Mompery.com, anneleri de bebekleri gibi sımsıcak saran bir site!


Trendyol’da tecrübe kazanan gençlerin Einstein’ın “Ancak başkaları için yaşanan bir hayat, yaşamaya değer bir hayattır. ”sözünden yola çıkarak oluşturduğu Mompery.com’a üye olduğunuz anda 20 TL hediye çeki ve ilk 100 TL alışverişine 20 TL indirim kuponu kazanma şansınız olduğunu biliyor muydunuz?

“Mutlu Çocuk Mutlu Aile” sloganıyla, anneleri ve anne adaylarını mutlu edecek %90’a varan indirim fırsatları da karşınıza çıkıyor. Artık bebek bezi, biberon, çocuk giyim, hamile ürünleri, bebek arabası, bebek şampuanı gibi ürünleri almak için mağaza gezmeye son! Bebeklerinizin rahatlığına ve şıklığına değer katan ürünlere yer veren bir site olan Mompery, her 3 günde bir yenilenen butikleri ve her sabah 7’de açılan yepyeni ürünleriyle alışveriş keyfini ayağınıza getiriyor.

“Bebeğiniz ve siz bizler için önemlisiniz” diyen site içinde yer alan ve çok sevilen Hello Kitty ürünlerinde 8 gün daha sürecek büyük indirim fırsatından yararlanmak için siteye hemen giriş yapmanız yeterli olacaktır. Ayrıca sizi "Avvio, Hello Kitty, Huggies, Kotex, Wonderwalls, Be Cool” gibi önemli markalardaki inanılmaz indirimler de bekliyor. Böyle fırsat kaçmaz, bizden söylemesi..


Bir bumads advertorial içeriğidir.


-->
Devamını Okuyun...

anne yüreği

Pamuklara sarıp sarmaladığınız, uykusuz gecelerle canınızı dişinize katarak büyütmeye çalıştığınız, yaşamınızın ve çalışmanızın anlamı, gözyaşına dahi dayanamadığınız çocuğunuz birgün yoğun bakımda yatar ve sizi tanımazsa işte o an bir annenin bittiği andır. Onun için nefes almak zulümdür artık. Kalbi paramparça, bedeni duyarsızdır. Sadece ruhu vardır ve o da acılar içinde kıvranmaktadır. Bu yaşanan acının tarifi imkansızdır. Sadece yaşayanlar anlayabilir.
Bazı hikayeler vardır, yaşamın taaa içinden. Ama size çok uzak bir hikaye gibi gelir. Sanırsınız ki bunlar sadece hikayelerde ya da filmlerde olur. Ama öyle olmadığını, birgün bir hikayenin içinde ve başkahramanı siz olduğunuzda farkedersiniz. İstemeden, aniden, anlayamadan içinde buluverirsiniz kendinizi. İnanılmaz gelse de oradasınızdır, rüya değil gerçektir ve canınız o kadar çok acımaktadır ki. Çaresizlikten kıvranmaktasınız aynen filmlerde gördüğünüz gibidir her şey. Yoğun bakım kapısında, doktorlardan gelecek iyi bir haber duymak umuduyla, çaresiz….
Sanırım hayat çoğu kişiyi teğet geçmiyor. En azından beni geçmedi. Belki çok şanslıysanız yaşamınızın sonuna kadar sakin ve huzurlu olursunuz. “insan planlar yaparken kader gülermiş” diye bir söz duymuş ve etkilenmiştim. Gerçekten bazı şeyler o kadar senden bağımsız gelişiyor ki, her şey yolundayken bir anda tepetaklak oluveriyor. Ve hepsi de üst üste geliyor. Sen ne yaparsan yap çaresizsin.Hastalıklarda aynen böyle. Hele küçük bir çocuğun hastalığı çaresizliklerin en büyüğü. Hele de bu senin çocuğunsa anlatması imkansız bir bekleyiş….
Ona ne olduğu ve ne olacağı sorularıyla beklerken yaşamın ne kadar soğuk, acımasız bir tarafı olduğunu da gördüm. Yaşam bana çok uzak, hikayeler çok yakın ve tanıdık geldi. Annelik öyle bir duygu ki mantık yok, akıl yok. Sadece his var. Elinden bir şey gelmemesi, öylece beklemek, sadece dua edebilmek. Çaresizlik bir annenin en büyük acısı.
Yaşam sınavını insan 30’lu yaşlardan sonra kavramaya başlıyor. Tecrübe boşuna bir rütbe olmamış. Acılar, yaşananlar insana olgunluk kazandırıyor. Sevdiklerine başka gözlerle bakmayı öğreniyorsun. Hayat lay lay lom değil öğreniyorsun. Plan yapmamayı öğreniyorsun. Hayatın getireceği şeylere hazır olmaya çalışsan da dua ediyorsun “dayanabileceğim kadar ver” diye. Biliyorum başımıza gelenler bir sınav bir ders. Hayata, çocuklarıma daha fazla sarılmak ve mutlu olmak için. Ama bu aralar oğlum mutlu değilken, yüzü gülmüyorken bu ders bana biraz ağır geliyor.
Allahım hastalıkları da yaşamımızın kıymetini bilelim diye vermiş. Ama annelik duygusunu neden vermiş bilemiyorum. Öyle bir duygu ki kendiniz için çektiğiniz her şeyden daha fazla. Verdiği mutluluk, en ufak hastalık, acı, zorluklar karşısında çektiğim üzüntü ve acının yanında hafif kalıyor. Sanki siz onunla var olmuş, onunla yaşıyorsunuz. Ve birden bire o çok hasta oluyor. Oksijen verirlerken, kollarını bacaklarını damar yolu için açmaya çalışırken çocuğunuzun acısını, çığlıklarını yüreğinizin en alt katmanında hissediyorsunuz. O daha 5 yaşında, yapmayın diyemiyorsunuz….. Onun bir acısı benim bin acım oluyor… Onun masum, temiz, narin bedenini ve ruhunu acıtmayın diyemiyorum…o bugüne kadar böylesi hastalık görmedi, böylesi canı acımadı, böylesi psikolojisi bozuldu diyemiyorum ve kahroluyorum.
Uyurken onu izliyorum, bakıyorum uzun uzun. Gözyaşlarım akıp gidiyor. O minik elleri mor mor olmuş, gözleri şiş ve yorgun. 5 yıl gözümüm önünden geçiyor. Bebekliği, yaşadıklarımız, kokusu, şakaları, dans edişi. O ateş gibi hareketli oğlum şimdi elini kaldıramıyor. Onun sesini duymadan, şakaları olmadan, kokusunu almadan nasıl yaşanır ki?bu soruyu yaşadığım müddetçe bir daha sormak istemiyorum.   
Allahım tüm çocukları annelerine bağışlasın. Ve biz anneleri çocuklarımızla imtihan etmesin….

-->
Devamını Okuyun...

hastalık sonrası ev...

Hastaneden çıkıp geldik, zor bir süreç bizi bekliyor. Çünkü Çınar değişik bir çocuk oldu normal olarak tabii. Henüz tam iyileşmedi, hastalığın etkileri, hastanenin psikolojik etkisi ve buna bir de kullanmaya devam ettiğimiz ağır ilaçların etkisi eklenince. Huyu suyu değişti.
Kortizon aldığımız için tuzsuz ve şekersiz yemek zorundayız. İştahı da arttı. Ama yemekler çok keyifsiz onun için. Çocuk bir reklamda çikolata görüyor, dondurma görüyor canı çekiyor. Çok üzülüyorum. Kendi de diyor ki neden böyle reklamlar veriyorlar kızıyor…..ama tüketim toplumu işte kapitalist düzen kimse kimseyi düşünmüyor, yiyemeyen, alamayan var denilip yasak konamıyor ki….
Hastaneden aklımda kalan şeylerden biri, Çınar'a gelen ziyaretçilerimizin ona hediye getirmeleriydi. bir türlü anlayamadı "benim doğumgünüm mü?neden hediye getiriyorlar?doğumgünümde bile bu kadar hediye gelmemişti. hasta olmanın da güzel tarafı varmış, sürekli hediye geliyor..." deyip durdu. çocuk ziyaretçi kabul edilmediğinden de çok şikayetçiydi. "hep büyükler geliyor. kardeşim ve arkadaşlarım biraz da gelsin" diyordu. bunlar hoş anılar kısmımız tabii.
Doktorumuza sorduğum değişiklerimiz:
·   Geçmişi çok iyi  hatırlamıyor,  Sinirlilik, tahammülsüzlük var, Nelere dikkat etmeliyiz? Beslenme vs., Yüzü ve karnı şiş,   Gözleri acıyor, Vücudunda soyulmalar ve kızarıklıklar oluyor,  Çok gazı oluyor, Yalnız olmak istiyor, Sakinlik istiyor, durgun vb.....
İlaçların yan etkileri ve hastalığın etkileri karışımlı hepsi normalmiş …..geçiciymiş…
İnsan çocuğunun çok ağır ilaçlar içmesine, yan etkilerini görmeye dayanamıyor. Daha doğrusu ağır hasta olmasına. Hastane süresi sancılıydı ama evde bir o kadar sancılı. Hastanede sürekli iğne yapmaları, kan almaları vb. şeylere dayanmak zor.
Evde de eskisi gibi olmaması, bir yerim ağrıyor dediği zaman çok zor. Bir şey yapamamak ve korkmak. Ya tekrar olursa, başka bir şey olursa soruları, endişe ve kaygısı. İnsanda tekrar etme korkusu psikolojisi oluşuyor….
Tamamen iyileşmemiz 6 ayı bulabilirmiş. ama işallah bir aksilik olmazsa 1 ay sonra okula başlayabileceğiz, ilaçlarımız da bitecek. zaman ve sabır herşeyin ilacı....
Hastalara ve yakınlarına sabır ve acil şifalar dileğimle…






-->
Devamını Okuyun...

Ben nerde yanlış yaptım?


İnsan yaşadığı olumsuz olaylara bir neden sebep arıyor?çınarın rahatsızlanmasından da ben kendimce nerde hata yaptım diye çok düşündüm. Acaba şunu mu yanlış yaptım, eksik yaptım?soru ve düşüncelerin ardı arkası kesilmiyor. Kuruyor da kuruyorum….ayrıca bu olayın çınarın konuşmalarının ve doktor görüşmemizin ardından yaşanması da ayrı bir soru işareti oldu ben de?
*Çınar bundan 2 ay öncesine kadar “babam sigara içmesin” diye ağlıyordu. “Ben onun erken ölmesini istemiyorum” diyordu.
*Yine aynı günlerde “ben sizin yaşlanmamanız için elimden geleni yapacağım. Ölmemeniz için. Ölmenizi hiç istemiyorum” demişti. Oğlum büyüyor ve olgunlaşıyordu. yaşından büyük laflar edip, beni duygulandırıyordu.
*Nil’in doktoruna kontrol için gittiğimizde doktorumuz bazı gerçekleri tokat gibi yüzüme söylemiş, Çınar'ı ihmal ettiğimi söylemişti. Çok ağlayıp, üzüldüm. Hiç istemeden farkına varmadan öyleydi demek ki. 
İki çocuklu olmanın kötü yanlarından biri de bu. Dengeyi kurmak çok zor. Küçük diye ona ilgi fazla olabiliyor. Ama çınarda küçük daha 5 yaşında.  Yanlış mesajlar verdiğimizi ve yeterince ilgilenmediğimi, ona özel zaman ayırmam gerektiğini söyledi. Yoksa ergenlikte sıkıntılar yaşayabileceğimizi. Erkek çocuk için anne figürü çok önemli.
 Bunların ardından Çınar’ın hastalanması. Hele ilk gün yoğun bakımdayken teşhisi konulana kadar yaşadıklarım. Ne olduğu ve olacağı belirsiz. O çaresizlik…sonra düşünceler düşünceler aklıma neleri getirmedi ki…bunlardan bazıları:
Nilden sonra onu ihmal mi ettim? Acaba içine attı, belli etmedi üzüldü de ondan mı oldu? mutsuz muydu benim haberim yoktu?
Burnunu sıkça sümkürmekten mi oldu?arada kanıyordu?
Beslenmesi mi eksik kaldı? Neyi eksik yaptık?
Bağışıklık sistemimi çok güçsüzdü? Neden neden neden????yeterince iyi bakamadık mı?
İşte anne-baba olmanın bir zorluğu daha. Acaba yanlış- eksik nerede yaptık, bizim yüzümüzden mi?belki de bu soruyu hep soracağım, cevabını da hiç bilemeyeceğim.
Oysa o kadar çok şeye bakıldı ki hiçbir neden bulunamadı? sebep yok. Takdir-i ilahi. 

-->
Devamını Okuyun...

ADEM HASTALIĞI

Çoğunuzun ismini bile duymadığı bir hastalığı anlatmak istiyorum. Bizde hiç duymamıştık ta ki başımıza gelene kadar. Çok değişik, farklı hastalıklar var. Bir yakınınızın veya kendinizin başına gelmediği zaman bilmiyorsunuz. Ama ne zaman, ne geleceği de maalesef hiç belli değil. O yüzden ebeveynler olarak olabildiğince bilgili ve ilgili olmalıyız.  Çocuklarımız hasta olduğunda onları yakından izlemeli, ihmal etmemeliyiz.


Adem’in açılımı “Akut(hızlı başlayan, aceleci) Viral  Ensefalit(beyin iltihabı)”. Çok hızlı ilerleyen birden ortaya çıkan bir hastalık. Bizde öyle oldu. “…Hastaların yaşı 3 ay-erişkin arasında değişebilir, ancak 2 yaşından küçük çocuklarda nadirdir. En sık olarak 5-8 yaşlarında ve erkeklerde biraz daha fazla görülür.” diyor.

“Akut dissemine ensefalomyelit, genellikle bir enfeksiyon sırasında ve ye sonrasında ortaya çıkan bir hastalık olarak değerlendirilir. Hastaların yaklaşık %75'inde yakında geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonu veya aşılanma öyküsü bildirilmektedir
Bulguların başlangıcı genellikle hızlıdır. Bazı olgularda ise ateş, halsizlik, kas ağrısının olduğu bir başlangıç dönemini izler. Bilinç değişikliği, denge bozukluğu, kafa sinirlerinin sinir tutulumu, göz sinirinin tutulumu sık olarak gözlenir. Nöbetler, meningeal(beyin zarlarının etkilenmesine bağlı) bulgular ortaya çıkabilir….” 

“ADEM beyin ve omuriliğin mikropsuz iltihabi bir hastalığıdır. İsminde yer alan akut kelimesi yeni başlangıçlı olayı anlatmaktadır. ADEM'de bağışıklık sisteminin yanlış çalışması sonucunda beyin ve omurilikte iltihap ve buna bağlı hasar izlenmektedir. Bu hastalık öncesinde bağışıklık sistemi herhangi bir yerdeki enfeksiyon, aşılama veya sebebi belli olmayan birtakım çevresel etmenler tarafından yanlış şekilde uyarılır. Bunun sonucunda bağışıklık sistemi hücreleri beyin ve omurilikte hasar oluşturur. 

Belirtileri
Hastalarda nörolojik bulgular bir hafta içinde belirginlik kazanır. Başlangıç döneminde hastalarda sıklıkla bilinç durum değişikliği, ateş, başağrısı, kafa karışıklığı, uyuşmalar, çift görme, görme netliğinin bozulması, dengesizlik ve güç kaybı izlenebilmektedir. Hastalığın ileri dönemlerinde özellikle tedavisiz kalan hastalar iletişim kurulamaz hale gelebilir.

ADEM tanısı nasıl konmaktadır?

ADEM tanısındaki en önemli inceleme ilaçlı beyin MR'ıdır. MR'da beyin ve omuriliğin değişik bölgelerinde aynı zamanda ortaya çıkmış olan hasar izlenir. MR'ı takiben hastalara bel suyuincelemesinin de yapılması gereklidir. Bu inceleme beyinde izlenen hastalığın mikropsuz bir iltihap olduğunun ortaya konması açısından önemlidir.

 ADEM'in tedavisi nasıl yapılmaktadır?
ADEM'in tedavisi artmış ve yanlış çalışan bağışıklık sistemini baskılama üzerine kuruludur. Bu amaçla öncelikle damardan yüksek doz kortizon tedavisi verilir….” ADEM olgularının %70'ten fazlasında ilk 6 ayda iyileşme görülür . 

ayrıca aşağıdaki sayfalarda da detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

*http://www.cnd.org.tr/index.php?cat=29
*http://www.guncelpediatri.com/tr/makale/2860/86/Tam-Metin


Tüm bu yazılanlar oğlum Çınarım da oldu. Birkaç gün süren basit bir enfeksiyon (ebv virüsü) boğaz şişliği varken birden  bel ağrısı, idrar yapamama, bacaklarda motor ve duyu kaybı başladı, ertesi gün de bilinçte bozulma oldu. Hemen acile götürdük orada da nöbet geçirdi. Sonrası yoğun bakım ve teşhisin konulmasıydı. Böylelikle biz de ilk kez adem hastalığını duymuş olduk. Neyse ki tedavisi olan bir hastalık.  Allahım çaresiz hastalıklar vermesin.
Bu kadar ağır bir hastalığı bu kadar kısa bir zamanda (tam geçmemekle birlikte atlattığımız demek istiyorum) hafif atlatmamızın tek nedeni erken müdahale ve erken teşhisdir. İlk nöbetinde hastanede olmamız çok önemliydi. Teşhisin erken konulup tedaviye başlanması da . hayat bazı şeyleri hafife alamayacak kadar ciddi ve gerçek…
Hayatta dayanamadığım şeylerin başında çocukların ağır ve zor hastalıklarla mücadele etmeleri geliyor. Henüz acı çekmek için çok küçükler.
Allahım tüm çocuklarımızı korusun, hasta olanlara acil şifa ve sağlık versin…..  

-->
Devamını Okuyun...

2013


13 sayısıyla aramın iyi olduğunu düşünürdüm, uğursuzluğuna inanmazdım ta ki bu senenin böyle kötü başlangıçlar yapmasına kadar. Ne çok ünlüyü kaybettik. İsimlerini tek tek saymak istemiyorum, ama gerçekten sayı çok fazla. Tanıdığım, sevdiğim birilerini de kaybettim. Yaprak dökümü  gibi oldu.
Üstüne bir de oğlumun rahatsızlanması. Henüz yılın başında sayılırız, 3. Aydayız umarım böyle devam etmez….
Astroloji, güneş ve gezegen hareketleri bu yıl çok etkili. 17 martta kadar Merkürün gerilemesiyle aksilik, terslik, olumsuzluklarla dolu günler geçirmek mümkünmüş.  Hastalıkların da artabileceği bir dönem olabilirmiş. Ki öyle oldu.
Çevremde birçok arkadaşımda da ani rahatsızlanmalar oldu. Hastalıklar dolu, tesadüf mü, yoksa düşük enerjiden mi anlayamadım. Tek bildiğim şubat ayında başlayan ve hala devam eden bir hastalıklar dönemi yaşadığımız.  
Ayrıca mevsim geçişlerinin zorlukları da var. Mesela alerji dönemimizde geldi…
Umarım bundan sonra baharın gelmesi ile bu kötü dönem kapanır ve güzel bir bahar ve yaz geçiririz….
Herkese sağlıklı bir dönem diliyorum…

-->
Devamını Okuyun...

kızımdan

Annenin kaç çocuğu varsa yüreği de o kadar bölünmüştür. 2 ise yarısı birinin diğer yarısı öbürünündür. Birini diğerinden kayırma, çok sevme vb. kavramlar mümkün değildir. İkisi içinde aynıdır her şey. Özlem, sevgi, acı, üzüntü. Hangisinin canı yansa sizin de canınız yanar. Sanki aynı yumurta ikizi gibi hissediyorum çocuklarımla kendimi. Onlar mutluysa mutlu, üzgünse üzgün. Belki yanlış ama ben çok duygusal bir anneyim sanırım. Ve hislerim duygularım çocuklarım mevzu bahis olunca en üst seviyede oluyor.
15 gün kızımdan ayrı kaldığımda ve oğlumun acılarıyla birlikte yaşarken kızıma olan özlemimi de yazmak istedim. Onsuz ev ok adar sakin, sessiz ve neşesiz kaldı ki. Çınarımda hasta olunca evimizin havası değişti.
Kızım evimizin ateş böceği. Hareketli, bıcır bıcır. Bize çok düşkün. Ayrıca biz yokken sürekli anne-baba-ağbi diyormuş kuzucum. Onu o kadar çok özlemiştim ki sanki bir yarım eksik gibiydi. Ben ancak onlar yanımda ve sağlıklı olduklarında huzur buluyorum….
Artık konuşmaya da başladı. Ama ağbisini çok rahatsız ediyor. Karıştırıcı olduğundan ve onun odasını çok sevdiğinden çıkmıyor ve Çınar’ın odasını bolca karıştırıyor. Ağbisiyle oynamak istiyor ama genelde bu dökme, dağıtma, kırma, alma, atma şeklinde olduğundan çınarın pek hoşuna gitmiyor. Her şeyine müdahil. Çekmecelerini açıp, eşyalarını çıkarıyor, giyiyor…aralarda kavga-bağırma ve ağlama krizleri yaşıyoruz tabii. Ama bu aralar nili biraz uzak tutmaya çalışıyorum ağbisini yormasın ve sinirlendirmesin diye. O anlamıyor  tabii. Gerçi “ağbi hasta hasta, doktor” diyor ama henüz çok minik…
Bir de kız olmanın verdiği cilve, öpücük, sevecenlik, süs gibi bir sürü sevimlilikleri yok mu? Kendini sevdiriyor. Bilmiş bilmiş dolaşıyor, dans ediyor.  Makyaj yapmak istiyor. Kolye, bilezik takıyor. Sarılıyor, öpüyor….Nasıl bir şey bu kız çocukları gerçekten, inanılmaz…
2 yaş sendromu da başladı tabii. Biraz inat, istediğini yaptırma krizlerimiz oluyor.
Hele her şeye “benim, benim” demesi yok mu?
Yakında da 2 yaşına giriyoruz. Zaman gerçekten su gibi….
Yaşam sevincim ve pozitif enerji kaynağım çocuklarım….
Resimdeki gibi herkesin evinde sağlık, neşe ve her zaman güneş doğması dileğiyle….

-->
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.