Vakıf Taşdelen 15 Litre Cam Damacana Artık Mutfaklarda

Hayatımızdaki önemi nedeniyle içeceğimiz suyu seçerken çok titiz davranıyoruz.

Bunun için de suyumuzun özellikle cam ambalajda olmasını tercih ediyoruz.



Uzun yıllardır bu hassasiyetle suyu bize cam şişelerde ulaştıran Vakıf Taşdelen’den beklenen yepyeni ürün işte karşınızda.

Vakıf Taşdelen 3 litrelik cam şişesinin yanısıra şimdi de 15 litre cam damacanada.

Tabii konu sağlık olduğu için Vakıf Taşdelen bu yeni ürününde bütün ayrıntıları da düşündü.

Vakıf Taşdelen 15 litre cam damacanayı sipariş ettiğinizde, BPA içermeyen sağlıklı pompanızı, cam boru seçeneğiyle tercih edebiliyorsunuz. Kısaca sağlıklı cam damacanayı, sağlıklı cam boru ile kullanabiliyorsunuz.

Cam damacanın diğer bir özelliği de plastik olmayan, özel sağlıklı kapağı…

Ayrıca Vakıf Taşdelen 15 litre cam damacanayı, gün ışığını kırarak suya olumsuz etkisiniz azaltan özel tasarım koruma ve taşıma kasası ile birlikte kullanabiliyorsunuz.

Siz de sevdikleriniz için Vakıf Taşdelen 15 litre cam damacanayı tercih edin,

hayatınızda sağlıklı suya yer açın.

Vakıf Taşdelen Facebook

Vakıf Taşdelen Twitter

Vakıf Taşdelen Web
Bir boomads advertorial içeriğidir.

-->
Devamını Okuyun...

Doğumgünleri ve davetiyelerden....

1.doğumgünü pastamız 
Çınara 6 yıldır çok özel doğum günleri yapıyoruz. her yıl farklı kutlamalar…çınar ağacı, şimşek macquenn , sünger bob , spiderman, ben ten, çılgın hırsız  gibi en sevdiği karakterlerin pastaları, davetiyeleri, arkadaşları ile...hatta birkaç doğumgününü evde, kreşte ayrı kutladık. küçükken gerçekten anneannede, babaannede, evde, kreşte gibi birkaç kutlama olabiliyor. 

2.doğumgünü pastamız
Çınarın en son doğum gününü mcdonalds da kutladık. Fena değildi. Palyaço çağırdık ama pek işinin ustası değildi. Yoksa daha eğlenceli olabilirdi. Palyaçoda iş bitiyor, geçen sene yaptığımızda çocukları öyle bir eğlendirmişti ki. ilk olan her zaman şanslıdır. Her şey özenle ilk kez olduğu için yapılır. 

Ama nedense kızıma 2 senedir nasip olmadı. Artık bir aksilik olmazsa 3. Yaşına özel bir şeyler yapmayı planlıyorum. Ne de olsa anlıyor ve istiyor artık. şimdiden parti malzemeleri satan mağazalardan mini mouse konseptli bardak, tabak, peçete vb. malzemeler aldım. süsleme malzemeleri, konfetiler ne ararsanız var. çok eğlenceli mağazalar. ankara'da ulus'ta bulabilirsiniz. altındağ belediyesinin tam karşısında party store adında büyük bir mağaza var. içinde yok yok.çizgi film karakterlerinin çoğunun süsleme malzemelerini bulabilirsiniz. çok güzel.dayanamadım birkaç fotoğrafını çektim.
internette arama yapınca öyle çok site çıkıyor ki zaten. ankara dışındakiler oradan da sipariş verilebilir. 

Şimdi geçmişe baktığımda güzel bir anı kalıyor gerçekten.
3.doğumgünü pastamız
4.doğumgünü pastamız
Zaten çocuklar büyüdükçe özel doğumgünleri istiyorlar. Arkadaşlarını çağırmak, özel kahraman temalı ve eğlenceli. Daha önce parti evlerini yazmıştım. Tabii sayıları her geçen gün artıyor. O yüzden doğumgünlerini küçükken evde-kreşte, büyüdükçe dışarıda yapmakta fayda görüyorum…eski sayfalarıma aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz....


http://cinaragacim.blogspot.com.tr/2012/10/ankarada-dogum-gunu-mekanlarna-ornekler.html


http://cinaragacim.blogspot.com.tr/2012/11/arkadaslarmzn-dogum-gunlerinden-mekanlar.html

4.doğumgünü pastamız
5.doğumgünü pastamız

6.doğumgünü pastamız
ayrıca tabii her doğumgününde davetiye hazırlıyoruz. ben genelde internetten bulup uydurup basıyorum. ama mc donalds da zaten veriyorlar. diğer parti evlerinde de isterseniz yapılıyor. ama hazır alabileceğiniz, mesela d&r'da satılan davetiyeler var aşağıdaki gibi. ayrıca parti malzemeleri satan yerlerde partinin kahramanının da davetiyeleri paket içinde satılıyor, çok hoşlar.... davetiyelerimizden örnekler:












bunlardan party store dükkanından kareler: malzemelerin çeşitliliğine ve bolluğuna bakın. gözlükler, taçlar, hediyelikler, davetiyeler ne isterseniz var. ben mini mouse konsepti nile düşündüğümden ona bakıyordum. her kahraman için bu malzemelerden var.  çok renkli, cümbüşlü bir yer.dükkan epey büyük....




-->
Devamını Okuyun...

3-4 yaşından...

bugünlerde eski yazılarıma bakıyorum özellikle çınarın küçüklüğüne. Mesela 3-4 yaş özelliklerine baktım da sanki nili anlatıyor gibiyim. Her şeyi mi aynı olur.
Gülümsedim özellikle küfür bölümüne. Küfür edermiş mesela bu yaşta. Nil de öğrenmiş gerçekten kreşde…”Allah belanı versin” dedi geçenlerde( tabii komik bir şekilde ve kendi şivesiyle)  ne demek olduğunu bile bilmiyor, “o ne” dedim. “Arkadaşım söyledi” dedi.  Ben çok sevdim deyip söyleyip duruyor…mikropları da çok seviyormuşJ
Dün “ödüm patladı” demez mi? Çınar da ödüm patladı demişti de, şaşırmıştık.

Sinir inat gerçekten bu yaşta had safhada. Bana buyuruyor “şunu yap, şunu ver”…….

İş yapmak istiyor…sorumluluk verilmeliymiş…ne isterseniz yapıyor, çok hamarat, umarım ilerde büyüyünce de öyle olur... 

Çınarın izlediği filmlere, yaptıklarına bakıyorum. Onlar da benzer. 
Bu aralar Romeo diye bir köpek filmi izliyoruz. Ama nasıl aşık filme nil. Hergün kreşten dönünce ilk iş Romeoyu izlemek.  Baktım çınarda aynıymış. Çok seviyorlar böyle şarkılı, danslı filmleri, ondan ilgilerini çekiyor demek ki…

Bu yazıyı da 4 yıl öncesinden aynen aldım. Çünkü aynısını nil söylüyor şimdi. “Çınar (şimdi nil) çok komik. Büyüdüm büyüdüm diyor başka bir şey demiyor. Dün de anneannesi "aşkım" demiş ona. "Ben senin aşkın değilim" demiş. annem “kimin aşkısın” diye sormuş. O da “annemin” demez mi? anneme sen git babamı sev diyormuş:)))çok tatlı…
3-4 yaş çocuklarının özelliklerine göz atmak isterseniz sayfam;

Ben bu çocukların gelişim dönemlerinde hiç böyle huylu, naif, sakin olduğu bir dönem göremeyecek miyim? Hep bir inat, sinir, sendrom var. Hep huyuna suyuna gitmek lazım… Hadi hayırlısı…
-->
Devamını Okuyun...

çocuklardan...

çocukların en önemli iki konusu, diş ve bez bırakmalarından bahsetmek istiyorum. ayrıca kışın uyguladığım takviyelerden...

Tuvalet alışkanlığı kazandırmak…doğru zamanda tabii. Çocuk hazır olduğunda demek de en doğrusu. Artık eskisi gibi 1 1,5 yaş gibi şeyler yok. Üstelik o yaşlar çok erken. Nil 3’e girmek üzere ancak hazır oldu ve bıraktı. Ama bundan 8 ay önce gönderdiğim kreşte ısrarla bezini bıraktırmaya çalıştılar ve biz 2 ay boyunca uğraştık. Orada yapmıyormuş???korkudan belki de. Ama evde çiş, kaka sürekli yapıyordu, baş edemiyordum. Çişin var mı oturalım diyordum ısrarla hayır deyip beş dakika sonra altına yapıyordu. Hazır olmadığına emindim. Doktoru da öyle demişti. Hazır olmadan, baskıyla bıraktırmanın ileride psikolojik etkileri oluyormuş.

Çınar da hiç böyle şeyler görmemiştim de. O da geç bırakmıştı. Erken olması önemli değil ki önemli olan hiç uğraşmadan kendi isteği ile bırakması. Çınar da böyle olmuştu. Şimdi nilde de. Yani o zaman kesinlikle hazır değilmiş ve inadına yapıyordu. Lütfen çocuklarımıza daha bilinçli bakalım. Özellikle kreşler (devlet) daha eğitimli eğitimcilerle çalışsın. Saçma sapan, isteğini yaptırmak isteyen, veliyle çatışan eğitimcilerle değil. Nitekim 2 aylık mücadele sonunda çocuğumu o kreşten aldım ve bezini takmaya devam ettim. 3 yaşına geldi artık , geç kaldı diyen de çok vardı çevremde. Kızıma söylenenler de bırak bezini diye... Ama ben sabırla bekledim. Ve şimdi mutluyuz. Öyle bir bıraktık ki gece gündüz, bir anda kesiliverdi. Çok nadir kaçırmalarımız oluyor o kadar.  Neden kolay varken hem çocuğa hem kendimize zoru dayarız ki bilmem…

Sizi bilmem ama ben çocukların dişlerinden çok çekiyorum. sabah-akşam fırçalamalarına rağmen sürekli çürük. Her dişçiye gittiğimizde 2 şer dolgu yaptırıyoruz. Çınarın tüm arka dişleri dolgulu…dolgulara 4 yaşındayken başladık 3 yıldır devam ediyoruz. çınar'da ilginç şeyler de gördüm. mesela süt dişleri dökülmeden arkasından yeni dişleri çıkıyordu. çok ilginçti dört dişi vardı aynı anda önde. 

Nil’den umutluydum ama onun daha kötü çıktı. gerçi o henüz çok fırçalatmıyordu, istemiyordu. Dişleri böyle dışından dökülürcesine oyuldu. Doktora gittiğimizde onlar da çürük demesin mi. 3 tane 3 yaşına girmeden ona dolgu yaptırdık. Daha dişleri yeni çıkmıştı zaten. Çok erken oldu. dolgu yaptırırken öylece durması da bizi çok şaşırttı. hiç durmaz demeyin, onlara da ön yargı oluşturmayın dedi diş doktoru. ve biz hafta sonu 5 dolgu yaptırarak diş doktorundan çıktık. Diş genetik sanırım. Arkadaşımın kızı hiç fırçalamamasına karşın 7 yaşında ve ağzında hiç çürüğü yok. Yani ne kadar bakarsan bak, fırçala fırçala eğer genetik zayıfsa maalesef çürüyor…

kışın çocuklarımı hastalıklardan korumak için uyguladığım bazı kış takviyelerim:

  • Balık yağı...
  • Bal/pekmez...
  • Kefir...
  • Umca. bitkisel bir ilaç olduğundan hastalanmadan önceki dönemde kullanıyorum...
  • Bıldırcın yumurtası (çiğ), sütle karıştırıp bal veya kestane pekmeziyle...
  • Taze zencefil, rendeleyip suyunu çıkartıp, balla birlikte içiriyorum...
  • propolis ve ekinezya da kontrollü verilebilir. ama propolis alerjik ve ağır gelebilir. (resimdeki propolisi ilk kez gördüm çocuklara özel yeni çıkmış sanırım) propolisin faydaları gerçekten sayıla sayıla bitmiyor, yetişkinler için özellikle. ama çocuklar içinde faydalı yine de doktora danışmak da fayda var.
bu yazdıklarımı dönüşümlü olarak yapıyorum. aynı gün içinde en fazla 2-3 tanesini kullanıyorum.

-->
Devamını Okuyun...

farklı tedavi yöntemleri

Mutlu olmak için mi desem, kendini keşfetmek için mi veya yaşamının gizemini çözmek için mi hergün farklı kavramlarla karşılaşıyorum. İnsanoğlu hep bir arayış içinde. Mutluluk ve huzuru yakalama peşinde. tabii bunları ararken en önemli şey öncelikle sağlık. Sağlık olmadan mutluluk ve huzurdan bahsedemeyiz.
Onca olumsuz faktörlerle baş edebilmek, hayatı anlamlandırmak için farklı yöntemler çıkıyor.  Bunlardan yeni duyduğum “Çekirdek inanç” 
“kişiliğimizi oluşturan ve ailemizden aldığımız olumsuz kalıplardan oluşur atalarımızdan gelen negatif kalıpları da içerir. Kendimizde reddettiğimiz ama etkisinin çoğunlukla farkına varmadığımız bir özelliğimizdir. Kendimiz olmamızı neyin engellediğini bulduğumuzda hayatta çok hızlı yol alırız. Bunu fark edip temizlemezsek hep aynı şeyleri yaşarız...”
böyle anlatılıyor çekirdek inanç…ilginç. web adrsi: http://www.cekirdekinanc.com/
izlediğim tv programında da başlangıç için şöyle yapın diyordu:
“hergün kendinizle ilgili yapmak istediklerinizi yazın. “niyet ediyorum”la başlayın,  “seçiyorum”la  bitirin. Bu başlama ve bitiş arasına o gün  olmasını istediğiniz 10 maddeyi yazın. Ama bu yazacağınız cümleler olumlu anlatılacak. Yani cümle olumsuz olmayacak. Yazdıklarınız oluyormuş…deneyelim bakalım….
Diğeri yeni duydudğum “homeopati”
Bu da ruhsal ve fiziksel halinizi bir bütün içinde inceleyip, ilaçsız veya minumum ilaçla kişiye özel bir tedavi şekli.
“Homeopati, dünyada 200 yılı aşkın zamandır kullanılan doğal, bütüncül ve yan etkisiz bir tedavi yöntemidir.Günümüzde Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika, Asya ve Afrika’da oldukça yaygın şekilde uygulanan Homeopati, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından da tanınmaktadır.
Homeopati ile fiziksel, duygusal ve ruhsal her tür hastalığı tedavi etmek mümkündür. Üstelik bu ömür  boyu ilaç kullanarak değil çoğu zaman tek bir ilaç ve tek bir doz ile sağlanabilmektedir. Astım, allerjiler, egzema, sedef, romatoid artrit, kolit, migren, depresyon, anksiyete bunlardan sadece bazılarıdır.”
bunlar benim ilgimi çekiyor. Ama henüz ikisine de başvuramadım. Özellikle sağlık için homeopati çok ilgimi çekti. Kim ilaç içmek ister ki değil mi???
-->
Devamını Okuyun...

Tedx

Paylaşıma değer hayat hikayelerinizi 18 dakika içinde oraya gelen konuklara anlatıyorsunuz. Ama anlatılan her şey çok etkileyici. Hayatta hiçbirşeyin öyle kolaylıkla olmadığını gösteriyor. Yani ünlü ya da  başarılı insanların o mevkiiye kadar ne zorluklarla mücadele ettiğini bire bir tanık oluyorsunuz….çok etkileyici. İlk gittiğimde gerçekten çok etkilenmiştim. Hem insanların yaptığı güzel şeylere hem de yaşadıkları zorluklara. Başarmak çok özel bir kleme.  Onu haketmek de hiç öyle kolay değil…
Bu program için muhteşem bir projemi diyeyim….İnsanların farklı şeyler bulup, uygulaması çok hoş doğrusu…her yıl dünyanın çeşitli ülke ve şehirlerinde tedx konferansları düzenleniyor. Anlamlı ve özel kişiler hayatlarını anlatıyor.
İnternette youtube dan izlenebilir. Ama söylemem gerek canlı  izlemek  gibi olmuyor… Youtube dan bu videoları lütfen izleyin. Güzel örneklerden biri “yalınayak hareketler”…
http://www.ted.com/talks/lang/tr/bunker_roy.html
pasifik okyanusunu kürekle çeken kadın da ilginç doğrusu...
TEDx http://www.ted.com/talks/lang/tr/roz_savage_why_i_m_rowing_across_the_pacific.htmlProgramı Nedir?

TED Konferasları
TED (Technology Entertainment Design), kâr amacı gütmeyen özel Sappling Vakfı'nın sahip olduğu, “Yaymaya Değer Fikirleri” yaymak amacı ile kurulmuş küresel konferanslar serisidir. TED başlangıçta 1984 yılında bir kereye mahsus bir etkinlik olarak düzenlendi. Ancak 1990 dan itibaren Monterey, Kalifornia'da her yıl gerçekleştiriliyor. Haziran 2006'dan beri TED konuşmaları ücretsiz olarak Creative Commons lisansı ile TED.com adresinden izlenebiliyor. Konfransların izlenme sayısı 500 milyonun üzerinde.

“TEDx programı, TED misyonunun ruhunu oluşturan "paylaşılmaya değer fikirler" kapsamında, topluluklar, organizasyonlar ve bireyler arasında, yerel düzeyde yaşanacak TED benzeri bir deneyimin oluşmasına fırsat verecek diyalogların teşviki amacıyla tasarlanmıştır. TEDx, ilgili toplumun oluşturduğu bir grubun tamamıyla bağımsız olarak planlayıp koordine ettiği bir etkinliktir.“TED” Deyince
TED, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olup; “Yaymaya Değer Düşünceler”e adanmıştır. Yirmialtı yıl önce Kaliforniya’da dört günlük bir konferans biçiminde başlayan TED, dünyayı değiştiren düşünceleri çoklu açılımlarla destekleyen bir yaklaşım olarak bugüne gelmiştir.
TED’de; dünyanın öncü düşünürlerinin ve eylemcilerinin, yaşamlarını 18 dakikalık zaman diliminde dile getirmeleri istenmektedir. Bu konuşmalara TED.com’dan ücretsiz olarak ulaşılabilmektedir. TED konuşmacıları arasında; Bill Gates, Jane Goodal, Elizabeth Gilbert, Sir Richard Branson, Benoit Mandelbrot, Philippe Starck, Ngozi Okonjo-Iweala ve Isabel Allende ile Birleşik Krallık eski Başbakanı Gordon Brown da yer almaktadır.”
-->
Devamını Okuyun...

Gazlı Bebek, Anlatılmaz Yaşanır!

Bebeğiniz gazlıysa, kime ne kadar anlatsanız da sizi en iyi, bebeği gazlı olan bir anne anlar. Paylaşılan çareler, anneanne/babaanne önerileri, doktor kontrolleri… Annelerin geçirdikleri o günlerin tarifi yoktur.

Tıpkı anne olduğunuzda, bebeğinizi kucağınızı aldığınız zamanki duygularınızı tarif edemediğiniz gibi…

Uykusuz geceler, insanın kendine ‘acaba sorun ben de mi’ diye sorduğu zamanlar elbette geride kalacak ve o tatlı varlık bir gün en tatlı gülüşüyle size bakacaktır. Peki ama ne zaman?

Dilerseniz biraz neden bebekler gazlı olur bir bakalım, anlamaya çalışalım.

Bebeklerin 55%‘i yaşamlarının ilk aylarında sindirim problemi yaşayabilir çünkü dünyaya geldiklerinde sindirim sistemleri henüz tam olarak gelişmemiştir.

Bebekler için en uygun besin anne sütüdür ve hayata en iyi başlangıcın yapılmasını sağlar.

Bebeğin anne sütü ile beslenmesi için hazırlık yapılması aşamasında ve emzirme esnasında sağlıklı ve dengeli bir diyet uygulamanız önemlidir.

Sütünüzün az olduğunu hissettiğinizde bebeğinizin beslenmesi konusunda her zaman doktorunuza ya da sağlık profesyoneline/uzmanına danışmanız doğru olacaktır.

Doktorunuzun da görüşüyle, gazlı bir bebek için en doğru seçim,

bebeğinizin sindirimi kolay besinlerle beslenmesidir.

Bebelac Nutrikonfor devam sütü, fermentasyon teknolojisi ile üretilmiştir. Fermantasyon, yoğurt ve benzeri ürünlerin üretiminde kullanılır. Fermente ürünler sindirime yardımcıdır.

Bebelac Nutrikonfor 2, 6. aydan itibaren kullanılabilen devam sütüdür. 6. aydan itibaren her gün en az 500 ml anne sütü veya yetersiz ise doktorunuza danışarak devam sütü vermeniz önerilir.

Bebelac Nutrikonfor 2’yi bebeğiniz 1 yaşına gelene kadar kullanabilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.



Bir boomads advertorial içeriğidir.
-->
Devamını Okuyun...

erken bahar

Havaların böyle iyi gitmesine sevinmeli mi üzülmeli mi bilemiyorum. Ankara’da henüz kar görmemişken, yağmur bile yağmadan, biraz kuru ayazla kışı geçirdik mi demeli? Bahar geldimi, şubat ayında 18 derece havayla bahar gelmişçesine sevinip, çıkıp dolaşıyoruz. Yazın nasıl bir sıcak geçireceğiz acaba? Arılar ölüyor, ağaçlar çiçeklenmeye başlıyor….küresel ısınma kendini şimdiden göstermeye başladı bile. İlerisi için Akdeniz çöl Karadeniz Akdeniz gibi olacak deniyor. Ne korkunç.
Hiç yeşilimiz kalmayacak herhalde. Zaten öyle korkunç bir yapılaşma var ki. Her yer bina oluyor. Yollar, yüksek yüksek binalar, her yer beton. Arada ufak ufak park görünce seviniyorum.  Yaşlı nenem “zina ve bina sayısı çoğalınca”kıyamet günü kopacak derdi hep:)))eskiler herşeyi bizden iyi bilirlermiş...
Gerçekten yeşil katliamları çok üzücü. Her ağaç kesildiğinde içim gidiyor. Yeşile hasret kalıyoruz. Kimbilir ileride torunlarımız bizim gördüğümüz yeşili bile göremeyecek,  bir avuç yeşile hasret kalacaklar.  
Tarım mahvolmuş durumda. Markete gidiyorsunuz meyve-sebze ateş pahası.  Ama dünya liderleri bunlarla ilgilenmiyorlar. Birgün yiyeceksiz kaldığımızda belki ilgilenirler. İşallah bundan sonra soğuk, don falan çok olmazda her şey iyiden iyiye mahvolmaz. Daha iyi günlerimiz yani.
Keşke dünyanın tek derdi bunlar olsa. Yeşiller, iklimler, susuzluk, sıcaklar, tarım….bunca önemli sorun varken suni gündemlerle dünya birbirine girmiş. Bu çağda savaşlar, rüşvetler,  adaletsizlikler…
Kaygılarım bazen o kadar artıyor ki. Hiç haber dinlemek istemiyorum. Ne zaman dinlesem karamsarlığa kapılıyorum. Çocuklarımı düşünüyorum. Nasıl bir dünya bekliyor onları. Ne gibi zorluklar yaşayacaklar diyorum. Hele de annesini öldüren çocuklar, kadın şiddeti, ölümleri haberleri beni iyiden iyiye yıkıyor. Psikolojini iyi tutmak için yapmam gerekenler ve asla yapamadıklarım:
  • ·         Haber izleme
  • ·         Siyaset ve politikadan uzak dur, dinleme bile
  • ·         Dünyadaki tüm olaylara kulaklarını tıka (savaş, ölümler vb.)
  • ·         Çevreyle ilgili yaşanan kötü şeyleri görme (susuzluk, iklim değişikliği vb.)
  • ·         Trafiğe çıkma (araba hiç kullanma)
  • ·         Rahat ol, hiçbirşeyden etkilenme (pahalılık, stress vb.)
  • ·         Bencil ol, hiç kimse beni ilgilendirmiyor de
  • ·         Sadece kendin için yaşa
  • ·         Sadece eğlen, müzik dinle, gez toz…

yazdıkça devam edebilirim de sadece yazıda kalır bunlar. bari bir kaçını yapabilsem…yapanlar var çok zor değil aslında. Dünyadan bir haber yaşayan, sadece kendi dünyaları etrafında dönen çok…ama insan olmak bu değil mi zaten. Sorumluluk alma. Her şeye karşı ülkene,doğaya, çevrene, işine, eşine, çocuklarına….. karşı. Bu kadar duyarsız olursak sonumuz ne olur???en azından çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakmak için herkesin bu sorumluluğu taşıması gerektiğine inanıyorum. 

-->
Devamını Okuyun...

Yeni çocuk mağazalarından….ankara’dan..

Yabancı çocuk markaları Ankara avm’lerinde bir bir açılmaya başladı. Çeşitlendik yani. Yeni mağazaların ortak özelliği konsept olmaları...mağaza dizaynlarının çok şık olması. Gerçekten biz büyükler bile dolaşmaya bayılıyoruz.
Mesela hello kity mağazası pespembe. Her  tarafta hello kity in süper aksesuarları, kıyafetleri, oyuncakları ile dolu…mağazanın yanında cafesi de var. Peçetesinden tutun da masasına kadar her şey hello kity konseptte. Sadece kızlara hitap etse de yaş aralığı epey var. Genç kızlara göre de çok şey bulunabilir. İç çamaşıra kadar pek çok ürün çeşidi var.
Kentpark'ta açılan kidsparkın içinde de yok yok. Çok hoş mağazalar açılmış. lavabolar bile çocuklara özel. herşey düşünülmüş.  Kidycity çok beğenmiştim, bu gittiğimde Disney baby açılmıştı. Disney kahramanlarının nesini isterseniz var. Sanırım Amerikan firmasıydı. Eltim hep o markayı kullandığı için hatırlıyorum. Tabii orada ucuz. Markalar Amerika’da çok ucuz, bizim burada da çok pahalı. Buranın fiyatları da orta ve üstüydü. Jujube de hoş kıyafetler var. 
Kidycity mağazası da e-bebek formatında. Kanz’ın  olduğunu duyunca şaşırdım. Kanz’ın çocuk giysilerinin modellerini farklı ve hoş oluyor, beğeniyordum. Ama bu mağazasıyla kendini  aşmış diyebilirim. Gerçekten her şey düşünülmüş…kıyafet bölümlerinde birkaç yabancı isimli marka vardı hepsi kanz’ınmış. Modeller çok güzeldi.
Smyk’da ankamall’de, tepe home’un yerine, kocaman, 365 avm’den sonra ikinci mağazasını  açtı. Sıkça uğradığım, hem ekonomik hem de modellerini ve kalitesini beğendiğim bir mağaza.
Babymall, Avrupa’nın en büyük bebek mağazasıymış. Henüz gitmedim zaten çok yeni. artık bebek dönemimizde geçti sayılır. Geçende yeni doğum yapmış arkadaşıma gittim. Arda bebek, bana o kadar minik geldi ki. Henüz üstünden 3 yıl geçti ama çokkkk uzak geldi. Nasıl da geçiyor zaman.
H&M, Koton hatta Mango’da bile çocuk giyim var artık. Ünlü markalar çocuk giyimine de el attılar anlayacağınız. Baktılar ki ne varsa çocuk dünyasında var. Ne yapsan gidiyor... Peş peşe e-bebek, joker, smyk vs. açıldıkça tutuyor. 
ben bu sıçrayışları restoranlarda da görmek istiyorum. Çünkü çocuklarla gidilebilecek, onlara özel uygulamaların olduğu restoran sayısı oldukça az. özellikle beslenmelerine yönelik özel restoranlar olsa. çocukların ilgisini çekebilecek renk, modellerde dekorasyon, özel süslemelerle yemek servisleri...sebze yemekleri, sandviçler, makarnalar...olsa hoş olmaz mı? gerçekten şu anda param olsa, yatırımcı olsam bu tarz, çok fonksiyonlu, çocuklara özel bir restoran açardım. 
amaç çocuklarla gidilen her yerde onlara hizmet, onları orada tutacak birşeyler sunulması...smyk'da olduğu gibi. mağazanın içinde oyun alanı var. çocuğunuz oynarken siz alışveriş yapabiliyorsunuz......
-->
Devamını Okuyun...

Anne Sütünün Antibiyotik Kullanımı Gerektiren Hastalıkları Azalttıgını Biliyor Muydunuz?

Sevgili anneler, anne sütü mucizedir, bebeğiniz ilk doğduğu andan itibaren büyüme ve gelişme için gerekli olan tüm sıvı, enerji ve besin ögelerini içerir. Eşsiz içeriği ile bağışıklık sistemi gelişimini destekler, antibiyotik kullanımı gerektiren hastalıkları azaltır.

Bebeğinizin bağışıklığını guclendirmek için onu 2 yaşına kadar anne sütü ile besleyin. Anne sütü alımı azaldığındaysa bebeğinizin bağışıklığını Aptamil ile desteklemeye devam edebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.











 

 

 

 

 

 

 

    

 








Bir boomads advertorial içeriğidir.
-->
Devamını Okuyun...

doğa ve çocuk

çocuklarımızın uzak kaldığı doğa…hasret kaldığımız doğa. Çocuklarımızın yaşamasını, iç içe olmasını istediğimiz doğa…sağlığın, enerjinin ilacı doğa…bize sunulan en güzel şey doğa…suni bir yaşamda  mercekle aradığımız doğa…
işte doğa, doğal…en güzel armağan. Gerçekten şimdilerde en çok sevilen, istenilen şey doğayla iç içe yaşamak. Doğal yaşamak. Yiyecekler, su, hava her şey doğal olsun. Yani doğa olsun.
Çocuklarımıza şehirde on metrekare yeşil nerede nasıl buluruz diye çırpınıyoruz. Bulduğumuz tüm doğaya, doğala koşuyoruz artık. Bizden geçti de bari çocuklarımız biraz doğa içinde büyüsün, sağlıklı olsun istiyoruz. Çünkü doğa demek yapay olmayanı barındıran demek. Zararsız, yan etkisiz…tam tersi faydalı…günümüzde yararlı bir şeyler bulmak o kadar güç ki. İşte böyle bir zamanda okullar, kurumlar, stk’lar çevreci yaklaşımlar üretip çocuk ve doğa ikişkisini güçlendirmeye çalışıyorlar.  Size ilginç birkaç site….
http://www.pusuladogasporlari.com/cocuklaricinegitimler.html
özellikle TEMA Vakfı çocuklara projeler üretiyor. Onların çevre farkındalıklarını arttırmaya çalışıyor. “Ağaç yaşken eğilir” tabii…sonuç çok güzel çocukların %63 kendisini parkta, doğada daha mutlu hissediyormuş…toprakla oynamayı seviyorlar, evlerinin yakında hayvan,bitki daha çok olsun istiyorlar….böyle uzuyor liste. Aşağıda detayını bulabilirsiniz…
bizlere düşen onlara bunları sunmamız sanırım…
-->
Devamını Okuyun...

ama ben daha çocuğum…..

Bu dünyada yaşamak bazılarına çok daha zorrrr. Çocukluğunu yaşamayan kızlara…Çocuk gelinlere…istismara uğrayanlara….onları anlamaya çalışıyorum...

Annelik bu kadar zorken çocuk gelinler nasıl olur, nasıl küçücükken anne olunabilir? O toplumlardan ne beklenebilir ki? Bir Çocuk ne kadar iyi bir çocuk yetiştirebilir ki? Gerçekten üzülüyorum. Ben okumuş ve geç yaşında anne olmuş bir kadın olarak bile çocuk yetiştirmekte zorlanıyorum. Çocuk psikolojisini anlamaya çalışıyorum. Kendi çocuk olan biri nasıl çocuk bakabilir ki?nasıl sağlıklı nesiller yetişir?
Allahtan bu ülkede üniversiteler var. Betül Mardin gibi de hocalar. Duyarlı, önünü gören…kendilerini toplumu aydınlatmaya adamış, bilinçlendirme çalışmaları yapan kadınlarımız. Sayıları az olan değerli kadınlarımız….
Betül Mardin: “Vicdanı sağlam hiçbir insan böylesine büyük, utanç verici bir toplumsal soruna göz yumamaz”
Artık Türkiye’de yaşadığımız çağda bir şeylerin gerçekten değişmesi gerekiyor. Ne zaman bu saçma sapan kadın cinayetleri, şiddeti, çocuk gelinler, istismarlar sona erecek? Biz kadınlar bu haberleri duydukça hemcinslerimiz için içimiz gidiyor. Ülkemizde böylesi olaylar son bulsun istiyoruz.
En son filmi de çekildi. “halam geldi” filmi sinemada oynadı ve ödül aldı. Ben izleyemedim ama çok merak ediyorum. En azından bu yapılan çalışmalar bir aşama. Zamanla değişecek bir şeyler.... umuyorum…
-->
Devamını Okuyun...

Yeni düğünler


Düğünlerde yeni trendler de diyebilirim. Artık düğünler bir ara olduğu gibi bir nikahla geçiştirilmiyor. yeni konseptler eklenmiş…
sıralama şu şekilde;
1.       Bekarlığa veda partisi
2.       Kına gecesi
3.       Hamam
4.       Nikah…nikah şekerleri de çok daha kalıcı ve güzel seçilmiş…mesela kandil... 
5.       Düğün… düğünlerdeki detaylara da girmek istiyorum. Çok hoş ince detaylar.

İlk kez bir düğünde bu kadar eğlendim. Çünkü orta yaş ve yaşlılar olmasına rağmen, discoya gitmiş gibi olduğumuz için sanırım. Dj eşliğinde gelin ve damat hiç oturmadığı oynadığı için…müzikler harika olduğu için. Organizasyon ve ikramlar süper olduğu için. İlk kez bu kadar ince, her detayı özenle seçilmiş, düşünülmüş bir düğün olduğu için. Boğaz kenarında, o manzaranın insana kattığı enerji olduğu için…
hiç yorulmadan saatlerce oynayabildik…ilk önce başlangıç kokteyli ve sonra özenle hazırlanmış yemek maslarına geçiş…
renkler, masa dizaynı, şekerler, yemekler, müzikler, mekan…her şey bir uyum ve ahenk içindeydi. Bu da gelenlere pozitif yansıyordu. Herkes halinden memnundu. Müzikler Türkçe eski pop, yeni pop, arada yabancı ağırlıklıydı. Hep hareketliydi. Bir tek düğünün başında gelin-damat masaları dolaşırken ve biz yemek yerken ajda pekkanın harika eski şarkıları eşliğindeydi. Mesela “kimler geldi kimler geçti” “palavra palavra”
birde gelin-damat dans gösterisi yaptılar…güvercin uçurdular. Tabii herkesin eline balonlar verildi güvercinden sonrada herkes balonları havaya bıraktı. Hepsi çok güzeldi.
Ben bekarlığa veda partisine gidemedim. Ama o da düğün kadar eğlenceliymiş. Cahide de gelinin en yakın kız arkadaşlarıyla eğlendiği bir gece.
Kına gecesi düğün gibi yapılıyor artık. O da süper eğlence…
Hamam eskiden olduğu gibi moda oldu artık. Hamam da sıkça gelin eğlencelerine rastlar oldum zaten şarkılar, türküler, oynamalar…hem eğlence hem temizlik....
Nikah ayrıca tercih ediliyor. Ya ayrı şehirlerde olunduğu için ya da kalabalık bir grubu davet etmek için.
Düğün ise daha yakın akraba grubuna genelde yapılıyor. davetin çok büyük olmaması eğlenme olasılığını arttırıyor. yoksa çok kalabalık olunca oynayacak yer bile bulamıyorsun pistte. insan en yakın dostlarıyla daha iyi eğleniyor üstelik...
bu arada Gelinler artık 2 gelinlik giyiyor…
Benim hoşuma gdiyor, biraz ağır bir prosedür, yorucu bir program olsa da. Hayatta bir kez yapılıyor, her şeyi yapmalı gerçekten. İçinde hiçbirşey kalmamalı….   
-->
Devamını Okuyun...

4 günde Ankara'yı gezmek

yurtdışından gelen misafirlerime ankarayı gezdirmek üzere program yaptım. 4 gün rahat rahat sığdı doğrusu. Dolu dolu oldu. Yani 10 güne de çıkabilirdi. Ama 11. Günde nerede ne yapardık bilemiyorum…

ilk günümüzü avm de alışveriş ve akvaryumu gezmeye ayırdık. Akvaryumun yanında sürüngenler kısmı açılmış ben girdiğime pişman oldum. Çok kötüydü, böcekler, yılanlar hiç bana göre değildi…tuz mağarası da hoşşş….akşam türk hamamına gidip yorulan bedenimizi rahatlattık. Kese, Kahve peeling masajı ve arkasından köpük masajı süper geldi….
2. günümüz çok kültürel oldu doğrusu. Ulucanlar cezaevi müzesi ile başlayan gezimiz, sanat sokağı ve hamamönü gezisi ve yemeğiyle devam etti. Hamamönü liva’da tarihe yolculuk yapabiliyorsun… “ayak yolu” terimi eskilere tanıdık yenilere ilginç bir tuvalet  adı…sonra tiyatroya ‘nalınlar” oyununa  gittik. Komik bir oyundu. Oradan cernmodern de Şefika Kutluer yan flüt konserine. Gerçekten muhteşemdi. Hele Ankara’nın meşhur şarkısı “farfara” yı çok güzel yorumlamışlardı. Ruhumuz müziğe doydu…



3. günümüz ankara’nın termallerine gitmekti. Kızılcahamamda bir otelin termaline gittik. Termal havuz, normal havuz, sauna, hamam derken epey suyla haşır neşir olmuşuz…güzel geçmiş…
akşam da değişik bir görsel şölen izlemek için tepenyaki restorana yemeğe gittik. Çinli şef bize gerçekten harika lezzetleri,  şov yaparak sundu. Yiyeceklerle adeta dans ediyordu. Özenerek, karıştırarak öyle güzel sunuyordu ki hayranlıkla hem izleyip hem yedik…
4. günümüz yine avm lerde geçti. 2 avm de alışveriş, yemek derken en sonunda bowling oynayarak günü tamamladık. Evde üç boyutlu film izledik. Çocuklarla oyunlar, muhabbetler nasıl  geçti anlamadık…
Ankara denince benim için kale, hamamönü, kültür-sanat(müze, konser, tiyatro), termal, avm’ler, hamam ve akvaryum geliyordu. Sanırım hepsini az çok yapabildik. Bu benim ankaram tabii. Sevdiğim ve yapabildiğim şeyler. Çocuklar olduğu için gece eğlencesi eksik kaldı maalesef…
Sizlere de bir fikir vermesi bağlamında bu programımı yazdım. Ankaraya gelen misafirleriniz sanırım memnun kalacaklardır. Tabii bu kış turu. Yaz için çok farklı seçenekler sunulabilir.   
-->
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika amway ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat indianapolis instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lansman lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia olumlama omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm westfield wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.