akçakocadan...

Gerçekten Ankara’ya en yakın deniz burası sanırım. Kaç senedir gitmek istiyordum. Düzce'ye bağlı Akçakoca’ya Ankara’dan 2,5 saat normal hızda varıyorsunuz.
Gittiğiniz yerlerin gezilecek, özel yerlerini bilmek çok önemli. Eğer bilmiyorsanız hem yorulup keyif alamıyorsunuz hem de güzel yerleri kaçırmış oluyorsunuz. İlk gittiğimiz gün epey sıkıntı yaşadık pek beğenmedik. O kadar internette girip incelemem, yerlere bakmama ve yorumları okumama rağmen.
Zaten şehir virane gibi, pek sevimli görünmüyor. Binalar eski, bakımsız…hiç yeni yapılaşma yok yani gelişen bir bölgesi de yok. Kötü hoş görünmüyor. Özellikle deniz kenarı turistik bir yer için çok geri kalmış denebilir. Buna rağmen acayip kalabalık ve pahalıydı bu da dikkat çeken önemli bir ayrıntı. Sadece karadenizin güzel doğası ve yeşilliği var.
Ama denizine bir şey diyemem. Çok beğendik. Sıcak ve temizdi. Gerçi hemen derinleşiyordu ama yine de çok güzeldi. Zaten karadenizin denizini akdenizden daha çok beğeniyorum. Hem tuzu az hem daha temiz….
yöresel bir şeyler vardır diye düşündük ama o da yoktu. Sadece fındık satılıyordu yol üstünde o da ankarayla aynı fiyata. Hatta buradan aldığım daha güzeldi diyebilirim.
Gittiğinizde aklınızda bulunabilecek yerler:
Vadi otel en iyi otellerden biri. Zaten önceden yer ayırtmanızda fayda var. Yoksa yer bulamıyorsunuz. Biz deniz kenarında hoş bir yer bakalım diye epey vakit kaybettik. 4 yıldızlı otellere girmedik zaten iki otel var onlarda da yer yoktu. onlar haricinde nerdeyse bütün otel, pansiyon vs. hepsine baktık hepsi çok eski ve kötüydü.
Vadi otel baktıklarımızdan sonra bize 7 yıldız gibi geldi. En azından klima vardı odalar genişti, kahvaltısı çok hoştu. Fındık bahçelerinin arasındaydı. Çınar’la fındık topladık. En azından trabzona olan özlemimi, köy hasretimi az da olsa giderdim.
Deniz olarak da Ceneviz kalesine gittik. Tepede bir yerdi. belediye de girişte ufak bir para alıyor. Aşağıya denize yürüyerek iniyorsunuz. Epey dik…ama çok ilkel şartlar var. Su yok, tuvaletler kötü. Yiyecek pek bir şey yok. Sadece denizi güzel. Mavi bayraklı zaten. Çok ufak bir koydu ama nasıl kalabalıktı.
Ertesi gün şehir merkezinde sahilde girdik. Buralar daha işlek, modern. En azından yeme-içme alternatifiniz daha çok…(ufak bir not:şezlong kiralama akdenizden daha pahalı…)Deniz burada da güzel. Bol deniz anası vardı bu arada…
deniz istiyorsanız yine de güzel gitmeye değer. Ama gezip görecek, otantik bir şeyler de arıyorsanız pek tatmin olamazsınız…
Yemek olarak da limanda balıkçılar var. Barınak balığa girdik, memnun kaldık. Ayrıca melen güççeği tatlısı meşhur. Güzel ben beğendim. Fındığı unla kavurup şerbetlemişler. Üstüne fındık ezmesi ve üstüne dondurma ile ikram ediyorlar. Hafif ve değişkti. (ufak bir not: genelde balıkçılar alkolsüzdü. 1-2 tane alkollü yer vardı.) biraz da sinek vardı. çok sıcaktı ayrıca. ankara da sıcak ama nemli yerlerde terler böyle her yerinizden şıpır şıpır akıyor, bayıltıyor...
Çınar akçakoca’da kendini aştı. Çoştu da çoştu. Tam bir su kuşu denizden çıkmadı hiç. Akşama pestili çıkmıştı artık. Ama oğlum epey yüzüyor, korkmuyor sudan hoşuma gidiyor.
Yinede eğer ortam değiştirmek, güzel bir denize girmek ve yakın bir yer arıyorsanız gidebilirsiniz.

1 yorum:

  1. Merhabalar ben bir akçakocalıyımm şehrimizi tarafsız birisinin ağzından dinlemek çok hoşş eksiklerimizi siz bizden daha iyi görüyorsunuz...

    YanıtlaSil