...

Amerika'dan...

Amerika Dünyası
Amerika’da uzun bir yaz tatili yapınca anlatacak çok şeyim de birikmiş oldu. Bloğumu çok ihmal ediyorum, güncel tutamıyorum ve çok sık yazamıyorum diye çok üzgünüm.

Gerçekten Amerika bir rüyamı bilmiyorum. 15 yıl önce de gitmiştim ama bu defa daha hayran kaldım. Bunun en önemli nedeni yeşillik olması. Geçen gittiğimde bu kadar yeşilmiydi farkında değilim. Gerçi o zaman uçakla sürekli başka yerlere gidip çok gezmiştik. Şimdi arabayla çok gezdim, görme ve inceleme şansım daha çok oldu. Ve gittiğim her yerin yemyeşil olması beni çok etkiledi.

Yemyeşil çimle kaplı bir ülke düşünün…Sıkça da ağaçların, ormanların da olduğu. Sadece yollar asfalt…Evlerde masallardaki gibi müstakil, bahçeli, sevimli, şirin mi şirin…



Ama şunu belitmeliyim ki sadece bulunduğum bölge değil İndianapolisten Floridaya kadar yaklaşık 12 saatlik yol boyunca her yer, şehirlerarası yol çevresi de yemyeşildi. Buralardaki dev gibi çim alanlarını mahkumlara yaptırıyorlarmış. Şehrin içindeki çimleri de  vergilerden alınan parayla özel sektöre yaptırıyorlarmış.Zaten herkes kendi evini ve bahçesini yapıyor. Çimin bakımı zordur. Ben de inanamadım bu kadar büyük alanlara, her yere nasıl baktıklarına.  İklimde güzel tabii. Yaz günü biraz yağmur sonra güneş, yağmur güneş her yer yemyeşil.

EYALETLER ARASI YOL

YAŞAM

Yaşam downtown yani şehir merkezi ve şehir dışı diye ikiye ayrılıyor. Chicago ve İndianapolis, Florida ve Atlanta downtownlarını gezdik. Buraların ortak özelliği yüksek binalar ve yoğunluğun çok olması tabii. Bunun benzerini Ankarada değil de İstanbulda  görebiliyoruz.  
CHİCAGO




TRUMPIN OTELİ



CHİCAGO'NUN POLİS KÖPEKLER SİMGESİYMİŞ

İNDİANAPOLİS'İN SİMGESİ YARIŞ ARABASIYMIŞ

ATLANTA
Downtown daki yaşam, büyük şehir merkezlerinde yaşanan yoğun trafik ve pahalılıkla kendini göstermekte,  diğer sakin ve küçük, şehir dışındaki yerleşimlere göre farklılıklar yaşanmakta. Tabii burada da başka imkanlar göze çarpıyor. Özellikle gençler buralarda yaşamayı tercih ediyorlar. Gerek iş dünyasında gerekse üniversiteye giden gençler. Çünkü daha renkli, eğlenceli ve hareketli bir dünya sunuyor buraları size. En büyük sorunlarından biri trafik biri de pahalı olması. Evlerin çok pahalı olması gibi. Yani merkezlerde güzel ama biraz yorucu. Hızlı bir yaşam var. Konutlar yüksek dev gibi binalarda ve küçük. Binalar nasıl dev gibiyse downtownlarda parklar yeşil alanlarda o derece büyükler. 

Ben sanırım bu yaşamı yıllardır yaşadığımdan böyle sakin sessiz bir ortamı daha çok sevdim.  
Sizlere İndianapolis’te Westfield ve Karmel bölgelerindeki yaşamdan biraz bahsedeceğim. En güzeli sakin ve stressiz yaşamın olması bu bölgede. Hayat kolay, imkanlar güzel. Hayat yavaş akıyor, yormuyor seni. Sürekli bir yerlere yetişmek zorunda değilsin. Trafik yok, işten gelince inanılmaz spor, havuz, park gibi imkanların var. Her yer ağaçlık, yeşil, bisiklet yolları, koşu yollarıyla dolu. Yani kendini rahatlatmak için imkan çok. Hiç olmadı evinin bahçesinde yeşillik içinde otur dinlen.

Herkes hiiii hiii diyor yoldan geçerken, her yerde. İnsanların yüzü gülüyor pozitif yani. Güne iyi başlamak gibisi yok. Yurdumun olaylarını, insanlarımızın gerginliğini bezmişliğini  düşündükçe üzülüyorum.

Dışarılar çok sakin boş sanki. Ama alış-veriş yerleri, restoranlar dolu. Özellikle parklar dolu…Her yer bahçeli ev, arazi geniş, düz ve yemyeşil. Sık sık araçla gidebileceğin uzaklıkta yemek ve alışveriş mağazaları var. Avm çok yok. Genelde yatay bir yerleşim var ve mağaza mağaza yan yana alışveriş yerleri. Her yerde evlerin girişlerinde bile Amerika bayrağını görebilirsiniz...






En belirgin şeylerden biri klimaların yirmi dört saat çalışması ve her gittiğiniz yerin buz gibi olması. Biz alışık değiliz o yüzden elimizde montlarla dolaşıyorduk. Dışarısı sıcak içeriler buz gibi soğuk. Her yerde üşüdüm. Yazı hiç yaşamadım desem doğru olacak. Evde soğuktu çünkü klimasız yaşam yok orada. Ama öyle yüzümüze üfleyen klimalardan değil. Merkezi gibi, ızgaralardan yavaş yavaş soğutan klimalardan.

Güvenlik yok. Hırsızlık yok çünkü. Her şeyiniz ortada,  kapılarını bile kilitlemiyorlar.

Her yere özel araçla ulaşabiliyorsunuz. Benzin ve araba sektörü toplu taşımayı pek istemiyormuşJ desteklemiyormuş. Büyük downtown larda bile toplu taşım araçları az ve eski. Böyle yerleşim alanlarında hiç yok.  

Benzin çok  ucuz ve kendin dolduruyorsun.  Arabalar da çok  ucuz. Genelde jip var. Biz 8 kişi bir arabaya sığıp gezilerimizi yaptık. Yani arabalar epey büyük.

İnternetten alışveriş çok yaygın.  Sen de kullanmadığın eşyalarını çok kolay satıyorsun, ikinci el eşya alımı-satımı çok yaygın. Özellikle elektronik eşyalarda. Kargo göndereceğin ürünü de paketleyip posta kutusuna koyuyorsun, her gün araçla gelen postacı oradan alıyor. Ücretini internetten ödüyorsun. Yani çok rahat bir işlemle halediyorsun.

Temizlikçi yok. Koca koca evleri kendileri temizliyorlar. Gerçi orada toz falan olmadığından çok kirlenmiyor evlerJ Camları arada bir sildirmek için temizlik şirketleri çağrılıyor ama onlarda çok pahalı. Tamircilerde pahalı. Kuaförlerde. Sağlık da. Biz de bazı şeyleri onlara göre lüks yaşıyoruz. Temizlikçi, tamirci, kuaför. Çok hazıra ve lükse alışmışız. Orada evdeki tamir vs.her işlerini de kendileri yapıyorlar.

Bazı akşamlar tv deki show programlarını izledik. Bizim ülkemizden çok farklı olan bir şeyde bu programlardı. Amerika başkanını yeren, aşağılayan programlar dolu. Çok sevilip izleniyorlar da. Yani yasak değil, suç değil. Küfür bile edebilirsin televizyondan başkana. dalga geçiliyor sürekli. İlginç geldi bana.  Ayrıca yetenek sizsiniz gibi yarışma programları vardı. Birde emlak programlarını bol bol izledik. Sizlere satılık evleri gezdiriyorlar sürekli. Farklı farklı ülke ve şehirlerden.

Sanırım en farklı şeyler evler, çevre, ulaşım ve güvenlik diyebiliriz.

Yazıma Amerika’da alışveriş, park-yeşil alanlar, eğitim, gezi, yemek ve konutlar şeklinde başlıklarla devam edeceğim. Anlat anlat bitmeyecek yani...
Devamını Okuyun...

Amway Lansmanı (Amway Plaza, 13 Haziran 2017, Ankara)

Amway firmasını duymayanımız yoktur. Yıllardır çok kaliteli ve doğal ürünlerini alıp kullanıyoruz. Özellikle en bilinen ve çok kullanılan ürünü loc ve temizlik malzemeleri. Ama Amway kozmetik ve vitaminleri ile de çok başarılı bir firma.
 
Amway biz bloggerlara geçtiğimiz günlerde Ankara'daki Amway Plaza'da yeni ürünleri G&H Serisinin lansmanını yaptı. Sevgili blogger arkadaşım Gülsen' in davetiyle lansmanda bu güzel ve çok kaliteli ürünleri tanıma fırsatı yakaladık. Amway yetkilileri ürünlerin özelliklerini bizlere detaylıca anlattılar. 
Amway G&H serisi cildi yatıştırıp, nemlendirip korumayı hedefleyen ve kokuları nefis olan bir set. 3 farklı çeşitle piyasaya çıkmış. G&H Refresh, G&H Nourish, G&H Protect çeşitlerinin hepsi bitkisel karışımlarımla hazırlanmış. Mavi, yeşil ve turuncu renklerle sunulan ürünlerden en çok protect ürünlerini beğendim.

Protect ürünlerinden en çok sabunu ve sıvı el sabununu beğendim. Miss gibi kokuyor. Sabun sert ve hemen erimiyor. Tabii alınca bir serinin her şeyini almak daha mantıklı. Daha kalıcı olması bakımından. Deodorant ve roll on un kokusu da çok ferahlatıcı ve güzel.

Refresh duş jeli de güzel kokulu, cildi kurutmayan bir duş jeli. Duştan sonra vücut sütü de 24 saate kadar nemlendirme vaadediyor.

Nourish sabun ise cildi ferahlatan, kurutmadan nazikçe temizleyen bir sabun. Banyo vücut şampuanı, sabunu, vücut nemlendiricisi ve el bakım kremi ürünleri ile öne çıkıyor. Ürünlerin hepsini gönül rahatlığıyla ve amway kalitesine güvenerek kullanabilirsiniz.

Kalitesi artık hepimiz tarafından bilinen ve benim çok sevdiğim Amway markasının bu güzel serisini ve başka birçok ürününü güvenle kullanıyorum. 
Bu güzel etkinlikte bizleri davet eden, bilgilendiren  Amway’e  yetkililerine ve Gülsen' e teşekkür ederim.


Misss gibi günler diliyorum:))
Devamını Okuyun...

Dürümix İftar Etkinliği (8 Haziran 2017, Antares, Ankara)

Ramazan ayındaki iftar yemekleri biz bloggerları biraraya getirmeye devam ediyor. Kalabalıkta oruç açmak, sohbet ederek yemek yemek ayrı bir keyifli oluyor.

Antares Avm'de yemek katında yeni açılan Dürümix'de Deneyimli Anne Emel'in davetiyle biraraya geldik. Yeni açılan mekanın dekorasyonu çok şık olmakla birlikte yemeklerine bayıldım. Dürümix'in en büyük farklılığı bence dürümde tandır sunması.

Bize özel hazırladığı masada yok yoktu. Yemekler anne eli değmiş gibi dediklerinden. Çorba, mezeler, limonata ve fesleğenli ayran çok güzeldi. Ayrıca bize hazırlanan özel menüde perde pilavı, kuzu tandır vardı. Eti muhteşem lezzetliydi, yumuşacık ağızda dağılıyordu. Lavaşlarını bile kendileri özel yapıyorlarmış. Ardından limonlu kekli muhallebi tatlımızda çok farklıydı.

Bu özel menüyü sizde kalabalık bir grupla gelirseniz yaptırabilirsiniz. Hatta farklı özel yiyecek taleplerinizde olabilir. Sahibi Yeliz hanım herşeye açık olan, çok ilgili ve sıcak biri.

Dürümix deyince aklımıza sadece dürüm geliyor olabilir fakat farklı yemeklerde var. Ama burası tandırıyla ünlü. Yani giderseniz mutlaka tandırı tatmalısınız. İster lavaş üstünde ister lavaş arasında.

Sunumları çok iyi olan mekanın çalışanları da gençlerden oluşuyordu, çok ilgili ve güleryüzlüydü. Ayrıca çok hijyen olduğunu belirtmeliyim. Kadın eli değen yerler farklı oluyor bence:))

Sahibi Yeliz Hanımın anlattığına göre bu marka için doğal fast food olarak yola çıkmışlar. Yani hızlı ama doğal yiyeceklerden yapılmış. Günümüz için çok isabet olmuş bence. İnsanlar günümüz koşullarında hızlı yemek istiyorlar hep bir acelemiz var ya. Birde yemekler sağlıklı olursa çok başarılı olacağına inanıyorum. Yolları açık olsun. Umarım ileride farklı yerlerde şubelerini görürüz.

Ben tandırı o kadar beğendim ki hafta sonu hemen ailemi de götürdüm ve herkes çok beğendi.


Bizleri böylesi güzel bir mekanla tanıştıran arkadaşım Emel'e ve bu güzel ağırlama için mekana çok teşekkür ederim.

İnstagramda durumixtandir olarak takip edebilirsiniz..

Hayırlı ramazanlar.... 


Devamını Okuyun...

Zayıf Olmayı Başaranlar

Benimde diyet hikayelerim çoğu hikayeden farksız değil. Her pazartesi başlayıp hafta sonuna kadar devam edemeyen. Ya da birkaç ay kendini sıkıp zayıflayıp sonra diyeti bırakınca kiloları hopp geri alan. Ama bu sefer öyle olmasını istemiyorum. Esasında ne insülün direnci ne kilolarımdan duyduğum rahatsızlık beni ikna eden. Sadece okuduğum bir yazı. Ve gerçekten çok yakınımdan izlediğim ve doğruluğunu gördüğüm kişiler. İkisi de kilolarını korumak için inanılmaz dikkat ediyorlar. Birgün kaçırsalar öbür gün yemiyorlar. Yani ömür boyu çaba... 

Neyi farkettim biliyormusunuz zayıf insanların bir çoğunun zayıf kalmak için çok çaba sarfettiklerini. Öyle kolay değil yani. Yiyip yiyip zayıf kalma diye birşey yok doğrusu. Zayıf olmak iradene sahip olmakla eş bence. Çok nadir metabolizması hızlı çalışan ve yiyip kilo almayan vardır.  ...Yani özetle doktorların söylediği gibi yaşam boyu beslenme alışkanlığını değiştirmek. Artık tatlı ve hamurişlerini hayatımdan çıkardım. Ama zayıflayana kadar değil sürekli. Zaten önemli olan zayıf halini koruyabilmek. 



Ayrıca duygusal açlıkla ilgili bir sürü yazı okudum ama hepsi boş. Olay herşeyde olduğu gibi beyinde ve kararlılıkta bitiyor. Bağımlılık gibi, sigarayı bırakma gibi. Benim içinde çikolatayı bırakmak çok zor oldu inanın...



Bende kendime saygımdan dolayı buna karar verdim. Yemek benim için bir zevk değil sadece bir ihtiyaç olacaktı. Boğazını tutamayan insanlar, kendine iyi bakmayan ve kendiyle çok barışık olmayan insanlar çok yiyor sanırım. Herşeyi yemekten, duygusal açlığımı bastırıcasına ya da canım her sıkıldığında kendimi yemeğe vermekten çok üzülüyordum. Zaten kilo hamallık, ağırlık demek. 
Beni çok etkileyen bu yazıdan bazı bölümleri aşağıya koyuyorum tamamına sitesinden ulaşabilirsiniz. Bence hepsini mutlaka okumalısınız. Çok doğru tespitler var. Ben ayrıca bu maddeleri telefonuma ekran görüntüsü aldım. Ne zaman kaytarma durumları sözkonusu oluyorsa ya da vazgeçer gibi olusam açıp bunları okuyorum. İnanın çok faydalı oluyor.


"Çünkü çoğu kişi zayıf insanların hiçbir çaba göstermeden, ne yerlerse yesinler zayıf kalabildiklerini düşünüp hem kendilerinin bu şanslı türden olmadıklarına üzülüyor hem de zayıf insanların çok şanslı olduklarını düşünüp onlara karşı içten içe bir kızgınlık besliyorlar.
Oysa zayıf insanların yemek yemek, hareket etmek, kiloyu korumak ile ilgili düşünceleri ve davranışları oldukça farklı!
* Zayıf olmak için hiç bitmeyen bir çaba içindedirler.
* Yedikleri ve yaktıkları konusunda, cüzdanlarındaki paralarının girişi ve çıkışından daha hassas bir hesap içindedirler. 
* Yakamayacaklarını düşünüyorlarsa yemezler, yerlerse mutlaka yakmanın bir yolunu bulurlar.
* Genellikle akşam 7’den sonra hiçbir güç onlara yemek yediremez.
* Yemeğe masaya konulan ekmekten başlamazlar.
* Yemekten önce salata, çorba içerek karınlarını az kalorili besinlerle doyururlar.
* Şişman olmayı bedenlerine saygısızlık olarak görürler."


http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/dr-basak-demiriz/zayif-insanlar-nasil-dusunur-29317800


"Zayıf insanların özelliklerini şöyle sıralıyor:
-Çoğu zayıf insan, yemek seçimlerinde dikkatli davranır; önlerine her geleni yemezler. 
-Gerçek açlığı, “şiddetli yeme isteği”nden ayırırlar. Yeme isteği, iştah kabartan bir yemek karşısında ortaya çıkabilir ama aç değillerse genellikle yemezler.
-Aç kalmaya daha fazla toleransları vardır.
-Tabaklarındakini bitirmek gibi bir mecburiyet hissetmezler. 
-Mutsuz olduklarında kendilerini yemeğe vermezler. 
-Başkalarının, istediklerini yiyor olmasının ve kendini kısıtlamanın “haksızlık” olduğunu düşünmezler.
-Ne yediklerinin, ne kadar yediklerinin farkındadırlar; kendilerini kandırmazlar.
-Kilo verdikten sonra yeme alışkanlıklarını değiştirmezler."

http://www.hurriyet.com.tr/zayif-insanlar-zayif-kalmayi-nasil-beceriyor-25660869

Benim en büyük sorunlarımdan biri tabağımı bitirmek gibi bir zorunluluk hissetmek. Bu da aileden gelen bir alışkanlık sanırım. Okuduğum maddelerin birinde;  

 "Ailelerindeki diğer kişiler de çoğunlukla zayıftır ve aile içinde doğru beslenme, spor yapma alışkanlıkları yerleşmiştir. Aile kültürü içinde şişmanlık, önlenmesi gereken bir ‘problem’ olarak algılanır." yazıyordu. 

Demek ki gerçekten bu durumda öğrenilmesi gereken bir davranışmış.  Birde tabii gençlikte zayıf olunuyor ama yaş ilerledikçe doğum yaptıkça kilolar alınıyor dense de hepsi mazeret bence:))

"
* Çoğunlukla sebze ve meyve tüketirler.
* Tabaklarını sıyırmazlar. Etin yanında gelen patates, pilav gibi yüksek karbonhidratlı yiyeceklere dokunmazlar. ‘Tabağımda ne varsa bitirmem gerek’ düşüncesini çok saçma bulurlar.
* Kaliteli besinler tüketmeye özen gösterirler. ‘Az ve öz’ mantığı ile 

beslenirler. 
* Sık sık ama küçük porsiyonlarla yerler.
* Çok çeşit peşinde koşmazlar. Araştırmalara göre, çok çeşit her zaman daha fazla iştah açar, merak uyandırır. Doysanız bile yemediğiniz ne varsa aklınız onda kalır.


* Acıkmadan yemek yemezler. 
* Acıkınca yerler ve öğün atlamazlar. Bu da ihtiyaçlarını önemsedikleri, bedenlerine saygı duydukları anlamına gelir. Kahvaltıyı kesinlikle atlamazlar.
* Sağlıklı olmak hayatın en önemli amacıdır. Sağlıklı olmak için açık havada yürüyüş yapmak, hareket etmek ve doğru beslenmek gerektiğine inanırlar. 
* Kendilerini düzenli olarak tartarlar, tartmasalar da kıyafetlerini ölçü olarak kullanıp kilolarını sürekli olarak monitor ederler. İpin ucunun kaçmasına izin vermezler. Ufak bir artışta hemen önlem alırlar.
* Her biri birer gurme gibidir. İyi olmayan şeyleri ağızlarına sokmazlar. Laf olsun diye yemezler. Her lokmadan keyif almayı tercih ederler.
* Karşı koyamayacakları veya olumsuz duygular yaşadıklarında daha fazla yiyeceklerini bildikleri gıdaları eve sokmazlar. 
* Diyet yapmak ve çabuk çözümler aramak yerine, sağlıklı yemek yemeyi ve egzersizi hayatlarının bir parçası haline getiriler. 
* Olumsuz duygularla baş etmek ve iyi hissetmek için yemek yemezler. İyi hissetmek için egzersiz yapmayı, sosyalleşmeyi, yardım istemeyi, kitap okumayı, müzik dinlemeyi tercih ederler. 
* Dışarıda yediklerinde mümkünse yarım porsiyon sipariş verirler
* Tatlı canları istediğinde, yağ ve kalori miktarını düşünerek sütlü tatlıları tercih ederler. 
* Zayıf olmayı sadece görüntüleri için değil sağlıkları için istedikleri ve olması gerek “insan formu” olarak düşündükleri için, zayıf kalma disiplini açısından kendilerini zorlanmış hissetmezler, aksine gurur duyarlar."




Şimdilik bir buçuk  ayda 7 kilo verdim. Diyetisyenle değil kendim. Tabii sporla destekledim.  En önemlisi bu. Ama daha çok kilo var ve tabiyki en önemlisi bu kiloyu korumak.  

Sanırım hayatta bir disiplin gerektiriyor. Herşeyin aşırısı zarar. Umarım tüm kilo problemi olanlara beni etkileyen bu yazının bir faydası dokunur. 

Konuyla ilgili çok hoş karikatürler buldum onları paylaşmak istedim:))


Mutlu günler dileğiyle...
Devamını Okuyun...

YAZIN SICAKLIĞI

Yazın sıcaklıkları henüz tam olarak başlamamış bile olsa artık az kaldı. Ramazandan sonra tatil günleri bizi bekliyor. Tatil alışverişi yapmanında tam zamanı. Zaful'dan sizin için seçtiğim mayoları beğenecek misiniz?

Ben genelde tek parça mayoyu tercih ediyorum. Ve gerçekten çok hoş mayo modelleri var. 









İyi alışverişler, İyi tatiller...
Devamını Okuyun...

Fashion Mia

Yabancı alış-veriş siteleri ilgimi çekmeye devam ediyor. Fashion Mia da gördüğüm ve merak ettiğim bir siteydi. Oradan da birkaç ürün sipariş ettim ve aldığım ciciler geldi. Hepsini çok beğendim.

Elbisem yazın sıcaklığını yansıtan renkli, uçuş uçuş bir elbise. Ben çok sevdim rahat çünkü. İster günlük ister özel bir yerde giy. Tam yaz elbisesi….


                                             Burada
Montum, kırmızı siyah karelajlı. Gömlekte de ceketlerde de vazgeçemediğim bir desen. Kısa fermuarlı spor bir model. Her yerde ve her şeyin üstüne kombine olabilir.



                                                 Burada
Ceketin rengi saks mavisini seviyorum. Böyle canlı bir renk. Modeli de hoş, kullanışlı. . Ben siyahla kombinledim. Zaten siyah elbise, etek, pantolonla bu üstleri çok rahat kullanabilirsiniz.


Kolyem de bu yılın modası tasma kolyelerden. Ucunda bir  inci var, çok zarif…

Gördüğünüz gibi bu site de yok yok. Şık elbiseler, ceketler, montlar, takılar…Bol çeşit ve ekonomik olan fashion mia sitesine girip bir göz atın derim. Üstelik Yaz sezonu kampanyaları çok cazip…
İyi alışverişler
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika amway ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat indianapolis instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lansman lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia olumlama omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm westfield wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.