Cumbalı evler

Kim derdi ki birgün cumbalı evlerin içinde çalışacağım. Sağım solum harika perspektiflerle dolu olacak. Ahhhh yıllar öncesi ne ağlamıştım, ne üzülmüştüm. Cumbalı ev perspektifi çizemediğim için bir dönem okulum uzamıştı. Ama yetenekle girmedim ki ben bu bölüme diyordum. Antalya Kaleiçi gibi bir yere de götürmediler ki bizi o zamanlar. Görüp inceleyip çizseydik. Uygulamalı yani. Belki o zaman yapabilirdim😀



Nereden nereye…30 yıl önce böylesi bir yerde çalışacağımı nerden bilebilirdim ki? 
Gençlik işte, hayat o zamanlar daha hızlı ve enerjik. Yerinde duramıyorsun, herşey hemen oluversin istiyorsun. Okulun uzamasının o kadarda kötü bir şey olmadığını bilseydim.  Şimdiki aklım olsa İstanbul’da birkaç ay daha kaldığım için hiç üzülür müyüm? Biraz daha uzatmak için elimden geleni yapardım.

Kara kelemle cumbalı evlerin ve sokakların perspektifini çizdiren, çok seven Hüseyin hocamız. Belki de hocamda benim gibi, o yıllarda o evlerin içinde yaşamak istemiştir.  Bende çok sevip beğeniyorum, oldum olası tarihi, eski, nostaljik olan şeyleri severim zaten. Özel konutlar, özel mimariler, el emeği işçilikler. Değerli bunların hepsi…

Antalya bu konuda çok zengin zaten. Her yer antik kent, tarihi yapılarla dolu. Korumak için fazlaca tescil yapmak durumunda kalıyoruz. Ormana’da düğmeli evleri var mesela. Harika tek kelimeyle.


Hayatımızda ne değişiklikler oluyor? Farkındalığımız önemli. Neler yaşadım, neden yaşadım sorgulaması yapmak lazım. Ama bu sanırım 40’lı yaşlara gelince yapılmaya başlanıyor. Ben tarihi geçmişi çok sevdiğim için buraya çekildim sanırım. Bu bölümde çalışmaya başladım. Ankara’da bunu neden yapmadığımı düşündüm mesela. Çünkü çocuklarım küçüktü, arazilerde dolaşacak durumum çok yoktu. Herşeyin bir zamanı var. Sabretmek beklemek lazım. Tevekküle  inanıyorum. Hayatı akışına bırakmak ve beklemek...Gönülden sevdiğin ve istediğin şeyler sana çekiliyor zaten…

Sadece çok iste ve zamana bırak…

Hiç yorum yok