Yeni çıkan şarkılardan…


Şehir içinde arabayla seyahat etmenin en güzel tarafı radyo dinlemek herhalde. Son çıkan şarkıcıları şarkıları radyodan takip edebiliyorum. 
İlginç bir ses…Halil Sezai Paracıkoğlu…yeni duydum. farklı bir tarzı var. “isyan” şarkısında yorumu da ilginç. Sürekli radyoda şarkıları çalıyor. Kim diye araştırınca oyuncu olarak tanıdığım birini gördüm ve şaşırdım. İncir reçeli filmini henüz izleyemedim onda da başrol oynamış. Ama daha önce birçok kez tv de görüp tanıdığımız biri zaten. İnternette tarama yapınca çok meşhur olduğunu ve bir sürü hayranı olduğunu gördüm.  Ben geri kalmışım özetle. Tabii çoluk çocuğa karışınca klipleri, yeni çıkanları pek takip edemiyorsunuz. İşe giderken radyo sayesinde takip ettiklerim bunlar.
Bu ara Mustafa Ceceli’den eskiden Kayahandan dinlediğimiz “Sensiz olmaz” şarkısı favorim. Çok güzel yorumlamış farklı bir tarz olmuş özellikle müziği çok güzel.
Kenan Doğulu’nun “doktor” şarkısı çok hoş, eğlenceli…bu iki şarkıda da İskender paydaşı görüyoruz. İkisi de başarılı tebrikler hepsine…
Gruplardan da Zakkum’dan  “Anason kokarken sofralar” şarkısı popüler herhalde. Sürekli çalıyor. Sözleri anlamlı…
“…Anason kokarken sofralar
Yaşlandırıyor seni aynalar
Her geçen yıl birer birer masadan eksiliyor dostlar
Sessizce aktı gitti yıllar,
Seni hiç uyandırmadan,
Ve bir sabah uyandığında,
Kalmışsın tek başına”
Seksen dört adlı grubun “şimdi hayat” şarkısı sözleri itibariyla hoşuma gitti.
“….Ben bu yolda tekrar yürümem
Artık buralardan geçemem
Ben bu yaştan sonra ne kara kaşa göze
Ne de selvi boya hiç gelemem…..”
Kadınlardan Funda Arar ve Sıla başarılı iki yorumcu. şarkıları da radyoda sürekli çalıyor şarkıları hiç bıkmadan dinlenilebilen iki şarkıcı… 
Farklı şeyleri seviyorum. Sizde farklı ve başarılı bulduğunuz, gördüğünüz şeyleri paylaşmanız dileğiyle….


Devamını Okuyun...

BABY SHOWER partisi


“Baby shower” türkiye’de yeni yeni duyulmaya başlanan bir konu. Bebek doğmadan önce annenin arkadaşlarıyla düzenlediği bir parti, eğlence demek…tabii çok önemli bir amacı da bebeğin doğmadan önceki  ihtiyaçların karşılanması, aileye maddi anlamda destek olmak.
çok mantıklı doğrusu. doğumdan sonra bizlere bir sürü hediye getirilir ama çoğu ihtiyaçları karşılamaz aynı türde bir sürü malzeme olur ve kullanamadan kalır çoğu.
Ülkemizde  de yapanlar vardır ama çevremde pek görmedim. Ben amerikadaki eltimlerden yıllardır duyduğum çok da hoşuma giden bir organizasyon diyebilirim.
Yakın bir arkadaşınız sizin için bu partiyi organize ediyor. Diğer arkadaşlara davetiye gönderip yeri, günü ve saati konusunda bilgi veriyor. Ayrıca bebeğin ihtiyaç listesi oluyor. O listeden hediyenizi alıp götürüyorsunuz. Davetiye, pastalar, şekerler, hediyeler  bir nevi doğumgünü gibi bir organizasyon oluyor. Hoş değil mi?
Bir annenin de doğumdan önce böyle bir partiyi hak ettiğini düşünüyorum. onun da böylesi büyük bir yaratıcılıktan (çocuk yapma) önce yani doğumdan önce bir günü olmasını çok doğru buluyorum.
Ama türkiyede bunu yapmak zor. İnsanlardan hediye ister gibi düşünülüyor. Hediye  konusuna gelince en azından ülkemizde son yıllarda hediye değiştirme kartı çıktı da  ihtiyacına göre en azından kişi değiştirme yapabiliyor. Bazıları “gelen hediyeleri
değiştirmem hatıra diyor” ama bebeğe gelen hediye de anlamlı değilse, kenara atılacak unutulacak, işlevsiz bir şeyse bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Ben hediye konusunda kart kullanmayı tercih edenlerdenim. 
anne adaylarına böyle partilerin düzenlenmesi ve görmemiz dileğiyle….
Devamını Okuyun...

çınardan...


Çınar bu sene yoğun biz de onun sayesinde daha da yoğunlaştık.
Oğlum henüz 5 yaşında olmasına rağmen kreşte, dışarıda faaliyet ve etkinliklerle dolu.
Okulda yoga yapıyor. Seçmeli derslerdendi, sakinleşip(çok enerjik ve hareketli) daha huzurlu olması için istedim.  
Hafta sonları önce tiyatro kursuna gittik şimdilerde buz patenine başladık. Buz pateni hoşuna gitti, heyecanlanıyor. Bir ara çocuklara Anadolu ateşi kursları ilanını görüp aramıştım. Oranium spor merkezinde çalışmaları başlayacaktı. Fakat 4-5 yaş bu sene yok dediler. Sizlerin de çocuklarınız dans etmeyi seviyorsa düşünebilirsiniz…
Çınar aylardır komik olma çabası içinde. Sürekli poposunu sallıyor, yüzünde mimiklerle bizleri güldürmeye çalışıyor. Kardeşiyle boğuşuyorlar o kadar muazzam anlar ki anlatamam.
Geçen hafta bize portföy sunumu yaptı. Çok eğlenceliydi. İngilizcesi epey ilerlemiş. İnsan çocuğunu izlerken gurur duyuyor.
Kızılay moda çarşısında Akıl oyunları satan bir mağaza buldum. Zeka geliştirici oyunlar vardı. Çınar pek ilgilenmese de iki tane aldım. Ve evde bu ara onlarla oynuyoruz. Biri hikaye tamamlama resimleri sırasına göre yerleştirip onu kurguluyor. Diğeri epey zor doğrusu.
Dün akşam onunla sürpriz yumurta sergisi yaptık. Minyatür çok çeşitli oyuncaklar. Ama içlerinde çok şirinler var. hepsine bayıldık. Epey de çokmuş.
Yılbaşı ağacımızı kurmak istedi ve hemen kurduk. İlk kez anlıyor ve kendide yardım edip süslerini taktı. Yılbaşında altına konulacak hediyeler en çok onun ilgisini çekiyor sabırsızlıkla bekliyor.
Herkese yeni yılda ailenizle güzel seneler geçirmeniz dileğiyle…herşey gönlünüzce olsun….
Devamını Okuyun...

canlarım...


Onları o kadar çok seviyorum ki tüm dünyaya haykırmak istiyorum. Allahım sana şükürler olsun bana böyle güzel tatlı şeyler verdiğin için. Oğlum ve kızım sizi çok seviyorum.
Benim mutluluk kaynaklarım, uğur böceklerim, şans meleklerim. Sizleri iyi ki doğurmuşum. İyi ki varsınız. Onları düşünüce bile yüzüm gülümsüyor. Görünce şapşal aşık gibi oluyorum. Böyle koklamak öpmek yetmiyor. Alıp içime sokasım geliyor. Hayran hayran onları izliyorum. Hele uyurken melek gibiler.
Annelik insanı böyle pelte gibi yapıyor. Yumuşacık, sıcacık, sevgi dolu oluyorsunuz.
Büyümesinler istiyorum. İkisi de öyle farklı ve tatlı ki. Birinin konuşmaları, lafları beni mest ediyor. Diğerinin de konuşamaması, çığlıkları…
büyüyüp ayrılmalarını hiç düşünemiyorum. Ben sanki onlarla varım öyle ayrılmak, uzak kalmak fikri çok zor geliyor. Hele birilerinin onları üzmesi fikrini aklıma bile getirmek istemiyorum.
Tek dileğim onların yüzünün hep gülmesi, kaderlerinin güzel yazılması. Vatana-millete hayırlı olmaları. beni mutlu ettikleri kadar kendilerinin de mutlu olmaları.
Velhasıl annelik zor ama bir o kadar da güzel. Hiçbirşeyle ölçülemez, değiştirilemez. İnsanın kendini bile unuttuğu bir duygu. Çocuklarınızı kendinizden bile çok daha fazla seviyorsunuz…Kadınlara Allahımın bir lütfu….
Kadınların annelik duygusunu tatmaları dileğiyle…. 
Devamını Okuyun...

ağacımız 5 yaşında


Çınar ağacımız aldı başını gidiyor. Çok hızlı büyümeye devam ediyor. boyu etrafındaki bütün ağaçları geçti. Çınar onun yanında çok yavaş ilerliyor. Tabii asırlık çınar ağaçları olduğunu düşünürsek insan ömrüyle kıyaslanamaz.
Ülkemizdeki tek tük kalan çınarlarımızın kıymeti bilmemiz dileğiyle….
Devamını Okuyun...

kızım nil...

Kızım kelimesi çok farklı geliyordu kulağıma. Hatta ilk zamanlar alışamadık çınar ya da oğlum diyorduk bolca. Ama şimdi bayılıyorum. Oğlumu da çok seviyorum tabii ikisininde yeri çok ayrı. 
Pamukşekerim benim. Hem pamuk hem de şeker gibi. Nasıl bu kadar güzel ve tatlı oluyorlar? Papatyam, cimcimem, şirinem, meleğim, bal kızım,.. nile aklıma gelen en şirin ve güzel kelimeleri söylüyorum. Yetmiyor ki içimden gelen sevgiyi anlatmaya. Öpmeye, koklamaya doyamıyorum.
Sezen’den
“Seni pamuklara sarmalar sararım ne bedel isterim ne hesap sorarım” diye giden eski güzel bir şarkısı var bayılırım onu söylüyorum.
Ve Kenan doğulu’dan. “Sen benim en kıymetlimsin…en değerli hazinem vazgeçilmezimsin”şarkısını….
Şimdilerde yürüme merakı içindeyiz. Parmaklarınıza yapışıyor kalkıyor hemen yürüt beni diye. Sonra yamuk bacakları, koca bezli poposuyla poposunu bir o yana bir bu yana sallaya sallaya yürümeye çalışıyor. Öyle komik ve şirin ki. Böyle ufacık minnacık boyuyla, her şeye meraklı bakışlarıyla bir şeyler yapma çabası içinde ya. Öldürüyor beni. Bir de basenleri var. Bayılıyoruz annemle. Çınar da böyle bir şey yoktu. Kız çocuğunun farklılığımı yoksa benim niloşum mu basenli olacak bilemedim.
Halen şaşırıyorum. Doğduklarında buruşuk, çirkinmi çirkin olan bu ördek yavruları nasıl da bu kadar güzelleşiyorlar. Kırış kırış ciltleri nasıl pürüzsüz, yumuşacak oluveriyor? O yamuk bacaklar nasıl sütun bacağa dönüşüveriyor? Çınar da öyle olmuştu. Hele o elleri ayakları yok mu?böyle fosur fosur öpmeye doyamıyorsun. Boğum boğum her yerleri. Kokuları ayrı güzel… Ayaklarını nasıl da yiyor?
nasıl anlatsam bilmem ki tarifi yok ki yapalım. Onlara özel miniklere özel her şeyleri.
Herkese böyle tatlı şeyleri yaşamaları dileğiyle…
Devamını Okuyun...

nesilden nesile...

Bu da ailemden...5 nesilden 2. ve 5. olanların resmi.. Yani kızım ve anneannemin. O kadar hoş ve anlamlı bir resim ki. Bebeklik ve yaşlılık arasındaki benzerlik ve farklılıkların resmi…birileri doğup büyüyor birileri yaşlanıp gidiyor…neyse ki anneannemin annesi de yaşıyor ve sağlıklı. yani anneannem işallah daha uzun yıllar bizimle birlikte olacak. herkese sağlıklı bol uzun ömürlü yaşamlar dileğiyle...

Devamını Okuyun...

gazete köşe yazarları...

daha önce de yazmıştım Habertürk’te çocuklar ve çevreyle ilgili köşe yazarları çok hoşuma gidiyor. 

Bunlardan biri Pınar Reyhan. O da araştırmacı. Çocuklara ilgili tüm yenilikleri takip edip duyuruyor. Tabii annelik deneyimlerini de anlatıyor köşesinde. Anneliğin tadını çıkaran ve aldığı keyfi etrafına yayan 3 çocuklu bir yazar…
www.benimgibi.net/pınar reyhan’dan web sitesine bir göz atabilirsiniz.

Damla Çeliktaban'ın da yazılarını okumadan geçmeyin derim. onun da bir oğlu var ve çevreci bir anne. 

Tabii birde Pazar günleri Elif Şafağın yazılarını kaçırmıyorum. Toplumsal yanlışlarımızdan bolca bahsediyor. Yazdıklarına katılmamak mümkün değil. Lütfen önyargılı olmayalım. Ya da onun bunun söylediğinle yaşamayalım. Önce araştırıp okuyup anlayıp görelim. Sonra kararımızı verelim. Sevip sevmediğimize, doğru bulup bulmadığımıza. Bize göre olup olmadığına. 

Bunların yanında en favorim Hürriyet'ten tabii Ayşe Arman...Onu seviyorum çünkü açık, net, herşeyi göz önünde. ve çok değişik farklı konular buluyor. onu okumaktan keyif alıyorum. tam kafama göre...onunda bir kızı var. hem anne hem gazeteci, araştırmacı. kızıyla ilişkilerini de sık sık anlatıyor yazılarında.

Herkesin empati kurarak karşısındaki anlaması dileğiyle...


Devamını Okuyun...

televizyon ve dizilerden...

Diziler sayesinde dünyanın birçok ülkesinde tanınır olduk iyi bir tanıtım aracı  gerçekten. dizilerin ülkemize en iyi katkısı bu oldu diyebiliriz. istihdama katkısını da unutmamak gerekir tabii…
Bu sene başında başlayıp bitirilen birçok dizi film oldu. Bende bu dizi film sektörünü anlayamıyorum. Neden yani? Bu reyting de ne? Yani kaç kişi de ölçülüyor ki. daha başlamadan kalkıyor yayınlar. Tam başlıyorsunuz izlemeye birden sonraki hafta kaldırılmış görüyorsunuz. Hatırladığım bu sene başında başlayan ve sonra kaldırılan Nurgül yeşilçay ile gökçe bahadırın sensiz olmaz dizisi, Fahriye evcen ile Cansel elçinin yalancı bahar dizisi, Halil ergünün aile dizisi gün akşam oldu…hepsi kaldırıldı sanırım.  yaprak dökümü oyuncularından bir tek iffet dizisiyle deniz çakırı görüyoruz halen televizyonda.
en istikrarlı ve güzel diziler "muhteşem yüzyıl", "öyle bir geçer ki zaman", "fatmagülün suçu ne" sanırım…gerçi dizilerin çok uzamasından yana değilim. Saçmalamaya başlıyorlar sonra.  
öyle bir geçerki zaman dizisi de bozuldu biraz bence. Dizide en çok osman’ın yaşamla ilgili  konuşmalarına bayılıyorum. Yorumları bakışı çok güzel. Senarist çok güzel işliyor. Yaşamı her şeye çocuk gözüyle bakmak, anlatmaya çalışmak…
muhteşem yüzyıl dönemsel bir dizi olduğu için hoşuma gidiyor. Sürükleyicide ne olacak diye bekliyorsunuz. Özellikle kostümlerin ihtişamı, mekanların asaleti dikkat çekici, izlettiriyor kendini. Tabii kadınlar arası çekişmenin olması bakımından eleştiriliyor ama kadınlar olmadan, entirikalar olmadan dünyanın tadı çıkmaz kiJ)) prenses de çok güzel gerçekten Türkan şoraya benziyor değil mi? Hürremi başka bir yazımda paylaşmak istiyorum kadın başlı başına bir hikaye çünkü…
ben bir çocuk sevdim dizisine de biraz bakıyorum. Her dizide tek tek konuşulacak mevzular var. Fakat çok uzun tutmak istemiyorum.(uzun olunca yazılarım okunmadığını söyleyenler var.)
geçen de dizilerle ilgili yapılan bir araştırmanın sonuçlarının açıklandığı bir toplantıya katıldım. Tabii dizilerin çoğunun kültürümüzü yansıtmadığı söylendi. Şiddet ve cinsellik içeren dizilerden halkın memnuniyetsizliği yapılan anket sonuçlarında çıkmış. Daha birçok konu vurgulandı. bunların yanında Türkiye’nin dizi film, çizgi filmde geldiği nokta ve başarılarından da bahsedildi.  
Fakat çok önemli bir detay vurgulandı. Toplum olarak hem şikayet edip hem de izliyoruz…maalesef öyle. Bir yakınımla konuşurken o da aynı yorumu yaptı şaşırdım. Yayınlarlarsa izlerim tabii yayınlamasınlar dedi. İlginç değil mi?
Türkiyenin dışarı dizi sattığını duymuştum ama format sattığını bilmiyordum. Geçen gün gazetede okudum. Çok hoşuma gitti. Bütün yarışmaları dışarıdan biz taklit ediyoruz sanmıştım. Oysa ki kendimiz de yaratıyormuşuz. Mesela gelin-kaynana yarışmaları gibi. 
Acun ılıcalı’nın yarışmaları da olmasa dizilere esir olacağız. Neyse ki arada eğlenceli yarışmalar var da biraz müzik dinleyip, eğleniyor, hayatımıza değişik renk katıyoruz. üstelik şaşırıyoruz neler varmış diye. çok güzel sesler, dans edenler görüyoruz. aşkın nur yengi de onlardan biri.
Ekranda daha eğitici, ailece izlenebilecek yayınların artması dileğiyle. 
Devamını Okuyun...

bebek ihtiyaçlarında yeni çıkan ve gözüme çarpanlar…


Yaklaşık 3,5 yıl aradan sonra yeniden bebek malzemelerine dönüş yaptık. 3,5 yılda değişen yeni bulduğum şeylerden örnekler vermek istiyorum sizlere.
En beğendiğim hoşuma giden şey bebek malzemeleri kiralama ve satma sitesi…süper buldum. Benim aklımdan geçen bir projeydi ve hayata geçirmişler.çok mantıklı bir iş doğrusu. hoşuma gidiyor benim gibi ihtiyaçları bilen ve onları hayata geçirenlerin olması. Biliyorsunuz zaten bebekler o kadar hızlı büyüyor ki her şeyleri birkaç ay ile sınırlı. Yani aldığınız her şey elinizde kalıyor hem eskimiyor hem yer kaplıyor. O yüzden 1-2 ay kiralamak çok mantıklı doğrusu. Ben salıncak kiraladım mesela. Çok da işimize yaradı. Sıfır gibi geldi, yeni ve temizdi. Sitenin adı;
www.al.oyna.ver.com
Bebeklere yönelik alış-veriş yapılabilecek yeni gördüğüm birkaç site adresi de vermek istiyorum.
www.cogitoy.com
www.annelutfen.com
www.kirmizikuzu.com
bebekdepo.com
emzirme önlüğüne ilk aylarda çok ihtiyaç hissettim. Özellikle deniz kenarında emzirirken. Sanırım bu yeni bir ürün olmayabilir. Ama ben ilk kez emzirdiğim için ihtiyaç duydum ve yeni keşfetip aldım. Çok kullanışlı.
Şimdi tüm yataklar sallanmalı. Park yataklarda bile var. Çınar zamanında yeni yeni çıkmaya başlamıştı. O zaman çok ihtiyaç da hissetmemiştim. Ama nil sallanarak uyumayı çok sevdi.  İlk aylar yatakları elimizle sallamakla geçti. bir ay salıncak kiraladım çok rahatladım kendi sallanıyordu. 
Taşıma ve emzirme kolaylığı sağlayan Baby Sling’ler çoğalmış. Çok farklı modellerde var.
Çocuk yürümeye kalkıştığı zamanlar belinizin kopmaması ve çocuğun düşmemesi için bebek yürütme aparatı çıkmış. almadım ama denenebilir. Belinizin ağrımaması için ideal.
Diş çıkarma bisküvileri çıktı hoşşş…dişlerini hem kaşıyor hem yiyor. hipp organik büsküvi de güzel sert ve şekersiz.
Anne sütünü arttırıcı içecekler çoğalmış. Epey değişik marka gelmiş bebek marketlerine.Ülker'in maltana süt arttırıcı içecekleri güzel. marketlerde var. Diğer markalar gibi pahalı değil ben bolca içtim. 
En çok yeni model çok şık olan bebek arabalarına özendim. Ama sadece birkaç ay için yenisini almak istemedim. Elimizdekiyle idare ettik.
Bebekler dünyasında yeniliklerin önüne geçmek imkansız. Teknoloji gibi hızlı ilerliyor. Bebeği olanlar pratiklik isteyen, işlevsel malzemeler istiyor. Tabii ihtiyaçlar gün geçtikçe farklılaşıyor bu da yeni şeylerin üretilmesine neden oluyor. Bu işin de sonu yok gibi.
Bebeklerinizi rahat yetiştirmeniz dileğiyle….
Devamını Okuyun...

reklamlardan...


Yeni coca cola reklamını sevdim. İstatistikler süper. İnsanların olumlu bir şeyler görmeye ihtiyacı var. İnsanlık her şeyin kötüye gittiğini düşünmemeli. Güzel şeylerde var ve bunları göstermek gerekiyor. Ama özellikle ülkemizde haberlerde, gazetelerde ağırlıkla olumsuz yaklaşımlar insanları üzüyor. Ve sanki dünyada güzel şeyler olmuyormuş her şey kötüye gidiyor izlenimi veriyor.
tabii colanın faydalı ve iyi birşey olduğunu söyleyemeyeceğim. hele de çocuklar için kesinlikle önermiyorum. ama reklamları genelde başarılı oluyor. Eskiden dizi aralarında reklamları geçerdim ama artık izliyorum. Çok anlamlı güzel reklamlar görüyorum. Özellikle sosyal sorumluluk içerenler çok hoş. Lösev, şiddet gören kadınlar, sigara, anne sütü reklamları gibi. Bunlar çoğalmalı bence. Bir de çocuklara yönelik süt, pekmez gibi reklamlar var ama çikolata, bisküvi, şeker içerikliler çok daha fazla. Bunların yerine faydalı sebze-meyve-yemek üzerine  reklamlar yapılsa. Reklamlar çocuklar tarafından çok izleniyor hem de çok etkiliyor. Onlara bu yolla güzel mesajlar verilse çok mutlu olurum. Pekmez reklamını bu yüzden çok sevmiştim. Çünkü Çınar reklamdan etkilenip “pekmez yiyeceğim güçlü olacağım” demişti.  
kendim bazı araba ve banka reklam ve müziklerini de beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim.  
Umarım sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlamak için faydalı güzel reklamların çoğalması dileğiyle…
Devamını Okuyun...

BEBEK BEZİNDEN PASTALAR…

 
Bebek bezinden pasta. Evet doğru duydunuz. Süper görünümlü bebek hediyeleri. Gerçek pastadan ayırt etmek zor. İlk kez eltimden duymuştum ve çok hoşuma gitti. Amerika’da hamile arkadaşına  “Baby shower” partisi için kendi hazırlamış. Hem gerçek pasta ve kurabiyeler hazırlamış hem de görsel bir şıklık ve hediye olması açısından bebek bezlerinden böyle kocaman süslü bir pasta hazırlamış. Fotoğraflarını görünce bayıldım. Yaratıcılığın sınırı yok gerçekten. Nasıl şık, şirin, hoş…Görsellik, süsleme sanatı çok önemli bir detay. Özellikle biz kadınlar böyle şeyleri seviyoruz. Bunun da bir yetenek olduğunu düşünüyorum. Eltim de bu konuda süper. Bence Amerika da bu konuda bir dükkan açmalı. Eminim çok başarılı olur. (fotoğrafları onun yaptıklarından koymak istedim ama henüz alamadığımdan internette bulduklarımdan koydum.)
Sonra da o bezleri anne bebeğine kullanıyor. Çok iyi düşünülmüş değil mi? Bir taşla iki kuş vurmak gibi…)))Artık bizde de bu partiler yapılıyor ve bu hediyeler bilinmeye başladı. 

Bu sitede harika...https://www.babymuu.com/  

Çok güzel hazırlanmış gerçek bir pastadan ayırt etmesi zor pastalar görüyorum. Neden bez pasta yazısını da çok anlamlı ve hoş buldum. Oradan aynen aldım:

"NEDEN BEZ PASTA?Bebek bezi pastasının iç dolgu malzemesi bebek bezlerinden oluşur. Bezlerin pasta şekline getirilmesinin ardından pastanın üzerine eklenen bebek battaniyesi, banyo havlusu, tulum, badi, çorap, dişlik, biberon, şampuan gibi pastada kullanılan her malzeme bebeğin ihtiyaçlarına yöneliktir. Bu nedenle yeni anne-babaya bebek bezi pastası hediye ettiğinizde onlara hem bir buket çiçek kadar güzel görünümlü hem de kullanışlı bir hediye vermiş olursunuz. Üstelik gercek çiçeklerin aksine hastane odasına kabul edilebilir bir hediye olduğu için rahatlıkla anne, baba ve bebeğe ulaştırabilirsiniz." 

https://www.bebekbezipasta.com/

Bence de  çok anlamlı ve şık bir hediye…Üstelik çok zor olmasa da gerek yani evde kendinizde hazırlayabilirsiniz. Bebek şekerlerini de kendi yapan çok arkadaşım var. Eğer vaktiniz varsa çok şık bir hediye olabilir. Hem yaratıcılığınızı göstererek farklı birşey yapmış olursunuz. Baby shower partileri artık sıkça yapılan karşılaştığımız bir durum oldu. Orada ya da hastane odasına hediye olarak götürülebilir diye düşünüyorum. Içine bezden başka havlu, giysi, oyuncak gibi bebeğe götürülebilecek hediyelerde konabilir fotoğrafdaki gibi. 
Yakınları yeni doğum yapanlara ve  hediye alacaklara duyurulur….
Devamını Okuyun...

PEPEE....


Yeni bir çizgi film kahramanımız oldu biliyorsunuzdur? Adı pepee… İsmi de Türkçe. Hem de çok anlamlı. konuşma güçlüğü çeken ya da kekeme çocuklar için Anadolu'da kullanılan bir kelimeymiş. Yaratıcısı Ayşe Şule Bilgiç. yani dizi filmlerden ya da seslendirmeden ya da kıraçın eşi şeklinde tanıyoruz onu. 
Bir türk kahramanlı ilk çizgi filmimiz. Süper başarılı. Etrafta benten, bakugan gibi şiddet içerikli çizgi filmlerin yanında süper güzel. Üstelik çocuklarımıza kültürümüzü öğretiyor. Giydiği elbiseler, söylediği şarkılar ve yaptığı halk oyunları çok şirin. Tabii kültürümüze uygun ailesi var. dedesi, ninesi, kardeşi bebe. Ayrıca çizgi filmde arkadaşı şila, zulu gibi karakterler var. hepsi çok şirin.
Çınar bentenden sonra ilk kez başka bir çizgi filmi seviyor. halk oyunlarını ve çok güzel şarkı türkülerimizi pepe sayesinde öğreniyor. Ilgaz Anadolu şarkısını öğrendi ve sürekli söylüyor. Ne hoş. Bizim bildiğimiz eski şarkıları çocuklarımızın da söylemesi. Geçende anneannesine pepenin annem şarkısından çok duygulandığını söylemiş. çok mutluyum kendi adıma. Çocuklarımıza kendi kültürümüzü anlatan, faydalı iyi bir çizgi filmimiz olduğu için. 
en azından tv'de yayınlanan şiddet, canavar vs. içerikli çizgi filmlerden çok daha eğitici, anlamlı. zaten diğer çizgi filmlerde neden bir önlem alınmıyor, denetim yok anlayamıyorum doğrusu. çocuklar şiddet içeren çizgi filmleri izleye izleye saldırgan oluyorlar. çınar aylar sonra ilk kez savaşalım demiyor. 
Biz her ay dergisini alıyoruz. birçok dergiden daha faydalı bilgiler içeriyor. Pepenin de Diğer çizgi film kahramanları gibi her türlü oyuncak ve çocuklara yönelik malzemeleri çıkmaya başladı. Oyuncakçılarda bulabilirsiniz.   
Bilmeyenler için Trt çocuk da yayınlanıyor.  İzlemeyenlere izlemelerini tavsiye ederiz.  Sadece çocuklara değil büyüklerinde hoşuna gidecek kadar hoş. Keloğlan, hazerfen gibi diğer türk çizgi filmlerinden sonra yeni bir kahraman çok tuttu doğrusu. Her şeyde olduğu gibi buna da çalıntı gibi çamur atmaya çalışıyorlar. Ama hiç önemli değil. Varsın benzer olsun. Önemli olan içeriği. piyasadaki tüm çzigi filmlerden daha güzel. En önemlisi türk yapımı benim için.
Kıraç ve eşini tebrik ederim. Güzel bir iş doğrusu. Ayrıca güzel bir yatırımda. Gerçekten yaratıcı işlere bayılıyorum. Zaten başarılı olan her işin kişiye dönüşü de süper oluyor. Kırac’ın yeni albümü çıkmış, çok sevdiğim başarılı bulduğum bir sanatçı…
Bu adresten Pepeyle ilgili röportajdan daha fazla bilgi alabilirsiniz.  
Http://www.pressturk.com/roportaj/haber/33304/yuzde-yuz-yerli-kahraman:-pepee.html
Böyle yaratıcı yeni yapımların  çoğalması, güzel şeyler görmemiz dileğiyle. 
Devamını Okuyun...

çınar ingilizceyi öğreniyor...

İngilizceyi eğlenerek oyunla öğreniyoruz. Öyle klasik bize okullarda öğretildiği gibi değil tabii…ne saçma gramerle, ezberle öğretmeye çalıştılar yıllarca bize bu İngilizceyi ve halen devlet okullarındaki çocuklar iki kelime bir araya getirip konuşamıyorlar. Acaba bu ingilizce konusunda toplumca bir anlama kıtlığımız mı var yoksa yol ve yöntemler mi yanlış onu düşünüyorum. Bir de uzmanlar düşünüp bir şeyleri değiştirse ne güzel olur değilmi? korkuyoruz konuşmaya, yanlışmı söyleriz diye endişeleniyoruz. herhalde kendimize güvensiz olduğumuz en baştaki konulardan biri bu yabancı dil...
Neyse ben çocuklar için yabancı dilden bahsedeyim. Doğumdan itibaren ana dilin yanında ek bir daha uzmanlar önermiyor. Ana dilini konuşabildikten sonra tahriben de bu 3-4 yaş gibi oluyor. Sonra ikinci dile geçin diyorlar. Bizde 3 yaşında İngilizceye başladık. Bu sene iyice yoğunlaştı.
Çınar kreşte sanki yabancı bir ülkedeymiş gibi hayatın içinden İngilizce öğreniyor konuşuyor.  Zaten olay da bu değil mi?mecbur kalıp konuşmaya ve anlamaya çalışmak. Öğretmenlerinin Türkçe bildiğini bilmiyorlar.
Bu yaştaki çocuklara İngilizce öğretmenin en önemli püf noktası sanırsam eğlence ve oyun. Yoksa çocuk sıkılıyor. İngilizce şarkılar dilinde dolanıyor, sürekli söylüyor şimdi. Kreşten cd’de verdiler onunla da evde etkinlik yapıyoruz. İlginç geliyor hoşuna gidiyor. Şimdilik severek öğreniyoruz ikinci dilimizi. Ben de onun gibi öğrenmek, eğlenmek isterdim…yıllarca kurslara gidip sürünerek değil….
Çocuklarımıza İngilizceyi sevdirerek öğretmemiz dileğiyle….
Devamını Okuyun...

annelik çok kutsal ama...


Annelik çok kutsal ama kutsal olması kadar çok meşakkatli. Annelerimiz ne zorluklarla bizi yetiştirmiş büyütmüş. Çocuk bakmak büyütmek çok kolay basit bir şey gibi gösterilmiş hep. Tabii başka türlü gösterilse insanlar çocuk yapmaz düşüncesiyle sanırım. O yüzdendir ki şimdi yaşayarak çocuk sahibi olan gençler ilk çocukta işi kapatıyorlar. En fazla ikincisini yapıyorlar. Tabii olay biraz da sorumluluk, mükemmel anne-baba olma gayreti, çocuğumu iyi imkanlarla yetiştirme isteğinden kaynaklanıyor.  Ama artık daha bilinçli ve sağlıklı nesiller gelmeli gerçekten. Bizim kuşaklar hep hasta. kanser grip gibi oldu artık.
O yüzden çocuklarımıza  bu kadar suni bir ortamda, küresel ısınmanın ve sorunların arttığı bir zamanda çok daha özen gösterip büyütmeliyiz. Öyle doğurup bırakmak olmamalı. Okul öncesi eğitime de çok önem veriyorum. Gülben Ergen bu konuda çalışmalar yapıyor ve çok takdir ediyorum. TRT1’de Gülbenin programı da çok hoş. Çok güzel konulara el atıyor.
Benim için çocukların okul öncesi iyi bir kreşde eğitim alması çok önemli.  3-6 yaş döneminde beynini güzel şeylerle doldurmasını çok değerli buluyorum. O yüzden kreşe para vermeye lütfen kıyın yollayın çocuklarınızı. Ya da devlet kreşlerine başvurun. Bu dönemlerini dolu dolu geçirsinler sağlıklı nesillere ihtiyacımız var. Sağlık derken hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı kastediyorum. İkisi de çok önemli. Beslenme kadar onların ruh sağlıkları, mutlu birey olmaları önemli.
kendimi bu konulara adamak istiyorum. Neresinden başlayabilirim bilemiyorum. sosyal sorumluluk projelerini bu bağlamda çok önemsiyorum. Kadınlara ve çocuklara yönelik proje sayısı her geçen gün artıyor. Çok seviniyorum. Kadına şiddetle ilgili de epey yol katettik. Artık yasalarda kadınlardan yana olacak. Öyle hikayeler yaşamlar okuyorum ki hayrete düşüyorum ve çok üzülüyorum. Gerçekten kadınlar, anneler bunları hak etmiyor.
Sağlıklı ve mutlu anneler-çocuklar dileğiyle…
Devamını Okuyun...

çalışan anne mi?

çalışan annemi çalışmayan mı?Acaba çocuklar hangisini tercih eder? Yani büyüdüklerinde. ben şimdi düşünüyorum da annemin çalışan bir kadın olmasını tercih ederdim. Kendini ev ve çocuklarına adamak ne kadar doğru? Şimdi o emek ve çabasının yarısını işine verip kendine de yatırım yapsaydı hem daha donanımlı hem de mutlu olurdu diye düşünüyorum. İnsanın kendine de yatırım yapması gerekmiyor mu?çocuk demek kendini unutmakla eş anlamlı mı?İnsan üretip bir işe yaradığını hissedince mutlu oluyor. mutlu annelerin çocukları da mutlu oluyor dolayısıyla.  
Ev hanımlığı da bildiğimiz gibi nankör bir meslek. Görünmeyen, anlaşılamayan, çalışmayan kadın olarak nitelendirilen. oysa ki en ağır ve zor meslek bence. Ben evde iş yapmayı hiç sevmiyorum. Nedeni de yaptıklarının görülmemesi. Makineler çıktı ya sanki onlar her şeyi kendi yapıyor. Yani bulaşıkları, çamaşırları atmak çıkarmak yerleştirmek kendiliğinden yapılıyormuş gibi bahsediliyor. Zaten yemek, temizlik, ütü vs. çocuklarınla geçireceğin vakitlerden hep çalıyor ve onlarla az zaman geçiriyorsun evdeyken. Çalışırken de aynı vakti onlara ayırabiliyorsun. Yani ben evde çocuğuma bakıyorum diyen bir bayanla ben aynı zaman ayırabildiğimi gördüm. çünkü evde kaldığım zamanlarla kıyasladım ve baktım ki çalışmam onlara ayırdığım zamandan çalmıyor…üstelik çalışınca farklı ortamda bulunmak kadınlar için iyi de geliyor. Evde sürekli olmak, iş güç bir müddet sonra insanı boğuyor.
Tabii çalışmakla ev dışına çıkmayı işe gitmeyi kastetmiyorum. Evde de çalışıp farklı uğraşlar yapabilirsiniz. İnternetten bir şeyler yapabilirsiniz. Ya da avon, amway, tupperware, oriflame gibi farklı konularda, kadınları zaman anlamında çok bağlamayan, rahat çalışma ortamı sağlayan işlerle uğraşmak. Ya da kurslara gitmek. el işi yapmak, resim yapmak vs. Önemli olan kendine vakit ayırıp farklı işlerle uğraşmak. Kendini sadece ev işlerine ve çocuklarına adamamak. Bu hassas dengeyi iyi kurmak lazım. Biraz zaman ayarlaması yaparak düzeni kurmalı. Tabii bu iş yine kadınlara düşüyor. bütün dengeleri kurmak annelerin görevi...
En önemlisi kendini nasıl mutlu hissediyorsan öyle yaşamak…çalışıp çalışmamak tamamen size kalmış. Bu durum hayata bakışınıza, yaşamı algılayışınıza göre değişmekte. 
Mutlu olun da nasıl olduğu çok önemli değil. hayat kısa...zaten mutlu anneler=mutlu çocuklar demektir.
Devamını Okuyun...

DOĞUM SONRASI DESTEĞE İHTİYACIMIZ VAR…


İlk zamanlar anne sütüyle ilgili çok sıkıntılar yaşadım ve hiç yardımcı kuruluşlar olmadığını fark ettim. Doktorlar bile bilmiyordu bu konuyu tam anlamıyla. ilk günlerde koltukaltlarımda bezeler oluşmuştu  çok da ağrı yapıyordu doktora sordum şaşırdı hiç duymadım neden bilmiyorum dedi. oysa ki sebebi göğsündeki sütün tam boşalmaması, bebek çok minik tabii hemen yoruluyor emerken sütünü bitiremiyor o da buna neden oluyordu.Sütüm fazla geldiği için sürekli sağıp difirize atmak zorunda kaldım. Difirizimde yer kalmamıştı. Ne yapacağımı şaşırdım zor bir durumdu. Fazlası zor azı zor…sağmasanız göğüsleriniz taş gibi oluyor, bezeler oluşmaya başlıyor, çok tehlikeli. Mastit olabiliyorsunuz. bunu sütü fazla olanlar anneler bilirler. Çocuk doktorumuza hastanelere sağdığım sütleri verebilir miyim diye sordum ama "kimse almıyor" dedi.
İnanın ben süt anneliği yapmak istedim. İhtiyacı olan bebeklere sütümü vermek. Ama hiçbir yer almıyor. Ne ilginç…hastaneler bile. O kadar prematüre doğan, anne sütüne ihtiyacı olan bebek varken… 
Yenidoğan merkezleri olmalı. Anne sütü az ya da fazla olanlara yardımcı olunmalı. Kolik hakkında, yenidoğanla yaşanabilecek sıkıntılarla ilgili başvuru merkezleri oluşturulmalı.
Hastaneler ayrı. Bunun hastalıkla ilgisi yok zaten. hastaneler bu konuda pek yardımcı da olmuyorlar. o ilk 40 gün kendi kendinize boğuşarak uğraşarak geçiyor. Sadece yardımcı danışmanlık merkezi gibi.  Laboratuarı da olmalı belki. Sütleri inceleyen. sonra gerekli olan bebeklere veren…
Bilmiyorum ama bu konu da yapılacak çok şey var. İlk birkaç ay insan kendini yalnız ve beceriksiz hissediyor. Ya göğüs ucunuz yara oluyor emziremiyorsunuz. ya da sütünüz gelmiyor veya yeterli olmuyor anlamıyorsunuz. Bebeğiniz sürekli ağlıyor ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Hiç olmadı başka yenidoğan anne babalarla birlikte olmak bile lohusalıkta iyi gelir insanlara. Paylaşmak, yaşadıklarınızı başkalarının da yaşadıklarını görmek rahatlatır insanı biraz diye düşünüyorum.
Doula/Koçlar, Doğum Sonrası Destek Merkezi adında yurtdışında böyle bir kavram var. Ülkemize de yeni yeni giriyormuş. Doğum koçlarını biliyoruz duymuştuk özellikle Gülben Ergen gibi ünlülere koçluk yapan Ayşe Öner tv’de de bolca çıkıyor. Ama ben bu destek merkezi kavramını yeni gördüm duydum. Benim yazdığım düşündüğüm konuyla birebir örtüşüyor.
“Doula gebelere ve ailelerine, doğumda ve doğumdan sonra, fiziksel, duygusal, bilgisel destek sağlayan, medikal olmayan uzmandır.”diye tanımlanıyor. İlgili siteler buldum isterseniz göz atın derim.
http://dogumahazirlik.wordpress.com/
http://www.do-um.com/
adına Yenidoğan danışma merkezi ya da doğum sonrası destek merkezi mi dersiniz çok önemli değil ama en kısa zamanda böyle kurumların her yerde açılması dileğiyle….
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika amway ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lansman lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.