Bahar geldi….

21 mart nevruz yani bahar bayramını geride bıraktık. Sanki doğayla birlikte, havalar güzelleştikçe güneşi gördükçe bizde yeniden doğuyoruz. Bu cemrenin havaya, suya ve toprağa düşmesi ve saatlerin alınması ile tamam diyorum kış bitti artık. Ohh alllahım. Şöyle açık havada güneş göreceğim ve nefes alacağım.
Kış hapishane gibi. dört duvar arasına sıkışıp kalıyoruz. Bu avm olabilir, kendi evinde olabilir. Sonuçta oksijensiz güneşsiz bir ortamdayız.gerçi bugün hava epey soğuk ama olsun bundan sonra düzelecek...
Bu dönemin benim için ve birçok kişi için tek eksi yönü var. Her ne kadar sevsem de baharı bazen bana hayatı ters düz ettiren alerjik durumumum başladığı dönemdir. Hapşırmalar, kaşıntılarla boğuşup duruyoruz. Geçende alerji hapımı aldım aman allahım iki gün gözümü açamadım. Nasıl uyku verdi eskidendemi böyleydi ne oldu anlayamadım bıraktım. alerji hapları uyku veriyor gerçekten. Tabii burun fıffısım hep yanımda. Temkinlidir alerjik astımı olanlar. ilaçlarıyla dolaşırlar. 
Ne kadar arttı son yıllarda alerjik hastalıklar. Neden acaba? Bir sürü şey değişiyor hergün. İnsanların bebekleri olmuyor tüp bebek yapıyorlar. Ya da birçok çocuk kabızlık sorunu yaşıyor. Eskiden bunların hiçbiri yoktu. Gerçekten birçok şey değişiyor. nedeni küresel ısınmamı, iklimlerin değişmesimi, yoksa gdo’lu gıdalarmı, stresmi hangisi bilemiyorum. Ya da hepsinin karışımı olabilir...hayat bazı alanlarda kolaylaşıyor gibi görünse de bir çok şeyde bozulduğundan zorlaşıyor işimiz…
Devamını Okuyun...

ela bebek

Benim kızımda bu işte. Oğlum var sonunda yakınımda birde kızım oldu. Hele biraz daha büyüsün tanısın beni. süper anlaşacağız.  
tabii kızım yok ama etrafımda kızı olan arkadaşım çok. yani hepsi kızım işte. ama şimdiye kadar genelde hep uzaktaydılar. lara(amerika), ekinsu(kıbrıs)...bir yağmur var ankarada onunlada görüşemiyoruz.
şu aralar en yakınımda ela var. o yüzden en gözde ela. Çok tatlı çokk maşallah…en yakın arkadaşımın kızı. annesine çekmiş. Sıcak, güzel bir kız olacak. 4 aylık henüz. bakmayın öyle kilolu göründüğüne minyon, zarif bir kız.annesinin hayal ettiği gibi olacak kuğu gibi...ama öyle uslu ve naifki.kıyamıyorum mıncıklamaya, sevmeye. uzaktan sevilenlerden bu...güzelliğine bak izle.
Çınarda çok sevdi. Öpüyor, sarılıyor. Yanağına “fıstık” bile yaptı. oğlum beslemeye bile çalıştı elayı. ona yemek veriyor. Fıstık yiyordu dikkat etmesek kaşla göz arasında ağzına sokacaktı.
tabii bulmuş güzel kızı kaçırırmı?babası da çınara "o senin bacın" desin dursun:)))
Çocuklar çok tatlı oluyor çok.
Oğluşum anlıyor kızlardan yavaş yavaş. Geçende kuaförde de küçük kız vardı gidip onada sarıldı, öptü. güzelden de anlıyor...Artık kreşte neler yapıyor bilemiyorum. eskiden hiç ilgisini çekmezdi. eğğğ büyüyor oğluşum...
Devamını Okuyun...

eğlenceli müzeler

Müzelere takmıştım ben. Bakıyorum tüm dünyada takmış. Yani çok popüler. Gazetelerde hergün haberler görüyorum. "Müze gezmenin sıkıcı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bu müzeler fikrinizi tamamen değiştirecek" diyor gazete.
İnteraktif anlatımlı, 4 D film gösterimleri olan, deneyleri kendi kendinize yapabileceğiniz, kendinizi bir anda başka bir ağda bulacağınız, DJ'lerin müzik yaptığı bu müzeleri gezereseniz fikriniz tamamen değişecek. mesela;
*Londra'daki Bilim Müzesi, bilimin ve interaktifliğin tanımını yapıyor. Milyonlar harcanarak yapılan çocuk bölümü patlayan, köpüren, alev alan deney tüpleriyle dolu. Makineleri denemek için o kadar çok sıra oluyor ki bu müzeye sabah 10'da açıldığı anda gitmek en iyisi.
sciencemuseum.org.uk
*Tavanda ters duran arabalar, havada asılı uçaklar, kimyasal reaksiyonları gözlemleyebileceğiniz, beyaz önlüklerinizi giyerek dev sabun balonları yapabileceğiniz laboratuvarı.Nemo Müzesi'nin mimarisi de görülmeye değer.
e-nemo.nl
http://ekonomi.haberturk.com/turizm/haber/500586-dunyanin-en-eglenceli-muzeleri-galeri. daha detaylı bilgilere bu adresten ulaşabilirsiniz.
çok farklı aktiviteler içermese de bunlarda ilgimi çekti:  

*Ayakkabı müzesi: 1970’lere kadar giyilen çok farklı ayakkabılar varmış. Romalılardan 70’lere kadar.
*Parfüm müzesi: 5 bin tarihi parfüm şisesi varmış...ilginç ve hoş değil mi?
Diyorum bu müze olayına girmemiz lazım. Hele böyle farklı şeyler sunarsanız çok ilgi çeker. mesela istanbulda buz müzesi açılacak yakında. ne hoş çok ilgi çekeceğine eminim.
İstanbul enerji müzesini daha önce anlatmıştım süperdi. Öyle yerlerin artması lazım türkiyede. ankarada istiyorum duyurulur. hafta sonu gideceğimiz farklı mekanlar aranıyor....
Devamını Okuyun...

önemli...

ÇOK ÖNEMLİ: BEBEĞİNİZİN İLK KAKASINI TAKİP EDİNİZ. YANİ İLK 48 SAAT İÇİNDE KAKA YAPIP YAPMADIĞINI BİR YERE NOT EDİN. İLERDE ÇOK ÖNEMLİ OLABİLİR. anlamadığım kısmı bu kadar önemliydi neden hastane ya da doktor bizi uyarmadı. Birde özel hastanelere bir sürü para veriyoruz. Ya doğum yapmış ameliyatlı bir bayan ilk 24 ya da 48 saatin hangi detayını hatırlasın. Emzirme derdin var, kendi ağrıların var. Kaka yapmış da olabilir ama bize söylenmedi.
Megakolon veya Hirschsprung hastalığının teşhisi için ilk 48 saat içinde kaka yapıp yapmadığı çok önemli. Yani yapmadıysa şüpheli bakılıyor ve olabilir deniliyor. Zaten bunun denmesi yeterli. İnsanın kafasında şüphe kalıyor ve içi rahat etmiyor. net teşhis içinde biyopsi alınıp bakılması gerekiyor. Biyopsi demek de genel anestezi demek…
ve Çınarın sürekli devam eden kabızlık şikayeti bizi bu hastalığın var olup olmadığını sorgulamaya götürdü. Şimdi karar vereceğiz yaptırıp yaptırmamaya…
ne hastalıklar ne zorluklar var. Doktor bey bu hastalık olmazsa çok sevinip şükredeceksiniz bu haline dedi ve şaşırdık. Yani bu iyi halmiş. çocuğunun kabızlığından şikayetçi olanlara duyurulur.
Devamını Okuyun...

emzik...

Bir ara bırakmıştı şimdilerde tekrar başladı. Zaten hasta olduğu dönemlerde emziğe sarılıyoruz. Bende çok üstelemiyorum. Ama söyleniyoruz çoğu zaman. Ama okuduğum yazılarda bunun yanlış olduğunu anladım ve sizlerle paylaşmak istedim.
Benim esas sıkıntım emmedi diye. Bir gazetede okumuştum emzik faydalı, özelliklede emmeyen bebekler için önemliymiş. Emme duygusunu alması tatmin olması gerekiyormuş. Yoksa ileride psikolojik etkileri olurmuş.
Emzik bebeğin doğal emme içgüdüsünü tatmin eder ve ona güven hissi veriyormuş. Emzik konusunda sert bir tavır takınmaktan kaçınmalı ve "bu yaşa geldin hala emzik kullanıyorsun, ne kadar ayıp" gibi sözler söylememelisiniz. Yapmanız gereken, bebeğin emziği reddettiği zaman kendisiyle gurur duymasını sağlamaktır. Bu, bebek için, büyük bir zafer, "büyüklerin dünyası"na doğru attığı bir adımdır. Çok farklı, çeşitli yöntemler uygulanabilirmiş. Mesela; emziği delin – emerken emziğin içindeki hava emildiğinden keyfini kaçıracaktır. Emziği her 2. veya 3. gün keserek biraz daha kısaltılabilir. Bir süre sonra, ağızdaki emzik artık işe yaramadığından çocuk ilgisini kaybedecek ve hatta kendisi çöp kovasına atacaktır.
En çok zorlandığım konuları şu iki senedir düşünüyorum da;
1 Kaka ve kabızlık problemi
2 Emzik bırakma
3 Beslenme; sebze yememesi, zorla, sevmediği, istemediği şeyleri yememesi
4 Şeker çok sevmesi
5 Tv çok izlemesi
6 Kreş başlamasıyla sürekli hasta olması…
Bende olayların hep psikolojik boyutundan bakıyorum. İyi de her şeyi çocukluk dönemiyle bağlandıran doktorlar… yok emzik, yok kabızlık…her şey etkili diyorlar. Ne yapacağım anlayamadım. Sağlıklı, mutlu birey yetiştirmek ne kadar zormuş…
Devamını Okuyun...

gündem

İŞYERİNDE KADIN KOTASI konulmalımı konusu kaç haftadır gündemde. şirketlerde bayan çalışan sayısının arttırılmasına yönelik. en az %50'si çalışanlardan kadın olmalı gibi. Ne güzel olur, bayanların elinin değdiği her şey kesinlikle çok güzel olur. Ben kamu kurumunda çalışıyorum ve bayan yönetici hiç yok maalesef. yurtdışında yapan ülkeler var, özellikle almanya. kanun çıkarıyorlar düşünsenize.
CHİCK LİT diye bir kitap türü çıkmış haberiniz var mı? Chick-lit ya da Türkçe karşılığıyla piliç edebiyatı son dönemin en popüler kitaplarını içinde barındırıyor. Yalnız, modern, eğlenmeyi ve alışveriş yapmayı seven kadınların edebiyatı 'chick lit' yani 'piliç edebiyatı' Türkiye'de de ivme kazandı!http://www.artemisyayinlari.com/roportaj.asp?ID=12
Bu konuda ilk türk kitabınıda selindrella ismiyle ekin atalar çıkarmış. http://www.aksam.com.tr/2010/03/21/haber/pazar/639/istanbul_da_bir__selindrella__hikayesi.html
KANSER OLMAMAK İÇİN MEMESİNİ ALDIRANLAR...Bir gün meme kanseri olurum diye göğsünüzü aldırır mısınız? Yurtdışında aldırıyorlarmış. Geçmişinde ailesinde öyküsü olanlar tabii. Ama yine de garip değilmi?
BABA ŞART... Bir mankenimizle gündeme gelen yurtdışından sperm bankasından sperm almaya ceza geliyormuş. Nedeni ise soyumuzun devam etmesi içinmiş. yani artık sperm alıp hamile kalmak yok.Garip değilmi birini bulamadıysa bir bayan hayatı boyunca anne olamayacak demek bu. Bana mantıklı gelmedi. Sonuçta yabancı biriyle evlenmek yasak mı, değil. Bu da onun gibi bir şey. İnsanların özel hayatına karışmak kararlarına müdahale etmek ne kadar doğru??? Ne garip şeyler oluyor.
TÜRK RESSAM... Okan Bayülgen gece porgramında bildiğiniz türk ressamları varmı diye sormuş konuklarına. Ve hiç cevap alamamış. Yazık değilmi? Yani toplum önünde insanlar bunlar. Artık internet var, gazete var, dergi var. Ve resimde bir sanat. Ve bu katılan konuklarda sanatçı. Vay halimize vay….
Devamını Okuyun...

üç boyutlu filmler

SİNEMA: 3D gözlükler 6 yaş altına zararlıymış hijyen olmadığından mikrobik tehlike saçıyormuş.tekrar tekrar kullanılıyor ya. Ama artık çizgi filmler genelde 3d formatında geliyor ve çok daha güzel. Bende çınarı götürsem sever mi durur mu diye düşünürken bunu okudum. Mesela ALİS HARİKALAR DİYARINDA 3 boyutlu gelmiş, güzelmişde.
Cd ya da dvd’sini alsak da evde üç boyutlu izlemek pek mümkün değil.
Anlaşılan, okuduğum haberlerde bununda yakında olacağını yazıyor. Artık evimizde de 3 boyutlu izleyebileceğiz. 3D TV’LER GELİYORMUŞ…teknolojiye yetişmek ne zor. Artık HD’ler geçti şimdi başka boyuta geçtiler. Ama biz henüz HD’yi bile yakalayamadık. Ne hızlı ilerliyor.
TİYATRO:Bu aralar Ankara devlet tiyatrolarında çocuk oyunları var.  Düşünürseniz pinokyo, keloğlan, kırmızı başlıklı kız gibi farklı yaş gruplarına yönelik oyunlar var.
EN ÇOK SATANLAR listesi çocuklar içinde var artık.
Kitap: Keşfet:sihirli maceralar
Dvd: Yukarı bak
Müzik: Çocuk şarkıları/masal
Pc: Need for speed underground2(oyun)
Konsol: Pes 2010 ps3(tahmin ettiğim gibi playstation oyunuymuş)
Yaşgrubunu nasıl aldıklarını, hangi yaş için en çok satan olduğunu anlayamadım. sanırım 5 yaş üstü gibi...
Devamını Okuyun...

annelik üzerine...

alıntılar:kağıt helvadan;
Çocuklarıyla ilişkilerinde birer tanrı olmaya çalışır anneler."biz" adına konuşmayı severler. “acıktıkmı”diye sorarlar mesela. “bakmayın amcası böyle yaramazlık yaptığımıza, aslında çok usluyuz”derler. Alınan karar, yapılan tercih tamamen onlara ait olduğu halde, ortada iki ayrı benlik ve bellek (çocuk ve anne) değil de, som ve sonsuz bir bütünlük varmışçasına katarlar çocuğunun varlığını kendi varlıklarına…
*Ne kadar doğru farkında olmadan aynen böyle yaparız değilmi?..
Bebeklerin annelerini seçtiklerine dair bir yazı okumuştum vaktiyle bir dergide. Gülüp geçmiştim o zamanlar. Ama artık pekala mümkün geliyor bu fikir. Nasıl ve niye kainattaki onca başarılı anne adayı arasından beni seçtiğini bilmiyorum. Belkide çılgın bir kızsın sen. Dört dörtlük bir anneyi sıkıcı buluyorsun. Ya da beni benden iyi tanıyorsun. Bendeki potansiyeli görüyorsun. Eksiklerimi, zaaflarımı aşmama, hatalarımı düzeltmeme yardım edersin. Rehberim olursun, en güzel öğretmenim…
*Bende bunu hayal ediyorum. Birgün oğlumdan samimi bir rehberlik, öğretmenlik…en iyi arkadaşım olmasını.
Romancı bencildir. Annelik ise bencilliğin doğal yollardan bertaraf edilmesi. Romancı içedönüktür, annelik ise alabildiğinde dışadönük. Romancı beyninde bir özel oda kurar kendine, kapıya kilit vurur kimse girmesin diye. Sırlarını, arzularını orada istifler. Gözden uzak. Annelikte ise tüm kapılar ardına kadar açıktır. Gece, gündüz, yaz, kış. Dilediği kapıdan girer çocuklar içeri, dilediklerince gezinmek üzere. Ne bodrumda sığınağın vardır ne gizli bölmen. Ne mahremiyetin kalır ne bahanen. “kendine ait oda”diye bir saha yoktur artık içine çekilip yazabileceğin…….
*bütün dünyamız açık onlara gerçekten...
Devamını Okuyun...

doğum sonrası...

Gerçekten bir önceki yazımda dizeleri okurken o günlerim(lohusalık) aklıma geldi. Tebessüm oluşuyor yüzümde. Ne zorumuz varmış kendimizle diye düşünüyorum.
O günlerimi hatırlıyorum da çok zordu. Her şey. Gerçek bir depresyondu. Neden sütü bu kadar kafama takmışım hayatın sonu, büyük bir başarısızlık olarak görüp kendimi yıpratmışım diyorum?neden?sebebi de şimdi uzaktan bakınca hormonal değişiklikler gibi geliyor bana. Ve birazda hayal kırıklığı. Ne de olsa çok farklı bir dünya ortam hayal ederken çok farklı beklenmedik şeylerle karşılaşıp şok olma durumu. Kabullenememe belki de.”Hayır ben böyle hayal etmemiştim” demeydi belkide.
Neden bu dönemin gerçekliliği, zorlukları öyle dilden dile konuşulmaz yazılmazki. Kutsal ya ondanmı? Kimsenin gözünü korkutmayalım çoğalalım diyemi?lohusalık depresyonu kavramından ya da yaşanan zorluklardan son yıllarda bahsedilmeye başlandı.
Doğumdan sonraki ilk günlerde emzirmede sıkıntı yaşamayan henüz çevremde hiç görmedim. Tamam sonradan bir düzene giriyor ama çok farklı şeylerle karşılaşabiliyorsun.
Mesela normal doğumu doktorlar tavsiye edip, överler. Birde doğum yapanlara sormak lazım. Bazıları rahat olabilir ama çok işkence çekip yapanlar var. Sırf bu yüzden bir daha bebek düşünmeyen arkadaşlarım var. Neden bunlar konuşulmuyor, gizli kapaklı kalıyor sanki. Hep iyi hep güzel bir serüven olarak bakılıyor, anlatılıyor. Oysa ki zorluklarından da bahsedilse insan onlarada hazırlıklı olur değilmi?
Sonra da farkında olmadan kafanda doğumdan sonrası için farklı hayaller ve beklentiler oluşuyor. Ama karşılaştığın manzara, sorumluluk insanı çıkmaza doğru götürüyor ve takılı kalıyorsun sütte, memede…
olabilir, herkesin başına gelebilir. Bir sürü emziremeyen, sütü gelmeyen anne var diyemiyorsun çünkü bilemiyorsun. Sadece kendini başarısız görüyorsun.
Üstelik ben dergi kitap alıpta okuyan biriydim yani cahil de değildim. Ama bu mevzular gayet normal şeylermiş gibi anlatılıyordu.
oğlumada kendime de zehir ettiğim yaklaşık 6 ay…
mükemmel anneliğe yenilgi ile başlıyorsun, gölge düşüyor.oysaki geldiği gibi kabul etsen, her şeyi oluruna bıraksan, biraz rahat olsan, mükemmellik takıntından vazgeçsen her şey daha güzel olacaktı….
Neyse ki zaman her şeyin ilacı. Bir süre sonra onun önemli olduğunu gerisinin boş olduğunu anlayıp bütün o mükemmeliyetçi takıntılarını geride bırakıyorsun…Annelik gerçek bir serüven. Zorlu yollardan geçtiğiniz. Kimimiz hamilelikte, kimimiz doğumda, kimimiz lohusalıkta zorluklar yaşıyoruz. Ben bunu lohusalıkta yaşadım. Ama her şeye değer. Onlar için değer…
Devamını Okuyun...

kağıt helvadan....

elif şafağın son kitabından;
Doğum yapalı yedi hafta olmuş. Mükemmel bir anne olmak istiyor kadın, öylesine kusursuz ki hayali bile imkansız.
Hayali bile mümkün olmayan mükemmel anne mükemmel süt veriyor mükemmel bez değiştiriyor mükemmel çıkarıyor bebeğin gazını mükemmel koyuyor üç damla limonu su dolu kaşığa mükemmel hıçkırık geçiriyor mükemmel kalkıyor geceleri bebek ne zaman ağlasa mükemmel uyanıyor sabahları mükemmel temizliyor kusmukları mükemmel gülümsüyor kocasına mükemmel duruyor hayatın ortasında mükemmel gidiyor rotasında…
Oysa hakikat bambaşka.
Gerçek hayatta, o dört dörtlük üstün yaratığa erişmeye çabalarken hata üstüne hata yapıyor kadın….
Ben kendim için şunuda eklemek istiyorum;
mükemmel süt sağıyor gece gündüz demeden uyumadan gözü kapalı, yarı açık…mükemmelliğe yakışmayan bir şey yapıyor, mükemmel ağlıyor sürekli…
mükemmel olayım derken hiçbirşey olamıyor, olmuyor…
Devamını Okuyun...

indirim zamanları...

İNDİRİM dönemlerini sevmiyorum artık. Çünkü gerçekten bu dönemlerde kendimi alışveriş canavarı gibi görüyorum. Hem de çok yoruluyorum. Hem güzel ve hem ucuz bir şeyler bulmak zor tabii. Çünkü ucuzlukta pek güzel modeller kalmıyor.
Sanki ucuz diye her şeyi de almak zorundayım. Fırsat ya, bana sunulan bir imkan var ya. Sanki bedava. Hoş bedava olsa ne olacak ki ev ve dolaplar eşya doluyor sürekli. Mutkala aldığınız kadarını vermek lazım... İndirim dönemleri süper avantaj dönemi sanki. insanın üstünde böyle bir etki yaratıyorlar. İhtiyacım olsun olmasın ucuz ya almam gerek lazım olur diye. çok saçma tabii. Ama böyle oluyor gerçekten.
Bu dertten çok muzdaribim. Kendimden yani…en iyisi ucuzluk olmasın…
Sizi de biraz özendiriyim istedim. Tabii artık bitti sayılır ne bulursunuz bilemiyorum. Çünkü nerdeyse her mağaza yeni sezonunu açmış durumda.
“Zeki triko”da mayolar 65 tl. ihtiyacınız varsa bir uğrayın derim…yaza az kaldı.
Etek ve elbise giymeyi seviyorum. Ve çorapları tabii. Altlarına rengarenk çoraplar…her renk mevcut.
Atalar mağazasınıda seviyorum. Hoş şeyler buluyorum.
çanta içlerini düzenleyici aparatlar çıkmış şimdide. eğğ çantasının içinde kaybolan hiçbirşeyini bulamayan bayanları düşünmüşler herhalde... 
Kemerler çok moda. Ben kalınlarını seviyorum. 80’li yıllarda vardı.
Boynerde bol çanta çeşidi var. Özellikle Cepa Avm’de. YKM’de ucuzluk döneminde çok iniyor. Ucuzluk bitmeden yakalayın…Dolaplarınıza sığarsa tabii)))
Devamını Okuyun...

unutmayın7...

BUNLARI UNUTMAYIN!!!son öneriler....
KENDİNİZE BAKMAZSANIZ, DİĞER KİŞİLERE NASIL BAKACAKSINIZ?

KENDİNİZE DİKKAT EDİN
• Standartlarını değiştirin ve organize olun
• Gerekli olduğunda hayır deyin
• Yaşamınızı basitleştirmek için bazı günlük alışkanlıklar oluşturun
• İstediğiniz şeyi talep edin,
• Olumlu bir tavırla yaklaşın
• Doğru yiyecekler seçin ve egzersiz yapın
• Kendinizi olduğunuz gibi kabul edin ve sevin
• Kendinize her gün biraz zaman ayırın
EVLİLİĞİNİZE DİKKAT EDİN
ŞUNLARI YAPMAYA KARAR VERİN;
• Evliliğinize zaman ve çaba harcayın üzerinde düşünün
• İyi yönleri görün, kötüleri göz ardı edin
• Her gün iki güzel söz söyleyin
• Birbirinize 60 saniyelik kucaklaşma ile karşılayın
• İki gözünüz ve iki kulağınızla dinleyin
• Her hafta eşinizle baş başa geçireceğiniz bir zaman ayırın
• İletişim kurarken sevgiyle yaklaşın.
Devamını Okuyun...

çınarın bebekliği...

çok özlemişim...ne tatlıymış. evde resimleri var baktıkça nasıl değişti diyorum. ne çabuk geçti diyorum.
yeni bebeklere olanlara "kıymetini bilin zaman çok çabuk geçiyor" diye hatırlatmak isterim.eskiden resimlerini yakalamakta kolaymış. şimdi böyle güzel yakalayamıyorum.
Devamını Okuyun...

unutmayın6!

BUNLARI UNUTMAYIN!!!kitaptaki notlara devam... 
NEDEN BU KADAR ÖFKELENİYORUM?
BUNU NASIL ÖNLERİM ?
Sakin kalmanın aşamaları;
1.ADIM
• Durun
• Çocukla aranıza mesafe koyun
• Derin nefes alın
• Sayı sayın
2.ADIM
• Kendinizi TV’de izler gibi izleyin
3.ADIM
• Beklentilerinizi uyarlayın
• Düşüncelerinizi uyarlayın
4.ADIM
• Kullanacağınız beceriyi seçin, onu destekleyici bir yönteminiz daha olsun.
Devamını Okuyun...

13-14mart hafta sonumuz

At en sevdiğim hayvandır. Alıp götürür insanı. Uçurur bir nevi. Güzeldir, asildir. bir duruşu vardır. Özgürlüğü çağrıştırır bana.
Hafta sonu çınarı atlara götürdük. Mühye köyünün ilerisinde yeni bir yer açılmış gerçi 1 sene olmak üzereymiş. Eymir gölünün arka kapısına da çok yakın. Çok hoş bir mekan. En azından açık hava. avm’lere sıkışmış ve tıkılmış koca bir kış geçirdikten sonra iyi geldi. Çocuklarınıza ders aldırabilirsiniz. Koçak binicilikte yıllık üyeliklerle ilgili bilgilerde veriyorlar.
çınar bayıldı hiç korkmadı. üstüne bindi, yemesi için birşeyler verdi, çok sevdi.
Bölgede farklı alternatiflerde mevcuttu. Mesela karting pisti vardı. Ama bomboştu. İstanbulda olsa asla boş olmaz böyle yerler. Ankara’da özel bir yerler açmak çok riskli gerçekten.
Ayrıca gölbaşı ballıkpınar köyünde binicilik merkezi var.
sitelerinden daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. http://www.kocakbinicilik.com
www.capitalcountry.com
hafta sonu istanbuldan misafirlerimiz de vardı. 2 günlüğüne çınarı sevmeye geldiler. yani oğlumu seven çok...oda kalabalığa bayılıyor.
*Çınara kar giysisi aldık indirimden. Seneye işallah kar yağarda giyer.
Hediyeden anlıyor artık bir seviniyor hemen alıp giyiniyor. Bende hemen resimlerini çektim.
Bir şey alırken içinizin gittiği oluyormu bilmiyorum ama sürekli büyüdüğünü görünce bazı şeylerini hiç giyinemediğine üzülüyorum.
Çocuklara biz büyükler gibi indirim sezonundan bir şeyler almak pek mantıklı değil. Şimdi çınarın bazı kıyafetleri büyük bazıları küçük. Ortasını tutturmak zor oluyor biraz.
*“Gerçekten ben kaka yapamıyorum”:)))yeni farkediyor bebeğim.
“Annem sana kızacak?eyvahhhh”…16.03.2010 (anneannesine söylüyor)
“Fıstıklı çikolata al bana”,
“sana getirdim” Bana çiçek toplayıp veriyor. Sanırım en güzel çiçek çocuğunuzun size hediye ettiği, o minik elleriyle topladığı çiçek. 
bu resimde bu hafta sonundan kalan bir anı. yayınlayacağıma söz vermiştim. pek hoş bir görüntü olmasa da komikler. bir yeşilaycı olarak hoş gelmiyor. umarım en kısa zamanda bu sevdiğim insanlar sigarayı bırakır. her yerde bangır bangır zararları sayılıyorken ve yasaklanmışken...oğluma kötü örnek teyze, dayı, yenge ve baba....
Devamını Okuyun...

zayıflamak...


Kadın olmak beraberinde bakımlı olma zorunluluğunu da getiriyor. hem anne, hem çalışan bayansın ama bunların başına bakımlı kelimesini koyduracaksın. bakımlı olmak, zayıf olmak, kendini güzel hissetmek insanın hem kendisine saygısını arttırıyor hem de hayata pozitif bakmasını sağlıyor. 
Üstelik bilgisayar başında bir iş yapıyorsanız yani hareketsizseniz kilo almaya daha da meyilli oluyorsunuz. Yaz da geliyor…
benim bu aralar kıyafetlerim olmadıkça canım çok sıkılıyor. İştahımı azaltmak için mutlaka yardıma ihtiyacım var ve bunun için ne yapabilirim diye düşünürken karşıma formula7 geldi. zerrin özerin bu aralar reklamını sıkça yaptığı Formula 7’yi kullanmaya karar verdim. Bu zayıflama hapları hep korkutmuştur beni pek sıcak bakmam. Ama işim içinde Ender Saraç olduğundan ve ilaç değil de doğal bir takviye olduğundan başlayacağım. ayrıca 5'i bir yerde isimli çay karışımını da içeceğim.
• İri bir tutam mate yaprağı
• 1 tutam biberiye
• 1 tutam kekik
• Yarım tatlı kaşığı kadar yeşil çay
• 1 tutam funda yaprağı
karışımı da kilo verdiriyormuş. siz evde kendinizde yapabilirsiniz. zerrin özer şunları yapmış:
• Zayıflamaya yardımcı, metabolizmayı canlandıran bitkisel destek Formula 7 kullandı. Bakalım, bende yapacağım. geri dönüşünü size anlatırım….
• Bedenini tanıdı, ona göre beslenmeye başladı.
• Tarçın, zencefil, zerdeçal ve keten tohumu tüketti.
• Hamur işlerini çok az yedi.
• Günde 2 litre sıcak su, en az 4 bardak yeşil çay içti.
• Zayıflamaya yardımcı bitki çayından her gün 3 bardak tüketti.
• Her gün 1-1.5 saat spor yaptı.
• Tok karnına tatlı yemedi.
bakalım, başlayacağım...sonuç iyi olursa kilo sorunu olanlara öneririm.
Devamını Okuyun...

fondü modası...

Eltim bana fondü yapmak için bu aralar züccaciyelerde bolca gördüğümüz fondü ekipmanınından hediye almış. Hele mudo da o kadar farklı boyut ve şekilde çeşidi var ki. Eğğğ ne de olsa moda. Şimdi sıra bende kahve dünyasından çikolata alıp eritip meyve doğrayıp batırıp yememiz lazım. Ufak mumlardan alıp altına koyuyorsunuz çikolata veya ne eritiyorsanız o donmuyor. Yurtdışında peynir içinde çok yapılıyormuş. peyniri eritip mesela içine et, kraker falan batırıp yiyorlarmış. Ama ben sadece çikolatalısını yedim.
Eminim en çok da çınar bayılacak bu işe. Çınara bir şey diyemiyorum çünkü bana çekmiş annesi gibi çikolata canavarı.
Kahve dünyası bu işi iyi yapıyor. Üstelik türk markası olması da hoşuma gidiyor. birkaç yerde yedim ama kahve dünyasının çikolatası güzel, yoksa pek iyi olmuyor. Kahve dünyasının damla sakızlı kahvesini ve yanında da kahve çekirdekli minik çikolatalarını tavsiye ederim.
Devamını Okuyun...

yeni kitaplarımız


Çınara kitap aldım yine…genellikle yaşadığımız durumlara uygun kitapları almayı tercih ediyorum. Mesela emzik bırakma…kreşe gitme…bez bırakma….tuvalet ve diş fırçalama alışkanlıkları….fazla tv seyretmeme…vurmama, kavga etmeme.. gibi öğretici, örnek hikayeler içeren. Nerdeyse her şeyi düşünüp hepsiyle ilgili kitap hazırlamışlar. bulmanız mümkün.
“Bay bay bezim”, “Atakan uyumak istemiyor, şeker yiyiyor, okula gidiyor” (benzer cemile serisi de var)..
“Okulda nasıl davranalım” kitabını aldım. Okula yeni başladık sevdirmek için özellikle bu konuya ağırlık vereyim diye düşündüm.…
“caillou”nun kitapları da çıkmış, iki kitapta ondan aldım. Tabii bu çizgi film eğitici, güzel ama epey bir ticarete dönüştü. Her şeyini çıkarmaya başladılar. Çınarda diğer çocuklar gibi çok seviyor caillou'yu.
İnternetten kitap bakmak bulmak görmek daha kolay…DNR’a bakıyorumda onca kitap arasında kayboluyorsunuz. Yorucu da. Aradığınızı bulmak çoğu zaman çok zor çünkü karışmış, birbirine girmiş durumda kitaplar. Özellikle çocuk bölümünde kitaplar öyle. Gerçi orada okuma mekanı yaratıp, kitapları inceleme, bakma ortamı oluşturmaları çok hoş ama biz ona da bakmayı bilmiyoruz tabii. Karıştırıp atıp bırakıyoruz. İnternetten bakmanız için öneri siteler:
Devamını Okuyun...

unutmayın5!

BUNLARI UNUTMAYIN!
KARDEŞ İLİŞKİLERİNİ NASIL GELİŞTİREBİLİRİZ...
Gerçekçi beklentileriniz olsun;
Çatışma normaldir.
Huzurlu bir ortam yaratın;
Kurallar ve ilkeler koyun. Rekabeti besleyecek durumlar yaratmaktan kaçının.
Hakemlik yapmayın: geri çekilip izleyin
Kendi problemlerini kendileri çözsünler.
Olumlu iletişimi yüreklendirin;
Olumlu sözcükler seçin. Öneriler yapın. Şikâyeti engelleyin.
Olumlu ilgi gösterin;
Çocuklarınızı kendileri oldukları için övün
Karşılaştırma yapmayın.
Adalet her zaman eşitlik değildir;
Her çocuğun bireysel ihtiyaçlarını ön plana çıkarın.
Kardeş sevgisini artırın;
Hep iyiyi görün. Çocuklarınız arasındaki sevgiyi arttıracak yorumlar yapın.
Devamını Okuyun...

ezel...azat...

bir de ben ezel dizisinden bahsetmek istedim. isimler bile anlamlı. ezel, azat.... 
gerçekten düşündüren, merak uyandıran, bir dakikasını kaçırdın mı ne olduğunu anlamakta zorlanan, bazen isanın içini burkan bir dizi oldu ezel. güzelliği, bu kadar konuşulmasıda bundan. farklı çünkü. farklı anlatımlar, sunuşlar da ayrı bir heyecan katıyor.
özellikle kanalada teşekküretmek istiyorum. tüm türkiyeye pazartesi sendromunu atlatmada bir nebze de olsa katkı sağladıkları için. birçok kişi pazartesiyi artık gelsin diye bekliyor. ezel var diye.
*İnanıyorum söylediğini candan söylediğine, ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez. Hafızanın kulu olmaz kararımız, çabuk doğduğu için büyümeden ölür, nasıl ki ham meyve dalında durur da, oldu mu kendiliğinden düşüverir yere. Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak, en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak. Tutku bitti mi, istem de biter gider, ateşli sevinçler de kederler de yeminleri yakarlar kendileriyle birlikte. Sevincin en coştuğu yerde dert en çok yerinir, bir dokunmada dert sevince döner, sevinç dertlenir. Madem bu dünya bile yok olacak bir gün sevginin bitmesine insan neden üzülsün? Sevgi mi kaderi kovalar, kader mi sevgiyi? Daha kimseler çözmedi bu bilmeceyi. Düşen büyük adamı en sevdiği unutur, yükselen züğürde düşmanları dost olur. Sevgi talihin peşindedir diyecek insan bunca dost görünce büyüklere kul kurban! Başı darda olan dayanak aramaya görsün, sözde dost düşman kesilir bütün. Ama ilk düşünceme döneyim yine isteklerimiz öyle çatışır ki kaderimizle bütün kurduklarımız yıkılır gider, düşünceler bizim, olaylar bizim değiller. Sen yine bir daha evlenmeyeceğine inan, inancın değişir kocan öldüğü zaman.”Hamlet, William Shakespeare.
*Ailenden biri öldüğünde o kalır dışarıda
Mezarına sen girersin onun yerine
Seven herkes bilir bunu
Ailenden biri öldüğünde
Söylemediğin her şey kurşun olur
Durmadan sıkarsın kendi içine…………
Ailenden biri ayrıldığında
Yüzünü unutsan bile sesi kalır seninle.
Yine de devam eder seninle konuşmaya.
Ailenden biri bıraktığında seni ya da
Sen onu bırakıp gittiğinde karanlıkta
Çağırırsınız birbirinizi.......
Ömer hayyam ve Shakespeare hayranı olmamak mümkün değil...boşuna adlarını tarihe yazdırmamışlar...
Devamını Okuyun...

Unutmayın4!!

Bunları unutmayın!
Çocuğunuzun benlik saygısını geliştirme
Sözcüklerinizi dikkatle seçin
Konuşmadan önce düşünün
Olumlu düşünme becerilerini geliştirin
Olumlu pekiştireç verin. Olumlu düşünme yöntemini tartışın. Kendiniz olumlu bir model oluşturun.
Çocuğunuzun en iyi özelliklerini ortaya çıkarın
Çocuğunuzun güçlü ve yetenekli olduğu noktaları besleyin.
Takdir edin ve yüreklendirin.
Bunu sık sık yapın.
Yürekten dinleyin
Aktif olarak dinleyin: göz teması kurun, çocuğunuzun söylediğine yoğunlaşın, sözlerinizle veya vücudunuzla dinlediğinizi belli edin. Çocuğunuzun korku ve duygularını onaylayın. Çözümlere dikkat çekin.
Sevginizi gösterin
Ebeveynlik yeteneklerinizi kullanın. Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin. Dokunun, öpün, kucaklayın. Çeşitli şekillerde her gün “seni seviyorum” deyin.
Devamını Okuyun...

dünya kadınlar günü

8 mart dünya kadınlar gününe özel bir şeyler yazamadım. Ama bildiğim tek şey kadın olmak bir ayrıcalık…zorluklarının yanında çok özel yanlarıda var. Herkesin kutluyorum. Özellikle de anne olmanın vermiş olan o özel ayrıcalığı yaşayan bayanları. Allahtan bu ülkede halen duyarlı, hassas, gören, hisseden, konuşabilen bayanlar var. Mesela bir Sezen aksu. Elif şafak ve daha birçok...
Bazen olurya bazı şeyleri sadece kendimiz yaşar sanırız. İyi ki kitaplar, yazarlar, sanatçılar var. Yalnız olmadığını görmek çok güzel. Mesela elif şafak benim anlatmak yazmak istediğim her şeye yazan biri. (Belki de elifler aynıdır hep:))kağıt helva süper…gerçeğini de çok severim zaten bu da aynı onun tadında olmuş. Beğendiklerimden:
*Kadınlar için ortası olmuyor adeta. Ya genç kız oluyorsunuz yani henüz olmamış kadın, bir tamamlanmamışlık hali. Ya da geç kız oluyorsunuz, yani evli, anne, yani tamamlanmış kadın, bir bitmişlik tükenmişlik hali. Ve ikinci kategori birinciden çok daha kolay, yaşanılası ya da güvenilir göründüğünden, kadınlar, bilhassa anne olanlar, ellerinde uzun atlama sırıkları, koşabildikleri kadar hızlı koşup hoooop üç beş bilmedin on sene içinde genç kızlıktan yaşlılığa sıçrayıveriyorlar.her biri uzun atlama şampiyonu…..
*Acaba sahiden doğuştan duygusal veya anaç mı kız çocukları yoksa toplum, aile, kültür tarafından böyle mi şekillendiriliyorlar peyderpey???
Annelikle ilgili süper alıntılar var, devam edeceğim...
Devamını Okuyun...

mart2010

yine bir doğum günü daha. çınar her ay doğumgünü kutluyor nerdeyse.
alanyada kuzeni ve babaannesi ve büyük ninesinin doğumgününü kutladık. anne-kız aynı günde doğmuşlar. torunda 2 gün sonra. ilginç tesadüfler...
çok hareketliyiz. amcası, kuzeni ve yengesiyle epey oynadı, boğuştu. ve bizi çok eğlendirip güldürdü. amcasının üstündeyken nasıl gülüyor bakın...
kulaklığını taktı ama neresine...çocuklar ne kadar saf oluyorlar. dünyadan bir haber...
arabada da şebeklik yapıp durdu. hiçmi yorulmazlar bu çocuklar...
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika amway ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat indianapolis instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lansman lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia olumlama omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm westfield wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.