çocuklar büyüyor...

Artık Çınar 9 yaşında. Geçen gün kolunda saati, kulağında mp4 çaları, ayağında kaykayı…Genç bir delikanlı gibiydi. Bazen insan inanamıyor. Daha bebekti diyorsunuz. dört tekerlikli kaykaydan 2 tekerlikliye geçtik. Nasıl da zor nasıl sürüyorlar anlamıyorum.Tekvandoyada başladık. Arada da zombi oluyoruz:))


Çocuklar büyüyor. Büyüdüklerini görmek her ne kadar hoş olsa da bebekliklerine özlem duyuyor ve zamanın hızla akmasına hayıflanıyorsunuz…
Nil de 5 yaşında oldu. Süslü mü süslü. Her yerine bir şeyler takıp takıştırıp çıkıyor dışarı. Her şeyi kahramanlı olacak, pembe olacak. İlk kez saçlarını kestirdik. Buna en çok ben sevindim. Eskiden kuaförde oturmazdı, saçına elletmezdi, şimdi saçına fön çektiriyor ve çekilirken uyuyup kalıyor. 
O da paten aldırdı kendine. Daha 5 yaşında başladık yani. Zaten bu kaykay, paten, scooter modası kaç senedir var. Çocukların en büyük aksesuarları gibi. Her yere de götürüyoruz. Avm lerde bile çocuklar onlarla dolaşıyor. 
Artık Nil hanım bale kursunada başladı. Bale kursları da o kadar çok ki. Biz Görsel baleye başladık. Kreş arkadaşımız oraya gidiyor da.  Ankara’nın en eski bale kursuymuş. http://www.ankarabaleokullari.com/  da diğerlerini görebilirsiniz. Hemen tütülü bale kıyafetlerimizi aldık. Evde hergün onları giyip dolaşıyoruz. Dansöz kıyafeti bile aldırdı.  
Yan komşumuzun kızıyla akşamları bir karıştırıyorlar ortalığı. Makyaj, parfüm, takı, topuklu terlikler, tokalar, kollarında çantaları. Aman Allahım diyorum. Tam kokoş oluyorlar. Kostüm kıyafetleri giyip, bir gülüşmeler. Bebekleri yıkamalar, saçlarını kesmeler...Öyle hoşlar ki o an kızamasam da sonradan odanın birbirine girdiğini, her şeyin dolaplardan aşağıya indiğini görünce kızıyorum tabii. Bir de 2-3 kutu tokasından sabah saçına takacak kutu bulamıyoruz. Bir bakıyorum ne kadar bebeği varsa hepsinin kafasında 3-5 toka, takmış takıştırmış, bize toka kalmamış:))) 


İki kardeş arada kavga ediyorlar, arada da bir olup bize karşı koalisyon yapıyorlar. Her halleri videoluk. Komikler, şirinler. Ağbi kardeşini yönlendirmeye çalışıyor. Yaptırmak istediklerinde nili aracı olarak kullanıyor. Nil de ağbi ağbi diye kuyruğu gibi peşinden hiç ayrılmıyor.  
Çocuklar hayvanla yaşamaya alışsınlar, sevsinler diye eve yavru kedi aldım. Ama maalesef Nil korktu çünkü kedi evin içinde uçuyordu nerdeyse. Yanımızdan nasıl geçtiğini anlayamadığımız için çocuk tedirgin oldu. Çok hareketli ve oyun istiyordu. Ve almamızla ayrılmamız bir oldu. Oysa ki çok sevimli ve güzeldi. Her ne kadar isteyip istemediklerini sorduğunuzda istiyorum desede siz çocuklara çok aldanmayın. Sanırım öncelikle bir dışarıda yoklamak lazım. Hayvanlardan korkup korkmadığına bakmak gerekli.Ve çok sevmeleri....
bu bizim lokum...adını nil koydu...

Yıllar aşağıdaki satırlar gibi hızlıca gidiyor ve bize çocuklarımızın büyümesini izlemekten başka bir şey kalmıyor. Sanırım 40 yaş sendromuna girdim:))) Bir sonraki yazımda bunu yazacağım. 

Bir sabah saçlarımı okşayıp da rüzgar, 
İzlerini sürüp de gidecek beyaz beyaz.. 
Ve güneş aynaya baktığımda çizgilerden, 
Yeni bir yüz gösterecek üzülerek biraz. 
Yok olamaz dur, 
Dur gidemezsin, 
Gözlerimin rengi dur, 
Bulutlara dönemezsin. 
Yok alamazsın, 
Beni deli zaman dur, 
Ömrüme o kurşuni renkleri süremezsin..

1 yorum:

  1. Onların büyümelerini izlemek çok keyifli, ama tadını çıkarabilmemiz için zamanın biraz daha yavaş akması gerektiğini düşünüyorum :) İyi ki varlar.

    YanıtlaSil