Bilipte yapamadıklarım….

Biz doktorumuzun söylediklerini çok önemseyip yapmaya çalışıyoruz. Ama zaman geçtikçe dedikleri unutuluyor. elimde notlarla da gezemiyorum tabii. ama özellikle iki-üç konuda üzülüyorum çünkü onun söylediklerini yapamadığımızdan çınarda olumsuz sonuçlar görüyoruz.
Birincisi bu bakugan, benten oyuncakları ve dünyası…sakın çizgi filmlerini izletmeyin, uzak tutun demişti aylar önce hatırlatmıştı. Ama biz çok önemsemeyip oyuncaklar da aldık, çizgi film de izlettik.şimdi çınar çok şiddet uyguluyor. Ordaki canavarlarla bütün gün özdeşleşip onlarla savaşıyor. Bize benimle savaşın diyor başka bir şey yok….zararlarını yaşadıkça görüyorsunuz. yaşı çok erken yani en azından ufak yaşlarda uzak tutmalı yoksa büyüdükçe yapacak pek bir şey zaten kalmayacak…belki bir şeyin ilgisini çekip onunla ilgilenmesi hoşuma gitti en azından kendime biraz boşluk bırakabildim. ayrıca çok seviyor, hoşuna gidiyor diye de pek birşey yapmadık. Bile bile hoş olmadığını, yanlış olduğunu…tabii doktor ziyaretimizden beri tv'de oyuncakları yok ettik. kız çocuklar bu konuda daha şanslı sanırım. Böyle şiddet içeren, çocukları “uçucam ben” dedirten kahramanları yok herhalde…
İkinci konuda bez olayımız. Henüz çınar bezi bırakmadan bize let’s go külot alıp giydirin gibi demişti doktorumuz. Bez fikrinden uzaklaşsın…ama biz almadığımızdan öylece halen bu sorunumuz devam ediyor. Gündüz bezimizi bıraktık ama gece beze devammmm….
Ayrıca ceza konusuna pek sıcak bakmıyor doktorumuz. Fazla ceza vermeden, alıştırmadan dikkatini başka yöne çevirerek inadından, sinirinden vazgeçirmeyi öneriyor. Ceza olarak diğer aylarda yazmıştım; sandalyede yaşıyla orantılı oturma cezası vardı. Ama biz bunlardan çok kızarak fazla tepki gösteriyoruz. çünkü kendini kaybediyorsun sakin kalamıyorsun bir süre sonra…
Yaptığımız hataları bilipte doğrusunu uygulayamamak gerçekten çok üzücü… düşünüyorum da çınar çok olgun, akıllı, anlayışlı bir çocuk…onunla yeteri kadar oyun oynayıp, ilgilenebilsek böyle olmaz herhalde. yanlış davranışlarımız onu bizim istemediğimiz şeyleri yapmasına neden oluyor. Çok karışık bir durum. böyle yazınca sanmayın ilgilenmiyoruz. çocuklar da çok doyumsuz tabii sabah 7'den akşam 10'a kadar aralıksız oyun oynamak istiyor. tabii buna da ne güç ne enerji yetiyor. Hep kendimi suçlayıp yükleniyorum. sadece çocuk değil ki üstelik sorumluluklarımız. işte çoğu zaman yorgunluk, zamansızlık, sabırsızlık hepsi bir arada oluyor çalışan anne babalarda. Sonuçları bu şekilde… çok üzülüyorum… sanırım Üstün hocanın dediği gibi önemli olan hataları görmek ve bir daha yapmamak…elimizden gelenin en iyisini. zararın neresinden dönülürse…
doktorumuzun söylediğine göre Ankara'da sınır koymayla ilgili ailelere eğitim veren gruplar açılacakmış. çok güzel esasında. birkaç aile birarada çocuğunun yaptığı hareketleri, şikayetlerini anlatacak ve tartışılacak. hatta başedemediğiniz durumlarda çocuğunuza çaktırmadan yaptığı davranışları videoya alıp getirip üstünde konuşulacak. bazen gerçekten nasıl davranacağımızı bilemiyoruz. bence çok hoş ve faydalı bir eğitim olur. herkes paylaşır, hem rahatlar hem de farklı yöntemler görür...şu yapamadığımız sınır koymayı da belki örneklerle daha iyi pekiştirir başarılı oluruz....

2 yorum:

  1. sitenize bayıldım yakından takip ediyorum. Benim üç yaşında ve 6 aylık iki oğlum var.

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler...uzun zamandır bebeğimden dolayı yazamıyorum.ama devam edeceğim...önerilerinizi bekliyorum...

    YanıtlaSil