gözüme çarpanlar...

aceleyle bu ara okuduğum, ilgimi çeken habeleri de paylaşmak istedim. 

***Gazetede ANNE-BABALAR İÇİN ÇOCUKLARINI OKUMA KLAVUZU yazısını okudum ilgimi çekti. Çok doğru tespitler vardı. Çocuklarımıza yaptığımız dığru bilinen yanlışları anlatıyordu. Tabii bunu anlatan Dr. Özgür BOLAT.  internette sitesine girdim. epey güzel yazıları var. tavsiye ederim. girin, inceleyin….

****bu konuda ilgi çekici…ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLAR…..
"Çocuklarımız üstün yetenekli de olsa her şeyden önce bir birey oldukları ve her bireyin farklılıkları olduğu unutulmamalıdır. Başarılı oldukları ya da olacakları için değil, bir birey olarak, her şart ve koşulda onlara değer verildiği, tam anlamıyla hissettirilmelidir....."



*****DÜNYANIN EN BÜYÜK DERSLİĞİ TÜRKİYE’DE başlığı.  Çok güzel…çocuklarımızın gerçekten ders anlamında yararlanabileceği mükemmel bir site olarak görüyorum. Siz de yararlanın…..

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25192930.asp

Khan Academy Türkçe
• Başlangıç yılı: 2012
• İzlenen eğitim videosu adedi: 500.000 (yaklaşık)
• Türkçeleştirilen eğitim videosu adedi: 1500
• Türkçe altyazılı eğitim videosu adedi: 2000 (1500 + 500)
• Çalışan sayısı: 10
• Gönüllü tercümanlar: 250 (yaklaşık)
Rakamlarla Khan Academy
• Kuruluş yılı: 2006
• Aylık tekil kullanıcı sayısı: 10 milyon
• İzlenen eğitim videosu adedi: 300 milyondan fazla
• Cevaplanan problemler: 1,3 milyardan fazla (Günlük yaklaşık 3 milyon)
• Egzersiz problemleri: 100.000’den fazla
• Eğitim videoları: Yaklaşık 4.800
• Kadrolu çalışan sayısı: 50
• Kontratlı çalışan sayısı: 10-30
• Khan Academy kullanan aktif öğretmen sayısı: 150.000
• Khan Academy kullanan aktif sınıf sayısı: 30.000
"matematikten, organik kimyaya, basit toplamadan diferansiyel denklemlere, ilkokuldan üniversite seviyesine ya da okul müfredatından bağımsız olarak finanstan sanat tarihine kadar birçok farklı konuda 5 bin eğitim videosu bulunuyor" muş.... gerçekten hem öğrencilere hem de kendini geliştirmek isteyen herkese açık. artık internette yok yok zaten. 
***ÇOCUKLARIMIZ; sizlere son günlerde face'de bolca görülen ama önemli olduğunu düşündüğüm birkaç resimde koyuyorum. Çocuklar ah çocuklarımız…gelin çocuklar, istismara uğrayan çocuklar, çocuklarını koruyamayan anneler….yazılacak çok şey var......


 Resimde babanın kollarını ve ağzını unutmuşsun Mehmet? 
- Annemi dövmesin, küfür etmesin diye öğretmenim. (gerçektir)




-->
Devamını Okuyun...

şehirde yaşam

Her yer alışveriş merkezi. Herkes eleştiriyor. Ama halen yapılıyor, artıyor ve dolup taşıyor…ne ilginç değil mi? AVM’lere kitlenmiş hayatlarımız. Kapalı, tek düze, aynı markaların olduğu, ışık ve ses bonbardımanına tutulmuş, dinleneceğime eve döndüğümde kendimi çok yorgun hissettiğim alanlar  olan avm’ler.  İstemiyorum tabii. Ama benim de alternatifim yok bizde ankarada kışın sürekli gidiyoruz. Onun yerine temiz havada dolaşıp, öyle alışveriş yapmak istiyorum. Doğayı, sessizliği hissetmek, ama yine de ışıltılı, keyifli alanlarda dolaşmak istiyorum. Özellikle Ank

ara’da başka alternatif yok. Açık alanlar birkaç tane oralarda kalabalık keşme keş, karmakarışık. Yorucu. Yorucu…
Ben Stockholmdaki gibi farklı ürünler, farklı konseptler içeren ufak ama şirin, sıcak, dinlendirici ve farklı mekanlar içeren caddeler, sokaklar istiyorum. Şöyle caddede gezerken hem gözüme, hem gönlüme hitap etsin, zevkli dükkanlar olsun istiyorum. Özenilmiş, birbiriyle uyumlu, mimarisi de, çevresi de beni yormayacak sokaklar. İçeride beni dinlendirecek müzikler, yemekler…En önemlisi de kış da olsa açık hava da dolaşmak, üşüdüğümde oradaki küçük bir dükkana girip sıcak bir salep içip ısınmak istiyorum. Keyif almak istiyorum.
Türkiyedeki bu avm çılgınlığı ne zaman sona erecek merak ediyorum. İstanbulda sadece kalyon avm yi beğenmiştim. Çünkü açık havada dolaşabiliyorsun, açık alana bakan dükkanlar, mağazalar, restoranlar var. Mimarisi, konsepti değişikti. Üstelik farklı mağazalar da vardı. fotoğraflarda görüldüğü gibi farklı ve hoş...
Ankara’da ise her avm birbirine benziyor, markalar bile hep aynı. Nerdeyse yakında tüm Ankara hatta Türkiye tek model giyinip, aynı olacağız. Pişti zaten sık sık oluyoruz. Farklı giyecek bir şey yok. Herkes aynı şeyleri giymek zorunda.  Ankara’da Tunalı Hilmi caddesini seviyorum. Orası trafiğe kapatılsa, bir de bildiğimiz büyük ünlü marka dükkanlar yerine, farklı yan yana şirin dükkanlar açılsa çokkkk mutlu olurum. Kuğulu da gezip, dolaşıp, o şirin cafelerde bir şeyler yer içerim. Benim de hayalim bu. Yemek markaları bile aynı. Aynı dönerciler, pizzacılar, fast foodlar…farklı lezzetler istiyorum ama yok…olanlar da ya uzakta ya da pahalı…
avm’lerin tercih sebeplerinden biri de bence kendini rahat hissetme, ne ne kadar biliyorsun, tercihini ona göre yapabiliyorsun. Tabii her şey bir arada ayrıca.  Ama bunlar açık alanlar da da olabilir. Eskiden istanbul’da Beyoğlu, Nişantaşı,  izmirde alsancak böyleydi. Ama yavaş yavaş oralara da büyük mağazalar, bildik markalar, avm ler açılmaya başladı. O eski güzel havaları azalıyor maalesef….her yer tek tipleşmeye başladı. Şehirler, caddeler kimliklerini yitiriyor. Nerde eski yıllar. Eski zamanlar…sanırım bu yüzden geçmişe özlem artıyor, geçmiş gündeme gelip moda oluyor….. 
-->
Devamını Okuyun...

özlüyorum...

Aylardır yazamıyorum. Çok özlediğim, yazacaklarım yığınla beklediği halde. her ilgimi çekeni kenarda biriktirdiğim halde. ya da başlayıp bitirmeden bölündüğüm için... Dönüp tamamlayıp yazamıyorum.
Demek yetememek böyle bir şeymiş. Eski yazılarıma baktım da çocuk birken şikayet ediyordum ama yine de yazabiliyormuşum. Şimdi şikayet de yok yazı da yok. 
Gerçekten eğer yalnızsanız 2 çocuk, iş, ev size fazla geliyor. Destekçiniz yoksa yani. Kendinizi unutmanız şart zaten. Hatta evliliğinizi bile. Yıllardır eşimle baş başa kaç kere dışarı çıktık, ya da en son hangi filme gittiğimi hatırlamıyorum. Animasyon filmleri hariç tabii. artık dünyamız çocuklar üzerine kurulu. varsa yoksa onlar.
Sabah kalk, hazırlan, koştur koştur çocukları okula bırak. Sonra işe git. Yoğun bir iş temposundan sonra market, eczane vs. uğrayıp eve dön. Çocuklar özlemiş. Ama evde yemek yok. Yemek telaşına kapıl. Ye,iç, kalk. Çocukların dersleri bekler. İlgi beklerler. Oyun isterler. Çamaşır, ortalığı toplama, ütü, banyo yapmaları, bulaşık vb. işler de seni bekler. hafta sonları etkinlikler, alışverişler...hiç bitmeyen koşulan bir tempo işte.
En zoru ve yorucu kısmı sana yapışmaları, ikisinin de işten gelince seni istemesi. İkiye mi bölüneyim kardeşim. Bir de kavgaları, bağırış çağrışları. İnsan 1 saatlik akşam trafiğini çektikten ve  yorgun işten geldikten sonra ne ister? şöyle bir oturmak, sakinlik ve  huzur…eşimde bende. Ama büyük küçüğü gıcık eder , küçük de basar yaygarayı. Nil vız vız arı gibi. En ufak bir şey de ağlıyor. Çınar da onu sinir etmeye çalışıyor kıskançlıktan tabii. Ödev yapacağız nil bırakmıyor. özetle ev de bir harala gürele her akşam. ayrı olduklarında rahatım ama birlikteyken. yine de seviyorum. onlarsız ev bomboş kalıyor. 
sanırım iki çocuklu evlerin çoğu böyledir. hele de yaşları yakınsa. kıskançlık kesin vardır. 
Artık ben bitiyorum. Uyku saatleri geldiğinde sanırım ben onlardan önce uyuyorum. Beraber yatıyoruz ve ben finish. Onlarsa hala çekememezlik derdinde, boğuşuyorlar. nil bağrıyor, ağbisini şikayet ediyor. 
Ben hem annelik hem kariyer yapamayanlardanım. Olamaz biri eksik kalır. Ya çocuklar kalacak ya da iş. Tabiy ki tercihimi her zaman çocuklarım için kullanıyorum. Onlar evimin neşesi, gürültüsü…ne yapalım zaten büyüyorlar o küçüklük hallerini özlemeye başladım bile. tek dileğim sağlıklı olmaları. sağlık olunca gerisi nasıl olsa oluyor değil mi? Şunlara baksanıza değmez mi? Varsın bir süre bloğuma da yazamayayım.........
-->
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika amway ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hediye hobi holiday hotel inat indianapolis instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lansman lasvegas magnet maket makyaj masa süslemesi masaj masal mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia olumlama omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm westfield wishlist yaşamdan yavaşyaşam yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.