lohusalık depresyonu

Süt sağma makinesinin sesini aylar sonra duydum ve hiç özlemediğimi tekrar fark ettim. Hayatta en sevmediğim ses diyebilirim. En zor gelen ve sonlara attığım yazım bu. Çünkü gerçekten oğlumla güzel günlerime gem vuran, aramıza giren kara günler…siyah süt mü desem, depresyon mu, lohusalık sendromu mu bilmiyorum. Ama hepsi aynı, kötü bir şeyi anlatıyor. Sürekli ağlıyordum. Artık uykusuzluktan mı, yorgunluktan mı yoksa emziremediğimden mi, sürekli süt sağdığımdan mı bilemiyorum. Üstelik 4 kez lohusalık ateşi oldum. Yani 40 derece ateşle bayılıp hastaneye acile kaldırıldım. Çok ağır geçti. Oğluma süt bile veremedim antibiyotik kullandığımdan. Daha neler neler…
Çok zor bir dönem. Ne yapacağını bilmiyorsun, başka bir dünya, eski hayatından çok farklı ve sürekli aylarca gece gündüz aynı şeyleri yapıyorsun. Bilmiyorum hormonlarım alt üst olmuştu belki de. Kendime gelemiyordum. Elif Şafak’ın kitabı da tam o dönemde çıktı ve hızla okudum süt sağarken tabii.boş bir zamanım olması mümkün mü?olsa uyurdum herhalde.en çok ne zaman bitecek? bitiyor mu? bitince nasıl oluyor? onu merak etmiştim kitapta. düşünsenize isteyerek yapıyorsunuz, doğsun diye acele ediyorsunuz. çok farklı güzel hayaller kuruyorsunuz. ama karşılaştığınız manzara çok kötü. yani bebeğiniz emmiyor, ağlıyor, gazı var. birşey yapamıyorsunuz. madem bakamayacaktım neden yaptım diyecek kadar ilerliyor düşünceler....
Hani her şey kontrolünüzden çıkmıştır ya öyle bir durum. Ben kendimi de evi de Çınar’ıda kontrol edemiyordum. Her şey benim iradem dışında oluyordu. Ağlamak istemiyordum ama ağlıyordum, tutamıyordum. Her şeyde böyleydi. Çınar’ı emzirmek istiyorum uğraşıyorum olmuyor. Sanki her şey kötü gidiyor ve hep öyle gidecek. Oysa bebeğim oğlum olmuş ne güzel diyemedim yani.
Çınar emmediği için 6 ay boyunca gece gündüz demeden 2-3 saat arayla süt sağdım. Kafaya koymuştum 6 ay verecektim anne sütü. Hatta daha uzun veremediğim için çok üzülmüştüm ama depresyondan ve süt sağma işkencesindende kurtulmam lazımdı. oğluma ve aileme mutlu ve sağlıklı daha fazla faydam olacağına karar vermiştim.
Sürekli biberonları yıka, hijyen sağlamaya çalış. İçime sinmiyor. Direk göğsümden alsa çok farklı olur diyorum. İlk başta tek makinayla sağarken işi kolaylaştırmak için ikincisini bile aldım. Tam gaz işlevimi görüyordum))))
Süt gerçek bir mucize. tahmin edemezdim birgün göğüslerimin bu kadar önemli olacağını. Göğsünüzden süt geliyor, şakır şakır akıyor. Çınarın emmemesi büyük talihsizlikti benim için.
Çınar emsin diye neler denedik neler? Uçlar taktım olmadı. fön makinesi çalıştırıyordum ağlamasın diye. Etkili de oluyordu ama biberon ona çok daha kolay gelmişti sanırım. Zorla ağlaya ağlaya veriyordum onu da 2-3 ay zorladım.
Göğüslerimin yara olması ayrı bir derdimdi. Sürekli kanıyordu, yara haldeydi. Ve ben yinede yılmadım o kadar işkenceye rağmen. Öyle bir acı ki tarifsiz bir tek çekenler bilir. Tabii bu yaralar iltihapa dönüşüp bende ateş yapıyordu. Gerçekten her şeyde üst üste ve olumsuz gitti.
En başta da dediğim gibi belki de bir daha yaşayamayacağınız bebeğinizin ilk 6 ayının hayatınızın en zor dönemi olması, tadını çıkartamamanız kötü bir talihsizlikti.

1 yorum:

  1. yaşadığın sıkıntılar benim içinde anlam kazanmaya başladı.. artık anlatacaklarını çok daha dikkatli dinleyeceğim arkadaşım emin ol..:)

    YanıtlaSil