İki ergenle yaşam

1 bebek, 1 çocuk 1 bebek derken şimdi iki ergenle birlikteyim. Hepsi sanki birden bire oldu. 10 yıl içinde. Anne olunca sanki öncesi yok gibi. Onlarsız hayat nasılmış inanın çok az hatırlıyorum. Kendi çocukluğum, ergenliğim, gençliğim, bekarlığım yokmuş gibi. Çocuklarınızla yıllarınız o kadar yoğun geçiyorki sanki onlar hep varmış ya da ben onlarla var olmuş gibi hissediyorum. Annelik çocuklarınla bir olduğun, birbirine karıştığın bir dilim. En azından onlar bebek ve çocukken. Ergenlikle bağımlılık bağlılığa dönüşmeye başlıyor tabii. Özgür birey olmaya başlıyorlar. Uzaklaşıyorlar, bağımsızlaşıyorlar. Size de izlemek kalıyor. 

Çocuklarımız. Ebeveynler için bir dönüm noktası bence. İnanamadığım ise onların yetişkin olmaya hızlıca yol almaları. Yaşam böyle bir döngü işte. Bir tanıdığım, oğlun 14 yaşına geldi mi unut onu demişti. Ne doğruymuş. Çocuklar için hayat bilgisayar, telefon ve arkadaştan ibaret. TAB diyebiliriz kısaca. Hayatımızı dolduran üç şey. Şimdi ev dönemindeyiz. Hiç evden çıkmak istemiyorlar. Arkadaşlarla bile telefon ve bilgisayardan iletişim. Sonra da eve girmek istememe dönemi başlıyormuş. Hele de kız erkek arkadaşları olursa eve girmeleri zor oluyormuş. 

Nil henüz 10 yaşında ama bu çağın erken ergenlik gelişimine uydu malesef. Tam ergen olamadı çocuklukla ergen arasındaki o karmaşık dönemde. Fiziksel olarak ergenliğe adım atsa da ruhsal olarak hala çocuk. Bebekleriyle oyun oynamayı seven, saatlerce oyuncaklarıyla hayal aleminde gezebilen bir kız çocuğu o. 

Velhasıl insan zor büyüyor. Çok zor ve karmaşık bir canlı. Çok uğraş ve emek istiyor. Ama sorunsuz, mutlu, mükemmel biri yetiştirmek imkansız sanırım. Ne kadar sağlıklı, pozitif de olsan, herşeyine dikkat de etsen geçmişin, genetiğin, ataların izleri de çocuklarınıza yansıyor. Tabii sonra da çevrenin ve arkadaşlarının izi. Yani söyleyeceğim ne yaparsak yapalım mükemmel birey yetiştirmek zor. Bu da gayet normal. Onlar da bizler gibi hayatı deneyimleyerek öğrenecekler. 

Bizim ergenlikte yaşadığımız başlıca değişimler; boy uzaması, sivilceler, kepek ve huyları oldu tabii.  Sivilce ve kepek çok olunca cildiyeye gittik. Özel losyonlar, kremler verdi. Ama en önemlisi beslenme dedi. Ivır zıvır, tatlı-şeker ve özellikle sütü azaltın dedi. Gerçekten bunları yaptık ve iyi geldi.  İkisi de hızla uzuyor. Çınar beni geçeli çok oldu, Nille aynı boydayız. 

Huyları değişiyor. Daha rahat bağımsız olmak istiyorlar. Daha sinirli ve asabiler. Atarları çok. Hiç birşey demeyeceksiniz, karışmayacaksınız onlara. 

Giyim tarzları da çok değişti. Geniş, rahat ve spor kıyafetler hep. Çınar pantolon asla gitmiyor. Nilde elbise, etek. İkisi de şort, eşofman, bol tişört ve sweatler. Nil ağbisinin gardrobuna dadanmış durumda. Erkek kıyafetleri daha çok hoşuna gidiyor. Gerçi pandemi de büyüklerde böyle giyer oldu. İş hayatı konseptleri bile değişti. Rahatlık hep ön planda.  

Artık kendileri yemeklerini ısıtıp yiyebiliyor. Yumurta, tost, makarna gibi kendi yiyecekleri kendi hazırlayabiliyor. Esasında birey olarak sizden bağımsızlaştıkları için artık çocuk bebek gibi yükleri olmuyor. Ama bu dönemde de kurslar başlıyor. İkisini de kurslara götürüp getirme telaşınız oluyor. Özellikle Nil henüz küçük yalnız gidip gelemiyor. Çınar otobüsle birçok işini halediyor. 

Sporu seviyor benimkiler. İkisi de basketbolcu. Müzik dinleyip, film izlemeyi. Sinemayı seviyorlar.  Netflix sağolsun. Öyle gezmeyi, sosyalleşmeyi sevmiyorlar. Sanırım birçoğu böyle. 

İlk kez bu sene kavgaları azaldı. Arada inatlaşıp didişselerde sonunda rahatladım. Kedi köpek gibi sürekli tartışıyorlardı, hiç anlaşamıyorlardı. 

Tabiyki teknolojiyi çok seviyorlar. Telefon, tablet, tv, oyun bilgisayarı, airpods, xbox, playstation, kulaklık, sanal gözlük gibi sürekli yenileri çıkan bir tüketim ortamında onlarda bunlardan yararlanmak istiyor. Çınarın hayali oyuncu odası yapmak kendine. Kocaman pc ler, led ışıklar, tv bir tarafta, konsollarla oyun oynayacak. 

Hayvan çok istiyorlar. Bende ama ilgilenmeleri konusunda endişelerim var. Kedi ya da köpek onlarda evde bir birey oluyor sonuçta. Birde onun sorumluluğu olacak. Kararsızım yani. 

Çınarın kitaplarla arası daha iyi. Güzel okuyor. Derslere gelecek olursak işte onlar kötü. Z kuşağı farklı düşünüyor, herşeyi sorguluyor. Ben farkediyorum ki hiç bizim sorgulamadığımız şeyleri düşünüyorlar. Mesela neden okula gidiyoruz, bu ders ne işimize yarayacak gibi. Biz biraz itaatkar nesildik. Yapılması gerekiyorsa yapardık. Sorgulamak, istememek gibi bir şansımız olmadığını bildiğimizden mi acaba? Ergenlik dönemimi hatırlamıyorum bile. Böyle bunalımlar yaşayıp asilikler yapabildikmi? Tabiyki hayır. 

Ebeveynler için zor bir dönem tabii. Çoğu konuda takıştığınız bir zaman. Çocuklar hormonlarıyla büyük değişimler yaşarken birde zorlu bir okul sınav dönemi var. Bir taraftan bişey demeyim diyorsun bir taraftanda gelecekleri mevzu bahis deyip endişeleniyorsun, uyarıyorsun. Ders çalış, ders çalış. İşte ilk çatışma bu. Sonra sağlıklı beslen uyarıları. Tabii odanı topla klasiğimiz var. Mutfak ve ev dağınıklıklarına uyarı bitmiyor. Onlarda duymaktan bıkmış durumda bende söylemekten. Karşı gelmedikleri, bana destek oldukları ve değişecekleri dönemi sabırla bekliyorum. Açıkçası büyüdüler diye umutlanmayın. Küçük çocuklar gibi evdeki işleri devam ediyor. 

Her zaman bebeklikleri, ilkokula kadar olan dönemleri özleniyor. Bende çok özlüyorum. 

Mutlu, sağlıklı ve topluma faydalı bireyler olmaları dileğiyle....

Hiç yorum yok