hasretlik

İşte bir çocuğun bebeğin kahkahasıdır hayatın anlamı. Ne anlamlar yüklüdür onda. En saf, en güzel, en içten gülüşmeler. çınar gülerken onunla boğuşup oynarken, eğlenirken sonrasında işte hayat budur dediğim çok oldu. O anlar işte. Mutluluk o anlarda gizliydi. Hayatın gizemi sırrı ordaydı. Hiçbirşeyi düşünmeyip, birey olduğunu unutup çocuğunla gülmek kahkahalar atmak…belki o anlarda bizde çocuk oluyoruz onlarla.
Ayrılmak zor hem de çok. Ufak diye mi böyle hissediyorum yoksa bu bir başlangıç mı? her zaman mı böyle hissedeceğim bilemiyorum. Tek bildiğim zor olduğu. İlk kez böyle uzun ayrılıyoruz. Uzun dediysem 5 gün. Ama bana çokkk uzun geliyor. Neyse ki telefonda konuşuyoruz sesini duyuyorum. bu yandaki tontiş böyle diyor...
"dön artık yeter bu hasretlik bak sensizlik beni ne hale getirdi"
ESAS HASRETLİK ANNENİN ÇOCUĞUNDAN AYRILMASIYMIŞ…
ayrıldıktan sonra çok kötü oldum yattım uyudum. Uyku bazen en iyi ilaç oluyor.
Çınarla birlikte alışmakta en zorlandığım noktalardan biri dağınıklık oldu. Düzen hastası biri olarak beni en zorlayan nokta diyebilirim. Ama dayanıyorum, alıştım sayılır. Halen rahatsız oluyorum ama müdahale etmemeye çalışıyorum. Ev birbirine giriyor görmezlikten geliyorum. Gözüm artık ne eşya görüyor ne dağınıklık. Yani çocuğunun hatrına alışkanlıklarıdan vazgeçebiliyorsun. insan her şeye katlanıyor, değişiyor. evde olmadığı zamanlarda yeter ki oğlum olsunda her yeri dağıtsa diyorum. Çocuk evin neşesi, sesi. Hareketlilik getiriyor eve. Aile gerçekten çoçukla aile oluyormuş…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder