Üstün dökmen süperrrrrrr…..

Yaklaşık 2,5 saat süren süper bir seminerdi. Stand up gibi de sayılır. Çok güldük belki de ağlanacak halimize. Düşündük de tabii. Her şeyden konuştu. Tarihten, Türklükten, sanattan, kişilikten, sağlıktan, eğitimden….
*Kendimiz neysek çocuğumuz da odur. Aynamız yani. Her şey kendimizle başlıyor. Hastaysak doktora gitmiyor erteliyorsak çocuğumuzda dişini fırçalamayı erteler. Bizden ne görürse onu yapar. Ona kızmaya hakkımız yok.
*Suflörsüz yaşam….yani bağımlı olmayan bireyler. Kendi ayakları üzerinde durabilen. Kendi kararlarını alabilen….ana temamız buydu. Zaten üstün dökmenin felsefesi de bu. Bu olay çok küçükken başlıyor. Mesela biri bir şey verince “Teşekkürederiz teyzesi” dememiz gibi. Sanki o yapamaz, o diyemez gibi…her şeyi onun adına yapmak…ya da kolonya sıkılırken büyüklerin eline dökerken çocuğun başına sıkılması gibi....
*Sonra çağımızın hastalığı depresyona girdi. Çekinmeyin doktora gidin, mutlu olmak için ne gerekiyorsa yapın dedi. Esasında hepimizin arada antidepresan içtiğini söyledi. Basit aferinde, öksürük şuruplarında bile ana maddesinin  olduğunu. Beynimiz için bir ilaç kullanmamızın gayet normal olduğunu. Beynimizi kahve içerek uyardığımızı, ayran içerek nasıl uyku verdiğimizi anlattı.
*Sonra bildiğimiz yanlışlardan bahsetti. Mesela tek çocuğun şımarık olduğu. Ya da uzaydan sadece çin seddinin göründüğü…çinlilierin hepsinin aynı olduğu….gibi….
*Başkalarının düşüncelerine saygı göstermemiz gerekmediğini anlattı. Sadece kişiliğine ve duygularına saygı göstermemiz gerektiğini…
*Kadınların her zaman ezildiğini. Erkeğin mi kadının mı zihinsel zekasının üstün olduğunu sordu. Erkeklerin çıkıyormuş ama nedeni ezilmişlikten kadınların arka planda kalmasındanmış. Mesela şoförlük. Bayanlar neden kötü kullanıyor ya da zorlanıyor park ederken. Bastırılmışlıktanmış. Erkekler 3-5 yaşında arabayla tanışırlar. Babaları alır kullandırmaya çalışır. Ama kızlara böyle yapmazlar. 17-18 yaşında kullanır olurlar. Kadınlar ise hayatlarında 25-30 yaşlarında arabayı görürler. Yani pratik olmadığı için geç öğrenildiği için bu durumdayız hanımlar. Gerçi hiçbir bayan kötü kullandığınıda kabul etmez. Ama bazı gerçekler var. bir erkek gibi kolumuz dışarıda, kulağımızda cep telefonu, vitesli bir arabayı kullanamadığımız ya da tek manevrayla iki araba arasına giremediğimiz gerçekleri... 
*Kadın erkek eşitsizliğinin ahlaki olmadığını….Kız çocukla erkek çocuğa ayırım yapılmaması gerektiğini….
*Hoca yıldız fallarına da inanmıyormuş. Epey ispatlı şekilde bize mantıksız olduğunu anlattı.
*Çocuğunuzun hata yapmasına izin verin. Mesela öğrenerek deneyerek yapmasına. Soğuk bir havada açık bir ayakkabı giymek istiyorsa bırakın giysin dedi. Ama telafisi mümkün şeyler için bunu yapalım. Mesela açık sigara içmemesini içine cam kırıkları koyduklarını deneyerek değil de söyleyerek, uyararak öğretmeliyiz.
 *Çocuklarımızı değiştirmeye çalışmadan onları dinleyerek ve anlayarak gitmemiz gerektiğini. Ve tabiyki çocuğumuzun her şeyi bizden örnek aldığını. Sigara içerken bu zararlı kötü bir şey demenin anlamsız olduğunu.
*annelerin çocuklarına zorla yemek yedirme sevdalarından. Otellerde çocuğunun peşinden koşan biri görürseniz türktür ve zorla yemek yedirmeye çalışan annedir genellikle.
*Kitap okumanın öneminden uzun uzun bahsetti. Bakın tatil yerlerinde elinde kitap biri görürseniz mutlaka turisttir.
*Çok kaliteli müzisyenlerimizin olduğundan. Güzel müzikler yaptığımızdan. ama bilmediğimizden...
Bunlarla hayatımızın kalitesini arttıracağımıza. Spor yaptıkça yapmak, yemek yedikçe yemek, kitapta okudukça okumak istiyor insan. Başlangıç noktası kırılınca gerçekten keyif almaya başlıyorsunuz.
Bunlarla ilgili örneklerle uzun uzun anlattı çoğumuzun bildiği şeyler ama önemsemediği ya da görmediği noktalara değiniyor. Esprilerle karışık hoş oluyor. Burada uzun uzun anlatmam mümkün değil. Mutlaka gidin görün dinleyin derim.
Sonu da her şeyin kendimizde bittiğiyle bitirdi. “Hayatımızın doğumundan biz sorumlu değiliz ama ölümünden sorumluyuz” dedi. Kaliteli yaşamak ve sonunu iyi kapatmak çok önemli. Kaliteli yaşamanın önemiyle başladı ve yine onunla bitirdi.
Bunca şeyden sonra ben iyi anne baba değilim, ne çok yanlış yapmışım demeyin böyle düşünmeyin. Siz olumsuz yaptığınız şeylerin yanında o kadar olumlu şeyler yapıyorsunuz ki önemli değil dedi.
Önemli olan kendimizi geliştirmeye çalışmak
ÖZETLE HARİKAYDI. BÖYLE İNSANLARIN ÇOĞALMASI DİLEĞİYLE…
Devamını Okuyun...

ankaradan kısa kısa...

*Ankarada yeni bir bebek mağazası açıldı reklamını bolca görüyordum billboardlarda. Ne diye sitesine girdim. Ankarada mağazası varmı tam anlayamadım ama birçok şey satan bir market gibi görünüyor. Tam anlayamadım yani. Ben de e-bebek gibi bir mağaza zannetmiştim. Merak edenlere http://www.vimjo.com/.
*Kentpark açılalı epey oldu. Konsepti biraz daha farklı geldi. Büyük geniş mekanlar bırakmışlar. Ferah yani. Rahat rahat dolaşıyorsunuz. Farklı konseptlerde mağazalar var. Zaten farklılık olmasa bunca avm arasında kalkıp gitmek zor gelebilir.
*Ankamallde Tema’nın sergisi varmış…zaten her hafta avm’lerde farklı etkinlikler oluyor. Hatta konserler….kitapçılarda imza günleri…
*Yaz geliyor okullar kapanıyor. Artık üniversitelerde bahar şenliklerinin sonlarına gelindi. Haziran’da da festivaller başlıyor. Özellikle belediyelerin hepsinin festivali var, ünlü sanatçıları getiriyorlar.
*Araştırmacı Çocuk Merkezi ile ODTÜ Mezunları Derneği’nin ortak etkinliği var. 4 hafta boyunca 22 Mayıs, 29 Mayıs, 5 Haziran ya da 13 Haziran tarihlerinden birinde, saat 10:30 – 17:30 arası, 9 – 12 yaş grubu çocukları “Bir Kaşık Mühendislik” tatmaya davet ediyorlar..
*My Gym Mini Town 2010 Yaz Okulu Kayıtları Başlamış….
*Mağazalarda indirimler azar azar başlamış. koton'da güzel şeyler var bir bakın derim. bu sene kot yılıymış. herşey kottan. ayakkabı, çanta, elbise, etek...sadece pantolonla sınırlı kalmayın...
Devamını Okuyun...

biraz da kendimden...

Yazı yazma kursu süper zevkli. Hocalarda çok iyi. Profesyonel yazar zaten ikisi. İnsan ölene kadar birşeyler öğrenmeye çalışmalı. Ne çok şey öğrendim hele de karşınızda bilgili, kaliteli hocalar olunca onların deneyimlerini bile dinlemek, paylaşmak bir zevk. Bizim ülkemizde her ne kadar belli bir yaştan sonra gereksiz, ayıp görülse de vazgeçmemek lazım ben çok keyif alıyorum. iyi ki başlamışım nefes aldığım bir zaman dilimi benim için işle ev arasında. Bu yorgunlukla nasıl yaparım diye düşünüyordum ama sevdiğin birşey yaparken yorgun olduğunu hissetmiyorsun. Gerçi sonrasında epey zor oluyor. Çalışan bayanın küçük çocuğu da varsa kendine özel, kendini mutlu edecek bir şeylerle meşgul olması gerçekten zor. Sen ne kadar yapmak istesende etrafın bu yaştan bu saatten sonra ne anlamı var diye sana söylenir. Ayrıca eşinin de pek hoşuna gitmez. Ne de olsa evdeki ya da onlara ayıracağın zaman diliminden kullanacaksın. Ama hepsini göze alıp istediğiniz, yapamadığınızı düşündüğünüz her şeyi yaşınız kaç olursa olsun yapın deneyin derim…kendinize özel zamanlar yaratın. En çok da kendimi zorlayıp iki kitap okuduğuma seviniyorum. Ve gördüm ki gerçekten istenince vakit yaratılıyor. Ve okudukça daha çok okumak istiyorsunuz.
Hayatımda hiç bu kadar kilo almamıştım. Formula 7 hiçbir işe yaramadı maalesef. Diyet yapıp yanında da sporla takviye etsem zaten zayıflarım. Başka takviyeye ne gerek kalacak ki. Özetle bir sürü para bayılmayın tek başına bir işe yaramıyor.
Devamını Okuyun...

çınarın konuşmalarından...

*Yalnız banyo yapıyoruz üstelik şarkı söylüyoruz. Kreşte birkaç şarkı öğrenmiş. Bağıra bağıra.
*2,5 yaşında diyorum soranlara hemen duyup atlıyor “ben üç yaşındayım” diye bağırıyor. Bana da kızıyor .
*Senin memişlerin büyük benimki küçük…:))
*Kim benimle oyun oynar?
*Anne kızar, baba kızar…Bana neden sinir oluyon? Sen bana sinir mi oluyon? demezmi birgün. Ben de başka bir şeye sinirlenmiştim söyleniyordum.
*Sen bozmazsan ödül vericem (yaptığımız oyuncağı için söylüyor) Sütünü, memeni, şekerini ödül veririm sana…
*Sayıları 10’a kadar sayıyoruz.
*“Tatlişkom” “cici cici” deyip sabah altıda yatakta saçımı yüzümü okşuyor(26.05.2010). Dünyanın en güzel şeyi olmakla birlikte bu dönemi en zor diye düşünüyorum. Her şeyden önce çok tehlikeli, hareketli hiç durmuyor. Geçende yatağın üstünde zıplarken yere düştü boyun üstü çok korktum. Ve ebeveynleri zorlayan kısmı inat…yapma dediğini olmayacak şeyleri ısrarla yapıyor. Seni çileden çıkarana kadar. Zor çok zor…
Devamını Okuyun...

paşam...

*Kreşle arası iyi. Sevdiğine çok mutlu oluyorum. Epey bir aktifler hergün bir sürü şey yapıyorlar. Çok şey öğreniyor. 23 nisanda tişörtünü boyayıp onu giymişlerdi. Anneler günü için epey etkinlik yapmışlardı. Kreşe çağırdılar bizi. Cd hazırlamışlar tüm çocuklar annelerine bir şeyler söylemiş çok güzel. Hatta o cd’den herkese çoğaltmışlar verdiler. Çınarda “seni çok seviyorum anneciğim” demiş. Nasıl duygulandım. Gözlerim doldu. İnanılmaz bir şey. Hepsi çok tatlıydı. Sonra bize gösteri yaptılar, ikramlarda bulundular. Ayrıca çiçek, yaptıkları anne resimlerini ve birde boşlukları olup annesiyle ilgili sordukları soruların cevaplarının yazılı olduğu bir metin verdiler. Süperdi gerçekten. Çınar çok komik cevaplar vermiş. Annenin en sevdiği yemek vs. gibi sorulara. Ama doğru ve iyi yanıtlarda vardı.
*Çınar 19 mayıs’da sinemaya götürün beni diye tutturdu. Geçen Pazar günü gazete ekinde shrek üç boyutlu filmin afişini vermişlerdi. Bizde daha o gelmedi dedik ama anlayana. O yüzden vizyonda olan "ejderhanı nasıl eğitirsin" üç boyutlu filme götürdük. Ben pek umutlu değildim durmaz diye düşündüm ama çok sevdi ve tam 2,5 saat kaldı. Yine gelelim diyor. Sevdi sinemayı.
*Çınarı Smart play’e bırakıyoruz. O da bizde mutluyuz. Trambolin de bir zıplıyor ki bu ara en sevdiği şey. Bu konularda çok titiz olmama rağmen özelikle 365 dekini çok güvenilir buluyorum. O yüzden abone olduk daha indirimli oluyor. Bir buçuk saatliğine bırakıyorsunuz genç ablalar var ilgileniyorlar, oynatıyorlar ve rahat rahat ya alışveriş yapıyorsunuz ya da kahvenizi içiyorsunuz.
*23 nisanda avm’de yüzünü boyadılar. Eve gelince aldığı uğur böcekli araba yastığı ile pozlar verdi. Avm’lerde çocuklara yönelik etkinlikler sıkça oluyor. Bizde oralardayız tabii. Kentparkda güzel bir yer yapılıyormuş, epey anlattılar yakında açılacakmış.
Devamını Okuyun...

çınarcıkkk...

*Oğluşumla bolca patates kafa oynuyoruz. Her şeyin zamanı var benim gibi sabırsız olmayın lütfen. Zamanı gelince ilgi duydukları alanlar değişiyor. Bir ara hiç oynamadığı için endişeleniyordum. Şimdi komiklikler bile yapıyor oradaki malzemeleri takıp. Komik olmaya çalışıyor. Ben komikmiyim? diyor sonra.
*Doktorun önerdiği beyaz sayfayı aldık çok hoşuna gitti. Özelikle bu isim yapmış leonardini, imaginirium gibi oyucakçılar da süper oyuncaklar var. Oralarda kılıç, tabanca gibi oyuncaklar bulamazsınız. Sadece eğitici oyuncaklar var. Ve hiç aklınıza gelmeyen şeyler. Çok iyi düşünülmüş çok güzel. Her ne kadar pahalıda olsalar haklı olarak diyorsunuz. Hem sağlıklı hem de eğitici oldukları düşünülürse değer doğrusu.
*Bıcır bıcır konuşuyor. Hiç susmuyor ki. Ve sürekli oyun oynamak istiyor. Oyun oynayan yardımcı elemanlar yok mu?böyle bir sektör doğmalı…
*Artık makineye poz veriyor çektirip bakıyor nasıl çıkmışım diye. Hiç fotoğraf çekemediğim çocuk nasıl poz veriyor.
*Mesela epeydir hiç telefonla konuşmuyor kimseyle. Dedesi arıyor sesini duymak istiyor ama o hiç konuşmuyor. Eminim onunda zamanı gelecek. Bir arada tüm telefonlara o bakıp konuşmak isteyecek elinden zor alacağız.
*Çıplaklık en sevdiğimiz şey. Giymemek için sürekli kaçıyor evde koşturmaca halindeyiz.
*Emziğe iyice düştük. Bir ara bırakmıştı sonra yine dadandı ve şimdi önünü alamaz olduk. Doktorun önerisi olan acı oje alıp sürdüm çok berbat bir tadı var. Birkaç gündür kullanmasak da sık sık sayıklıyor istiyor. Günler, aylar, yıllar geçiyor bizim halen emzik ve kabızlık sorunlarımız devam ediyor. Hadi hayırlısı.
*Ve sevdiği ablası Kaderle hayvanat bahçesinde.
Devamını Okuyun...

2,5 yaş gelişimi

Özellikler
1. İnadı artarak devam eder.
2. Zıplar
3. Ayakkabısını giyip çıkarabilir
4. Çorap çıkarabilir
5. Tekrarlara düşkündür. Bi daha ile sürekli ister. Bir kitabı okuduktan sonra tekrar özet çıkarıp sorular soralım. Mesela aslanın neyi vardı, tek kulaklı olan kimdi gibi….
6. Makyaj yapar. merak etmeyin sadece renkler hoşuna gittiğindenmiş….
7. Evcilik oynar. rol dağılımı yapın oynayın lütfen…Ev şato alınabilir.
8. Yalan söyler: “asla yalan söyleme” demeyin doğru olanı sorun “emin misin” gibi ifadeler kullanın, kızmayın.
9. Asla yargılamayın.
10. Bir şey büyütmek ister. Çim kafa alınabilir. Suyunu enjektörle verip büyütsün.
11. Hediye üretin. Ahşap bocuklarla ipe dizip kolye yapıp hediye etsin birine.
12. İyi akşamlar, kolay gelsin, teşekkür ederim, iyi günler, günaydın gibi kavramları öğrensin
13. Mevsimleri öğret
14. Meslekleri öğret
15. Doğduğu ayı öğret
16. Sağ elim, sol elimi öğret
17. Her bir parmağının ismini öğret (başparmak, orta parmak vs.)
18. Renkler 6 ay içinde öğrenilir
19. Şekilli magnetleri ya da önceden alınan ahşap yerleştirmelerde olabilir. Kağıt üstüne koyup etrafında çizsin, şekli çıksın.
20. Marka evdeki tüm markaları Harflerle eşleştirme. 29 harfi alıp ilkönce 3-5 harf arasından markanın ilk harfi hangisi diye sorulup bulması istenebilir. Tekrarları çok sevdiğinden markaları ezberleyebilirlermiş. Ve dışarıda gördüğü markaları hatırladıkça gösterip çok mutlu olurmuş. Mesela sony, arçelik gibi….
21. Evinin semtini öğret
22. Kreşinin adını öğret
23. Yılbaşını anlat. Nasıldır, neler olur vs.
Alınabilecek oyuncaklar
1. Basketbol potası
2. Moon-sand (D&R var. Birçok kırtasiye ve oyuncakçıda da var)
3. Leonardini oyukçaçısında kurtçuklar ve bembeyaz sayfa. Kalemine suyu doldurup sayfayı suyla boyadıkça alttan resim çıkar, hoşuna gider.
5. Puzzle kitap
6. Sticker kitap
7. Magnetic Harfler
8. Ev/şato- evcilik oynayabileceği mekanlar
Devamını Okuyun...

inatlaşma...


Çocuğunuzla sorunlar yaşıyorsanız ya bir kitaptan ya da uzmandan yardım alın. 2,5 yaşında çok basit şeyler yaşıyoruz gibi görünsede ilerde çok önemli etkisinin kalabileceği bir dönemdeyiz. Ve çok basit gibi görünen sorunların çözümleri var. Doktor her şeyin bir çaresi olduğunu söyledi. Mesela;
Sorun: Bezini değiştirtmiyor. Çözüm: Let’s go-külot bez alalım.
S:Sabahları kreşe giderken kıyafetlerini giymek istemiyor. Ç: Gece yatarken kreş kıyafetini ya da eşortmanını giydirip yatırın.
S:Astım fısfısını yapmak istemiyor. Ç:Buhar yoluyla verilebilirmiş farklı yöntemler varmış. Doktorunuza danışın.
S:Sevmediği ilacı içmiyor. Ç:Sevdiği bir ilaçla(calpolle mesela) karıştırıp verebiliriz. Ama siz bu konuyu doktorunuza danışın tabii. Her ilaç için olurmu bilmiyorum.
S:Emziğini bırakmıyor. Ç:Eczaneden acı oje alınıp emziğe sürülecek. Bakalım çare olacakmı?
S:Kıyafetlerini giymiyor seçiyor. Ç:İki seçenek önüne sunulup birini seçmesi istenecek.
Özetle inatlaşmadan ortak yolu bulmak lazım. Bazen çok zor olup çileden çıktığımız anlar olduğunu da çok iyi biliyorum ama hep diyorum ya çocuk demek sabır demek. 4 yaşına kadar maalesef inatı ve yaramazlıkları devam edermiş. Önümüzde 1,5 yılımız daha var. Hepimize kolay gele…
Devamını Okuyun...

doğal hayat

Ülkemizde yüzlerce nadir endemik(dünyada tek olan) tür çiçek bulunuyor. Bunlardan bir tanesi de ankara gölbaşında. Başkentin hemen yanında uzakta değil 15-20 dakika mesafede. İsmi peygamber çiçeği ama bir aşk hikayesi olduğu için sevgi çiçeği konmuş halk arasında. Hikayesi de ayrı bir güzel anlamlı. Kavuşamayan iki gencin aşklarını anlatıyor. Mayıs haziran dönemi çiçek açma zamanı. Gölbaşı hacıhasan köyü civarlarında çiçeği görebilirsiniz. Birkaç rengi olan, kendi kendine yetişen doğal bir çiçek. Çok güzel gerçekten. Maalesef koruma önlemleri alınmaz ve yaygınlaştırma çalışmaları yapılmaz ise bitecek yakında. Eskiden tüm gölbaşında her yer bu çiçekten oluşan tarlaymış…ama şimdi sadece bir iki bölgede çok az görülmekte. Doğayı nasıl yokettiğimizin resmidir bu.
Mogan gölünde ayrıca yüzlerce kuş yaşamakta tam bir biyoçeşitlilik alanı. O kadar doğal ve güzelki. Ama bizim için doğa: kaçamakların yapıldığı sessiz kuytu bir alan demek. Ya da piknik yapabileceğimiz bir yer. O alanlara tabelalarla bilgilendirme yapılsa korumaya alınsa belki insanlar çiçeğin üstünde piknik yapmaz ya da göl kenarında kuşların yanıbaşına çöplerini atmaz. Orada bir başka canlının yaşadığını bilmek belki insanlarda bir çekince oluşturur. Onunda yaşam alanına saygı gösterir. O kadar güzel alanlar ki onları gözlemlerken kendinizden geçmeniz olası. kuşlarında insanlar gibi hikayeleri var. Birlikte gölde dans ediyorlar ya da eşi ölünce diğeride intihar ediyor…isimleri bile çok güzel. bıyıklıbaştankara, yalıçapkını,  dikkuyruk...
Ne kadar doğadan uzak ve yabancı yaşadığımızı bir kere daha anlıyorum. Büyük şehir falan bahane. İşte yanıbaşımızda doğa ama gidip görmüyoruz, araştırmıyoruz bilmiyoruz. en azından çocuklarımızı böyle alanlara götürüp gösterelim. doğayı görsünler. özelliklede kuşları. ben çınar biraz daha büyüsün bu kuş alemini ona göstermeyi çok istiyorum. çocuklarımız doğayı ancak yaşayarak öğrenebilirler.
sizlere bolca sevgi çiçeğinin ve mogan gölü kuşlarının resimlerini koyuyorum.
Devamını Okuyun...

annenin kimlik kartı

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...
- Anne bebeğini 9 ay karnında taşır.
- En mutlu günü yavrusunu kucağına aldığı gündür.
- Gecesi gündüzüne karışır. Yüreği yavrusunda atar. Yemez yedirir, giymez giydirir.
- Yeniden yemek yemeyi, konuşmayı, yürümeyi öğrenir. Yeniden okuma yazma öğrenir.
- Yavrusunun sevinci mutluluğu, üzüntüsü kederi olur.
- Kötü günü yavrusunun hastalandığı gündür.
- Yavaş yavaş büyüdüğünü görmekten mutlu olur.
- Onun adı annedir. Görevi kutsaldır.
- Tek isteği vardır, yaşlandığında unutulmamak.
Bir Çin atasözünde
 "Dünyada sadece bir tek güzel çocuk vardır ve her anne ona sahiptir"
Alman atasözünde
 "Kimbir çocuğu alırsa, annenin kalbini de alır"
Yahudi atasözü
"Tanrı her yerde olamazdı ve bu nedenle de anneleri yarattı"
(çınarla resmimizin ne kadar az olduğunu farkettim. çünkü sürekli ben onu çekiyorum yada o beni. ikimizi çeken yok malesef)
Devamını Okuyun...

evde çocuk güvenliği

Çocuğunuz evde güvende mi sayıyorsunuz? gazete yazısını okudum. Çok muhim gerçekten. Tüm dünyada ev kazalarından ölen veya yaralanan çocuk sayısı hiç de az değilmiş. Bu işi yapan özel firmalardan bahsediyor. mesela Türkiyede de Safe T Child diye bir firma evinizi çocuklarınız için güvenli hale getiriyormuş.  
Bende neler yaptım diye düşündüm. Epey önlemler almışım.
En önemlisi pencereler. Çınar henüz 1 yaşına girmeden 10. katta oturduğum için endişelenmeye başlamıştım. Ve pencereden anlayan birilerini çağırıp ne yapabileceklerini sorduk. Üstlerine özel bir mandal gibi bir şey taktılar. Çocukların pek kolay açamayacağı bir şeydi. Tüm pencerelere yaptırdık. evi havalandırırken bile korkuyorum bir anlık bir şey işte. Gerçekten yüksekte oturmak çok dezavantajlı, kesinlikle birtakım önlemler almanız gerekiyor. Mesela pencere önünde hiç koltuk, kanepe yok. Doktorumuz söylemişti zaten bizde önceden evin şeklini değiştirmiştik. Camın kenarında olan koltuklarımı içeriye aldım oraya masayı koyduk. Gerçi artık sandalyesini ya da taburesini alıp biryerlere çıkmaya çalışıyor ama yinede pek ulaşamıyor henüz. Birkaç aydır dış kapıyıda açar oldu. O yüzden üstteki mandalını kilitliyoruz. Asansörde tehlikeli çocuklar için.
Bir dönemde televizyona takmıştım. Elleyip sarılıyordu. Üstüne düşecek diye endişeleniyordum. Alt sehpasını kaldırıp orta sehpamızı tv altlığı yaptık. Şimdi çok daha güvenli. Zaten orta sehpanın kalkması şarttı. Sivri köşeleri ve alanı kaplamasıyla pek güvenlikli değildi. Kenarlarına yapışkan yumuşak şeyler alıp taktık ama çınar onları hep çıkardı söktü. bir işe yaramadı yani.
Birçok süs eşyasını kaldırdım. Hatta masanın üstünde vazonun içinde renkli taşlar vardı. Onların ilgisini çektiğini gördüm. Oynamak istediğini. Ve hemen içini boşaltıp kaldırdım.
Deterjanların hepsini alıp üstteki dolaplara koydum.
Bazı mevsimler zehir salgı bırakan çiçeğim vardı. Böyle bir şey olduğunu duyunca hemen attım. Bir iki canlı çiçeğim kaldı evde. toprakları henüz ilgisini çekmiyor. Toprakda boğulma tehlikesi taşıdığından tehlikeliymiş.
Ocağın ön gözüne 2 yıldır çay, su vs.sıvı bir şeyler kaynatmıyorum. Hatta olabildiğince bir şey bırakmıyorum.
Bebek karyolalarıda çok önemli. Alırken boyasına, yan dikme aralıklarına dikkat etmek gerekiyor. Arasında sıkışması sözkonusu olabilir. Üstüne astığınız oyuncaklar bile önemli. Belli bir aydan sonra çıkartmak lazım.
Ayrıca nohut, leblebi, boncuk gibi küçük boğulma tehlikesi olan malzemelere de dikkat.
Birde dolanan şeyler. Mesela emzik askısı ya da yelek ipi gibi. Gerçi yeleklerin düğmeleri de tehlikeli, koparıp, yutabilirlermiş.
Mutfaka dolaplarına, çeşitli çekmecelere bebek mağazalarından aldığımız koruyucu mandallar, yapışkan tutucular taktık. Özellikle içini karıştırmasından öte mesela çekmeceyi çekince yada kapatırken elinin sıkışması, kapının aralığına parmaklarının sıkışması gibi konular önemli. Ya da yanlış bir şey ağzına sokması, yemesi mutfakda.
Poşetler, kova, küvet gibi kaplar ve yaşına uygun olmayan oyuncaklar da risk taşıyan grup.
Artık birçok mağazada çocuk güvenliği ile ilgili aparatlar satılıyor. Hele eviniz iki katlı, havuzlu falan ise daha çok önlem almanız gerekmektedir.
artık bunları o kadar kanıksamışım ki sanki hep böyle yaşıyordum gibi geliyor. şimdi yazınca çınarla birlikte evde ne çok değişiklik yaptığımı fark ettim. Evim artık eski evim değildi. Belki hiç şık veya hoş değil ama en önemlisi çınardı. Onun güvenliği.
Devamını Okuyun...

ankaradan

Ankarada ailecek gidilecek en güzel yerlerden biri ahlatlıbel. Burası henüz keşfedilmemişti 10 yıl önce. Çok güzeldi. Güzelliği sakin, temiz oluşundandı. Ankarada öyle geniş çim alan bulmakda zordu. Gelenlerde daha seçkindi. Şimdilerde son 2-3 yıldır tüm Ankara sanki buraya geliyor. İnanılmaz bir kalabalık oluyor. geniş bir yeşil çim alan olması en cazip tarafı gibi görünse de benim için mangal yapılmaması da çok keyif verici. Ankarada her gittiğiniz açık alanda, köşede mangal kokusu almaktan çok keyif almıyorum. Ve çok kalabalık ortamlardan da. Zaten pislik, saygısızlık dizboyu oluyor böyle zamanlarda. Yani eski cazibesi güzelliği kalmadı ahlatlıbelin. Yol boyu dizilen arabalar ve otoparkı tıka basa. Otoparkı pahalanmış. Gerçi bütün gün gelip orada vakit geçireceksen çok önemli bir para sayılmayabilir. İnsanları en çok çeken yanı da parasız olması herhalde. ama benim evime yakın olduğundan hafta içi akşamları yarım bir saatliğine yürüyüşe gidiyorduk. Böyle olunca sürekli gidince pahalı geliyor.
Moganparkın mangal piknik alanıda çok keyifli dinlendirici bir yer ama hafta sonları inanılmaz kalabalık. Hafta içi sakinken gidince dinlendiriyor, huzur veriyor göl. Bu aralar gölbaşında göl kenarında Atatürk sahil parkının içinde yeni bir cafe açılmış. çok keyif verici. Geçen Pazar çınarı alıp gittim sabah 10 gibi. Kendimi istanbulda deniz kenarında gibi hissettim. Çok güzeldi. Sakin, temiz, dinlendirici. Çınarla kuşları izledik. Cafede minderlerin üstünde uzandık dinlendik çay içtik. Parkta oynadık. Yeni açıldığı için keşfedilmedi henüz. Gerçi sabah erken saat olması da bir etken. Eminim öğleden sonra orasıda doluyordur.
Gezmeyi çok sevdiğimden mi bilinmez işyerinde de bugünlerde ankarada turizm başlıklı bir iş üstünde çalışıyorum. yakında sizlere ankarada gezilecek görülecek yerlerle ilgili daha çok alternatifler yazacağım....
Göl kenarında azda olsa deniz özleminizi giderebilirsiniz. Su heryerde her şekilde sizi dinlendiriyor. Artık havalar düzeldiğine göre açık yeşil alanları keşfetme, gitme zamanıdır.
Devamını Okuyun...

çınar


Oğlum gitti yerine sanki başka bir çocuk geldi. İnanılmaz inatçı, dediğim dedik. Her şeyi kendi yapmak istiyor. Elimi üstüne değdirince giyinirken kıyamet kopuyor. Ya da başka bir kıyafet giy mi dedim aman allahım. Ne olursa her şeye ağlıyor. Yapma dediğine inatla yapıyor. Neden yaptın diye sorunca “yaptım” diyor. Hiçbirşey umrunda değil.
Ben de bu dönemi atlattığımızı düşünüyordum ki meğerse yeni girmişiz. Sanırım bu 2 yaş sendromu.
Her ne kadar sabırlı olmaya çalışsanda bir süre sonra hatlar kopuyor. Nasıl hoyratça davrandığımı düşünüyorum bazen. Kızıyorum, bağırıyorum. Haklı sebeplerim var tabii. Ama sonradan çok üzülüyorum ve haklı olmadığımı düşünüyorum.
En önemli sebep yorgunluk insanın tahammül gücünü azaltıyor. Yoğun bir iş gününden sonra eve dönmüşsün. Sen bitmişsin ve evde bir sürü şey seni bekliyor. Çocuğun ise senden birçok şey bekliyor, istiyor. Yemek, ortalık, çamaşır, temizlik, bulaşık, banyo vs. artık dizi bile izleyemiyorum işten ve yorgunluktan. Dünyayla bağlantım kopmuş gibi. Evde iş güç, işte yoğun çalışma. Çok acımasız hayat sana hiç özel yaşam alanı tanımıyor maalesef.
Gerçekten insan bir süre sonra kendine dönük oluyor öyle bir an geliyor ki çınara olan sevgim falan hiçbirşey gözüm görmüyor. Sadece biraz uzanıp dinlenmek istiyorum. Çünkü bedenin iflas etmiş oluyor. Eskiden çocuk yetiştirmek kesinlikle daha kolaymış. Kalabalık ailelerde. Biri yorgun olsa diğeri ilgileniyordur. Evde bir kişi olsa sana yardımcı ya da gündüz birkaç işini yapan süper rahatlatıyor insanı. Şimdi hiç şansınız yok. Varsa yoksa hayat annenin etrafında dönüyor. Şanslıysanız eşiniz biraz size destek oluyordur. Şartlar o kadar önemli ki çocuk sayısının belirlenmesinde diye düşünüyorum….
Çınardan;
 “Gözlerini kapatırmısın anne? Anne açar mısın?sürpizzzzz”….süprizler herhangi şeyler tabii. Ama çok hoşuna gidiyor saklambaç oynamak gibi geliyor ona.
 Cevap vermediği bir şey olunca başlıyor başka bir dil konuşmaya. Nasıl hızlı kuş dili gibi hızlı ve akıcı. kendince bir dil yani. Şımarıklıkla karışık.
 “Baba oldum” diyor. Bana “çocukkkk” diyor. yani bizi çınar yapıyor. Güya kızıyor bana. Çocuk demek taklit demek. Beni izliyorum sonra. Boşuna rol model demiyorlar.
 “Hayatımı kutardın tekederim”. Bu aralar her şeye tekediyor kreştenmi öğrendi ne.
 “Özkan baba, Özkan anne” diye söyleyip duruyor. Soyadını da öğrendi.
 adın ne senin? “Çınar Özkan”
 “Neler oluyor orada?Nerdeydin?napıyosun burda?”
 “Ne yapıyodun ben aradım seni bulamadım”
 “alarmısın” “bularmısın” ……Biraz kabayız))
Devamını Okuyun...

ARŞİV

YAZILAR

10.ay 100esya 14şubat 2 2016trend 23 nisan 40 yaş 5yaş 8mart abiye mağazaları acı adem hastalığı aile aksesuar alanya alışveriş ameliyat amerika amway ankara ankaralıbloggerlar ankaralibloggeranneler anneler günü annelik antalya arkadaş aşk atölye avm azeşya bahçe bebek bebekbezipastası beslenme blog blog etkinlikleri bloggeretkinliği bloggerolmak bolu boyama brunch cadılarbayramı cezaevi cinaragaci cinaragacihediyelik cocukkitaplari cosplay çekiliş çevre çevrehediye çınar çınar ağacı çinar çocuk çocuk cafesi çocuk eğitimi çocuk gelişimi çocuk kitapçısı çocukgiyim çocukkorkusu çocukmodası çocukoyunalanı çocukoyunevi çocuksineması çocuktiyatrosu dekorasyon dekupaj dernek dıy dileklistesi dişbuğdayı diyet doga doğa doğalhayat doğalkozmetik doğum doğum sertifikası doğum sonrası doğumgünü doula dress duvar süsü düğün düğün organizasyonu düğünhediyesi ecocity eğitim eğitimsistemi eğlence ekolojikokuryazarlık el işi elbise elektrik süpürgesi engelli eskişehir evetkinliği fashion fashionmia favoriler festival floransa frenze fuar gamiss gelişim gezi gordionantikkenti güzellik hamilelik hayatın içinden hayatin içinden hazan hediye hobi holiday hotel inat indianapolis instagram insülindirenci istanbul iyilik kaban kadın kadın olmak kadinlargunu kapadokya kıyafet kilo kitap kitubi konser konya kostum kostumluyarisma koşu kralmidas kumaş kültür lansman lasvegas madalyonet magnet maket makyaj manzara masa süslemesi masaj masal mekan mezuniyet minikfenomen minyatürev moda monsterhigh Moskova mutfakeşyaları mutluluk müze nil nurturia olumlama omo oyun oyuncak oyunevi oyunmerkezi ödülceza örgü özgecan özgürbolat partievi pasta-yemek pinterest piskoloji polatlı pril proje restoran roma rosegal sabun safrakesesitasi sağlık sammydress sevgi sinema sokak oyunları sonbahar soru-cevap sosyal sorumluluk spa spor sünnet sünnet düğünü sünnetdüğünü şeker tablo tarih tatil tatilsüsleri tatuta taurusavm tecavüz teknoloji temizlik tosave toyyzshop travel trekking turizm westfield wishlist yaprak yaşamdan yavaşyaşam yedigöller yemek yunanadaları zaful zaful coupon zaful haul zaful review zaman
 

ZİYARETÇİLER

ÇINAR AĞACIM COPYRIGHT©2009-2015. TÜM HAKLARI SAKLIDIR.
BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILAR VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.